G7 liderlerine Münih’te protesto

-
Aa
+
a
a
a

Yaklaşık 3 bin 500 kişi, G7 liderlerini protesto için Münih’te toplandı.

Gezegenin Geleceği: 29 Haziran 2022
 

Gezegenin Geleceği: 29 Haziran 2022

podcast servisi: iTunes / RSS

 Yaklaşık 3 bin 500 kişi, G7 liderlerini protesto için Münih’te toplandı. Alman haber ajansı DPA, polislerin 20 bin kişiyi beklediğini fakat gün ortasında daha az sayıda bir grupla karşılaştıklarını söyledi. Protestocuların talepleri arasında, fosil yakıtların kullanımının sonlandırılmasını, biyoçeşitliliğin korunmasını, sosyal adalet ve açlık sorunlarına yönelik kesin adımlar atılması bulunuyor. Oxfam üyeleri daha erken bir protesto gerçekleştirdiler. Oxfam üyeleri G7 liderlerinin büyük suratlarından maskeler takarak daha fazla küresel adalet talep ettiler.

Küresel iklim eylemlerinin, Paris Anlaşması’nın küresel sıcaklık artışını sınırlandırma hedefine ulaşmak için gerekli olan seviyenin gerisinde kalması nedeniyle, birçok senaryo karar vericiler tarafından belirlenen küresel ısınma limitinin yıllar boyunca “aşılacağına” işaret ediyor. Cape Town Üniversitesi (UCT) ve University College London (UCL) bünyesinde gerçekleştirilen yeni araştırma, limit aşımının dünya genelinde biyolojik çeşitlilik ve ekosistemlerde büyük ölçekli ve birçok durumda geri dönüşü olmayan hasara yol açabileceğini ortaya koyuyor. Philosophical Transactions of the Royal Society B: Biological Sciences isimli bilimsel dergide yayımlanan çalışma, dünya genelinde 30 bini aşkın türü ele alarak, incelenen alanların en az dörtte birinde, limit aşımı öncesindeki “normal” koşullara geri dönüş şansının oldukça belirsiz olduğunu ya da böyle bir ihtimal olmadığını ortaya koyuyor. Cape Town Üniversitesi (UCT) ve University College London (UCL)  görev yapan araştırma ekibi daha fazla ısınmanın birçok türün aynı anda termal niş sınırlarının ötesine itileceği anlamına geldiğinden, çoğu bölgede türlerin birdenbire güvenli olmayan sıcaklıklara maruz kalacağını buldular. Bununla birlikte, bu türlerin termal nişleri içinde konforlu koşullara dönüşleri kademeli olarak gerçekleşebilecek ve sıcaklık düşüşünün gerisinde kalacak. Bu risklerden en olumsuz etkilenecek yerler arasında tropik bölgeler yer alıyor. Bunun yanı sıra dünyanın tür çeşitliliği açısından en zengin bölgeleri arasında yer alan Amazonlarda, türlerin yarısından fazlasının tehlikeli iklim koşullarına maruz kalabileceği öngörülüyor. Araştırma kapsamında incelenen, Amazonların da aralarında bulunduğu toplam alanların yaklaşık %19’u için, limit aşımının etkilerine maruz kalan türlerin, aşım öncesi seviyesine geri dönüp dönemeyeceği belirsizliğini koruyor. Bu alanlardan %8’inin ise limit aşımı öncesi seviyelerine hiçbir zaman ulaşamayacağı tahmin ediliyor. 

Erzincan İliç’teki Çöpler Altın Madeni yıllar önce uzmanların uyarılarına rağmen kapasite artışıyla birlikte faaliyetlerine devam ederken siyanür sızıntısı nedeniyle ülke gündemine oturdu. Sızıntı nedeniyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve şirket yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Bölgede yıllardır maden tesisine karşı mücadele veren Sedat Cezayirlioğlu, bugün İliç Cumhuriyet Başsavcılığı’na Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileriyle Çevre Denetimi Daire Başkanı Barış Ecevit Akgün hakkında  “görevi kötüye kullanma, suç delillerini gizleme, değiştirme ve yok etme, temel milli yararlara karşı faaliyette bulunmak üzere yarar sağlama, çevrenin kasten kirletilmesi”; şirket yönetim kurulu üyeleri hakkında “çevrenin kirletilmesi, içme suyuna zehirli madde katma, temel milli yararlara karşı faaliyette bulunmak üzere yarar sağlama” suçlamalarıyla ayrı ayrı suç duyurusunda bulundu. ANKA Haber Ajansı’nın aktardığına göre; suç duyurusu dilekçesinde, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri su akışının olduğu dereyi kasten kuru dere olarak göstermek suretiyle TCK 281. madde ‘Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçunu işlemişler. Böylece sudan analiz yapılmasını ve su alıcı ortamındaki siyanür ve diğer zehirli maddelerin ortaya çıkmasını engellemeye çalışan kamu görevlileri suç delillerini gizledikleri gibi, görevi kötüye kullanma suçu da işlemişler” denildi.  

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılan duyuruya göre, 21-25 Şubat tarihlerinde Türkiye’nin ilk İklim Şurası, Konya’da düzenlendi. Şura’da üç ay süren çalışmalar sonucu, iklim değişikliğiyle mücadelede 2053 net sıfır emisyon ve yeşil kalkınma hedefleri doğrultusunda, “İklim Uyumlu Şehirler”, “İklim Dostu Tarım”, “Kuraklık Eylem Planı”, “Çevreci ve Temiz Ulaşım Ağı”, “Yeşil Enerji”, “Yeşil Ekonomi” ve “İklim Eğitimi” başlıklarında 217 karar alındı. Kararların 76’sını ulaştırma, sanayi, tarım, yutak alanlar, atıkların azaltılması, 34’ünü bilim ve teknoloji, 21’ini yeşil finansman ve karbon fiyatlama, 20’sini iklim değişikliğine uyum, 24’ünü yerel yönetimler, 42’sini de sağlık, eğitim, adil geçiş, iklim adaleti ve iklim göçü başlıkları oluşturdu. Alınan kararlar, Türkiye’nin iklim değişikliği konusundaki taahhütlerini hukuki zeminde güçlendirecek İklim Kanunu’nun hazırlanmasında referans kaynağı olma özelliği taşıyor. İklim Şurası’ndan en büyük beklentilerden biri kömürden çıkış için yol haritasının çizilmesiydi ancak kömürden çıkışa dair herhangi bir ifade yer almazken doğalgaz ve nükleer gibi kaynaklardan elektrik üretiminin artırılması desteklendi. Sivil toplum kuruluşları, Türkiye’nin hem iklim kriziyle mücadele etmesi hem de jeopolitik krizlere karşı enerji bağımsızlığına sahip olması için bir an önce yenilenebilir enerji potansiyelini kullanması gerektiğine dikkat çekiyor ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığını İklim Şura kararlarını gözden geçirmeye çağırıyor.