230 sivil toplum kuruluşundan ortak açıklama: Avcılık tamamen yasaklansın

-
Aa
+
a
a
a

230 sivil toplum kuruluşu, yaban hayvanlarını öldürmenin spor, turizm, hobi ya da ihale konusu olamayacağını ve avcılığın tamamen yasaklanması gerektiğini söyledi.

Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

Her yıl 4 Ekim’de tehlike altında olan hayvanlarla ilgili farkındalık yaratmak ve hayvan haklarını gündeme getirmek amacıyla çeşitli etkinlikler yapılıyor. Bu yıl da birçok ekoloji örgütü ve siyasi parti 4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günü‘nde hayvanların yaşadıkları hak ihlallerine, avcılık yasasına ve nesli tükenmekte olan hayvanlara dikkat çekti. Bir araya gelerek ortak bir açıklama yapan 230 sivil toplum kuruluşu, yaban hayvanlarını öldürmenin spor, turizm, hobi ya da ihale konusu olamayacağını ve avcılığın tamamen yasaklanması gerektiğini söyledi. Türkiye’de farklı alanlarda çalışma yürüten ve konularında uzman 230 sivil toplum kuruluşu, Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde yaptığı açıklamada ”Dünyayı birlikte yaşadığımız diğer canlılarla paylaşıyoruz. Ormanlar, dağlar, dereler hepimizin yaşam kaynağı ve hepimizin yaşamı birbirine bağlı. Bu nedenle haklarını bizim dilimizde ifade edemeyen tüm canlıların sesi olmak için bir aradayız” dedi. Sivil toplum kuruluşları Tarım ve Orman Bakanlığı’nın avcılığı tamamen yasaklaması için binlerce doğa severin desteğiyle change.org/vurmabeni adresinde imza kampanyası başlattı. 

Fosil yakıt şirketleri lobi faaliyetinde

Ortaya çıkan belgeler, dünyanın en büyük kirletici şirketlerinden bazılarının hükümete lobi yaptığını ve COP26’da yer almaları karşılığında para teklif ettiklerini ortaya koydu. Fosil yakıt firmaları, İskoçya’da yapılacak önemli küresel iklim görüşmelerinin bir parçası olmak amacıyla Birleşik Krallık hükümet yetkilileriyle bir dizi özel toplantı düzenledi. Şirketler aynı zamanda Birleşik Krallık yetkilileri ile dünyadaki diğer hükümetler arasında aracı olarak hareket edebileceklerini de iletmişler. Hükümet, gelecek yıla ertelenen Glasgow zirvesine hazırlık yapmadığı için geniş çapta eleştirildi ve hükümetin geçen yılki en az 13 toplantısında zirveyi üç fosil yakıt firması ile tartışmak için zaman bulmasının ortaya çıkması endişe yarattı. Bilgi edinme özgürlüğü mevzuatı kapsamında toplantıların ayrıntılarını alan Culture Unstained’tan Jess Worth “COP26’yı düzenleyenler, ‘daha düşük karbon dünyasına doğru pozitif değişim sağlayan’ ortaklar istediklerini söylüyorlar ancak bu ortakları yeni fosil yakıt çıkarma faaliyetlerine milyarlarca yatırım yapanlar oluşturuyor” dedi. Worth, “Artık petrolün hükümete yönelik gizli kanalının rahatsız edici boyutu ortaya çıktı. COP birimi dediklerinin arkasında durmalı ve fosil yakıt endüstrisiyle sponsorluk anlaşmalarını reddetmeli. Paris iklim hedeflerini karşılayacaksak, yalnızca fosil yakıt üretimindeki acil kesintiler bunu sağlayabilir ancak petrol sondajını sürdürmeye kararlı olanlar zirveye sponsor oluyorsa bunu sağlayamayız” diye ekledi. 

Karbon sınır vergisi 2022'de

Karbon sınır vergisi, Avrupa Komisyonu Yeşil Düzeni’nin en önemli noktalarından biri ve 2022 yılında uygulanması adına Haziran 2021 civarında sunulması gerekiyor. Ancak, şirketlerin daha düşük kirlilik maliyetleri olan ülkelere taşındığı “karbon kaçağını” önleyerek Avrupa’nın rekabet gücünü koruması beklenen bu mekanizmanın sınırlarını belirleyen pek çok belirsizlik var. 30 Eylül’de yayımlanan ve Fransız ve Alman hükümetleri tarafından desteklenen bir raporda, Avrupa İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Geçiş Yuvarlak Masası (ERCST), sorunun AB’nin artan iklim hedefleriyle “yakından bağlantılı” olduğunu belirtti. 

Rapor: Maden sahalarında denetim yapılmıyor

Birgün’den İsmail Arı’nın haberine göre, Sayıştay’ın Orman Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda, maden sahalarında etkin denetim yapılmadığını, maden sahalarının rehabilitasyon çalışmalarının tam yapılmadığı ve orman alanlarının yüzde 16’sının tapuya tescil edilmemesi nedeniyle ormanların etkin korunmadığı belirtildi. Sayıştay denetçilerinin yaptığı incelemede, 687 maden izin sahasından, 497’sinde sınır aşımı olduğu, 49’unda Ormana Genel Müdürlüğü’nün izni olmayan yapılar yapıldığı, 31 sahada, izin amacının dışında kullanımlar olduğu belirlendi. 78 sahada ise hem izin amacı dışında kullanılan idare izni olmayan yapılar yapıldığı ve 20 sahanın ise koordinatlarının sorunlu olduğu belirlendi. Ayrıca raporda, 27 maden izin sahasında ise çeşitli nedenlerle idarece inceleme yapılamadığına dikkat çekildi. Sayıştay denetçileri, maden sahalarında etkin bir denetimin yürütülmediğini de belirterek, “Denetim ve kontrol mekanizmasının sağlıklı bir şekilde işletilmesi, rehabilitasyon çalışmalarının belli bir çalışma programı kapsamında maden işletme faaliyeti sırasında da devam etmesi konusunda gerekli idari işlemlerin yapılması” gerektiğini vurguladı. Denetim raporunda, “Maden işletme sahalarının büyük bir çoğunluğunda rehabilite çalışmalarının yapılamadığı verilen izinler doğrultusunda, belli bir plan ve proje çerçevesinde işletilmesi ve çalıştırması gerekirken, sahada düzensiz çalışmaların yapıldığı görüldü” denildi. 

Süper enzim plastik şişeleri hızla ayrıştırıyor

Bilim insanlarının geliştirdiği yeni bir 'süper enzimin', plastik şişeleri altı kat daha hızlı ayrıştırdığı görüldü. Yeni süper enzimin geri dönüşüm amaçlı bir ya da iki yıl içinde kullanılabileceği belirtildi. Guardian gazetesinin haberine göre, doğal yollarla 'plastik yiyebilen' bakteriden elde edilen süper enzim şişelerin tamamen geri dönüştürülmesini mümkün hale getiriyor. Bilim insanları, pamukları ayrıştırabilen enzimlerle birleştirildiğinde, yeni üretilen süper enzimin farklı kumaşlardan yapılan kıyafetleri de geri dönüştürebileceğine inanıyor. Milyonlarca tonluk kıyafet şu anda ya çöpe atılıyor, ya da yakılıyor. Süper enzim, iki farklı enzimin birbirine bağlanmasıyla oluşturuldu. İngiltere'deki Portsmouth Üniversitesi Profesörü John McGeehan, Guardian gazetesine açıklamasında "Enzimleri birleştirdiğimizde, hiç beklemediğimiz şekilde aktivasyonunda olağanüstü bir artış gördük" dedi ve bu keşfin doğanın nasıl işlediğini anlamaya yardımcı olduğunu ve daha hızlı enzimler üretilmesini kolaylaştırdığını söyledi. Çevreciler, plastik kullanımını azaltmanın çözümün en temel ayağı olduğunu ifade ediyor.