Eta ve Iota kasırgaları Honduras'ta 10 milyar dolar zarara yol açtı

-
Aa
+
a
a
a

Honduras Dışişleri Bakanı Lisandro Rosales,  Eta ve Iota kasırgalarının ülkede yaklaşık 10 milyar dolarlık zarara yol açtığını ve dört milyon insanı etkilediğini duyurdu.

Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

Honduras Dışişleri Bakanı Lisandro Rosales, Orta Amerika’yı derinden etkileyen Eta ve Iota kasırgalarının ülkede yaklaşık 10 milyar dolarlık zarara yol açtığını ve dört milyon insanı etkilediğini duyurdu. Kasırgalar geçtiğimiz ay iki hafta aralıkla meydana gelmiş özellikle Honduras’ta büyük bir yıkıma ve can kaybına neden olmuştu. Kasırgalar sonucunda Honduras’ta 1.400 ev, onlarca köprü, üç milyon hektarlık tarım alanının zarar gördüğü belirtildi. Ayrıca kasırgaların beraberinde getirdiği sel felaketi  binlerce insanın evinden olmasına ve göçe zorlanmasına neden oldu. Araştırmalar iklim değişikliğine bağlı yükselen okyanus sıcaklıklarının kasırgaların şiddetini artırdığını söylüyor. 

Palm yağının alternatifi üretildi

Pek çok hayvanın yaşam alanı olan yağmur ormanının talanına ve hayvanların neslinin tükenmesine neden olan palm yağının alternatifi üzerinde çalıştıklarını kaydeden biyoteknoloji firması, ürettikleri sentetik ürünün tercih edilmesi durumunda yağmur ormanlarının kurtarılabileceğini iddia etti. Yok olan ormanlar orangutanlar, pigme filler ve Sumatra gergedanı gibi zaten pek çoğu tehlike altındaki türlerin doğal alanlarının da yok olmasına neden oluyor. Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre biyoteknoloji endüstrisi, yağmur ormanlarının yakılmasını veya kesilmesini gerektirmeyen sentetik bir alternatif bulduğunu iddia etti. Araştırmanın tamamlanması sonucunda bu sentetik alternatifin şampuan, sabun, deterjan, ruj, paketlenmiş ekmek, bisküvi, margarin, dondurma ve çikolata gibi gıda ürünlerine kadar her şeyde doğal palm yağının yerini alabileceği belirtiliyor. 

Üç yıldır sürüklenen buzdağı karaya çarpmak üzere

Güney Atlantik‘te küresel ısınma sonucunda buzuldan kopan ve üç yıldır sürüklenen buzdağı, Birleşik Krallık‘a ait Güney Georgia adasına çarpmak üzere. 3 bin 900 kilometrekare büyüklüğündeki A68a adlı devasa buzdağının, 3 bin 528 kilometrekare yüzölçümü olan adaya 90 kilometre kadar yaklaştığı belirtildi. Kraliyet Donanması, buzdağının bu ay içinde adaya çarpabileceğini söyledi. Birleşik Krallık hükümeti ise buzdağının incelenmesi için bir keşif ekibi yollama kararı aldı. Ada, kuşlar için dünyanın en önemli üreme alanlarından. BBC’de yer alan habere göre adada yedi milyon penguen dahil 30 milyon kadar kuş ve iki milyon fokun yaşadığı tahmin ediliyor. 200 metre derinliğe sahip olan buzdağının erimesiyle deniz suyu sıcaklığının değişeceği, çok büyük miktarlarda tatlı su açığa çıkacağı için planktonik organizmalardan balinaya bölgedeki tüm deniz canlılarının yaşamının olumsuz etkileneceği belirtildi. Uzmanlar, buzdağının adaya çarptıktan sonra kara oturmasıyla bölgedeki besin zincirinin bozulacağını, bunun sonucu olarak kuşların ve fokların ana besin kaynağı olan balık ve kril bulmasının güçleşeceğini söylüyor.

Birçok balıkta ağır metal var

Birgün’den Yaren Çolak’ın haberine göre, Ekosfer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Gürbüz, “Denizden soframıza gelen balığın içinde ne var?” sorusuna yanıt aradı. 5 balık konservesini ve 9 farklı deniz balığını laboratuvara gönderen Gürbüz, arsenik, civa, kurşun, ve kadmiyum değerlerini kamuoyuyla paylaştı. Birçok balıkta ağır metale rastlanırken, arsenik değerleri de sınırın üstünde çıktı. Verileri değerlendiren Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, ağır metal oranının sınır değerin altında olmasının balığın sağlıklı olduğu anlamına gelmediğinin altını çizdi. Prof. Dr. Pala, “Sınır değer, tüketilmemesi sıkıntısıyla karşılaşmamak için konulmuş değerler. Aslında sınır değere yakın ama onun biraz altında olması onun sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor. Gıdaların hiçbirisinde ağır metalin olmaması tercih edilir. Ancak Türkiye’de ağır metal düzeyleri ciddi düzeyde. Arsenik düzeyi ise çok ciddi oranda yüksek. Bunu kamunun yakından izlemesi lazım. Yurttaşın gerçekten sağlıklı olduğunu bildiği ürünü tüketmesi gerekir” şeklinde konuştu. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Dr. Şafak Ulusoy ise “Risk içermiyor dememiz için yüksek dereceli izleme programıyla sürekli takip ediliyor olması lazım. Ancak ciddi bir izleme programımız yok” dedi. 

Kırmızı Liste'ye 31 canlı daha eklendi

Uluslararası Doğayı Koruma Birliği, belirli aralıklarla yayınladığı Tehdit Altındaki Türlerin Kırmızı Listesi’ni 10 Aralık’ta açıkladı. Birlik listeye 31 yeni bitki ve hayvan türü ekledi. Güncellenen listeye göre, Güney Çin Denizi’ne özgü bir köpek balığı, Orta Amerika’ya özgü üç kurbağa türünün neslinin tükendiği belirtilirken Filipinler’e özgü 15 tatlı subalığı türü ve Lanao Gölü ve Filipinler’de yaşayan 17 tatlı su balık türünden 15’inin neslinin tükendiği, diğer ikisinin kritik tehlike altında olduğu veya muhtemelen neslinin tükendiği duyuruldu. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği, köpekbalığı ve balık türlerinin aşırı avlanma ile yok edildiğini, kurbağaların ise mantarlarda bulunan bulaşıcı bir hastalıkla neslinin tükendiğini kaydetti. Birliğe göre, Orta ve Güney Amerika‘daki 22 kurbağa türü de tehlike altında, hatta bir bölümünün muhtemelen soyları tükendi.  Uluslararası Doğayı Koruma Birliği Biyoçeşitliliği Koruma Grubu’nun küresel direktörü Dr. Jane Smart, Amazon Nehri’nde bulunan bir tatlı su yunusu türü olan Tucuxi‘nin, aşırı avlanma, iklim değişikliği ve kirlilik nedeniyle soyunun tükendiğini belirtirken dünya çapında canlı türlerinden en az 35 bin 765 türün ise yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunun altını çizdi.