Okyanus tabanının beşte birinin haritası çıkartıldı, 10 yıl içinde tamamlanacak

-
Aa
+
a
a
a

Yetkililer yaptıkları açıklamada okyanusun beşte birinin haritasını çıkardıklarını söyledi.

Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

Okyanus tabanını 2030 yılına kadar haritalandırma projesi koronavirüs krizine rağmen devam ediyor. Yetkililer yaptıkları açıklamada okyanusun beşte birinin haritasını çıkardıklarını söyledi. 293 milyon kilometrekarelik alan ise keşfedilmemiş durumda.  Bilim insanları okyanus tabanının topografyasının Mars, Merkür veya Venüs‘ün yüzeylerinden daha az tanındığını ve deniz tabanının derinliğini ve şeklini çizmenin okyanusların dünyanın iklimi üzerindeki etkisini anlamaya yardımcı olacağını söylüyor. Elde edilen bu veriler, deniz ekosistemleri ve deniz yaşamı hakkında edinilen bilgilerin yanı sıra gelecekteki gıda tedariği zinciri hakkında da insanlığı sahip olduğu bilgiyi artıracak hayati bir öneme sahip. Kapsamlı bir harita üretmek için mevcut tüm verileri bir araya getirmek için çalışan Seabed 2030, yaptığı açıklamada proje başladığında yüzde altı olan haritalanan alanın, şu anda yüzde 19’a yükseldiğini söyledi. Proje yöneticisi Jamie McMichael-Phillips, Dünya Hidrografi Günü için Reuters’e yaptığı açıklamada, “Gelecek yıl boyunca, Covid-19 kısıtlamaları da ortadan kalktıkça anketlerden, gemi geçişlerinden ve kalabalık kaynaklardan gelen yeni verilerle benzer düzeyde bir ilerleme öngörüyoruz” dedi.

Arktik Okyanusu için uyarı

Bilim insanları, iklim değişikliği nedeniyle Arktik Okyanusu’nun asitlenmesi sonucu kabuklu deniz hayvanlarının yok olabileceği uyarısında bulundu. Araştırmacılar, Arktik Okyanusu’nun gelecek 80 yılda beklenenden daha fazla karbondioksit emeceğini ve bunun da suyun asitlik derecesini artıracağını ortaya koydu. Asitlik derecesinin artması kabuklu deniz hayvanları, deniz kestanesi ve deniz kelebekleri gibi organizmaların iskelet ve kabuklarını eritebileceğinden dolayı bu türler yok olabilir. Arktik Okyanusu daha fazla karbondioksit emecek çünkü denizin derinliklerinde buna elverişli bir ortam bulunuyor.Bu durum, hava sıcaklığının düştüğü ve okyanus yüzeyindeki suların daha fazla tuzlu kaldığı zamanlarda meydana geliyor. Su bu şekilde daha yoğun oluyor ve batmasına yol açarak karbondioksitin okyanusun derinliklerine taşınmasına olanak sağlıyor. Bern Üniversitesi’nden Dr. Jens Terhaar, Nature dergisinde yayımlanan sonuçların Arktik Okyanusu’nun 21.yüzyılda önceki tahminlerden %20 daha fazla karbondioksit emeceğini ortaya koyduğunu belirtti. Asitlenme olayı muhtemelen 200 – 1000 metre aralığındaki derinliklerde meydana gelecek ve bu aralık pek çok deniz canlısının sığınma bölgesi olarak biliniyor. 

"Emisyonları azaltmak için teşvik gerekli"

Yeni bir rapora göre, insanlar karantina önlemlerinin gerektirdiği yaşam tarzı değişikliklerinin çoğunu, iklim acil durumuyla mücadele için sürdürmeye hazır. Bu durumda İngiliz hükümeti iklim krizine yönelik yeşil ekonomik iyileşme için geniş bir destek sağlayabilir. Evden çalışmak bunlar arasında popüler bir seçenek, ayrıca hükümet altyapı yatırımlarını ve düşük karbonlu sektörlere yönelik fırsatları yeniden düşünmeli. Rapor, İngiltere nüfusunu temsilen seçilen 108 üyeden oluşan İngiltere İklim Meclisi tarafından sunuldu. Meclis ayrıca hükümetin 2050 hedefine uygun olarak net sıfır karbon emisyonuna ulaşma seçeneklerini tartışarak gelecek iklim politikalarının şekillenmesine yardım ediyor. Her 10 üyeden sekizi hükümetin ekonomik iyileşmeye yardımcı olmak için aldığı önlemlerin net sıfıra ulaşmak için tasarlanması gerektiğini düşünüyor. Meclisin daha da büyük bir oranı ise -% 93– karantina hafifledikçe hükümet ve işverenlerin emisyonları azaltmak için yaşam tarzı değişikliklerini teşvik etmesi gerektiğini belirtti. Üyelerden biri “Eskisi gibi hareket etmek ve ekonominin ilerlemesi için ucuz petrol, ucuz seyahat, ucuz kıyafetler ve ucuz ürünler üreten fabrikalardan yararlanmak çok daha kolay olurdu. Ancak emisyonları azaltmak için teşviklere ve çevreyi gözetmeden iş yapan veya kuranlar için de cezalara gerek var” dedi.

Konya'da iklim değişikliği eylem planı devrede

Konya Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla hazırladığı “Konya İklim Değişikliği Eylem Planı” çalışmalarını başlattı. Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, iklim değişikliği ve küresel ısınmanın 21’inci yüzyıl dünyasının en büyük tehditlerinden birisi olduğunu belirterek, dünya hükümetlerinin ve yerel yönetimlerin geleceğimizi tehdit eden bu soruna karşı etkin şekilde mücadele etmesi gerektiğini söyledi. Tüm dünyayı derinden etkileyen koronavirüs salgını sürecinde çevre sorunlarının ve iklim değişikliği ile mücadelenin daha belirgin şekilde ortaya çıktığına dikkat çeken Başkan Altay şöyle konuştu: “Salgınla birlikte farkında olmadan da olsa çevreye yaptığımız pozitif katkıyı salgından sonraki süreçte de devam ettirmek zorundayız. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak uluslararası küresel iklim anlaşmaları doğrultusunda iklim değişikliği kriterlerini dikkate alarak Konya İklim Değişikliği Eylem Planı çalışmalarını başlattık. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın desteğini de alacağımız proje tamamlandığında Konya bu konuda da örnek bir şehir olacak.” Proje kapsamında Konya il sınırlarında devam eden endüstriyel, tarım, hayvancılık, enerji, trafik gibi faaliyetler ile su ve katı atık yönetimi, afetler ve diğer iklim parametrelerinin mevcut durum analizleri yapılacak. Bu faaliyetlerden kaynaklanan sera gazı emisyonları hesaplanacak ve iklim değişikliğine olan olumsuz etkileri azaltılmaya çalışılacak.