Ölüdeniz ve Kayaköy’deki sit alanlarına jeotermal sondaj kuyusu iznine karşı kampanya başlatıldı

-
Aa
+
a
a
a

İş insanı Abdulvahap Çelik’e izin ve ruhsat verilmesi üzerine  Fethiye Ekolojik Yaşam Derneği (FetDer) bir kampanya başlattı.

Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

Ölüdeniz ve Kayaköy’deki doğal ve arkeolojik sit alanlarına 6 adet jeotermal sondaj kuyusu açılması için iş insanı Abdulvahap Çelik’e izin ve ruhsat verilmesi üzerine Fethiye Ekolojik Yaşam Derneği (FetDer) bir kampanya başlattı. Change.org/OludeniziKoru adresindeki kampanya, ruhsatın iptalini talep ediyor ve Çevresel Etki Değerlendirmesi aşamasında ilgili kurumları olumsuz görüş bildirmeye çağırıyor. FetDer, kampanya metninde, jeotermal sondaj sırasında oluşabilecek tehditlere değiniyor: “Buhar ve karbondioksit salımı, zemin oturması ve çökme, gürültü, patlama ve fışkırma, eriyikte bulunan arsenik, bor, siyanür, kükürt, nikel, kurşun, kobalt, kadmiyum, krom ve mangan gibi tehlikeli kimyasalların yer üstüne deşarjı, kabuklaşma önlemek için kullanılan sülfürik asit gibi kimyasalların salımı gibi sorunlar oluşabiliyor. Sondaj sonrası Jeotermal enerji tesisin işletilmesi süresince ise karbondioksit emisyonları, jeotermal sıvının ekstraksiyonu nedeniyle arazinin çökme riski, doğrudan akarsulara deşarj yoluyla yoğun su kirliliği, asit yağmurları nedeniyle toprağın, ağaçların, tarımsal ürünlerin, göller ve akarsuların olumsuz olarak etkilenmesi şeklinde yaşam döngüsüne ve küresel ısınmaya etkileri bulunuyor.” Tüm bu nedenlerle Ölüdeniz Çevresinde jeotermal sondajı yapılmaması gerektiğini savunan FetDer, kampanyayı okuyanlara şu ifadelerle sesleniyor: “Bu coğrafyada yaşayan bizler, bu cennetin yok edilmeden gelecek nesillere taşınmasını istiyoruz. Bu yüzden her noktası birbirinden değerli, senede 1,5 milyon turistin geldiği, Özel Çevre Koruma Bölgesi olan bu cennetin göz göre göre yok edilmesini seyretmeyeceğiz.” Siz de bu kampanyaya destek vermek isterseniz Change.org/OludeniziKoru adresini ziyaret edebilirsiniz. 

"Ağaç kesim projesi iptal edilsin"

Muğla Çevre Platformu’nun, Ula ilçesi sınırlarındaki Çıtlık Ormanları’nda ağaç kesimi projesinin iptal edilmesi için yürüttüğü kampanyadaki 30 binin üzerinde imza, Orman Genel Müdürlüğü’ne teslim edildi. Muğla Çevre Platformu, Change.org/citlikormanlari adresinden imza atanlara gönderdiği emailde bu haberi şu şekilde duyurdu: “Değerli destekçilerimiz, Kampanyamızda eriştiğimiz başarıyı daha önce sizlerle paylaşmıştık. Mücadelemiz sonuç vermiş ve Çıtlık-Taşkesiği mevkiinde başlatılan ağaç kesimi durdurulmuş ve kesim sahasını işaretleyen tüm levhalar kaldırılmıştı. Ancak Taşkesiği Endüstriyel Plantasyon Projesinin iptal edildiği resmen açıklanana kadar mücadelemize devam edeceğimizi de belirtmiştik.  Sizlerin olağanüstü desteği ile kısa sürede 33.655 imza topladık. Bu güçlü desteğinizi de arkamıza alarak talebimizi muhatabımız Orman Genel Müdürlüğü'ne teslim ettik. Bundan sonra verilecek resmi cevabı bekleyeceğiz ve elbette sizlerle yeniden paylaşacağız. Çok umutluyuz. Güçlü kamuoyu desteğimiz ile bunu başaracağımıza inanıyoruz. Elbette mücadelemiz yalnızca imza kampanyası ile sınırlı değil. Gerekirse hukuki yollara başvurma konusunda da hazırlıklarımızı yapıyoruz. Sürecin daha fazla sosyal ve ekolojik tahribata neden olmadan, aklın ve vicdanın hakim geleceği şekilde sonuçlanmasını diliyoruz. Sağlık, sevgi ve dayanışma ile kalın.” Kampanyayı daha da güçlendirmek isterseniz Change.org/CitlikOrmanlari Adresinden imzanızı ekleyebilirsiniz. 

"Alavara Koyu'nun sit derecesi düşürülmesin"

Muğla Çevre Platformu Datça Meclisi tarafından başlatılan kampanya, Datça’da Alavara Koyu’nun sit derecesinin düşürülmesine karşı çıkıyor. Change.org/DatcaAlavara adresindeki kampanyaya kısa sürede 5 binin üzerinde kişi imza attı. Muğla Çevre Platformu’nun en büyük endişesi, bu kararla birlikte bölgedeki doğal hayatı ortadan kaldıracak yapılaşmanın önünün açılacak olması. Kampanya metninde, bölgenin önemine şu ifadelerle değiniliyor: ‘’Datça-Emecik-Alavara Mevkii, bütünü Özel Çevre Koruma bölgesi olan Datça Yarımadası’nın, doğal hayatın sürekliliği ve biyolojik çeşitlilik açısından korunması gereken en önemli alanlarından biri. Dar, uzun bir coğrafi yapıya sahip yarımadanın hemen her noktası, yaban hayatının mekânsal sürekliliği açısından vazgeçilmez öneme sahip.'' İlan edilen sit kararında “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak belirlenmiş olan alanın sınırlarının mevcut tapu parsel sınırlarına uygun biçimde belirlendiği görülmekte olup, doğal yaşamın ve biyoçeşitliliğin insan yapımı parsel sınırlarıyla belirlenemeyeceği son derece açık. Koruma-kullanma ilke kararındaki Sürdürülebilir Koruma alanlarında yapılabilecek yapı ve tesisler göz önüne alındığında, söz konusu kararın, belirtilen alanda doğal hayatı, bunun sürekliliğini tümüyle ortadan kaldıracak bir yapılaşmanın önünü açacağı kuşkusuz.” Kampanyanın talebi:  Kararın  iptal edilmesi, Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım alanı statüsüne yer verilmeyen, Nitelikli Doğal Koruma Alanı ve Kesin Korunacak Hassas Alan statülerine göre düzenlenmiş yeni bir karar alınması ve ilan edilmesi. Bu kampanyaya imza atmak isterseniz Change.org/DatcaAlavara adresini ziyaret edebilirsiniz. 

Bir kampanya da rehabilitasyon için

İsmail Akpınar’ın başlattığı kampanya, Balıkesir’de kapanan Havran Tepeoba bakır ve molibden madeni alanının eski haline getirilmesini yani rehabilite edilmesini talep ediyor. Change.org/Tepeoba adresinde yer alan kampanyada İsmail Akpınar “Şirketin, ciddi bir maliyet getirecek olan rehabilitasyon işleminden ve bu sorumluluğundan kaçmaması için bizler de takipteyiz” diyor. Rehabilitasyon kapsamında atık havuzunun doldurularak ve üzerine nebati toprak serilmesi ve ağaçlandırılması bekleniyor. İmzalarınızla bu kampanyaya destek vermek isterseniz Change.org/Tepeoba adresini ziyaret edebilirsiniz.