Dünyadaki son dişi beyaz zürafa avcılar tarafından öldürüldü

-
Aa
+
a
a
a

 Dişi zürafa ve yavrusunun, Kenya’da, avcılar tarafından katlediği duyuruldu.

Fotoğraf: Yeşil Gazete
Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

Dünyadaki son dişi beyaz zürafa, kaçak avcılar tarafından öldürüldü. Dişi zürafa ve yavrusunun, Kenya’da,avcılar tarafından katlediği duyuruldu. İki zürafanın öldürülmesiyle, dünya üzerinde yalnızca bir beyaz zürafa kaldığı açıklandı.Yerel bir çevre koruma kuruluşu olan Ishaqbini Hirola Vahşi Yaşam Barınağı yetkilileri, zürafaları bulduklarında ‘iskelet halinde’ olduklarını, en az dört ay önce öldürüldüklerini duyurdu. 

 Filipinlere yabancı hurda sevkiyatı devam ediyor

Geçtiğimiz yıl yasadışı atık sevkiyatı yapma vakalarının su yüzüne  çıkmasına rağmen, Filipinlere yabancı hurda sevkiyatı devam ediyor. Yeni bir Greenpeace raporuna göre, ülkeye yasadışı atık ticaretini meşru kılan yasalarda boşluklar mevcut. Greenpeace ve iki bağımsız kar amacı gütmeyen kuruluşun ortaya koyduğu yeni bir rapora göre, yerel yasalar Filipinler'i yabancı atıkların boşaltılmasından korumak için yeterli değil ve Güneydoğu Asya'nın en büyük plastik atık ithal eden ülkelerinden ikisi olan Tayland ve Malezya'da da düzenleyici yasalarda boşluklar mevcut.  Greenpeace Filipinler ülke direktörü Lea Guerrero, tehlikeli atıkların Filipinler'e girmesi yasaklansa da, “geri dönüşüm için” olarak işaretlenen çöplerin yasal olduğunu ve yasadışı atıkların girmesine izin verebilecek bir boşluk açtığını söyledi. Ayrıca, ‘’ülke yabancı atık ithalatıyla mücadele etmek için daha fazlasını yapacak.’’ dedi. Geçen yıl eylül ayına kadar Birleşmiş Milletler Emtia Ticareti İstatistiklerine atıfta bulunan Guerrero, Eco-Business'a yaptığı açıklamada, “Geçen yıl bazı atık sevkiyatlarının geri gönderilmesinden sonra bile ithal plastik atıklarda çok fazla bir düşüş olmadı” dedi. 

2019 en sıcak ikinci yıl

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün yeni çalışması, 2019 yılının şimdiye kadar kaydedilen en sıcak ikinci yıl olduğu yönündeki bilgiyi kanıtladı. Çalışma 2019 yılının sanayi devrimi öncesindeki sıcaklık seviyelerine göre ortalama 1,1 derece daha yüksek sıcaklıkla sona erdiğini ortaya koydu. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) geniş paydaş ağıyla birlikte hazırladığı yeni rapor, kara ve okyanus ısılarının artışı, deniz seviyesinin yükselme hızı ve buzulların erimesi gibi iklim değişikliğinin önemli fiziksel belirtilerini vurguluyor. Rapor, hava ve iklim olaylarının sosyo-ekonomik kalkınma, halk sağlığı, göç ve yerinden edilme, gıda güvenliği ve kara ile deniz ekosistemleri üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Rapor, bilimsel gelişmeler uyarınca, iklim değişikliğiyle mücadelenin aciliyetini gözler önüne seriyor. Rapor, iklim biliminin farklı disiplinlerindeki verilerini bir araya getirerek; sağlık ve ekonomik etkisinin yanı sıra, gıda güvenliğindeki düşüş ve iklim göçlerine uzanan sonuçlarını bir araya getiriyor.

“Aktivistleri Caydırmaya Yönelik Politikalar” 

Kent ve ekoloji ekseninde hak arama bilincinin gelişmesini sağlamak ve doğayı korumaya, geliştirmeye ve iyileştirmeye yönelik hukuki olanakları artırmak için kurulan İklim Adaleti Mart ayı dosya konusunu “Aktivistleri Caydırmaya Yönelik Politikalar” olarak belirledi. İklim Adaleti tarafından yapılan açıklamada, “Tarih boyunca birbirini kümülatif olarak etkileyen toplumsal hareketlerin hafızasına hızlıca baktığımızda, hareketin gelişmesine vesile olan olgularla ilgili gerçekleşen hak ihlalleri karşısında, devletlerin ve şirketlerin ortaya konulan adaletsizlikle ilgili sorumluluklarını yerine getirmek yerine çoğunlukla aktivistleri caydırmaya yönelik politikalarıyla hareketleri sönümlendirmeyi hedeflediklerine dair pek çok örnekle karşılaşıyoruz. Fiziksel ve psikolojik şiddeti bir yöntem olarak benimseyen bu politikalar doğrultusunda zaman zaman bilerek ihlal edilen insan haklarının hukukun bireyler ve devlet arasında bir iletişim biçimi olmaktan öte otoritenin korunması üzere kullanıldığına şahit oluyoruz” denildi. Açıklamaya şu şekilde devam edildi: “Yaşam alanlarında zaten pek çok hak ihlaliyle karşı karşıya olan aktivistlerin bir yandan da bu şiddetle ve şiddetin her an gerçekleşebileceği endişesiyle mücadeleyi sürdürmeleri mevcut durumları göz önünde bulundurulduğunda maddi ve manevi yıpratıcı bir yaşamı göğüslemek anlamına geliyor. Belki de yaşanılan ihlalleri gördüğü halde yurttaşların yaşadıkları yerde başlayan toplumsal hareketlere dahil olmak konusunda geri durmalarına neden olan en önemli konulardan biri de bu” 

WaterAid adlı yardım kuruluşu tarafından yapılan yeni bir iklim finansmanı analizi, mevcut iklim finansmanının iklim krizinden en kötü etkilenen ve etkilenecek en yoksul ve en savunmasız ülkelere ulaşmadığını savundu. Yardım kuruluşunun raporu, tüm ülkelerin yarısının iklim finansmanından kişi başına yılda 5 dolardan daha az aldığını tespit etti. WaterAid CEO’su Tim Wainwright, “Dünya genelinde milyarlarca insan, halihazırda İngiltere’de yaşanan taşkınlar, ABD ve Avustralya’daki yangınlar ya da yükselen deniz seviyeleri gibi iklim krizi etkileriyle yaşıyor. Ancak iklim değişikliğinin yol açtığı sıkıntıların çoğu manşetlerde yer almıyor. Bu durumu yaratacak hiçbir şey yapmayan yoksul ve savunmasız toplulukların hayati önem taşıyan temiz suya erişimi her yıl gittikçe daha zor hale geliyor” dedi. WaterAid’in bulgularına göre, iklim finansına ayrılan paranın yalnızca ufak bir kısmı temiz su erişimini artırmaya ve sıhhi koşullara ayrılıyor. Wainwright bu konu hakkında “Hiç kimse temiz su olmadan hayatta kalamaz ve bu topluluklar gelişme gösteremez. Gelecekte daha fazla aşırı hava olayları, daha fazla belirsizlik ve daha çok insanın temiz su olmadan yaşamaya zorlanmasını bekleyebiliriz” yorumunda bulundu.