Kısa film yarışması kapsamında iklim değişikliği farkındalığı araştırması yapıldı

-
Aa
+
a
a
a

Sabancı Vakfı’nın “Değişen İklimler, Değişen Hayatlar” temasıyla bu yıl beşincisini düzenlediği ve başvuruları 20 Kasım’a kadar devam eden Kısa Film Yarışması kapsamında, kamuoyunda iklim değişikliği farkındalığına dair bir araştırma gerçekleştirildi.

Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

Sabancı Vakfı’nın “Değişen İklimler, Değişen Hayatlar” temasıyla bu yıl beşincisini düzenlediği ve başvuruları 20 Kasım’a kadar devam eden Kısa Film Yarışması kapsamında, kamuoyunda iklim değişikliği farkındalığına dair bir araştırma gerçekleştirildi. Toplumsal sorunlara sinema aracılığıyla dikkat çekmek amacıyla başlatılan ve bu yıl “İklim Değişikliğini Kim Çekiyor?” sloganıyla duyurulan Kısa Film Yarışması kapsamında gerçekleştirilen araştırmada katılımcılara iklim değişikliği konusunda sorular yönetildi. Araştırma sonuçlarına göre İklim değişikliğinin olası nedenleri arasında en az bahsedilen konu “Gereğinden fazla et ve su tüketimi” oluyor. Kamuoyunun yüzde 90’ından fazlası iklim değişikliğinin gıdaya erişimde zorluğa, orman yangınlarına, nesli tükenen hayvanlara ve su seviyesinin yükselmesi gibi sonuçları olacağını düşünmüyor. Kamuoyu algısına göre iklim değişikliğinin en çok etkisinin görüleceği konular arasında kuraklık, temiz su kıtlığı ve mevsim değişiklikleri yer alıyor. Her 10 kişiden 9’unun iklim değişikliğinde bireysel sorumluluğu olduğunu düşünmesine rağmen her 5 kişiden 1’i bireysel önlemlerin çözüme katkısı olmayacağını belirtiyor. Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 82’si devlet düzeyinde alınacak önlemlerin, yüzde 77’si uluslararası düzeyde alınacak önlemlerin ve yüzde 74’ü ise özel sektörün alacağı önlemlerin çözüme katkı sağlayacağını düşünüyor. Sabancı Vakfı 5. Kısa Film Yarışması için başvurular 20 Kasım 2020’de sona eriyor. Yarışmaya www.kisafilmuzunetki.org adresinden başvurulabiliyor.

"Düşük karbonlu ekonomi GSYİH'yi azaltmaz"

Birleşik Krallık hükümetinin bağımsız yasal danışmanı olan İklim Değişikliği Komitesi'nin CEO'su Chris Stark, yenilenebilir enerji maliyetlerin son yıllarda hızla düştüğünü ve düşük karbonlu bir ekonomiye geçmenin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’yı (GSYİH) azaltacağına dair geçmiş tahminlerin yanlış olduğunu söyledi. “Genel olarak, maliyet şaşırtıcı derecede düşük - geçen yıl değerlendirmelerimizi yaptığımızda düşündüğümüzden bile daha ucuz. Net sıfır karbon ekonomisi görece düşük maliyetli. Ama bunun gerçekleşmesi için eylem gerekiyor. Arkana yaslanıp sihirle ucuzlayacağını hayal edemezsin" dedi.  İklim Değişikliği Yasası 2008'de Birleşik Krallık'ta kabul edildiğinde, hükümet 2050'ye kadar salımlarda %80'lik bir azaltma hedefine ulaşmanın maliyetini hesaplamıştı. Şimdi, maliyetler tahmin edilenin çok altında ve muhtemelen daha da düşmesi bekleniyor. Guardian'a, "Ekonominin karbondan arındırılmasında sorun görmüyorum - gördüğüm şey bir planın olmaması" dedi. “Sıfır karbon olması gereken bir iş için tüm yeni yatırımların, her yeni arabanın, her yeni kamyonetin, her yeni kazanın, her yeni tesis ve makinenin bulunduğu önümüzdeki on yılın başlangıcına yaklaşmalıyız. O zamana kadar veya en azından sıfır karbon olmak için bir planınız olsun. Şu anda gördüğüm en büyük zorluk, şu anda Birleşik Krallık için buna benzer bir planımız olmaması" diyor Stark ve ekliyor "Hazine'nin bunun etrafına iyi bir politika koyması için harika bir fırsat var, böylece hepimizin görmek isteyeceği türden adil ve ucuz geçişi elde edebiliriz. Bunun diğer tarafı, bu adımları atmazsak, bu çok zor bir geçiş olacak" dedi.

Bodrum Belediyesi'nden örnek katılım

Belediye Başkanları Küresel İklim ve Enerji Sözleşmesi’ne Bodrum Belediyesi de katıldı. İmza töreninde konuşan Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, sözleşmeyi imzalamadaki amacın daha yaşanabilir, temiz ve çevreye duyarlı bir Bodrum yaratmak olduğunu söyledi. Belediye Başkanları Küresel İklim ve Enerji Sözleşmesi’ne imza atan yerel yönetimler 2030 yılına kadar %40 seragazı salım azaltımı, 2050’ye kadar karbonsuz kent taahhüdü veriyorlar. Ayrıca kentlileri ucuz, güvenli ve sürdürülebilir enerjiye ulaştırmak bir diğer hedefi oluşturuyor. Bu hedefler doğrultusunda Bodrum Belediyesi de iklim eylem planı hazırlıklarına başlamış durumda. 

HES'ler yine yenilenebilir enerji sayıldı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Bakanlığının 2021 yılı bütçesinin sunumunda, Türkiye’de eylül sonu itibariyle kurulu gücün 93 bin 207 megavata çıktığını söyledi. Türkiye’nin son 18 yılda elektrik kullanımında ortalama %5’lik artış olduğunu aktaran Dönmez, 2000’in başlarında 130 milyar kilovatsaat olan talebin 2019 sonunda 303 milyar kilovatsaate yükseldiğini belirtti. Dönmez, 2020’nin ilk 9 ayında elektriğin %46’sının yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğine söyledi, yenilenebilir içinde bizim yenilenebilir görmediğimiz HES’leri saydığını söylemek gerek. “Geri kalan üretimin %34’ü kömürden, %19’u doğalgazdan, geri kalanı ise diğer kaynaklardan sağlanmış olup, yerli ve yenilenebilir kaynakların payı %61 olarak gerçekleşti” ifadesini kullandı. Yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminin 2000’li yıllarda 34 milyar kilovatsaat olduğunu anımsatan Bakan Dönmez, “Bu, 2019’da dört katına çıkarak 133 milyar kilovatsaat oldu. 2020’nin ilk 9 ayında yenilenebilir enerjiden üretilen elektrik enerjisini kaynak bazında incelersek yaklaşık olarak, toplam elektrik üretimindeki hidroelektriğin payı %29, rüzgarın payı %8, güneşin payı %4, jeotermalin payı %3 ve biyokütlenin payı %2 olarak gerçekleşti” bilgisini paylaştı. *%29 olan HES’lerin genel olarak yenilenebilir enerji olmadığını aktarmak lazım çünkü barajlar doluyor ve 25-30 yıl ömürleri oluyor.