Aydın Belediyesi'nde güneş enerjisiyle çalışan deniz temizlik aracı

-
Aa
+
a
a
a

Aydın Büyükşehir Belediyesi Denizcilik Daire Başkanlığı ekipleri, tamamen güneş enerjisi ile çalışan elektrikli deniz temizlik aracı geliştirerek kullanmaya başladı.

Deniz temizleme aracı
Fotoğraf: Anka
Gezegenin Geleceği: 26 Nisan 2022
 

Gezegenin Geleceği: 26 Nisan 2022

podcast servisi: iTunes / RSS

Daha önce yüzer kepçe, deniz süpürge aracı ve deniz dronu üreten Aydın Büyükşehir Belediyesi Denizcilik Daire Başkanlığı ekipleri, sürdürülebilir yöntemlerle doğayı korumak ve temiz tutmak için, tamamen güneş enerjisi ile çalışan elektrikli deniz temizlik aracı geliştirerek kullanmaya başladı. Deniz temizlik aracında kullanılan fan motorunun denize uyumlu olacak şekilde dönüştürülmesi ve elektronik aksamının üretilmesi belediye ekiplerince yapıldı. Güneş enerji panelleri ile enerji üreten bir sisteme sahip olan deniz temizlik aracı; taşınabilir, hızlı ve kolay yönetilebilir olması nedeniyle hem geniş kullanım alanı yaratıyor hem de fosil yakıt kullanmadan çevreci bir temizlik yapılmasını sağlıyor. Yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması ve güneş enerjisine dikkat çekmek açısından bir farkındalık projesi olduğuna dikkat çeken Barış Tarım, şöyle konuştu: “Uzaktan kumandalı ve güneş panelleri ile desteklenen elektrik motorları kullanıyoruz. Bu sayede denizlerimizi temizlemeye çalışacağız. Güneş enerjisini kullanmak açısından farkındalık anlamında yaptığımız bir proje. Kaynaklarımızın çoğunu fosil yakıtlarda kullanıyoruz, mümkün olduğu kadar güneş enerjisini kullanırsak verimlilik açısından daha iyi olur. Aracı imal ederken Fen İşleri’nden solar panel aldık, motoru fan motoru, onu denize uyumlu hale getirdik ve elektronik aksamını da kendimiz yaptık. Tamamen Büyükşehir Belediyemizin bir ürünüdür.”

TEMA Vakfı 2020 yılı yazında, Kaz Dağları Yöresi’nin %89’unun madenlere ruhsatlı olduğunu ortaya koyan “Kaz Dağları Yöresi’nde Madencilik” çalışmasını kamuoyuyla paylaşmıştı. Çalışmalarına devam eden Vakıf, 22 ilde daha maden ruhsatları haritalama çalışmaları gerçekleştirdi. Çalışmalar, Çanakkale ve Balıkesir’den sonra Muğla, Tekirdağ, Kırklareli, Afyon, Kütahya, Uşak, Zonguldak, Bartın, Eskişehir, Karaman, Kahramanmaraş, Erzincan, Tunceli, Ordu, Tokat, Artvin, Erzurum, Bayburt, Şırnak, Siirt, Batman, Sivas illeri özelinde yapıldı. Seçilmeleri tesadüfi olmayan bu iller, doğal varlıklar bakımından oldukça zengin bir ekosisteme, güçlü tarımsal üretime ve turizm potansiyeline sahip olmasına rağmen madencilik faaliyetlerinin yoğunlaştığı alanlar olarak öne çıkıyor. 24 ilin ortalama ruhsatlılık oranı  %63. Yani illerin yüzölçümlerinin yarısından fazlası maden ruhsatlarına bölünmüş durumda. Bu illerde bulunan ormanların ortalama %60’ı, tarım alanlarının ortalama %57’si, meraların ortalama %55’i, korunan alanların ortalama %57’si, potansiyel koruma alanı olması gereken alanların (Önemli Doğa Alanı) ortalama %63’ü madenlere ruhsatlı. Bu sonuçlar; Türkiye’nin doğal, ekonomik ve kültürel olarak her türlü değerinin, madencilik faaliyetlerinin inisiyatifine bırakıldığını gösteriyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç; “Maden Kanunu yasalaştığı 1985 yılından bu yana 20’den fazla kez değişti. Her değişiklikle daha fazla alanda madencilik faaliyetleri yapılabilir hale geldi. Maden ruhsatlarının gerçek hayatta nerelere karşılık geldiğini değerlendirdiğimiz haritalama çalışmalarının sonuçları maalesef statü ve nitelik gözetmeksizin her yerde madenciliğe izin veren mevzuatın bir sonucu. Ne yazık ki bu manzara bizleri doğal alanlarımız, tarım alanlarımız, meralarımız, kültür değerlerimiz ve sağlığımız konusunda büyük bir kaygı ile karşı karşıya bırakıyor. Bütüncül bir planlama yaklaşımından yoksun, kamu yararını yalnızca madenlerden yana gören, tarımsal üretimi, turizmi ve en önemlisi insan sağlığını dikkate almayan madencilik uygulamaları doğal, kültürel ve ekonomik yaşam için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ormanlarımız, tarım alanlarımız parçalanırken, su varlıklarımız kirleniyor, tükeniyor, kültürümüz de tıpkı zeytinliklerimiz gibi köklerinden ediliyor, sağlımızı kaybediyoruz” dedi.

Çin’de iklim krizinin etkileri üzerine yapılan yeni araştırmada, Antarktika’daki deniz buzu seviyelerinin rekor seviyede düştüğü belirtildi. Kayıtların tutulmaya başladığı günden bu yana ilk kez deniz buzu seviyelerinin 2 milyon kilometrekarenin altına indiği vurgulanan çalışmada, birçok şehir ve ülkenin tehlike altında olduğunun altı çizildi. Çin’de küresel ısınmanın etkileri üzerine yeni bir çalışma yayımlandı. Guangzhou’da bulunan Sun Yat-sen Üniversitesi'nde yapılan araştırmada, iklim krizinin Antarktika’daki deniz buzullarını rekor seviyede erittiği belirtildi. Araştırmacılar, kayıtların tutulmaya başlandığı günden bu yana deniz buzu seviyesinin en düşük seviyeye gerilediğini aktardı.

Danıştay 8. Daire, zeytinlik alanlarda maden faaliyeti yürütülebilmesinin önünü açan Maden Yönetmeliğinin yürütmesini “Zeytinlik alanların maden faaliyetlerinde kullanılması hukuka aykırı” diyerek durdurduğu belirtildi. Kararın yazım aşamasında olduğu ifade ediliyor. T24’ün haberine göre Danıştay 8. Daire, yönetmelik değişikliği ile ilgili incelemesini tamamladı ve davayı esastan karara bağlayana kadar düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi. Yazım aşamasında olan kararın, düzenlemenin 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu’na aykırı hükümler içerdiği ve kamu yararına aykırı olduğu gerekçesiyle verildiği öğrenildi. Buna göre dava esastan karara bağlanana kadar yönetmelik uygulanamayacak ve zeytin alanlarında madencilik faaliyeti yapılmasına izin verilemeyecek. Resmi Gazete’de 1 Mart 2022’de yayımlanan düzenleme ile Maden Yönetmeliği’nde kritik bir değişiklik yapıldı. Madencilik faaliyetlerinin tapuda zeytinlik olarak kayıtlı alanlara denk gelmesi ve faaliyetlerin başka alanlarda yürütülmesinin mümkün olmaması durumunda zeytin sahası üzerinde maden tesisi açılmasına olanak tanıyan yönetmelik hükmü büyük tepki çekti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yönetmeliğin, sonrasında rehabilite edilip eski haline getirilmesi şartını da içerdiğini savundu. Düzenlemenin iptali ve yürütmesinin durdurulması için Danıştay’da çok sayıda dava açıldı.