Batı Hint Okyanusu’ndaki tüm mercan resifleri 50 yıl içinde yok olabilir

-
Aa
+
a
a
a

Batı Hint Okyanusu’ndaki tüm mercan resifleri, küresel ısınma ve aşırı avlanma nedeniyle önümüzdeki 50 yıl içinde yok olma riski altında.

Gezegenin Geleceği: 8 Aralık 2021
 

Gezegenin Geleceği: 8 Aralık 2021

podcast servisi: iTunes / RSS

Yeni bir değerlendirmeye göre, Batı Hint Okyanusu’ndaki tüm mercan resifleri, küresel ısınma ve aşırı avlanma nedeniyle önümüzdeki 50 yıl içinde yok olma riski altında. Seyşeller’den Mozambik kıyılarındaki Delagoa bölgesine ve Güney Afrika’ya kadar resif sistemleri, 2070’lerde, büyük bir biyolojik çeşitlilik kaybıyla yüzleşecek. Bu kayıp sonrasında resifler, gıda kaynaklarını ve yüz binlerce insanın geçim kaynaklarını tehdit ederek işlevsel olarak yok olma riskiyle karşı karşıya kalacak gibi görünüyor. Nature Sustainability dergisinde yayımlanan çalışma, batı Hint Okyanusu çevresindeki 10 ülkedeki mercan resiflerini inceledi. Bir bitki veya hayvanın yok olma riskini incelemek için kullanılan yönteme benzer şekilde, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’nin (IUCN), ekosistemlerin kırmızı listesini kullanarak 11 alt bölgenin sağlığını analiz etti. Değerlendirme, özellikle ada ülkelerindeki resiflerin, ağarma olaylarını yaygınlaştıran küresel ısınma sonucu yükselen su sıcaklıkları nedeniyle tehdit altında olduğunu buldu. Doğu ve güney Madagaskar, Komorlar ve Mascarene Adaları’ndaki resiflerin tümü kritik olarak sınıflandırıldı. Kuzey Seyşeller’deki ve tüm doğu Afrika kıyılarındaki resifler, ekolojilerini değiştiren ve mercanları boğabilecek farklı alglerin oluşumunu teşvik eden aşırı avlanma nedeniyle savunmasız olarak sınıflandırıldı. Çalışmayı yöneten IUCN mercanlar grubunun başkanı David Obura, “En acil tehdit iklim değişikliği. 50 yıl sonrasını tahmin ederken, küresel ısınmayı 1.5 derecede sınırlandırmayı başarıp başaramayacağımız önümüzdeki 10 yılda ne yapacağımıza bağlı. Aldığımız tüm hizmetler risk altında. Doğu Afrika’da turizm sektörü büyük ve sağlıklı resiflere bağlı durumda.”

Hollanda Tarım Bakanı Carola Schouten, kabuklu canlıların daha fazla acı ve stres yaşamasına neden olan pişirme yöntemlerine son verilmesinin, olumlu bir adım olacağını söyledi. Hollanda'daki birçok restoran ve şef de, bu tür pişirme yöntemini kullanmayı bırakıyor. Hollanda Parlamentosu'nda temsil edilen Hayvan Hakları Partisi (PvdD), İngiltere'de yapılan bir araştırmayı gündeme getirerek, su ürünlerinin canlı canlı pişirilmesine son verilmesini istedi. London School of Economics (LSE) uzmanları tarafından yapılan araştırmaya göre, yengeç, ıstakoz ve ahtapotlar, canlı canlı kaynar suya atıldıklarında çok fazla acı ve stres yaşıyor. Hayvan refahı konusunda çalışmalar yapan çok sayıda kuruluş da, yıllardır bu tür pişirme yöntemine son verilmesini istiyor. Hollanda Tarım Doğa ve Gıda Kalitesi Bakanı Schouten, konunun Avrupa Birliği (AB) düzeyinde de ele alındığını belirtti. Mevzuatın Avrupa genelinde hayata geçirilmesinin biraz daha zaman alacağını söyleyen Schouten, en sorumlu hazırlık yöntemi konusunda araştırmaya başladıklarını söyledi. Ahtapot yemek zaten bilinçli ve zeki bir uzaylıyı yemekten pek farklı değil, uzaylı ahtapotlar gelip bizi yese pek farklı olmazdı.

ABD’nin Kaliforniya eyaleti sıcak hava dalgalarını kategorize edecek ve adlandıracak bir sistem kurmayı hedefliyor. Bu gelişme, Avustralya gibi ülkelerin, ısıya bağlı ölümleri azaltmak için benzer bir sistemi benimsemesi gerekip gerekmediğine dair soruları gündeme getirdi. Sıcak hava dalgaları Avustralya gibi ülkelerde diğer tüm doğal afetlerin toplamından daha fazla insanı öldürüyor ve bazı uzmanlar onları adlandırmanın, ölümleri azaltmaya yardımcı olabileceğine inanıyor. Yunanistan ve İspanya’daki Sevilla kentinin son örneğini takiben, Kaliforniya’da yetkililer, sıralama sistemini geliştirmek için Ocak ayında bir yasa tasarısı sunacak. Önerilen sistem, ısı dalgalarını adlandırıyor ve onları siklonlara benzer şekilde sınıflandırıyor, ancak sıcaklığa göre kodlamak yerine, insan sağlığına ve özellikle ölüm riskine göre sınıflandırmayı hedefliyor. UNSW’de iklim bilimcisi olan Dr Sarah Perkins-Kirkpatrick, “Bence [hava olaylarını] adlandırmak, insanlar ve olaylar arasında kişisel düzeyde bağlantı kurulmasına yardımcı oluyor. Onu kişileştiriyor. İnsanların ‘Bir sıcak hava dalgası var, siper alıp şunu ya da şunu yapmalıyım’ demelerine yardımcı oluyor” dedi. Avustralyalılar sıcak hava dalgalarına çok aşina olabilir. Fakat, Perkins-Kirkpatrick, birçok insanın bu olayın ne kadar tehlikeli ve ülkenin “en ölümcül doğal afeti” olduğundan bihaber olduğunu söyledi.

Türetim Ekonomisi Derneği tarafından yürütülen bir proje haberi ile programımızı bitirelim. Fransa Büyükelçiliği desteği ile Türetim Ekonomisi Derneği tarafından yürütülen Kadın Üreticilerin Sosyal ve Ekolojik Açıdan Adil Dönüşümünü Destekleme Projesi’nin temel amacı, işini sürdürülebilir ve daha yeşil hale getirmek için desteğe ihtiyaç duyan üreticilere çevrimiçi, kolay, erişilebilir materyaller ve derslerden oluşan bir e-öğrenme programı sunmak.  Proje tanıtımı 14 Aralık 2021 tarihinde, 18:00-21:00 saatleri arasında yani gelecek Salı İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek. Etkinlik programında KAD.İM belgeselinin gösterimi yapılacak. Gösteriminin ardından, belgesele dair soru cevap oturumu olacak. Ardından ‘Kadının Ekonomideki Yeri ve Türetim Ekonomisi’ başlığında bir panel düzenlenecek. Panelde kadın üreticilerin ihtiyaçları, döngüsel ekonomi ve mevcut durumla mücadeleleri hakkında konuşulacak. Kadın Üreticilerin Sosyal ve Ekolojik Açıdan Adil Dönüşümünü Destekleme Projesi’ne dair detayların ele alınacağı etkinlik herkesin katılımına açık olacak. Projedeki eğitimlere başvuru yapmak ve yeni projenin tanıtım etkinliğine katılmak için Türetim Ekonomisi Derneği web sitesi turetim.org ziyaret edilebilir, veya sosyal medya hesaplarından bağlantılara erişilebilir.