Son İstanbul Adalar’da beş yılda ne oldu, ne olmalı?

Editörden
-
Aa
+
a
a
a

İstanbul'un 'cittaslow' ilan edilmesi gereken, tek yaya bölgesi Adalar'da, yapılan tüm görüşmelere, verilen sözlere ve halkın ısrarlı taleplerine rağmen İBB'nin minibüslü toplu ulaşım ve imara açma çabaları sürüyor. Adalılarsa kararlı: Yürünebilir Adalar, İstanbulluların da hakkı.

""

Adaların atları

18 Aralık gecesi 2019’da Büyükada’da ruam teşhisi konularak 81 at öldürüldü. Ruam gerekçesiyle adlı faytonlar seferleri yasaklandı. İçlerinden Nazlı isimli at kaçarak sahibinin yanına gitti. Bir süre sonra Nazlı ata ruam testi yapıldı. Atın ruam olmadığı görüldü.

Yaklaşık 1800 atın 105’i öldürüldükten sonra bugüne kadar görülmemiş bir şekilde sağlam ve hastalıklı atlar tespit edilip ayrılmadan hepsi aynı ahırlara hapsedildi. Bir padok alanı olmadığı için 800’e yakın at iyi beslenmelerine rağmen hareketsizlikten bağırsak ve diz ödemleri nedeniyle ahırlarda öldü. Bugüne kadar da hiçbir rapor halkla paylaşılmadı.

Bu sürecin başlangıcında İBB’yi bir grup olarak ziyaret edip, atlara bir padok alanı yapılmazsa hareketsizlikten öleceklerini söyledik. İki  saat süren toplantı sonrası, yöneticiler yerelin bilgisinden hiç bir şekilde faydalanmadı ve atlar öldü. Geri kalan atların büyük bölümü bila bedel Anadolu’da isteyenlere verildi. Akıbetleri takip edilmedi. Bir kısmı sınırda satıldı, bir kısmı kayboldu bir kısmının öldüğü haberi geldi. Ne kadarı hayatta kaldı bilinmiyor.

Şu anda ahırlarda 100’e yakın at bulunuyor ve padok alanları var ama dört tane tenis kortu büyüklüğünde. Bir kaç ay öncesine kadar ormana çıkarılmıyorlardı. Yaklaşık 4.5 sene boyunca hapis hayatı yaşıyorlardı yani.

O yıl, İKSV’nin düzenlediği Bienal‘e Dünya Mirası Adalar ve Açık Radyo olarak birlikte katılmış, “Adaların Sesleri” enstelasyonu ve canlı yayın ile “diğer canlılarla birlikte Adalar’da nasıl yaşarız?” konusunu gündeme taşımıştık.

Bu arada 2018’in Ağustos ayında Adalar Ulaşım Çalıştayı yapılmış; İBB Genel Sekreteri, İBB Genel Sekreter yardımcısı, Adalar Belediye başkanı, Adalar Kaymakamı, uzmanlar, STK temsilcileri ve halk bu çalıştaya katılmıştı. Çıkan sonuçta  tüm yasaların kusursuzca mevcut olduğu ama ne faytonlar ne de atların sağlığı konusunda hiç bir kurum görevlerini yerine getirmediği için asıl sorunun “denetimsizlik” olduğuna vurgu yapılmıştı. Burada ulaşımın faytonlarla değil karma bir model uygulanarak elektrikli araçlar ve faytonla birlikte bir çözüm oluşturma kararı alınmıştı. Ama hiç biri uygulanmadı.

İmar planları

Ekim 2019’da Koruma Amaçlı Nazım İmar Planları kapsamında katılımcı planlama çalışmaları başladı. Adalıların yüzlerce saatini verdiği toplantılar yapıldı.

Kasım 2021’de Marmara Denizi ve Adalar, Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edildi. Bu tarihten sonra imar planları yapma hakkı melediyelerden alınarak Cumhurbaşkanlığına geçti.

Temmuz 2023 Adalar 1 /5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1 /1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı bir ay süreyle askıya çıktı. Planlarda görüldü ki, Adaların büyük, bakir alanları, bir çok bağ, bahçe gözüken alan arsaya dönüştürülerek imara açılmış. Dört tarafı suyla çevrili, denizin ortasındaki Adaların imar planlarında KIYILAR plana katılmamış. Kıyısız Ada planı yapılarak planın koruma değil imara açılan adalar planı olduğunu böylece anlamış olduk.

2023’ün Ağustos ayında İBB’nin imar müdürü, halkı bilgilendirme toplantısında kıyıları dışarıda bırakılan bu planlara sahip çıktıklarını belirterek, planlarının kendilerine ait olduğu bilgisini verdi. Oysa bizlerin katıldığı KATILIMCI imar planlarından çıkan sonuç bu değildi. Adalılar olarak bir çok dava açtık. Planlara yapılan itiraz sayısı elimizdeki son verilere göre 2824’ü buldu.

Böylece bu normalmiş gibi yapılarak koruma(ma) imar planları son şeklini almak üzere Mayıs 2024’te bakanlıkça onaylanarak bir ay süreyle askıya çıktı.

Korsan taksiler, yasadışı akülü motorlu araçlar

Adalarda 12 binden fazla yasadışı motorlu akülü araç bulunuyor. Bunların bir bölümü ile de korsan taksicilik yapılıyor. Bu taksiler bir hafta sonu, bir günde vergisiz ve haksız olarak yaklaşık 20.000 TL kazanç sağlıyor.  Bu yasadışı durum karşısında hiçbir kurum da herhangi bir işlem yapmıyor.  Ölümlü kazalar yaşanmasına rağmen yaptırım uygulanmaması bir yana “yasaları uygulayın” diyen vatandaşlar gözaltına alınıyor. Kazalarda yaralananların deniz ambulansı ile Kartal Devlet Hastanesi’ne taşındığı için aralarından kaçının ölümle sonuçlandığı bilinmediği gibi, bunlar Adalar’da kayda geçmediğinden istatistiklere de girmiyor. ,

En son meydana gelen kazada 12 yaşında motorlu akülü araç kullanan bir çocuk, 5 yaşındaki bir çocuğa çarparak ağır yaralanmasına sebep oldu. Araçların çarpması nedeniyle ölen kedi, köpek ve kirpilerin sayısı ise belli değil.

Azmanbüsler

Adalılar tüm bu sorunlarla uğraşır ve seslerini İBB’ye duyurmaya çalışırken, bütün bunlar yetmiyormuş gibi üzerlerine bir de 2003’ün ilk aylarında “azmanbüs” adını taktığımız minibüsler sorunu eklendi. Şehir içinde kullanılması gereken minibüslerin Adalara girmesi ile imar, inşaat ve rant bambaşka bir boyut aldı.

Geçen yıl kış aylarında ilk kez adalarda görülen “azmanbüsler”e tepki gösterilmesi üzerine belediyenin yaptığı açıklama “Şehirde kullanılmak üzere Karsan tarafından üretilmiş bu minibüslerin adalara test sürüşü için getirildiği, geri götürüleceği” şeklinde olmuştu. Adalılar “Trafiğe kapalı, yaya bölgesi adalarda test sürüşü yapılmaz”  diyerek karşı çıkınca araçlar ana karaya geri götürüldü.

23 Mayıs’ın akşamüstü saatlerinde, Ada sokaklarında azmanbüsleri tekrar gördük. İlk olarak beş kişi araçların önünü kesti. Eylemin basında paylaşması ve kamuoyu baskısı oluşmasıyla azmanbüsler garajlara çekildi.

Ada halkının güçlü karşı çıkışının ardından Adalar Belediyesi, İETT ve İBB yetkilileriyle 27 Mayıs’ta birlikte bir toplantı yapıldı. Adalılar itirazlarını ifade etti, yetkililerse 2020’den beri kullanılan 13 yolculu adabüslerin tescilsiz olduğunu söyledi. 2020’de bu araçların Adada kullanımı bu nedenle resmi makamlarca bir süre engellenmişti.

Açıklamada söylenmeyen nokta ise, İBB’nin üç yolculu taksilerinin tescilli olduğuydu. Toplantının sonunda Adalılar’a başka bir çözüm bulma ve o zamana kadar bu devasa minibüsleri Adalar’da kullanmama ve en kısa sürede bir çalıştay sözü verildi.

Adalarda, hali hazırda İBB’ye ait tescilli taksiler kullanılıyor ve 2020’den beri de sistem işliyor. İskele, ev, hastane, okul gibi yerlere bu araçlarla gitmek için yeterince araca sahibiz.  En fazla 1 ila 2 km2’lik alana sahip, küçücük adalarda yürüyerek gezmek yerine araçlarla tur atmayı “ulaşım hakkı” kapsamında görmek Adalılara göre bahaneden fazlası değil. Hele de yasaları çiğnemenin mazereti olamaz.

Minibüslerin bayram bahanesiyle kullanılacağını öğrenen Adalılar bunu yetkililere sormasına rağmen cevap alamadı. O günden bugüne de Adalar sanki Adalılar yaşamıyormuş, protestolar yükselmiyormuş gibi, her hangi bir yetkili isim tarafından tek bir açıklama yapıldı, bir kişi bile Adalılarla görüşmedi. Ada halkına Gezi sürecini hatırlatan bu tutum, Gündüz Vassaf‘ın deyimiyle, “aktörlerin değiştiği ama popülist politikacı anlayışının değişmediği bir hale büründü.

Son İstanbul Adalar’a dair bilinmesi gerekenler

Kamuoyuna, basına ve bizlere halkıyla beraber bir yerel yönetim sözü vererek seçilenlere ve bizlere hizmet etmek gibi ulvi bir görevle atananlara Adalıların neden azmanbüs istemediğini tekrar hatırlatıyoruz:

  • Adalar, 1930’larda Mustafa Kemal Atatürk tarafından statüsü yasal olarak Türkiye’nin tek yaya bölgesidir.
  • Ada yolları yaya yoludur. Yaya yol üzerindeyken motorlu araçlar durur. Trafik ve belediye zabıtaları yayaların güvenliğini sağlamakla yükümlüdür.
  • Adalar, 1984’ten bu yana sit alanıdır.
  • Koruma Kurulu’nun ilgili kararlarınca; sınırlı kamu hizmeti dışında,Adalar’da her türlü elektrikli, fosil yakıtlı motorlu taşıt kullanımı yasaktır. Tek istisnası, ambulans, itfaiye, polis gibi araçlardır.
  • Yürüyecek durumda olmayanların, engellilerin, yaşlıların hali hazırda araç kullanma hakkı bulunmaktadır. Kamu araçları da vatandaşların ihtiyaçlarını karşılar
  • Adaların 100 senedir değişmeyen sokak dokusu, insani ölçektedir. Dardır. #azmanbüs için uygun değildir.
  • Bu dar yollarda itfaiye, ambulans ve minibüslerin yan yana geçmesi mümkün değildir.
  • Adaların yüzde 60’ı ormandır, geri kalan yerleşim bölgesi tarihi ahşap köşklerle doludur. Olası kuvvetli rüzgarlı bir havada başlayacak yangında ormanları ve köşkleri ile 2,5 saatte tamamen yanabilir. Ayrıca, elektrikli minibüslerin içerdiği gizli tehlike, Adalar için büyük risk yaratmaktadır. Araçlarda başlayabilecek batarya yangını, patlama şeklinde gerçekleşir, suyla söndürülemez. Tek kapılı minibüste batarya yangını ölümcül olacaktır.
  • Adalarımız minicik yüzölçümüne sahiptir.
    Büyükada 5.4 km2
    Heybeliada 2.34 km2
    Burgazada 1.5 km2
    Kınalıada 1,36 km2 dir. Adalar içinde en büyük olan Büyükada’da bile yerleşim yeri bir uçtan diğer uca 1.5 saatte yürüyerek kat edilebilir. #yürünebiliradalar
  • Senelerdir ziyaretçi planı yapılmamış,20 milyonluk İstanbul‘un tek kalan yeşil ve yavaş yaşam alanındır. Gelen günübirlik ziyaretçilerin yürüme yolları yerine araçlara  yönlendirilmesi, 12 binden fazla yasadışı aracı da beslemektedir.
  • Gezi için yürümek yerine motorlu araca binmek bir ulaşım ihtiyacı değildir. Adalar şehrin hızından uzaklaşacağınız, yavaşlayacağınız, bol oksijen soluyacağınız, sakinleşeceğiniz, huşu içinde hissedeceğiniz bir doğa parçasıdır. Tüm İstanbulluların Adalara ihtiyacı vardır.
  • Sit alanında motorlu araçla gezmek, tur atmak yasaları, yaya haklarını ihlal etmek anlamına gelir; Ada’nın ruhunu @ietttr adına Adalılara verilen sözleri hiçe saymaktır.
  • İBB, İstanbul’u yürüyerek keşfetme alışkanlığı kazandırmak için “Yürü be İstanbul” uygulaması başlatmıştı. Böyle güzel bir uygulamayı hayata geçiren İBB’nin Adaları buna dahil etmeyerek, küçücük yüzölçümlü Adalarda neden insanları minibüse binmeye zorlandığı sorgulanmalıdır.

Ne olmalı?

  • Doğaya ve tüm canlılara saygılı, kültürel varlıklarını koruyan, ekosistemi gözeten, geleceğine sahip çıkan, halkıyla beraber yöneten bir yerel yönetim sözü ile seçilen seçilmişler, yasalara uymalı, sürecin başından beri verdikleri bir çok sözü tutmayıp, yarattıkları güvensiz ortamı sözlerini tutarak güvenli ortama dönüştürmelidir.
  • Tüm adabüsleri şehre geri götürerek, ihtiyaç duyulan ilçelerde kullanmalıdır.
  • İstanbul Adalar’ının Unesco Dünya Mirası Listesi’ne girmesini sağlamak ve bu doğrultuda bir kamuoyu oluşturmak, adaların dünya mirası özelliklerini ortaya çıkarmak ve anlatmak için yaklaşık 8 senedir gönüllü olarak yaptığımız çalışmalara sahip çıkarak, Adaları uluslararası normlara uygun, insanlarla diğer canlıların birlikte yaşayacağı bir “cittaslow” alanına dönüştürmelidir.

* Dünya Mirası Adalar programcısı Derya Tolgay'ın Yeşil Gazete'de yayınlanan 'Son İstanbul Adalar’da beş yılda ne oldu, ne olmalı?' adlı yazısından alınmıştır.