Bergama'daki altın madeni projesiyle ilgili ÇED iptal kararına Danıştay'dan onay

-
Aa
+
a
a
a

Bergama’nın Kapukaya Köyü mevkiinde yapılması planlanan ‘Altın Madeni Açık Ocak İşletmesi’ projesiyle ilgili ÇED İptali kararı Danıştay 6’ncı Dairesi tarafından onaylandı.

Gezegenin Geleceği: 30 Temmuz 2020
 

Gezegenin Geleceği: 30 Temmuz 2020

podcast servisi: iTunes / RSS

Bergama’nın Kapukaya Köyü mevkiinde yapılması planlanan ‘Altın Madeni Açık Ocak İşletmesi’ projesiyle ilgili ÇED İptali kararı Danıştay 6’ncı Dairesi tarafından onaylandı. Böylece Kapukaya’daki 4543,2 hektarlık orman alanında bulunan 4 bin 325 Kızıl Çam, zeytinlikler, tarım alanları ve meralar yok olmaktan kurtulmuş oldu. Ayrıca UNESCO kültür mirası listesinde yer alan Kibele kutsal alanının tahrip edilmesinin de önüne geçilmiş oldu. ÇED İptali kararının Danıştay tarafından onaylanmasını “çok güzel ve umutlu bir karar olarak değerlendiren Avukat Arif Ali Cangı proje sahasının, ‘Ekolojik Hassas Bölge’ olarak tanımlanan Bergama Kozak yaylasında, endemik bitki ve hayvan türlerinin yanı sıra UNESCO Dünya Kültür Mirası koruma bölgesinde olduğunu ifade etti. Bergama Çevre Platformu Başkanı Erol Engel ise; “Bu kararla yüreğimize su serpildi, on yıla yakın bölge köylüsüyle birlikte şirkete karşı verdiğimiz mücadele yargı zaferiyle sonuçlanmasından mutlu olduk. Bu kararla Kapukaya’da ki 4543,2 hektarlık orman alanında bulunan 4 bin 325 Kızıl Çam’ın kesilmesini durdurduğumuz gibi zeytinlikleri, tarım alanlarını ve meraları da yok olmaktan kurtardık” dedi. Engel, sözlerini şöyle sürdürdü: “UNESCO kültür mirası listesinde yer alan Kibele kutsal alanının tahrip olmasının önüne geçtik. Bölge’de bulunan ve Bergama’yı besleyen zengin yeraltı su kaynaklarımızı koruduk. O nedenle en az Yerli Tahtacı ve Kapukaya köylüsü kadar Bergamalı da sevinmeli. Havamızı, suyumuzu ve toprağımızı gözünü altın hırsı bürümüşlere karşı savunduk ve kazandık” dedi.

100 milyondur uykuda olan mikroplar canlandırıldı

Bilim insanları 100 milyon yıldan uzun bir süredir uyku halinde olan mikropları başarıyla canlandırdıklarını duyurdu. Mikropların dinozorların yaşadığı dönemden kalma oldukları belirtildi. Küçük organizmalar, Güney Pasifik'de denizin dibinde, besin açısından zayıf ve ama hayatta tutacak kaçar oksijen içeren tortu katmanlarında uyku halindeydi. Araştırma, yeryüzünde az oksijen ve besinle on milyonlarca yıl var olabilen bazı ilkel türlere de ışık tutuyor. Bilim insanları Güney Pasifik deniz yatağındaki 100 milyondan uzun süredir var olan tortu katmanlarını inceledi. Araştırmacılar, neredeyse bütün bir çağ boyunca uyku halinde kalan mikropları uyandırmak için örnekleri kuluçkaya yatırdı ve mikropları canlandırabildi. Japon bilim insanlarının öncülüğünde araştırmaları yürüten ekip, buldukları hemen hemen tüm mikropları canlandırabilmelerinin kendileri için de şaşırtıcı olduğunu söyledi. URI Okyanus Bilimleri Enstitüsü'nden araştırmaya katılan Profesör Steven D'Hondt, "Deldiğimiz en eski tortu katmanı aynı zamanda en az besine sahip katman, hala canlı organizmalar var ve uyanıp büyüyüp çoğalabilirler" dedi. Morono da, tortulardaki oksijenin, mikroplar için hiçbir enerji harcamadan milyonlarca yıl canlı kalabilmelerini sağladığını ifade etti.

Titicaca Gölü kurbağasını için mücadele

Dünyanın en büyük kurbağası olan Titicaca Gölü kurbağasını kurtarmak için beş bilim enstitüsü güçlerini birleştirdi. Kurbağanın boyu 14,5 cm'ye kadar çıkabiliyor. Aynı zamanda dünyanın en büyük suda yaşayan amfibik canlısı olma özelliğini elinde bulunduran bu hayvan, kirlilik ve aşırı avlanma nedeniyle yok olmak üzere. Bolivya ve Peru sınırındaki Titicaca Gölü'nde yaşayan canlı, bölgedeki halklar tarafından geleneksel ilaçlar için kullanılıyor. Kirliliğin nedeni ise bölgedeki madencilik faaliyetleri. Bilim insanları bu projede hem kurbağanın göldeki yaşam alanını, hem de genetik yapısını inceleyecek. 2016 yılında gölde binlerce ölü kurbağa bulunmuştu. Kitlesel ölüme tarım ve plastik kirliliğinin yol açtığı düşünülüyordu.

En detaylı çöp analizi

Geri dönüşümün yaygın olduğu Almanya'da 1985'ten bu yana en detaylı çöp analizi yapıldı. Analiz, çöplerin ayrılması uygulamasıyla atık miktarının neredeyse yarılandığını ortaya koydu. Almanya Federal Çevre Dairesi'nin yaptırdığı bir araştırmaya göre, Almanya'da çöplerin yeniden değerlendirilmek üzere ayrıştırılması uygulaması sayesinde son 35 yılda hanelerin yol açtığı atık miktarı neredeyse yarı yarıya azaldı. İlk olarak 70'li yıllarda cam, 80'li yıllarda kağıt toplama konteynerlerinin konulduğu Almanya'da 1985'te bir vatandaşın çıkardığı yıllık atık çöp ortalama 239 kilogram olarak tespit edilirken, sonuçları bugün sunulan araştırmaya göre bu miktarın 128 kilograma düştüğü açıklandı. Araştırma için 2018 yılından bu yana 2 bin 800 çöp konteyneri miktarına denk düşecek çöp örneğinin incelendi, geri dönüşümde iyileşme olmasına rağmen halen atılan çöplerin neredeyse yüzde 40'ının değerli organik çöp olduğu saptandı. Uzmanlar, son detaylı çalışmanın yapıldığı 35 sene öncesi ile karşılaştırıldığında genel çöpe atılan kağıt, cam, metal veya plastik atıkların yüzde 80 oranında azaldığını ve bunun sevindirici bir gelişme olduğunu duyurdu. Çevre Bakanlığı Müsteşarı Jochen Flasbarth, bu son araştırmanın ortaya koyduğuna göre halen çöpe giden maddelerden sadece üçte birinin yeniden değerlendirilmesi imkansız atık olma özelliğine sahip olduğunu belirtti. Organik çöpten biyogaz üretimi yapılabildiği için oldukça değerli olduğunu belirtti. Bugün yapılan ayrıntılı çöp araştırması, küçük yerleşim birimleri ile kırsal alanlarda kentlerden daha az çöp çıktığını da ortaya koydu. Küçük yerleşim birimlerinde kişi başına düşen çöp miktarı yılda 110,5 kilogram, kırsal alanda 124,5 kilogramken kentlerde bunun 151,1 kilogram olduğu açıklandı.