Japonya'da kiraz çiçekleri 1200 yıl sonra ilk kez mart ayında açtı

-
Aa
+
a
a
a

Japonya‘dan tüm dünyaya baharın müjdecisi olarak yayılan ve asırlardır sanatçılarla şairlere ilham kaynağı olan kiraz çiçekleri, bu yıl Kyoto‘da 26 Mart’ta açtı.

Gezegenin Geleceği: 5 Nisan 2021
 

Gezegenin Geleceği: 5 Nisan 2021

podcast servisi: iTunes / RSS

Japonya‘dan tüm dünyaya baharın müjdecisi olarak yayılan ve asırlardır sanatçılarla şairlere ilham kaynağı olan kiraz çiçekleri, bu yıl Kyoto‘da 26 Mart’ta açtı. Böylece kiraz çiçekleri kayıt altına alınan 1200 yıldır ilk kez bu kadar erken açmış oldu. Bu, ortalama açma tarihinden 10 gün öncesine denk geliyor. Bilim insanları bu durumun nedeninin iklim krizi olduğunu söylüyor. Japonya Meteoroloji Genel Müdürlüğü de sakura açışında rekor erken tarih açıklarken küresel ısınma bağlantısı kurdu. Müdürlük, bunun, hükümetin konuyla ilgili resmi kayıt tutmaya başladığı 1953’ten beri de en erken sakura açma tarihi olduğunu belirtti. 1200 yıllık kayıt tutulması ve bugüne kadar kayıtların yıllık olarak gelmesi de ayrı ve özel bir yerleşiklik durumu.

Yeşil sertifika geliyor

Dünya genelinde çok uluslu ve yaygın tedarik ağına sahip şirketler başta olmak üzere kurumsal şirketler, sürdürülebilirlik taahhütleri kapsamında elektrik kullanımlarını yenilenebilir kaynaklardan karşılamaya önem verirken, enerjinin yenilenebilir kaynaklardan üretildiği yeşil sertifikalar yoluyla kanıtlanıyor. Bu kapsamda, şirketlere yeşil sertifikalar yoluyla yenilenebilir enerji satışı üretici ve tedarikçiler için alternatif bir iş modeli haline gelmeye başladı. Türkiye’de YEK-G uygulamasının haziranda başlaması bekleniyor. Bu belgelerle tüketicilere tedarik edilen elektriğin yenilenebilir kaynaklardan üretildiği ispat edilecek ve ortaya konacak. SHURA’nın raporuna göre, EPDK’nin yol haritasında Türkiye’deki sertifikaların Avrupa Birliği’nde (AB) geçerlilik kazanmasının sağlanması için ilgili kuruluşlara üye olunması planlanıyor. Bu sayede Türkiye’nin menşe garantisi veren belge ihraç hakkı elde etmesi ve yenilenebilir enerji üreticilerinin yurt dışında da gelir sağlayabilecekleri yeni bir pazara erişebilmeleri hedefleniyor.

HEAL'den termik santral raporu

Sağlık ve Çevre Birliği HEAL (Health and Environment Alliance) tarafından yayımlanan “Türkiye’de Kronik Kömür Kirliliği: Kömürün Sağlık Yükü ve Kömür Bağımlılığını Sonlandırmak” raporu, termik santrallardan kaynaklı hava kirliliğinin yarattığı sağlık sorunlarına dikkat çekiyor. Rapora göre, hava kirliliğinden herkes etkileniyor, ancak bazı gruplar diğerlerinden daha fazla risk altında. Bu gruplar, hamileler, çocuklar, yaşlılar ve astım, kalp gibi kronik hastalığı olanlar. Elektrik, ısınma ve sanayi amaçlı kullanılan kömürün dünyadaki en büyük ikinci cıva emisyon kaynağı olduğuna dikkat çeken çalışmada, termik santrallardan kaynaklanan cıvanın kolayca buharlaşarak hava yoluyla yayıldığı belirtiliyor. Kirli hava, başta büyüme çağındaki çocuklarda telafi edilmesi mümkün olmayan bilişsel bozukluklara neden oluyor. Hava kirliliğine, özellikle cıvaya maruz kalan çocukların daha sonraki yıllarda hastalık geliştirme riski artıyor. 2019 yılında Türkiye’deki kömür yakıtlı termik santrallardan kaynaklı cıva emisyonunun çocuklarda toplam 8850 IQ puanı kaybına neden olduğunu vurgulayan rapora göre, Birleşmiş Milletler Çevre Programı 2018 Küresel Cıva Değerlendirme Programı verilerine göre, Türkiye’de linyit ve taş kömürlü termik santralların her yıl 6 ton cıva kirliliğine neden olduğu vurgulanıyor. 

Emekli işçi 7 yılda 10 bin fidan dikti

Nevşehir'in Derinkuyu ilçesi Suvermez köyünde çocukluk hayali ormanı oluşturmak için çaba gösteren 66 yaşındaki emekli işçi Erdoğan Yücel, eski mera arazisinde 7 yılda yaklaşık 10 bin fidanı toprakla buluşturdu. İstanbul'da toplu taşıma araçlarında şoförlük yaptıktan sonra emekli olup memleketine dönen Yücel, köyün dışındaki çorak araziyi yeşille donatmak için 2014'te girişimlere başladı. Suvermez Kasabası Kültür ve Yardımlaşma Derneğini kuran Yücel, dernek aracılığıyla Tarım ve Orman Bakanlığına başvurarak 302 bin metrekare arazinin ormanlık alan statüsüne dönüştürülmesini sağladı. 

Yeni bakteri araştırması

Independent Türkçe'nin aktardığına göre 12 Mart'ta Science Immunology dergisinde yayınlanan bir araştırmada, bilim insanları SuBastian adlı uzaktan kumanda edilebilen bir cihaz sayesinde derin denizden gram negatif bakteri topladı. Daha sonra araştırma gemilerindeki laboratuvarlarda denizden çıkardıkları hücre kültürlerini incelediler. Bilim insanları, buldukları tek hücreli organizmaların memeli hücreleri tarafından tanınıp tanınmayacağını denemek için 50 bakteriden, bu canlıların "derisi" olarak da düşünülebilecek lipopolisakkarit tabakayı ayırdı. Araştırmacılar bu tabakayı insan ve fare hücreleriyle etkileşime soktuklarında, numunelerden yüzde 80'inin bağışıklık sistemi tepkisi yaratmadığını tespit etti. Bilim insanları bakterileri bu şekilde görünmez kılan özelliğin ne olduğunu henüz tam olarak tespit edemezken, bunun lipopolisakkarit tabakayla ilişkili olabileceğini düşünüyor.

Bu arada Avustralya’nın son iki yıldır kontrol altına alınamayan orman yangınlarıyla gündeme gelen Yeni Güney Galler eyaletinde son 10 yıldaki en az yangın görülen yılın yaşandığı açıklandı. 2019 ve 2020’de kurak yaz ayları geçiren ve bu nedenle büyük yangınlarla mücadele eden Avustralya’da son yılların en soğuk ve yağışlı yaz ayları yaşanıyor. Geçtiğimiz yıl kuraklık ve orman yangınlarından zarar gören Avustralya halkı şimdi de sel ve yoğun yağışlarla mücadele ediyor. İncelenen hava durumu verilerine göre son dört yılın en yağışlı, son dokuz yılın da en soğuk yaz aylarını geçiren Avustralya’da ülkenin doğu kıyılarında da bu sefer büyük sellerin görüldüğü belirtildi.