Altın madeni projeleri Kazdağları'nda 19 bin futbol sahası büyüklüğünde bir alanı tehdit ediyor

-
Aa
+
a
a
a

Kirazlı Altın Madeni Projesi nedeniyle ormanı traşlanan Kazdağları, şimdi de Bayramiç’te faaliyete geçirilmek istenen Halilağa Bakır Madeni‘nin projesiyle karşı karşıya.

Gezegenin Geleceği: 16 Eylül 2020
 

Gezegenin Geleceği: 16 Eylül 2020

podcast servisi: iTunes / RSS

Yapılması planlanan ÇED Halkı Bilgilendirme Toplantısı öncesinde proje hakkında açıklama yapan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Kazdağları için tehlikenin devam ettiğini vurguladı. Ataç, Halilağa projesi maden alanının, anıt ağaç niteliğinde asırlık ağaçları ve dünyada sadece Kazdağları’nda yaşayan Kazdağı göknarlarını içinde barındıran ormanlarla birlikte nadir bitki türleri ve canlı çeşitliliğini yutacağını belirtti. Projenin Kazdağları ormanları ve birinci sınıf tarım toprakları üzerinde yer aldığını ve uygulanması halinde en az üç köyü yutacağının tahmin edildiğini belirten Ataç, projenin uzun zamandır şiddetli kuraklıklarla mücadele eden bölgede, Kazdağları’nın sularına da ortak olacağını ifade etti. Bölgenin büyük maden projelerinden biri olan “Halilağa Bakır Madeni Projesi” 2019 yılında büyük bir tepkiyle karşılanan Kirazlı Altın Madeni ve onun diğer ayağı olan Ağı Dağı Altın Madeni projelerinin ortasında yer alıyor. Üç projenin hayata geçmesi, Kazdağları’nda 19 bin futbol sahası büyüklüğünde bir maden alanının oluşmasına yol açacak. Projeler; bölgenin su varlıkları, toprağı ve tarımsal üretimi ile birlikte Kazdağları’nda binlerce yıllık bir kültürü de tehdit ediyor. Kamuoyuna bakır madeni projesi olarak sunulsa da, aynı ruhsat alanı için 2012 yılında “Halilağa Altın Madeni Projesi” ismiyle ÇED süreci yürütülmüş ve ÇED olumlu kararı alınmış; ancak yöre halkının tepkisi nedeniyle, proje bugüne kadar hayata geçememişti.

Çevre felaketleri bitmiyor

Independent’ten Büşra Rabia’nın çevirisinde, Dünya, Avustralya’daki orman yangınları, tanker gemilerinden petrol sızması, Beyrut Limanı’nda yaşanan patlamaların tekrarlanması gibi çeşitli bölgelerde peş peşe gelen çevresel felaketlere tanık oluyor. Öyle ki Beyrut’ta yaşanan patlama başta nitrojen dioksit olmak üzere havayı kirleten kötü gazların salınmasına ve aynı şekilde akciğer kanserine neden olan asbest maddesinin yayılmasına yol açtı. Patlamanın yakındaki bazı bölgelerde yıkılan eski evlerin yapımında asbest kullanılmıştı. Bir örgütün 2019 Petrol Sızıntılarına Hızlı Müdahaleyi Güçlendirme Raporu’na göre son 50 yılda yaşanan toplam 20 kazanın sonucunda petrol tankerlerinden sızan petrolün miktarı 86,5 milyon tondan fazla. 1979 yılında Atlantic Empress ile Aegean Captain petrol tankerinin Karayip Denizi’nde çarpışması sonucu 287 bin tondan fazla petrol denize dökülmüştü. Eylül ayı başlarında Kuveyt’ten gelen ve iki milyon varil petrol taşıyan Sri Lanka’nın dev tankeri New Diamond’ın durumu kötüleşti. Sri Lanka Donanması, tankerin bir kilometre uzağında petrol sızıntısı sonucu bir küme oluştuğunu vurguladı. Bu da Hint Okyanusu’nda iki kilometre uzunluğunda bir alanda kirliliğe neden oluyor. Diğer yandan Japonya bandıralı yük gemisi geçtiğimiz Temmuz ayında Mauritius Adası’nın yakınlarındaki mercan resifinde karaya oturmuştu. Bu da Hint Okyanusu’na bin tondan fazla petrol sızmasına neden olmuştu. 

Avrupa Yeşil Mutabakatı toplantısı yapıldı

TÜSİAD Yatırım Ortamı Yuvarlak Masası koordinasyonunda kurulan Yeşil Mutabakat Görev Gücü tarafından “Avrupa Yeşil Mutabakatı Türkiye İş Dünyasını Nasıl Etkileyecek?” başlıklı bir toplantı düzenlendi. AB Komisyonu tarafından Avrupa Yeşil Mutabakat kapsamında kurulacak yeni düzenin Türkiye – AB ticaret ilişkileri ile Türkiye sanayisine olası etkileri ele alındı. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski “Avrupa Yeşil Mutabakatı”nın Türkiye için öneminin altını çizerek: “Avrupa Yeşil Mutabakatı, iklim değişikliği ile mücadelenin ötesinde, aynı zamanda AB’nin ‘yeni büyüme stratejisi’nin bir yol planı. Avrupa Yeşil Mutabakatı, sadece iklim değişikliği ile yetinmeyip, biyolojik çeşitlilikten, atık ve hava kirliliğine kadar tüm çevre konularını ele alıyor. Kaynakların verimli kullanımını artıracak eylemler içeren bir yol haritası sunuyor. Anlaşmanın bir diğer ayırt edici özelliği ise, iklim değişikliği ile mücadeleyi sadece kendi coğrafyası ile sınırlı tutmayıp, küresel ölçekte bir dönüşüm potansiyeli barındırması” dedi. 

Mahkeme bilimsel gerekçe istedi

Salda için Türkiye Grubu ve A Platformu’nun Antalya ve Isparta’daki av ihalesine karşı açtığı yürütmeyi durdurma davasında ara karar çıktı. Mahkeme, Türkiye’de nesli tükenme tehlikesi altındaki 47 yaban keçisinin öldürülmesini kapsayan av ihalesinin yasal ve bilimsel gerekçelerine dair Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sunduğu yazılı savunmayı yeterli bulmayarak bakanlıktan ek bilgi ve belge talep etti.  Toplam 47 hayvanın avlanması için 17 Haziran’da Tarım Orman Bakanlığı Burdur 6. Bölge Müdürlüğü tarafından ihaleye açılan yaban keçisi;  Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’nin (IUCN) Kırmızı Liste kriterlerine göre global ölçekte nesli “neredeyse tehdit altında” olan, Türkiye’nin de dahil olduğu Akdeniz bölgesinde ise “hassas” durumda oldukları için nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan kritik bir tür. Bu nedenle de, 1984’ten beri Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi‘nin “kesin koruma altındaki türler” Ek-II Listesi’nde yer alıyor. Dolayısıyla yaban keçilerinin her türlü kasıtlı yakalanması, alıkonması ve kasıtlı öldürülmesi yasak olduğu gibi, canlı veya cansız olarak elde bulundurulması ve iç ticareti de yasağa tabi.