Nadir kuşları barındıran Brezilya'nın Pantanal bölgesindeki yangınlar sürüyor

-
Aa
+
a
a
a

Mavi Amerikan papağanı nüfusunun yüzde 15’ine ve dünyanın nadir görülen kuşlarına ev sahipliği yapan Brezilya’nın Pantanal bölgesi günlerdir söndürülemeyen orman yangınlarının etkisi altında.

Fotoğraf: Arara Azul Enstitüsü
Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

Mavi Amerikan papağanı nüfusunun yüzde 15’ine ve dünyanın nadir görülen kuşlarına ev sahipliği yapan Brezilya’nın Pantanal bölgesi günlerdir söndürülemeyen orman yangınlarının etkisi altında. Yangınların etki ettiği alanlardan biri ise 61 bin dönümün üzerindeki bir büyükbaş hayvan çiftliği ve kuş barınağı  oldu. Çiftliğin sahibi Ana Maria Barreto CNN’e yaptığı açıklamada “Onlarca yıllık aile işimi, yıllarca doğayı korumak için yaptığım emeğin bu şekilde sonuçlanması çok üzücü” ifadelerini kullandı. Yangının çiftliğin bitki örtüsünün yüzde 70’inden fazlasını yok ettiğini söyleyen Barreto, yangını “Eşi görülmemiş bir felaket” olarak tanımlıyor. Çiftlikte 700 ile 1000 arasında mavi papağan yaşadığını söyleyen Barreto “Dünyadaki bilinen en büyük özgür Amerika papağanı popülasyonu” dedi. Çevre koruma faaliyetleri yürüten Arara Azul Enstitüsü’ne göre mavi Amerikan papağanının dünyadaki nüfusunun 6 bin 500 civarında olduğu düşünülüyor. Enstitü başkanı Neiva Guedes, “Yangınlardan kaçmayı başarabilirler çünkü uçarlar. Ancak yakında yiyecekleri bitecek ve onları en çok etkileyeceğini düşündüğümüz şey bu durum” değerlendirmesinde bulundu.

İklim değişikliği 2000'le beraber ivme kazandı

İklim değişikliğine bağlı küresel ısınma, özellikle buzullar üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip ve buzulların erimesi dünya çapında milyonlarca insanı tehdit ediyor. Euronews’in haberine göre son 40 yıllık verileri analiz eden bilim insanları, 1980’lerde ve 1990’larda küresel ısınmaya bağlı yılda yaklaşık 450 milyar ton buz kaybedildiğini ama kaybın kar yağışıyla telafi edildiğini belirtiyor. Ancak raporda iklim değişikliğinin 2000’lerle beraber kazandığı ivmenin ardından artık buzul erimesinin yılda 500 milyar tona çıktığı ve yerinin karla doldurulamaz bir noktaya ulaştığının altı çizildi. 

İklim değişikliği nükleeri de etkiliyor

Bir kredi derecelendirme kuruluşunun yaptığı açıklamada, iklim değişikliğinin yakıt işleme, enerji ve buhar üretimi, bakım, güvenlik sistemleri ve atık işleme gibi nükleer santral operasyonlarının her yönünü etkileyebileceğini söyledi. Şirket nükleer santrallerin büyük su kütlelerine yakınlığının, güvenli çalışmayı sağlamaya yardımcı olan tesis ekipmanlarının zarar görme riskini artırdığını söyledi. Ayrıca ABD nükleer kapasitesinin yaklaşık 37 gigawatt’ının (GW) yüksek sel riskine maruz kalmasının beklendiğini ve 48 GW’ın ise iklim değişikliğinin neden olduğu artan ısı ve su stresine maruz kalınmasının beklendiğini belirtti. 

Asya Pasifik iklim krizinden daha fazla etkileniyor

Yayımlanan bir rapora göre, ölümcül ısı dalgaları, seller ve tayfunlar Asya Pasifik’te daha fazla görülmeye başlandı. Bu nedenle bölge dünyanın diğer taraflarına nazaran daha büyük bir iklim krizinin etkisi altında. Özellikle açık havada çalışan yüksek sayıda yoksul insanın bulunması, en kırılgan noktalardan biri olmanın başında geliyor. Rapora göre, 2050 yılına kadar, iş kaybı nedeniyle yıllık GSYH’de 4,7 trilyon dolar düşüş olabilir. Rapor, seragazı emisyonlarını kesmekte başarısız olup, dünyanın 2050 yılında 2 derece ısınması senaryosu üzerinden hareketle yazıldı. Açık havada yürütülen işlerin bitmesi, bu üç ülkede GSYH’nin %7’si ile %13’üne mâl olacak. Bu da kıta genelinde 2,8 trilyon dolarla 4,7 trilyon dolar arası bir kayba eşdeğer. 

İngiltere'de yasal olarak bağlayıcı hedefler

İngiltere, iklim değişikliğiyle mücadele, çevreyi iyileştirme ve ekonomiyi yeniden inşa etme çabalarının bir parçası olarak hava kalitesi, atık azaltımı, biyolojik çeşitlilik ve daha temiz su konularında yasal olarak bağlayıcı hedefler koyacağını açıkladı. Hedefler, geçen yıl tanıtılan ve mevcut ve gelecekteki hükümetleri çevresel iyileştirmelere odaklanmaya zorlayacak çevre tasarısının bir parçasını oluşturacak. Başbakan Boris Johnson, ülkenin ekonomisinin ikinci çeyrekte beşte bir oranında küçülmesine neden olan koronavirüs salgınından kurtulmaya çalışırken “daha yeşil bir ülke inşa etme” sözü vermişti. Çevre, Gıda ve Köy İşleri Dairesi yaptığı açıklamada, hava, atık, biyolojik çeşitlilik ve su olmak üzere dört alanda hedeflerin belirleneceğini söyledi. Çevre Koruma Dairesi adlı yeni bir çevre gözlemcisi, hükümetin hedeflere karşı kaydettiği ilerlemeyi yıllık olarak raporlayacak. 

Denizdeki beton duvarlarla ilgili soruşturma 

Muğla’nın Bodrum ve Milas ilçesinde, deniz tabanına yapılan ve su altı kameralarınca tespit edilen metrelerce uzunluğundaki beton duvarlarla ilgili soruşturma başlatıldı. AA’nın aktardığına göre Yalıkavak, Güvercinlik ve Pina Yarımadası‘nda deniz tabanına beton set çekildiği ihbarını alan Bodrum Belediyesi ile Bodrum Kent Konseyi yetkilileri, bahse konu alanlarda inceleme yaptı. Su altı kamerasıyla da tespit edilen görüntülerde, deniz altına metrelerce uzunlukta beton duvarlar çekildiği belirlendi. İhbar üzerine Bodrum ve Milas Milli Emlak Müdürlüğü yetkilileri bahse konu alanlarda incelemelerde bulunarak araştırma yaptı. Bodrum Kent Konseyi Başkanı Arif Yılmaz, yaptığı açıklamada, Bodrum Belediyesi ile ‘denizden bakış’ programı başlattıklarını ve uygulamalar gerçekleştirdiklerini kaydetti. İlçede deniz dibine duvarlar yapılmaya başladığını gördüklerini anlatan Yılmaz, “Bazı yerlerde mevcut duvarların yükseltilerek yeni alanlar kazanıldığını gördük. Bu böyle gidiyor. Denize yapılan bu işlemlerin acısını çok sonra çekeceğiz. Deniz dibi ölmeye başladıkça, kokular burnumuza gelmeye başladıkça çok pişman olacağız ama iş işten geçmiş olacak. Biran evvel yetkililerin bu konuya el atması lazım” ifadesini kullandı.