Kuyucuk Gölü Kuş Cenneti tamamen kurudu

-
Aa
+
a
a
a

Yapay adaya sahip, Doğu Anadolu’nun ilk Ramsar alanı ve Yaban Hayatı Geliştirme Sahası ile ilk Avrupa Seçkin Turizm Cenneti olan Kuyucuk Gölü Kuş Cenneti tamamen kurudu.

Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

Yapay adaya sahip, Doğu Anadolu’nun ilk Ramsar alanı ve Yaban Hayatı Geliştirme Sahası ile ilk Avrupa Seçkin Turizm Cenneti olan Kuyucuk Gölü Kuş Cenneti tamamen kurudu. 230’un üzerinde kuş türünün tespit edildiği göl, her yıl ekim ayının sonu kasım ayının ilk haftasında yaklaşık 40 bin göçmen kuşu ağırlıyordu. 1997 yılında 13 metre derinlikte olan göl, yanlış su kullanımı nedeniyle 2014 yılında kuruma noktasına geldi. Göle, çevreye yapılan gölet ve barajlarda biriken sular verilemedi, kalıcı bir çözüm bulunamadı. Göl beslenemediği için sıcak geçen yazla birlikte kalan su da buharlaştı ve bataklığa döndü. Su bulamadıkları için bölgeyi terk eden kuşlardan geriye ise, sadece ayak izleri kaldı.

39 ülkenin ekosistemleri kırılgan

Tüm küresel gayri safi yurtiçi hasılanın yaklaşık yarısı (42 trilyon ABD doları civarı), doğal dünyanın sağladığı ürün ve hizmetlere bağımlı. Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Endeksi şeklinde adlandırılan rapor, dünya ülkelerinin beşte birinin şu an kırılgan bir ekolojik zemin üzerinde durduğunu; karasal alanlarının üçte birinden fazlasının insan faaliyetleriyle bozguna uğradığını gösteriyor. Bu durum, ekosistemleri çökme tehlikesi geçiren 39 ülkenin varlığına işaret ediyor. 

Elektrik kabloları için çok sayıda çam ağacı kesildi

Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesine bağlı Oğulcuk köyünde çok sayıda çam ağacının kesildiği belirlendi. Ağaçları kestiği öne sürülen elektrik dağıtım şirketinin yetkilileri, köylülerin tepkisi üzerine bölgeyi terk etmek zorunda kaldı. Oğulcuk köylülerinin 20 yıl önce elleriyle diktiği çam ağaçları, kimseye haber verilmeden kesildi. Şirket yetkililerinin sorumlusu olduğu iddia edilen katliamın gerekçesinin ise “Elektrik kablolarına güvenlik koridoru açmak” olduğu belirtildi. 

Ünye'de maden şirketin tepki büyüyor

Ordu’nun Ünye ilçesinde sondaj yapmaya gelen maden şirketlerine karşı bölge halkının tepkisi sürüyor. Ünye’ye bağlı Yeşilkent, Çiğdem ve Üçpınar köylerinde altın madeni aramak için sondaj çalışması yapan şirket görevlilerini köylüler iki kere bölgeden çıkardı. Altın madenlerinin zararlarını Fatsa’da gördüklerini söyleyen bölge halkı, kendi köylerinde de yapılmak istenen altın madeni çalışmalarına karşı mücadele edeceklerini belirtti. Madenin bölgedeki tek geçim kaynağı fındığa zarar vereceğini ifade eden 85 yaşındaki Yeter Kılbacak, “Köyümüze kimseyi almıyoruz. İstemiyoruz, gelemezsiniz, giremezsiniz. Bizim her şeyimiz var. Çocuklarımız, bağımız, bahçemiz var, hepsi etkileniyor. Biz burada yaşıyoruz. Siz geldikten sonra yaşayamayız” dedi. Aile büyüklerinin 1924 yılında Yeşilkent köyüne yerleştiğini ifade eden 71 yaşındaki Ali Yankuncu, “Bu doğayı biz kimseye kirletemeyiz. Bizim sadece Karadeniz mahsulü bir fındığımız var. Bu fındıktan da elimizden giderse biz ne yapacağız bu memlekette? Şu yeşillik yok olduktan, çocuklar sulardan zehirlendikten sonra hiçbir değeri yok” dedi. Bölgede madene karşı kimseye izin vermeyeceklerini vurgulayan Yankuncu, “Gece gündüz toprağımızda yatacağız, nöbet tutacağız ama yine de vermeyeceğiz” diye tepki gösterdi. 

Kuru mama endüstrisi sera gazı saçıyor

Independent’ten Umut Can Yıldız’ın çevirisinde, yeni bir araştırma, kedi ve köpeklerin kuru mamaları için her yıl İç Anadolu Bölgesi’nin 3 katı, Türkiye’nin de üçte ikisi büyüklüğünde tarım arazisi kullanıldığını gösterdi. Edinburgh Üniversitesi’nden araştırmacılar, evcil hayvan mamalarının karbon ayak izini araştırdı ve bu endüstrinin her yıl Mozambik ve Filipinler gibi bazı ülkelerden daha fazla sera gazı saldığını ortaya koydu. Üniversitenin öncülük ettiği proje, evcil hayvanlar için mama üretiminin küresel çevresel etkisi açısından ele alındığı ilk örnek oldu. Araştırma ekibi, dünya çapında evcil hayvan mamasındaki talep artışının, küresel gıda sisteminin sürdürülebilirliğini arttırmayı hedefleyen girişimlerce dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Ekip, küresel mama satışlarının üçte ikisini elinde tutan ABD ve Avrupa’daki 280’den fazla kuru mamanın içeriklerini analiz etti. Bunun sonucunda kuru mamaların yaklaşık yarısının mısır, pirinç ya da buğday gibi tahıllardan oluştuğunu, kalanının da balık gibi hayvan ürünleri içerdiği ortaya çıktı. Ekip daha sonra bu bilgileri ilgili içeriklerin üretimlerinin çevresel etkilerine dair verilerle bir araya getirdi. Araştırmacılar, hayvan yemi satışlarının yüzde 95’ini oluşturan, kedi ve köpek için üretilen kuru mamalar için her yıl kabaca 49 milyon hektarlık (490 bin kilometre kare) tarım alanı kullanıldığını aktardı. Bunun yanında kuru mama üretimindeki yıllık sera gazı salımının 106 milyon ton karbondioksit olduğu hesaplandı. Araştırmacılar bu salımı ülkeler düzeyinde değerlendirdi ve dünya sıralamasında 60. sıraya denk geldiğini ifade etti. Öte yandan, yeni araştırma yalnızca kuru mama üretimine odaklanıyor. Bu nedenle endüstrinin toplam etkisinin daha fazla olacağı belirtiliyor.