"Dünya salgınla uğraşırken rekor sıcaklıklar arka planda daha büyük bir krizin olduğunu gösteriyor"

-
Aa
+
a
a
a

140 yıl içerisinde dünya, 2019’ta en sıcak ikinci yılını yaşarken 2020’nin ilk birkaç ayı ya aylık sıcaklık rekorları kırdı ya da kırmaya çok yaklaştı.

Fotoğraf: Birgün
Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

140 yıl içerisinde dünya, 2019’ta en sıcak ikinci yılını yaşarken 2020’nin ilk birkaç ayı ya aylık sıcaklık rekorları kırdı ya da kırmaya çok yaklaştı. Ocak 2020, kaydedilen en sıcak Ocak ayıyken Şubat 2020 de en sıcak ikinci Şubat ayı oldu. Avrupa Birliği’nin iklim yönetim merkezi Copernicus, Mart ayının en sıcak ikinci ve üçüncü Mart ayları ile eşit seviyede olduğunu bildirdi. Penn State University’den iklim bilimci Michael Mann, “Dünya anlaşılır bir şekilde koronavirüs pandemisiyle meşgulken, üst üste kırılan rekor sıcaklıklar arka planda daha büyük bir krizin yaşandığını hatırlatıyor” dedi. Mann, “Ben bu cümleyi yazarken Avustralya’daki Büyük Set Resifi son beş yıldaki en büyük üçüncü beyazlamasını yaşıyor. İklim krizinin katlanarak kötüleşmesi ve bunu konu edinmemiz, koronavirüs kriziyle mücadelede atılan bütün siyasi adımları yönlendirmeli” diyor. 

Son 60 yılda 60 doğal göl kurudu

Doğa ve Sürdürebilirlik Derneği ve Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, kuruyan ve kirlenen doğal göllerle ilgili bir rapor hazırladı. Kesici, ülkede son 60 yılda Marmara Denizi’nin yüzölçümünden daha büyük, üç Van Gölü büyüklüğünde 60’a yakın doğal gölün kuruduğu ve kurutulduğunu açıkladı. İnsanlığın her şeyi aşırı tüketiminin bütün doğayı etkilediği gibi, gölleri de olumsuz etkilediğine işaret eden Kesici, “Bunun başlıca nedeni, çok su kullanan yanlış tarım politikaları, sularımızın atık alanı olarak kullanılması, baraj, gölet, HES, su şişeleme tesislerinin düzensiz bir şekilde yapılması” dedi. 

TMMOB'dan İzmir açıklaması

TMMOB’a bağlı Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, korunan alanlarla ilgili Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik’te yapılan değişiklikle ilgili bir açıklama yayınladı. Değişiklikle birlikte İzmir’de korunması gereken birçok doğal alanın tehdit altına girdiği belirtilen açıklamada; Foça, Urla ilçeleri ile Karaburun, Çeşme Yarımadaları ve Gediz Deltası başta olmak üzere korunması gerekli doğal sit statüsündeki alanların, doğal niteliklerinin bozulmasının önünün açıldığı ve söz konusu nitelikli alanların yapılaşma tehdidine açık hale getirildiği ifade edildi. Açıklamada yönetmelik değişikle birlikte Nitelikli Doğal Koruma Alanları‘nda, entegre nitelikte olmayan tarım ve hayvancılık tesisleri ile balıkçı barınağı, iskele, kültür balıkçılığı ve doğal kaynak suyu kullanımına yönelik uygulama ve yapılaşmalara izin verildiği de belirtildi. Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanları‘nda da, diğer koruma statülerinde yapılabilecek yapı ve faaliyetlerin yanı sıra sanayi tesislerini de içerecek biçimde entegre üretim ve depolama tesisleri ile madencilik faaliyetlerinin yapılmasına olanak sağlandığına dikkat çekildi.

Manisa'da jeotermale mahkeme engeli

Manisa’nın üzümleriyle meşhur Alaşehir ilçesindeki tarımsal üretimi büyük ölçüde etkileyen Jeotermal Enerji Santrali için mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ekoloji Birliği’nde yer alan habere göre Manisa 2’nci İdare Mahkemesi gerekçe olarak projenin “çevrenin korunması, sürdürülebilir çevre ve kalkınma ilkeleri ve kamu yararı ile bağdaşmamasını” ve verilen “ÇED Gerekli Değil” kararının “hukuka uygun olmamasını” gösterdi. Avukat Akın Yakan tarafından yapılan açıklamaya göre mahkeme kararında projenin uygulanması durumunda telafisi güç ya da imkansız zararların doğacağı vurgulandı. 

"Yaban hayvan satışı yasaklanmalı"

Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi‘nin sekreteri Elizabeth Maruma Mrema, gelecekteki pandemileri önlemek için Çin’in Wuhan kentinde yeni tip koronavirüs salgınının başlangıç noktası olduğu düşünülen yaban hayatı pazarlarına küresel çapta bir yasak getirilmesi gerektiğini söyledi. Çin, salgının yayılmasının ardından canlı kurt yavrularının, pangolinlerin ve daha pek çok hayvanın satış sırasında küçük kafeslerde tutulduğu ve daha sonra insanlara geçebilecek hastalıkların kuluçkaya yatığı pis koşullarda bırakıldığı yaban hayatı pazarlarına geçici yasak getirmişti. Şu anda birçok bilim insanı ise Pekin’i yasağı kalıcı hale getirmeye çağırıyor. Guardian’da yer alan habere göre Mrema, konuşmasında Batı ve Orta Afrika’dan yayılan Ebola ve Asya’dan yayılan Nipah virüsünün örneklerini vererek doğanın yok edilmesi ile yeni insan hastalıkları arasında açık bağlantılar olduğunu söyledi. Mrema “Aldığımız mesaj şu şekilde: Biz doğaya dikkat etmezsek, o bizim üstemizden gelecek” ifadelerini kullandı. Çin’de yapıldığı gibi canlı hayvan pazarlarının yasaklanmasının iyi olacağını söyleyen Biyoçeşitlilik Sözleşmesi Sekreteri, “Ancak, özellikle Afrika’da, milyonlarca insanın geçim kaynaklarını sürdürmek için vahşi hayvanlara bağımlı olan, düşük gelirli kırsal bölgelerden gelen topluluklar olduğunu da hatırlamalıyız” uyarısında bulundu. Mrema, alternatiflerin yaratılmadığı durumda ise şu anda dahi pek çok türün yok olmasına neden olan yasa dışı ticaretin önünü açabileceğini belirtti. Mrema, ülkelerin Covid-19 salgını sonrasında biyoçeşitlilik çerçevesini müzakere etmek için geri döndüklerinde dünyanın doğal dünyanın yok edilmesinin sonuçlarını daha ciddiye alacağı konusunda iyimser olduğunu söyledi. Bİyoçeşitlilik Sözleşmesi Sekreteri sözlerini şu şekilde sonlandırdı: ‘’Bozulmamış ekosistemleri ve biyolojik çeşitliliği korumak, bu hastalıkların bazılarının yaygınlığını azaltmamıza yardımcı olacak. Dolayısıyla, çiftçilik yapma şeklimiz, toprakları kullanma şeklimiz, kıyı ekosistemlerini koruma şeklimiz ve ormanlarımıza nasıl muamele ettiğimiz ya geleceği mahvedecek ya da daha uzun yaşamamıza yardımcı olacak.’’ 

Şarkıcı / YorumcuParça AdıAlbüm AdıSüre