Deniz buzullarının hızla erimesi kutup ayılarının hayatta kalma güçlerini sınıra getirdi

-
Aa
+
a
a
a

Toronto Üniversitesi‘nce yapılan araştırma Kuzey Kutbu‘ndaki deniz buzlarının hızla erimesinin kutup ayılarının hayatta kalabilme güçlerini sınıra getirdiğini ortaya koydu.

Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

Toronto Üniversitesi‘nce yapılan araştırma Kuzey Kutbu‘ndaki deniz buzlarının hızla erimesinin kutup ayılarının hayatta kalabilme güçlerini sınıra getirdiğini ortaya koydu. BBC Türkçe‘nin haberine göre Toronto Üniversitesi’nden Dr. Peter Molnar, kutup ayılarının küresel ısınmanın simgesi haline geldiğini belirtti ve buzullar eridiği taktirde kutup ayılarının gidecek yeri olmadığını söyledi. Kutup ayıları Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) tarafından nesilleri tükenme tehlikesine açık hayvanlar olarak sınıflandırılıyor. Tehlikenin ana sebebi ise iklim değişikliği. Kuzey Kutup Bölgesi‘nin farklı kesimlerinde kutup ayılarının hayatta kalabilme eşiklerini hesaplayan araştırmacılara göre, bazı bölgelerde eşik şimdiden aşılmış durumda. Polar Bears International’dan Dr. Steven Amstrup, BBC’ye konuşarak anne kutup ayılarının buzların erime mevsimine kadar yavrularını emzirecek kadar yağ depolayamayacağını söyledi ve “Yiyecek olmadan hiçbirimiz uzun süre ayakta kalamayız. Bu tüm canlı türleri için biyolojik bir gerçeklik” dedi. 

Nükleer Karşıtı Platform'dan açıklama

Nükleer Karşıtı Platform, Azerbeycan’ın çatışma sırasında Ermenistan’da yer alan ve Türkiye’ye yalnızca 16 kilometre uzaklıkta olan Metsamor Nükleer Santrali’ni hedef göstermesine ilişkin yazılı bir açıklama yayınladı. Açıklamada “Karşılıklık tehditler ülkemiz ve sınır komşularımızın ulusal güvenliğini tehlikeye sokmuştur” ifadeleri kullanıldı. Ermenistan ordusunun, 12 Temmuz 2020 tarihinde Tovuz Bölgesi’nde Azerbaycan mevzilerini top atışlarına tutması ve Azerbaycan ordusunun karşılık vermesi üzerine iki ülke arasında çıkan çatışmalar giderek şiddetini arttırdı. Ermenistan’ın Azerbaycan’daki Mingeçevir Barajı’nı vurma tehdidinin ardından, son olarak Azerbaycan da Metsamor Nükleer Santrali’ni hedef gösterdi. Platform yaptığı açıklamada söz konusu nükleer santralin 1977 yılında Çernobil ve Fukuşima ile aynı teknoloji kullanılarak inşa edildiğini ve 2005 yılında ömrünü tamamlamasına rağmen ısrarla faaliyetine devam ettirildiğini söyledi. Açıklamada “Ermenistan ve Bulgaristan’da, Ülke sınırımızın hemen yanında, adeta görülmemiş güçte yıkıcı saatli bomba niteliği taşıyan santrallar, ulusal güvenliğimiz açısından büyük tehdit oluşturmaktadır” denildi. Platform “Metsamor’a olası bir saldırı sonucunda; Iğdır, Kars ve Ağrı illerimiz başta olmak üzere, Erivan, Nahçıvan, Gürcistan, İran gibi sınıra komşu ülkeler ve hatta Avrupa için de hayati tehlike oluşturacağı oldukça açık” dedi. Platform “Nükleer santralların barındırdığı risklerin sonucu, yaşanan büyük felaketlerle acı bedeller ödenerek tüm dünya kamuoyunca görülmüşken, ülkeler arasında çıkan savaşlarda saldırı hedefi olarak gösterilmesini kabul etmiyoruz” açıklamasını yaptı. Platform söz konusu tehdidin uluslararası hukuk kapsamında suç teşkil ettiğini belirti. Platform, ‘’Kapitalist dünyanın rekabet ortamında her an çıkarları çatışma noktasında ülkemizle karşı karşıya gelebilecek Rusya’nın ya da diğer yapımcı ülkelerin denetiminde ve kontrolünde Akkuyu başta olmak üzere belirlenen yerlerde faaliyete geçirilecek santral ile ulusal güvenliğimiz tehditlere açık hale getirilmekte; nükleer santrallarda yaşanacak olası bir kaza ya da düzenlenecek bir saldırıda yitirilecek büyük ölçekteki insan yaşamları ve doğal kaynaklar umursanmamaktadır. Ermenistan- Azerbaycan arasında yaşanan çatışmada bir nükleer santralın hedef konusu yapılmasının insani yönden kabul edilemezliğinin hatırlatıldığı açıklamanın devamında şu talepler dile getirildi.Toplumsal hiçbir yararı olmayan, aksine büyük yaşamsal riskler taşıyan nükleer güç santrallarından vazgeçilmesi çağrımızı bir kez daha yineliyoruz. Hayatımızın ve yaşam alanlarımızın tehdit altında bırakılması kabul etmiyor, kurulması planlanan nükleer santral projelerinin derhal durdurulmasını, Ülkemizde ve dünyada, hem bugün hem de gelecekte, nükleer santralların tamamen hayatımızdan çıkartılmasını istiyoruz.'' dedi.

Yurttaşlar biogaz santralına karşı ayakta

Özel bir şirket tarafından Manisa’nın Salihli ilçesine bağlı Çapaklı Mahallesi’nde, yaklaşık 34 bin metrekare alan üzerinde “Biyogaz Enerji Santrali ve Gübre Üretim Tesisi” kurulmak isteniyor. İki ayrı dava devam ederken şirket, hukuki süreci beklemeden 15 Temmuz’da proje alanına yol yapmaya başladı. Bugün sabah saatlerinde iş makinelerinin yol çalışmasını engelleyen yurttaşlar, hukuki süreç sonlanana kadar bölgede direniş çadırı kurdu. Duvar‘dan Osman Çaklı‘ya konuşan Salihli Çevre Derneği Başkanı Avukat Seçil Ege Değerli, projenin çevresel etkilerinin gözardı edildiğini ve yasal bir sürecin işlemediğini söyledi. Şirketin birinci derece mutlak tarım arazileri üzerine kuracağı biyogaz elektrik santralinin havayı ve suyu kirleteceğini dile getiren Değerli şunları kaydetti: ''Proje alanından DSİ’ye ait 3 tarımsal sulama kanalı mevcut. Bunlardan bir tanesi İzmir’e kadar uzanıyor. Köylülerin merası yine bu alan etrafında. Biyogaz elektrik santralinin kurulması tarımsal sulama da kullanılan suyu ve yeraltı sularını kirletecek.'' Proje alanında yol olmadığını dile getiren Değerli, idarenin imar planını değiştirdiğini belirtti. 

Seferihisar'da yangın çıktı

İzmir‘in Seferihisar ilçesindeki Sığacık Mahallesi‘nde orman yangını çıktı. Akkum Mevkisinde, henüz belirlenemeyen bir sebepten çıkan yangın için  bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi. İzmir Orman Bölge Müdürlüğü‘nün 10 arazöz, üç helikopter ve bir uçakla müdahale ettiği yangının yerleşim yerlerine ulaşmadan kontrol altına alındığı bildirildi. Yangında henüz ne kadarlık bir ormanlık alanın zarar gördüğü kesin olarak tespit edilemese de, geniş bir alanın yandığı belirtiliyor.