Avrupa'dan Türkiye'deki seçime yorumlar

-
Aa
+
a
a
a

Tuğba Tekerek, 14 Mayıs seçimleri öncesinde Avrupa’da seçimlere dair neler konuşulduğunu derledi.

Avrupa'dan Türkiye'deki seçime yorumlar
 

Avrupa'dan Türkiye'deki seçime yorumlar

podcast servisi: iTunes / RSS

(Bu bir transkripsiyondur. Metnin son hâli değildir.) 

Ömer Madra: Günaydın Tuğba, merhabalar!

Tuğba Tekerek: Günaydın Ömer Bey.

Özdeş Özbay: Günaydın.

T.T.: Günaydın Özdeş!

Ö.M.: Evet, bugün Avrupa Ne Konuşuyor bölümünü biraz kısa tutacağız çünkü senin kitabının üzerinde de konuşmak istiyoruz. Birazcık konuşacağız yani çok uzun boylu bir zaman, açı ayıramayacağız ama “Taşra Üniversiteleri - AK Parti’nin Arka Kampüsü” adlı yeni yayınlanan kitabından da bahsedeceğiz. Ben bunu önceden duyurmak istedim.

T.T.: Tamam. Bu hafta yani geçtiğimiz hafta Avrupa'da Paskalya kutlandı. Paskalya nedeniyle de belli günlerde eurotopics bültenler çıkmadı. Dolayısıyla Avrupa geçen hafta az konuştu. Biz de az bilgiler vereceğiz. Bu hafta şundan bahsetmek istiyorum; Türkiye'deki seçimlere nasıl bakıyorlar? Biraz bahsetmek istiyorum. Biz eurotopics olarak zaten ‘Türkiye'de ne oluyor, hangi yorumlar var?’ gibi bültenleri yabancı dillere çeviriyoruz, hem de yabancı dildekileri de Türkçeye çeviriyoruz. Yani Türkiye'deki seccade meselesinden vaatler nelere kadar, pek çok içerik yabancı dile çevriliyor ve bunlar takip ediliyor. Orada nasıl yorumlar var diye baktığımızda muhalefete biraz şüpheyle yaklaşıldığın söylemek mümkün. Bu tür yorumlara sıkça rastlıyoruz. Neden bahsediyorum? Örneğin Avusturya'dan KurierGazetesi’ndeki bir yorum şöyle; “Muhalefetin gücüne şüpheyle yaklaşmak gerekiyor. Yalnızca liderleri Kemal Kılıçdaroğlu 74 yaşında ve karizmadan yoksun olduğu için değil aynı zamanda kurulabilecek en heterojen ittifak kurulmuş olduğu için. İttifakta sosyal demokratlar da var, Batı milliyetçileri de var, İslamcılar da var. Onları birleştiren tek şey bir slogan; Erdoğan gitmeli. Ancak Macaristan ya da İsrail'deki benzer tecrübelerin de gösterdiği üzere böyle tek bir araç, tek bir harç pek de birleştirici olmuyor.” Tabii ki bu yorumları doğru bakıyorlar diye iletmiyorum ben ama Avrupa'da genel olarak böyle bakışlar var diye iletiyorum. Gerçekten Macaristan deneyimi özellikle, Avrupa'da demokrasi, o ülkede değişim bekleyenler için ciddi bir hayal kırıklığıyla sonuçlanmıştı. Orada da altı parti bir araya gelip bir aday çıkartmış ve ciddi hayal kırıklığı olmuştu. O hayal kırıklığını yaşamış olmanın getirdiği bir şeyle bakıyorlar, bunu iletmek lazım Avrupa'dan. Ama tabii bunun yanı sıra ‘Kılıçdaroğlu inatçı ve sebatkar, Türkiye'yi yeni sisteme dönüştürebilir’ şeklinde yorumlar da var, onu da ekleyeyim.

Bunun yanı sıra önemli dikkat çekilen noktalardan bir tanesi, seçimlerden sonra ülkede bir karışıklık olabileceğine dair. Yunanistan bizi her zaman çok yakından takip ediyor. Yunanistan'dan bir yorum aktarayım Huffington Post Greece'den; “Sultan'ın zaferi kıl payı kaçırması durumunda özellikle seçim sonucu belirsiz kalırsa eğer Türk tarafının bir istikrarsızlık dönemine girebileceğini unutmamak lazım. Temmuz 2016’daki darbe girişimine benzer çatışma ve yıkım görüntülerinin gelmesi hiç de ihtimal dışı değil.” Yunanistan'dan bir yorum daha, Kathimerini Gazetesi'ndeki yorumcu da şöyle demiş; “14 Mayıs hem Türkiye için hem de bizim için çok önemli bir tarih. Ancak Erdoğan'ın 20 yıllık iktidarının sonunda yenilmesiyle, Türkiye'deki genişleme politikasının değişeceği yanılgısına kapılmamalıyız. Zira Türkiye muhaliflerinin de hayli agresif söylemleri var, köklü kanaatleri var ve tüm bunlar umutlara hiç yer bırakmıyor.” Yunanistan, muhalefetin dış politika söylemlerini de takip ediyor tabii ki ve muhalefetin söylemlerinin kendileri açısından pek de umut verici olmadığının altını çizmişler.

Son olarak da Türkiye'den Murat Yetkin, Avrupa'nın bize bakışına dair bir köşe yazısı yazmış, bunu aktarayım birkaç cümleyle; “Kılıçdaroğlu kazanırsa, batı ciddi bir sınamayla karşı karşıya kalacak. Zira İslamcı ve artık milliyetçi çizgideki Erdoğan'ı ötekileştirmek onlar için çok kolay. Yüzünü yeniden batıya dönmüş bir Türkiye, Batıda Avrupa Birliği'nin Hristiyan kulübü olarak dinci, sağcı, tutucu çevrelerin hiç işine gelmez. Avrupa Birliği (AB) siyasetçilerinin çoğunun gözünde Türkiye, antitez olarak kalmalı. Bu nedenle içten içe seçimleri Erdoğan'ın kazanmasını tercih ederler,” demiş Murat Yetkin. Bir de göçmen meselesine dikkat çekmiş, “AB başkentleri, Kılıçdaroğlu Suriyelileri geri gönderirse onların Avrupa'ya geçmesinden endişeli.” Avrupa gerçekten Türkiye'deki seçimi mutlaka bu göçmen politikası perspektifiyle izliyor. Onlar için en önemli şeylerden bir tanesi, Türkiye'de demokrasi olup olmamasından ziyade belli kesimler için bu göçmenler konusunda Türkiye'de bir sonraki hükümetin neler yapacağı. Bu haftalık,
böylece, kısaca bitirmiş olalım.

Ö.M.: Evet. Teşekkür ederiz. Özellikle, tabii seçim öncesinde çok hayati yorumlar geliyor dört bir taraftan., bunlardan bir kısmına da böylece yer vermiş olduk.

T.T.: Evet, şimdilik bitirelim. Sonra ben tekrar geliyorum.

Ö.M.: Tamam. Bizim epey zaman önce konuştuğumuz bir şey vardı. Özdeş, istersen sen rica et. Tuğba Tekerek'in iletişim yayınlarından önemli bir kitabı yayınlandı. Bir türlü fırsat bulup üzerinde konuşma olanağı yaratamamıştık.

Ö.Ö.: Evet, biraz sonra onu konuşuruz. Bu bölümü kapatalım, ondan sonra kitabı konuşalım.

T.T.: Hoşçakalın.