Kültür mirası Beypazarı'na 18 kilometre uzaktaki köye kalker ocağı tehdidi

-
Aa
+
a
a
a

Kültür mirası Beypazarı’na 18 kilometre uzaklıktaki Doğanyurt köyü kalker ocağı tehdidi altında.

Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’den UNESCO Dünya Mirası Geçici listesine alınan beş varlıktan birisi Ankara’nın Beypazarı ilçesi oldu. Kültür mirası Beypazarı’na 18 kilometre uzaklıktaki Doğanyurt köyü ise kalker ocağı tehdidi altında. Ancak Doğanyurt köylüler bu günlerde yapımı planlanan kalker ocağına karşı mücadele ediyor. Kalker ocağına verilen ruhsatın iptali için geçtiğimiz günlerde Doğanyurtlular Derneği ve yurttaşlar tarafından dava açıldı. Bölgenin özellikle yaban yaşamı varlığı ve fosil ormanlar nedeniyle sit alanı ilan edilmesi için de başvuru yapıldı. 94,5 hektar olan ruhsat alanının 87,15 hektarı mera alanı olması ve mera alanlarında madencilik faaliyetleri ile ilgili yasal düzenlemeler gerekçe gösterilerek kalker ocağı için verilen ruhsatın iptali istendi. 

IRENA'dan yeni rapor

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA), Küresel Ölçekte Yenilenebilir Enerjinin Görünümü Raporu‘nu yayınladı. Rapor,  yenilenebilir enerjiye dayalı enerji dönüşümünü desteklemenin, 2050 yılına kadar ekonomik büyüme sağlayabileceğini, milyonlarca yeni istihdam yaratabileceğini ve insan refahını yükselteceğini ortaya koyuyor. Buna göre, ekonomilerin kapsamlı şekilde karbondan arındırılması stratejilerinin, yaklaşık 130 trilyon dolarlık enerji yatırımı gerektiriyor. Ancak bu büyük ölçekli yatırım önemli sosyo-ekonomik kazanımlar yaratacak. Yenilenebilir enerji sektöründe yaklaşık 42 milyon yeni iş yaratılması sonucu mevcut seviyesinin dört katına çıkan istihdama, enerji verimliliğinde 21 milyon ve sistem esnekliği kapsamında 15 milyon yeni iş eklenebilir. IRENA’nın Genel Direktörü Francesco La Camera raporla ilgili şunları söyledi: ‘’Kriz, mevcut sistemin temelindeki kırılganlıkları ortaya çıkardı. Bu raporu, kısa vadeli ekonomik iyileştirme programlarını, Paris Anlaşması ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri‘nin orta ve uzun vadeli hedefleriyle uyumlu hale getirerek, daha sürdürülebilir, adil ve dayanıklı ekonomiler inşa etmenin yollarını gösteriyor.’’ Raporda ayrıca net sıfır emisyon hedefine ulaşmayla ilgili kapsamlı bir yol haritası sunuluyor. Başta yeşil hidrojen ve son kullanıcı ürünlerinin elektrifikasyonu olmak üzere belirlenen beş adet teknoloji önceliğine yatırım yapılarak, ağır sanayi ve yüksek karbonlu sektörlerde fosil yakıtların yenilenebilir enerjiyle ikame edilebileceği, dolayısıyla emisyon azaltımı sağlanacağı ortaya konuluyor. Rapor, düşük karbonlu yatırımların, yatırım maliyetlerinin hızla üzerine çıkan finansal performans sağlayacağını gösteriyor. Özellikle sağlık ve çevresel etmenler gibi dışsallıklarda oluşacak düşüş, yatırım maliyetlerinden sekiz kat daha fazla tasarruf sağlayabilir. Rapor aynı zamanda, dünyadaki on farklı bölgede, enerji ve sosyo-ekonomik dönüşüm senaryolarını inceliyor. Yenilenebilir enerjinin Güneydoğu Asya, Latin Amerika, Avrupa Birliği ve Sahra Altı Afrika’da 2050 yılına kadar toplam enerjinin yüzde 70 ila 80’ini karşılaması öngörülüyor.

Salgın nedeniyle elektrik talebi azaldı

Tüm dünyada etkisini sürdüren yeni tip koronavirüs nedeniyle birçok Avrupa ülkesinde uygulanan karantinadan kaynaklı ekonomik faaliyetler daralırken, salgının etkisi elektrik taleplerine de yansıdı. AA’dan Nuran Erkul Kaya’nın haberine göre Avrupa Elektrik İletim Sistemi İşleticileri Birliği verilerinden derlediği bilgilere göre, martın ikinci haftası itibarıyla ilk olarak İtalya’da düşmeye başlayan elektrik talebinde, ay sonunda diğer ülkelerde de görüldü. Buna göre, 30 Mart – 5 Nisan haftasını kapsayan dönemde, İtalya‘nın elektrik talebi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26 azalarak Avrupa kıtasındaki en büyük talep düşüşü olarak kayıtlara geçti. Talepteki düşüş kömür ve doğalgazdan elektrik üretimini ciddi oranda azaltacak çünkü azalan elektrik talebinin karşılanmasında maliyetsiz oldukları için öncelikli olarak rüzgar, güneş, hidroelektrik ve nükleer santraller kullanılıyor. Bu yüzden, elektrik talebinde yüzde 10-20 düşüş, fosil kaynaklardan üretilen elektrikte çok daha büyük bir azalma anlamına gelebilir.

Sıfır Atık Projesi başlatıldı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyayı etkisi altına alan iklim kriziyle mücadele kapsamında 2017’de Türkiye’nin en büyük çevre hareketi olan Sıfır Atık Projesi’ni başlattıklarını söyledi. Kurum, uygulamanın 35.000 kurum ve kuruluşta hayata geçirildiğini ifade etti. Bakan Kurum, “Sağladığımız tasarrufla 3192 ağacın kesilmesini önledik, 41 ton seragazı salımını engelledik” dedi. -Ancak bu rakamlar düşük.- Bakan Kurum, Resmi Gazete’de yayımlanan kararla yerel yönetimlere Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı ile İklim Değişikliği Dairesi Başkanlığı ve şube müdürlükleri kurulması talimatını verdiklerini söyledi.

'Koronavirüs atıksularda birkaç gün yaşıyor'

Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şubesi, Covid-19 salgınını su ve atık sular açısından değerlendiren bir rapor hazırladı. Raporda, koronavirüsün atıksularda, canlılığını birkaç saatten birkaç güne kadar sürdürebildiğine dikkat çekildi. İstanbul’da kentsel atıksuların yüzde 68’i sadece ön arıtmadan geçirilerek boğaza bırakılıyor. Bazı atık sular peyzaj bitkilerinin sulamasında kullanılırken bazı kentlerde ise kanalizasyon suları sulama amaçlı kullanılıyor. Bu durumun virüslerin insana taşınmasında önemli risk oluşturduğuna dikkat çeken ÇMO, bu işlemlerin su ve atıksu yönetimlerince engellenmesi gerektiğine dikkat çekti.