Koronavirüse karşı kullanıp atılan günlük gaz maskeleri Hong Kong plajlarında birikiyor

-
Aa
+
a
a
a

İnsanların yeni tip koronavirüse (Covid-19) karşı önlem olarak kullandığı ve attığı günlük yüz maskeleri Hong Kong’un plajlarında ve su yollarında birikmeye başladı. 

Fotoğraf: Yeşil Gazete
Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

İnsanların yeni tip koronavirüse (Covid-19) karşı önlem olarak kullandığı ve attığı günlük yüz maskeleri Hong Kong’un plajlarında ve su yollarında birikmeye başladı. Çevre örgütleri, bu atıkların deniz ve yaban hayatı için büyük tehdit oluşturduğu uyarısında bulunuyor. Virüsün ortaya çıktığı tarihten bu yana Hong Kong’da toplam 132 kişiye virüs tanısı konuldu. Bu kişilerden ise dördü hayatını kaybetti. 7.4 milyondan oluşan şehrin çoğunluğu virüsten korunmak amaçlı tek kullanımlık yüz maskeleri takıyor. Daily Mail’de yer alan habere göre, düzgün bir şekilde bertaraf edilmesi gereken bu atıklar bunun yerine kırsal yaşamda veya denizde her zamanki plastik torba ve çöp yığınlarının arasında karışıyor. Bu durumun yol açabileceği tehlikeye dikkat çeken çevre örgütleri ise çevre probleminin yanı sıra salgın riskinden de endişe ettiklerini söylüyor. Oceans Asya çevre grubunun kurucusu Gary Stokes, Hong Kong bölgesinde bulunan ve izole konumuyla bilinen ıssız Soko adalarında 70 maske bulduğunu söyledi. Bir hafta sonra adayı yeniden ziyaretinde 30 yeni atık maske daha bulduğunu açıklayan Stokes, “Bu bizim için oldukça endişe verici bir durum” dedi. Şehirdeki diğer sahillerde de benzer durumlar yaşandığını kaydetti. Hong Kong’da ‘Plastiksiz Deniz’ grubu kurucusu Tracey Read, maskelerin bir plastik türü olan ve doğaya karışması uzun süre alan polipropilen maddesinden yapıldığını hatırlatarak “İnsanlar kendilerini koruduklarını düşünüyorlar, ancak bu yalnızca kendinizi korumakla alakalı değil, maskeleri uygun bir şekilde atarak herkesi korumak zorundasınız, bu durum çok bencilce” dedi.

Deniz kaplumbağası-plastik ilişkisi

Araştırmalarda yıpranmış, yosun kaplı plastiklerin, deniz kaplumbağaları için çekici olan gıda benzeri bir kokuya sahip olduğu ortaya çıktı. Araştırmacılar, deneyi 15 Caretta caretta Deniz Kaplumbağasının yardımıyla yaptılar. Kaplumbağalar, plastiğe balık ve karides kokusuna verdikleri yoğunlukla karşılık verdiler. Biyolog Joseph Pfaller, “Bu 'koku tuzağı', deniz kaplumbağalarının neden plastikleri yediklerine ve plastiklere takıldıklarına dair bir açıklama olabilir” dedi.

ABD'deki suyun üçte biri hayvancılık sektörüne gidiyor

Batı ABD'de kullanılan suyun neredeyse üçte biri büyükbaş hayvanlara ve onları besleyen yemlerin üretimine gidiyor. Sığırlar tarafından yenen yonca, saman, mısır, diğer mahsullerin sulanması ABD'deki en büyük su kullanımı - ve anormal derecede düşük nehir akımlarının önde gelen nedeni. Araştırmacılar, arazileri nadasa bırakmanın sınırlı sürelerle yardımcı olacağını söylüyor.

Doğa Kütüphanesi açıldı

Doğa Derneği’nin biyolojik çeşitliliği yaşatmak, doğanın haklarını savunmak ve doğanın kültürünü taşımak amacıyla yürüttüğü çalışmaların bir sonucu olarak ortaya çıkan Doğa Kütüphanesi, 14 Mart Cumartesi günü İzmir’de açıldı. Doğa koruma alanında çalışmalar yapan araştırmacıların, bu alandaki bilgi kaynaklarına ulaşabilmeleri amacıyla kurulan Doğa Kütüphanesi, Seferihisar’daki Orhanlı köyünde bulunan Doğa Okulu’nun araştırma binası içerisinde yer alıyor. 2018 yılı içerisinde kurulmaya başlayan Doğa Kütüphanesi’nin içeriğini kuşlar, tehlikedeki türler, Önemli Doğa Alanları, Önemli Kuş Alanları ve Kadim Üretim Havzaları başta olmak üzere biyolojik çeşitliliğin korunması, doğa kültürü, doğa felsefesi, doğa okuryazarlığı, doğa sanatları gibi konular oluşturuyor. Türkiye ve dünyadaki bilgi kaynaklarını derleyerek araştırmacıların kullanımına sunan Doğa Kütüphanesi’nin ilk halkası, Doğa Derneği arşivi ile Tansu Gürpınar, Özcan Yüksek ve Güven Eken’in özel koleksiyonlarının dahil olmasıyla oluşturuldu. Doğa Kütüphanesi’nin kurulumu İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin destek ve katkılarıyla hayata geçti. Dileyen herkes, doğa koruma ve doğa kültürü konulu bilgi kaynaklarını paylaşarak veya bağışta bulunarak Doğa Kütüphanesi imecesine dahil olabiliyor. Doğa koruma ve doğa kültürü üzerine çalışmalar yürütenlerin kullanımına açık olan Doğa Kütüphanesi’nde, beş binin üzerinde kaynak ve yayın yer alıyor. Kütüphanede bulunan tüm kaynaklar www.dogakutuphanesi.org web sitesi üzerinden aratılabilirken, kütüphane arşivinde bulunan nadir kaynaklara dijital olarak erişim sağlanabiliyor. Doğa Kütüphanesi’nin açılışında konuşan Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Akın: “Derneğimiz 2002 yılından bu yana, tehlike altındaki türler başta olmak üzere, biyolojik çeşitliliği ve Önemli Doğa Alanları’nı korumak için çalışmalar yürütüyor. Bilgi, tüm bu çalışmaların başarılı bir şekilde yürütülebilmesi için ihtiyacımız olan yegane şey. Doğa koruma alanında yapılan tüm çalışmalar, araştırmalar ve doğa kültürüyle üretilmiş bilgilerin erişilebilir olması, bu yüzden çok kıymetli. Doğa Kütüphanesi bu ihtiyacı karşılamak amacıyla, doğamızın korunması için üretilen bilginin çoğalmasını ve yaygınlaşmasını sağlamak için kuruldu. Dünyanın farklı yerlerinde doğa koruma alanında yapılmış bir çok çalışmaya ait literatür, Türkiye’deki ilk doğa koruma kütüphanesi olan Doğa Kütüphanesi aracılığıyla araştırmacılarla buluşacak. Umuyoruz ki Doğa Kütüphanesi, bu konuda emek veren herkes için faydalı olur ve doğamızın korunmasına katkıda bulunur.” dedi.

İklim için okul grevi dijital ortama taşındı

Yeni tip koronavirüs salgını milyonlarca insanın hayatını etkilerken, iklim için her hafta düzenli okul grevine çıkan ve toplu eylemler düzenleyen öğrenciler bazı ülkelerde grevlerini dijital ortama taşıyacaklarını duyurdu. İsveçli iklim aktivisti ve Gelecek için Cumalar hareketinin ilham kaynağı Greta Thunberg sosyal medyada yaptığı paylaşımda “Sayılarınızı düşük, ruhlarınızı yüksek tutun” dedi. Cuma günleri yapılan grevlerde öğrencilerin sanal ortamdaki grevlere katılabileceğini söyleyen Thunberg, öğrencilerden paylaşımlarını #ClimateStrikeOnline etiketi üzerinden paylaşmalarını istedi.