Tanrı Amerika'nın yardımcısı olsun

-
Aa
+
a
a
a

ABD kanunları laiklik konusunda tavizsiz. Öyleyse niçin dini idare var?

 

25 Ağustos, 2003The GuardianMontgomery, Alabama karşı durmayayabancı değil. Meclis binasının önündeki altın yıldız kakılı mermer, Jefferson Davis'in bağımsız Konfederasyon'u ilan ettiği, eski vali George Wallace'ın  "ayrımcılık, 'segregation' şimdi, yarın ve daima" dediği nokta. Aynı noktadan  Rosa Parks'ın otobüse bindiği durağı ve Martin Luther King'in on yıl sürecek bir insan hakları protesto eyleminin kıvılcımı olan otobüs boykotunu başlattığı kiliseyi görebilirsiniz.Bugün taşın önünde durursanız Alabama yüksek mahkemesinin konuk ettiği dua gruplarını, TV naklen yayın kamyonlarını görür, ABD'nin en yüksek mahkemesi ile şehrin en yüksek yargıcı arasındaki çatışmaya tanıklık edersiniz.  Şu anki anlaşmazlık bir taş yüzünden. Alabama başyargıcı Roy Moore'un iki yıl önce kubbeli mahkeme binasının önüden diktiği, üstünde on emirin yazılı olduğu iki buçuk tonluk granit taş. ABD  yüksek mahkemesi Moore'a, laikliğe aykırı olduğu için taşı kaldırması emrini verdi. Moore Hıristiyanlığın, kendi vicdanı ve ABD anayasasının temel taşı olduğunu söyleyerek bu emre uymadı. Taşın kaldırılması için verilen süre Çarşamba günü geceyarısı doldu.  Ondan beri şehire üşüşen ülkenin dört bir yanından gelme Hıristiyan eylemciler anıt yerinden kaldırılmasın diye 24 saat nöbet tutuyorlar ve eğer kaldırılacak olursa müminleri harekete geçirmek için oluşturdukları telefon ağlarını hazır bekletiyorlar. Çoğunun üstünde güneyin meşhur hoşgörüsüzlüğünü yansıtan sloganlar yazılı T-shirtler var. Birinin üstünde "Eşcinsellik günahtır, İslam yalandır, kürtaj cinayettir" yazılı. (Bir tek yazlık giysi ile ne kadar çok  insana hakaret edebiliyorsunuz, inanılır gibi değil!)  Sofu ve kararlı oldukları kadar budala gibi de görünebilirler. Dallas'tan gelen  papaz Gene Chapman Montgomery Adviser'e "Burada sosyalist ve komünist unsurların Tanrı'yı kamusal alandan çıkarma çabalarını görüyorsunuz," dedi. Bu yıkıcı unsurlar arasında sağcı Hırıstiyan koalisyonu ve yedi tane güneyli Cumhuriyetçi yargıç var. Moore Perşembe akşamı ezeli muhaliflerine on emrin kaldırılacağı sözünü verdi. Cuma günü kararını erteledi ve avukatları vazgeçebileceğini söylediler. Dün anıt hâlâ yerindeydi. Bu kaybedilmiş dava uğruna kendilerini feda etmeye kararlı inançlı kalabalıklar gelmeye devam ediyordu. Anıtı savunanları alaya almak veya  bu gülünç oyunu Amerika'nın seviyesiz siyasi kültürünün son örneği olarak görmek işin kolayına kaçmak olur. Ancak Britanyalılar başkalarını alaya almadan önce çuvaldızı kendilerine batırsalar daha iyi ederler. Amerika'da bu tür anlaşmazlıkların olabilme nedeni anayasayla din ve kilisenin ayrılmış olması (bizde ayrı değil).Olay gülünç olmakla birlikte içerdiği sembolizm anlamlı. ABD hem laik hem de aynı zamanda en saldırgan biçimde dindar olan tek batı ülkesi. Ülkenin en kutsal iki metni İncil ve anayasa. Bunları yorumlayanlar arasında fikir ayrılığı olduğunda,  ortaya çıkan karışıklığın yankıları Montgomery'yi aşıyor. Burası Alabama dahil 11 devletin, ilahiyat okuyan öğrencilere devlet yardımı yapılmasını, anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle reddettiği, ilkokullarda Hz. İsa'nın doğumuyla ilgili oyunların yasak olduğu ülke. Harris kamuoyu araştırmasına göre, burası aynı zamanda yetişkin nüfusun %94'ünün Tanrı'ya, %86'sının mucizelere, %89'unun cennete ve %73'ünün şeytan ve cehenneme inandığı ülke.  Birbirine rakip bu iki eğilim, bazı çarpıcı çelişkileri doğuruyor. Hem yüksek mahkeme hem de Kongre'de çalışmalara başlanmadan önce Tanrıya dua ediliyor. Ama çocukların derslere başlarken söyledikleri bayrağa bağlılık andında "Tanrının korumasında" demeleri yasak. Devlet ve kilise arasında itiraz edilse bile anayasal bir ayrılık var ama, kilise ile politika arasında yok. Aslında iş seçimlere gelince din kitleleri heyecanlandıran temel güç, kilise de bu gücü harekete geçiren araç oluyor. Bu ırk ve sınıf sorunlarının üstüne çıkan çok az gerçekten biri. Tarafsız Pew araştırma merkezinin yaptığı ankete göre, çoğu zaman dini inançlarına göre oy kullandıklarını söylemeye en çok yatkın olan iki grup, beyaz evanjelistler ve siyah protestanlar. Bu iki gruptan her biri bir partinin tabanı. Bu yüzden onlarsız seçim kazanmak her iki parti için de sözkonusu değil. Yani kilisenin desteği olmaksızın seçim kazanılması düşünülemez. Ama dinin etkisi, ülke içi siyasal ve kürtaj ve eşcinsel hakları gibi sosyal meselelerden öte, dış politika gibi önemli konularda da görülüyor. Bir başka Pew anketi Amerilalıların %48'inin, ABD'nin tarihi boyunca tanrının özel koruması altında olduğunu düşündüklerini gösteriyor. Dahası, %44'ü şu anda İsrail devleti olan toprakların Yahudilere tanrı tarafından verildiğine inanıyor. %36'sı "İsrail devletinin kurulmasıyla, İncil'de İsa'nın ikici gelişine ait kehanetin gerçekleştiğini" düşünüyor. Bu noktada Amerika'nın iç çelişkileri dünya sahnesinde bir mesele halini alıyor: Kendine küresel laikliğin koruyucusu süsü veren ülke, şiddetli bağnaz güdülerin baskısı altında. Bu konuda iki sorun var. Birincisi geçen hafta Montgomery'de görüldüğü gibi inançla tartışma olmuyor. Bağnazlar mutlak şeylerle ilgileniyorlar. Ebedi kesinlikleri onları müthiş bir kampanyacı ve korkunç bir müzakereci haline getiriyor. İlahi hakikatle bir anlaşmaya varmak zor. İkinci sorun, bırakın Amerika'nın izlediği tutuma karşı çıkan birçok ülkeyi, Amerika yanlısı çok az batılı müttefik ülke bile Amerika'nın bu dindarlığını paylaşmıyor. Yine bir başka araştırmaya göre dinin önemli olduğuna inanlar ülkeler arasına Amerika'ya en yakın görüşte olan ülkeler Fransa ve Almanya değil, Pakistan ve Nijerya. Bütün bunlar üst yönetim için de geçerli. Bu da özellikle 11 Eylül'den sonra Amerikan dış politikasının üslup, biçim, içerik ve  dilinin, neden diğer gelişmiş ülkelerinkiyle taban tabana zıt  olduğunu açıklıyor. Beyaz Saray'ın dış politikası hiçbir zaman bugün olduğu kadar bağnaz olmadı. Jack Daniels'ı bırakıp İsa'ya başladığından beri, İsa George Bush'un  en sevdiği filozof. Sabah kalktığında ilk okuduğu şey brifing raporları değil,  evanjelist küçük öğütler. İş teröre karşı savaşa ahlaki kulp bulmaya geldiğinde doğrudan İncil'e başvurdu ve şer'i buldu. Eskiden  konuşmalarını yazan David Frum "Bu kelimeyi bulmak için hemen Mezmur'a baktı" diyor. Bush Amerika'nın kurucuları adına konuşuyor ama işini Tanrı adına yaptığına inanıyor. Hem her ikisini bir arada yapıp, hem de  bağnazlığı lanetleyemez. Ama kendini denemek zorunda hissediyorsa altıncı emirle başlasın: "Öldürmeyeceksin."  

Çeviren: İnci Ötügen