Katolik Kilisesi'nde sübyancı skandalı

-
Aa
+
a
a
a

Olaylar BBC Radyosu 4. Kanalındaki "Today" programıyla başladı. Program, haklarında ciddi cinsel taciz suçlamaları bulunan rahiplerin hala görevde olduklarını iddia ediyordu. Brighton ve Arundel Piskoposu Michael Hill bir "pedofil" idi, Kardinal O’Connor’un da bundan haberi vardı ve olayı örtbas etmişti. Program sapkın cinsel eğilimler gösteren Hill’in 1981’de tedaviye gönderildiğini ancak birkaç hafta sonra Hill’in özürlü çocuklar merkezinde bir vaftiz törenini yönettiğini belgeliyordu. Tanıklara göre Kardinal de bu vaftiz töreninde idi.

Sistematik taciz

 Hill 1997 yılında aynı suçtan beş yıl hapis cezasına çarptırılmış, 2000 yılında afla salıverilmişti. Geçtiğimiz ay altı vakası daha ortaya çıkarılan Hill 1969-1987 arasında 10-14 yaşları arasındaki üç çocuğa sistemli biçimde taciz uygulamaktan yargılanmaya başlanmıştı. “Today” programı bölgedeki dört olayı daha araştırmış, bu rahiplerden üçünün hala tacizi sürdürdüğünü ortaya çıkarmıştı. Dördüncü rahip Alan Love, Glasgow’da iken böyle bir suç işlediğini, bu yüzden Brighton’a transfer edildiğini    
itiraf etmişti. Üstelik kendisini tavsiye eden de Kardinal O’Connor’dı.

Kilisenin olaylardan haberi olduğu ortaya çıkınca Kardinalin istifası yolunda baskılar başladı. Kardinal olayların üzücü olduğunu söyleyerek “Cinsel taciz özellikle bir rahipten geliyorsa utanç vericidir” dedi ama bu  olayın "münferit" bir olay olduğunu, kendisinin de ancak"cahil ve saf" olmakla suçlanabileceğini söyleyerek istifa etmeyeceğini açıkladı.

Olaylar kuşkusuz yalnızca İngiltere ile sınırlı değildi. İrlanda’da da iddialar ayyuka çıkmıştı. İrlanda Katolik Kilisesinin başı Kardinal Desmond Connel Ekim ayında bu konuda özel bir vaaz verdi. Vaazında taciz iddialarını ciddiye almadığı için kilisenin kusurlu olduğunu ancak ihmalden çok konu hakkında yeterince bilgi sahibi olmadıkları için suçlanabileceklerini söyleyen Connel, medyanın olayların açığa çıkarılmasında büyük rol oynadığını belirtti.

Connel 1996’da Diocesan Üst Kurulu’na başvurup o zamanlar patlak veren iddiaları araştırmalarını istemişti. Kilisenin işi ağırdan alması yüzünden kurbanların acılarını içlerine gömmek zorunda kaldıklarını söyleyen Connel onlardan kilise adına özür diledi.

İrlanda Katolik kilisesi Ocak ayında on yıldan beri tacize uğrayan çocuklara 110 milyon dolar tazminat ödemeyi kabul etti. Son on yılda İrlanda’da 20 Katolik rahip ve rahibe çocuklara cinsel taciz uyguladıkları için cezalandırıldılar.

Gizlenen gerçek

Kilise mensuplarına yönelik cinsel taciz suçlamaları yeni bir olgu değil. Geçtiğimiz yıllarda başka ülkelerde de benzeri skandaller patlak vermişti. İki yıl önce Dallas’ta Katolik kilisesindeki bir rahibin tacizinin örtbas edildiği ortaya çıkmış, olayın kurbanlarına 119,6 milyon dolar tazminat ödenmişti. Bu miktar bu tür olaylarda bugüne kadar ödenen en yüksek meblağ idi.

Fransa’da bir mahkeme Bayeaux Piskoposunu çocukları taciz ettiğini itiraf eden bir rahibi yetkililere ihbar etmediği için üç ay hapis cezasına çarptırırken, Papa’nın ülkesi Polonya’da da Poznan Başpiskoposu Juliusz Paetz hakkında cinsel taciz iddiaları ortaya atılmıştı.

Vatikan hiç kuşkusuz bu olayların farkındaydı ama geçen yılın Kasım ayına kadar sessizliğini korumuştu. Sonunda Papa John Paul sessizliği bozmaya karar verip İnternet üzerinden 120 sayfalık bir mektup yayınlayarak kilise mensuplarının tacizine uğrayan kurbanlardan özür diledi.

Papa ayrıca her yıl Ocak ayında kilise liderlerine gönderdiği olağan mektubunun bir paragrafını da bu konuya ayırdı. Papa ilk kez kamuoyu karşısında suçlu rahipleri lanetliyor, “Bazı din kardeşlerimizin günahlarından ciddi bir şekilde üzüntü duyduk” diyordu. Her ne kadar "Pedofili" sözcüğünü kullanmaktan kaçındıysa da bu paragraf Vatikan’ın olaylardan duyduğu rahatsızlığın göstergesiydi.

Çocuk tacizini "Kötülüğün en acı verici biçimi” olarak tanımlayan Papa gecen yıl da Pasifik ülkelerinde patlak veren seks skandalları üzerine bir özür mektubu göndermişti.

Amerika da mercek altında

  Vatikan bu yılın Ocak ayında da rahipler için tacize karşı Latince bir kılavuz yayınladı. Kılavuzda taciz olaylarının derhal Roma Kilisesine rapor edilmesi gerektiği, böylece Vatikan’ın harekete geçebileceği vurgulanıyordu. Ancak suçlulara ne yapılacağı, savcılığa verilip verilmeyecekleri belirtilmiyordu.

“Böylece yalnızca suçlu rahipleri cezalandırmakla kalmayıp, aynı zamanda insanların sarsılan inancını da yeniden güçlendirmiş olacağız” diyen kılavuz en ufak bir pedofili kuşkusu halinde hiç tereddütsüz harekete geçilmesi gerektiğini vurguluyordu. Zanlılar kilise mahkemesinde yargılanacaklar, dava kamuoyundan gizli görülecekti. Kiliselerde görülen “tekil olaylar” böylelikle kiliselerin sorumluluk alanından çıkarılıp merkezde çözümlenecekti.

Ancak skandalların ardı arkası kesilmiyordu. Geçtiğimiz aylarda ABD’de art arda skandallar patlak vermişti. Boston kilisesi rahibi John Geoghan küçük bir çocuğa cinsel taciz uygulamaktan yargılanıp 10 yıl hapis cezasına çarptırılmış, ardından 200’e yakın kişi daha Geoghan ve diğer rahipler tarafından taciz edildiklerini söyleyerek ortaya çıkmışlar, kilise de bu kurbanlara 15 ile 30 milyon dolar tazminat ödemeyi kabul etmişti. Bütün bu olaylar Papa’nın saygıyla söz ettiği Boston Kardinali Bernard Law’un konumunu oldukça sarsmıştı. Boston Globe’un iddiasına göre Kardinal Law’un rahip Geoghan’ın kusurundan haberi vardı ama onu yalnızca başka bir kiliseye sürmekle yetinmiş, çocuklardan uzaklaştırmamıştı.

New York Kardinali Edward Egan da çocuk tacizlerini lanetlemiş, bu tür olaylara adı karışan rahiplerin gözünün yaşına bakılmayacağını, hemen savcılığa sevk edileceklerini söylemişti. Öte yandan Egan hakkında da 1988’de başrahip olduğu Connecticut’ta tacize göz yumduğu iddiaları vardı, ama Egan bu olayların kendisi göreve gelmeden önce olduğunu söyleyerek kendisini savunmuştu.

Egan, son 30-40 yıl içinde çocukları taciz eden rahiplerin adlarını, olayların yer ve tarihlerini listelemiş, listeyi savcılığa sunmuştu. Savcılık 5-15 yaş arası çocukları içeren 40 kadar vaka olduğunu söylüyordu ama işin acı tarafı zanlılar ya artık rahipliği bırakmış, ya da çok yaşlı oldukları için cezadan muaftılar. Yine de, kilise savcılıkla işbirliğine yanaşmıştı ve bu umut vericiydi. Kilise “Taciz olaylarının üstünü örtüyorsunuz” iddialarına bu şekilde yanıt veriyordu.

Bu olaylar ne ilk ne de son. Görünen o ki, kilise bugüne kadar ki cinsel taciz iddialarının farkında olduğu halde görmezden gelmeyi tercih etmişti. Olayların kamuoyuna yansımasından sonra kendi içlerindeki pisliği temizleme kararı aldı. Hareket çığ gibi büyümeye devam ederken, olayın tarafları da rüzgarın bu kez ne yana döneceğini merakla bekliyorlar.

Reading - 9 Aralık 2002