Kış geldi ancak ayılar kış uykusuna yatmadan gezmeye ve beslenmeye devam ediyor

-
Aa
+
a
a
a

Türkiye’nin çeşitli yerlerinden ayı görselleri paylaşılıyor. Oysa onların bu paylaşımlar sırasında çoktan kış uykusuna yatmış olmaları gerekiyordu. Peki neden uyumuyorlar? 

Fotoğraf: Hürriyet
Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

KuzeyDoğa Derneği bu yıl üç ayıya uydu vericili tasma taktı. Derneğin Başkanı, Utah Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağan Hakkı Şekercioğlu, “Şimdiye kadar çoktan inlerine girip uyumaları, bizim de artık sinyal almamamız gerekiyordu. Ancak üçü de halen aktif” diyor. Şekercioğlu, “Şu anda Kars’ta hava sıcaklığı 5-10 derece arasında. Bu, ayılar için daha fazla enerjiye ihtiyaç duyacağı bir sıcaklık değil. Ayrıca Türkiye’de ‘vahşi depolama’ diye tuhaf bir uygulama var. Bu, aslında doğaya çöp bırakmak anlamına geliyor. Bu çöplüklerde ayılar, kurtlar bir yandan çöp yiyor bir yandan da vücutlarına çeşitli zehirler alıyorlar. Ayılar zaten derin ve kesintisiz uyumaz. Normalde de arada kalkıp gezebilir, beslenebilirler. Şimdi hiç uyumadan gezmeye ve beslenmeye devam ediyorlar” diyor ve bu problemi sadece ayıların değil, birçok canlının yaşadığına dikkat çekerek iklim ve insanların yarattığı yeni koşulların yaban hayatını ciddi anlamda zorlamaya başladığının altını çiziyor.

Yasaklı pestisitler Türkiye'de kullanımda

Türkiye’den AB ülkelerine 2018 yılında giden tarım ürünlerinden, uygun bulunmayan 318 parti üründen 113’ünün geri gönderilme gerekçesi pestisitler, yani tarım zehirleri. Avrupa Birliği Gıda ve Yem Hızlı Alarm Sistem kayıtları, yasaklı pestisitlerin Türkiye’de kullanımına devam edildiğini kanıtlıyor. Avrupa Birliği üyesi ülkeler ithal ettikleri gıda ürünlerini iç piyasaya sürmeden önce çeşitli kontrollere tabi tutuyor. Halkı korumak amacıyla yapılan bu kontrollerde insan sağlığı için zararlı olabilecek fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik risk unsurlarının gıdalarda bulunup bulunmadığı araştırılıyor. Türkiye’de gıdalardaki pestisit kalıntılarını belirlemeye yönelik çalışmalara ve pestisit kalıntısı yüzünden ülkemize geri gönderilen ürünlerin akıbetine dair soruları akla getiriyor: Türkiye’de satılan yeşil biber, nar, limon ve asma yaprağı sağlığa zararlı pestisit kalıntıları içeriyor mu? AB’nin geri çevirdiği ürünler iç piyasaya sunuluyor mu, bu ürünlere ne oluyor? Tarım ve Orman Bakanlığı bu konularda herhangi bir bilgilendirme yapmadığı için bu soruların yanıtlarını bilmiyoruz. Bakanlığın internet sitesinde konuyla ilgili bilgi yer almadığı gibi, bakanlık tarafından yapılan açıklamalarda da söz konusu soruların yanıtı bulunmuyor. İhracattan geri dönen ürünler, iç piyasaya sunulmadan önce kontrollerden geçirilmek zorunda. Bu kontrolleri yapmaksa Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorumluluğunda. Ancak Bakanlığın yaptığı kontrollerde ihracatçı firmadan ürünlerin hangi sorun nedeniyle iade edildiğine dair resmi bir belge istenmiyor. Bu da eğer ihracatçı firma yanlış beyanda bulunursa bu durum, pestisitli ürünlerin iç piyasaya girmesi konusunda risk oluşturabilir. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Avrupa Pestisit Eylem Ağı ile ortaklaşa yürüttüğü Zehirsiz Sofralar Projesi ile, pestisitlerin zararları konusunda farkındalık yaratmayı ve Türkiye’deki pestisit kullanımını azaltmayı hedefliyor. 100 sivil toplum örgütünün oluşturduğu Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı da, başlattığı Zehirsiz Kampanya ile Dünya Sağlık Örgütü tarafından “son derece tehlikeli”, “yüksek seviyede tehlikeli” ve “muhtemel kanserojen” olarak belirlenen 13 pestisit etken maddesinin öncelikle ve ivedilikle yasaklanmasını istiyor. Başlatılan imza kampanyası, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın pestisitler konusunda önlem alması ve doğa dostu tarım uygulamalarının yaygınlaşması talebine herkesin müdahil olabilmesi için imkân sunuyor. İmza kampanyasına Change.org/ZehirsizSofralar adresinden ulaşılabiyor. Ayrıca Zehirsiz Sofralar Projesi kapsamında hazırlanan, pestisitler, zararları ve alternatif tarım yöntemlerini anlatan web sitesine  www.zehirsizsofralar.org adresinden ulaşılabiliyor.

Kadife ördek Türkiye'de görülmez oldu

Kafkas Haber Ajansı’ndan Bedir Altunok’un haberine göre, Dünyada soyu tehlikede olan 'kadife ördek' Türkiye'de de görülmez oldu. 2018 yılında kadife ördek bulmak için proje başlatan KuzeyDoğa Derneği, 7 ilde 7 bin kilometreden fazla yol katetti. WWF-Türkiye de destek alan KuzeyDoğa Derneği, 2018 yılında 42 günlük bir arazi çalışması gerçekleştirdi. Bölgedeki sulak alanları tek tek gezen dernek üyeleri, kadife ördeği bulamadı. 2019 yılında kadife ördeği aramayı sürdüren dernek üyelerinin çabaları sonuçsuz kaldı. İki yılda, 7 ilde 7 bin kilometreden fazla yol katederek 16 göl ve sulak alanı inceleyen dernek üyeleri, 152 kuş türünden 36 bin kuş saymasına rağmen tek bir kadife ördeğe rastlamadı. 

Türkiye İstatistik Kurumu, 2018 yılına ilişkin sektörel su ve atık su istatistiklerini açıkladı. Veriler Türkiye’de geçen yıl su kaynaklarından 17,5 milyar metreküp su alındığını gösteriyor. Doğrudan su kaynaklarından çekilen suyun %56,2’si denizlerden, %15,2’i barajlardan, %14’ü kuyulardan, %8,7’si kaynaklardan, %3,9’u akarsulardan, %1,8’i göl/göletlerden, %0,2’si ise diğer su kaynaklarından çekildi.