"Deniz kirliliği balığın tükenmesinde önemli bir neden"

-
Aa
+
a
a
a

İstanbul Üniversitesi Balıkçılık Teknolojisi ve Yönetimi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Saadet Karakulak, balığın tükenmesinde önemli bir nedenin deniz kirliliği olduğunu söylüyor.

Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

DW Türkçe’den Serkan Ocak’ın haberine göre İstanbul Üniversitesi Balıkçılık Teknolojisi ve Yönetimi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Saadet Karakulak, balığın tükenmesinde önemli bir nedenin deniz kirliliği olduğunu söylüyor. Karakulak, balıkların temiz denizleri sevdiğini ve artık Karadeniz ve Marmara’nın eskisi gibi temiz olmadığını söylüyor. Marmara’da oksijenin bile kalmadığını belirten Karakulak, şöyle devam ediyor: ‘’Balıkçılar ağ atamadığını, attığında da çekemediğini söylüyor. Çünkü ‘müsilaj’ denilen sümüksü bir tabaka var. Balık ağlarına takılıyor. Alglerden dolayı oluyor. Oksijen bitince çoğalıyor. Marmara ölüyor. Önce denizi, sonra balığı koruyacağız.’’ İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar, bu yıl Marmara’da görülen müsilajı ‘çok geniş alanlara yayılan ve uzun süreli gözlenen organik materyal birikimi’ olarak açıklıyor. Bu olay özellikle Adriyatik Denizi’nde 1800’lü yıllardan beri görülen bir olay. Marmara Denizi’nde ise görülen aşırı kirliliğin, aşırı balık avcılığının ve küresel ısınmanın bir sonucu. Okyar, şöyle devam ediyor: “Karadeniz ve Ege Denizi’nden boğazlar vasıtasıyla gelen akıntılar Marmara Denizi’nin yenilenmesine yardımcı oluyor. Fakat aşırı kirlilik girdisi var. Marmara Denizi’nin korumamıza ihtiyacı var. Burada da yerel ve bölgesel yönetimlere önemli işler düşüyor.” Türkiye sularındaki denizleri ve balıkları uzun yıllardır araştıran İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesinden Prof. Dr. Bayram Öztürk, “Artık denizlerde sadece su var” diyor. Ayrıca, ‘’Ortak alanlar anlayışı da yok. Bizim şu anda tuttuğumuz balık gelecek nesillerin balığı. Balıklar yavru halde avlanıyor. Biraz balık olduğunda avcılık bir hafta devam ediyor. Aşırı avlanılıyor. İki haftada balık bitiyor, sonra balık kalmadı deniliyor. Türkiye’nin bu döngüden kurtulması gerekiyor. Bunun içinde ulusal bir plan olması gerekiyor. Bu yapılmadığı takdirde bir daha denizlerde hiç balık kalmayacak‘’ dedi. 

Karbondioksit emisyonu en düşük seviyede

Koronavirüs salgını nedeniyle karbondioksit emisyonu II. Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez en düşük seviyesinde ancak Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) bunun kısa süreceğini ve iklim değişikliğini durdurmak için yeterli olmadığını söylüyor. WMO, bu yıl %6 oranında emisyon düşüşü bekliyor ancak BM bu düşüşün ardından salgın öncesine göre, daha yüksek emisyonların yaşanabileceği konusunda uyarıyor. Dünya Meteoroloji Örgütü Genel Sekreteri Petteri Taalas, “%6 oranındaki emisyon düşüşü ne yazık ki kısa vadeli. Önümüzdeki yıl normale dönmemiz ve bazı sektörlerin durması nedeniyle emisyonlarda bir patlama yaşanması en olası senaryo” dedi. Üstelik bu düşüş, 2015 Paris Anlaşması kapsamındaki hedeflere ulaşılması için yeterli bile değil. Hedefe ulaşılması için yıllık %7 oranında bir azaltım gerekiyor. Karbondioksit atmosferde yüzyıllar boyunca kalabildiği için ani düşüşler iklimi etkilemiyor ve bu düşüşlerin sürekli olarak devam etmesi gerekiyor. Taalas, iklim değişikliğinin koronavirüs ile karşılaştırıldığında “farklı boyutta bir sorun” olduğunu söyledi ancak hükümetlere pandemiyle mücadele ettiği gibi iklim kriziyle mücadele etme çağrısında bulundu. 

ÇED olumlu kararı iptal

Çanakkale‘de, Yenice İlçesi Çırpılar Köyü yakınlarında yapılması hedeflenen Çırpılar Termik Santrali ve kömür sahası için hazırlanan ÇED Raporu’na verilen olumlu karar iptal edildi. TEMA Vakfı, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ve Ziraat Mühendisleri Odası tarafından 2018 yılında açılan davada bilirkişi, Santral’in ormanları ve çevreyi olumsuz etkileyeceği yönünde görüş bildirmişti. Yılda 3.52 milyon ton kömürle çalıştırılması öngörülen santral için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 29 Haziran 2018’de “ÇED olumlu” raporu vermişti. 

İstanbul'daki HES projesine onay

İstanbul’un Şile ile Kocaeli’nin Kandıra ilçeleri arasında yapılması planlanan Sungurlu Barajı ve HES projesine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan “ÇED Olumlu” kararı çıktı. İstanbul, Ağva bölgesi ve Kocaeli Akçaova bölgesinde kurulacak Sungurlu Barajı ile İstanbul’a içme suyu sağlanması planlanıyor. Sungurlu Barajı hakkında 2016 yılında verilen ÇED Olumlu Kararı, proje hakkında saha çalışması yapılmadığı, ÇED Raporunda verilen verilerin, uzun süreli ölçüm ve gözlemlere dayanmadığı nedeniyle iptal edilmişti. Uzun süreli ölçüm ve gözlemlerin dört mevsim olarak gerçekleşmesi gerekirken, kararın Danıştay tarafından onanmasından sonra iki ay içerisinde DSİ tarafından ÇED Raporu tekrar sunuldu. Raporda revize edildiği iddia edilen hususlar dört mevsim gözlemden uzak, günübirlik çalışmalara dayalı. Bu nedenle, mahkeme kararında belirtilen eksiklikler ÇED raporunda halen ortadan kalkmadı. Rapor kapsamında 1 yıllık gözlem gerçekleşmediğinden iptal gerekçeleri aynen devam ediyor. Proje bölgesi, tarım, orman, mera ve yerleşim yerlerinden oluşurken, ekolojik değerlendirmeden yoksun olan ÇED raporunda tahribatın etkisi ve değerlendirmesi, sadece havza açısından değil, projenin asıl etkisini göstereceği bölge açısından da eksik bulunuyor. Barajın faaliyet göstermesi ile birlikte Tekzen ve Akaova Mahalleleri tamamen sular altında kalacak. Bununla birlikte bölgede yer alan 12 diğer köy de projenin doğrudan etki alanında. Barajın faaliyet göstermesiyle birlikte sular altında kalacak ve kuraklaşacak toplam tarım ve orman alanı sırasıyla 2.575 ve 615 hektar.