Dinozorlar ve kuşlar arasındaki en önemli halka, Archaeopteryx…

-
Aa
+
a
a
a

Antroposen Sohbetler'in yeni formatının ilk bölümünde konumuz omurgalılarda uçma ve anahtar kelimemiz de “Archeopteryx”.

Kuşlar ve uçmanın kökeni
 

Kuşlar ve uçmanın kökeni

podcast servisi: iTunes / RSS

“Türlerin Kökeni 1859 yılında yayınlandığında kuşlarla diğer omurgalıları birbirine bağlayan hiçbir örnek henüz bulunamamıştı.”

Uçma evrim teorisinde her zaman dikkat çeken bir konu olmuş. Charles Darwin, Türlerin Kökeni kitabını hazırlarken, kendisine gelen eleştirilerin büyük bir kısmı kuşlarla ilgiliydi. 1859 yılında yayınlanan bu kitapta, Darwin, ortak ata kavramını savunarak yaşam ağacındaki kayıtlar arasında ara formların olması gerektiğini öngörmüştü. Ancak o dönemde, uçan kuşların atası olarak bilinen hiçbir canlı türü bulunamamıştı.

Neyse ki Darwin çok beklemek zorunda kalmadı. Köken kitabının yayınlanmasından sadece iki yıl sonra, 1861 yılında Almanya'da bir kireçtaşı ocağında çalışan işçiler, şaşırtıcı bir fosil keşfettiler. Bu fosilin üzerinde, uzun ve taraklı bir kuş tüyü bulunuyordu. Ancak bu tüy, kireçtaşı içinde ne arıyordu? Cevap o zamanlar bilinmiyordu. Ancak sonradan yapılan araştırmalar, bu tüyün yaklaşık 150 ila 200 milyon yıl önce, Jura döneminden kalma olduğunu gösterdi.

Bu keşiften önce, Alman doğa bilimci Alexander von Humboldt, Fransa-İsviçre sınırındaki Jura Dağlarında bir kireçtaşı katmanı keşfetmişti. Bu katmanın içinde birçok fosil bulunmuş ve bu döneme ilişkin bir periyot olarak literatüre geçmişti.

Keşfedilen kuş tüyü fosiline geri dönersek, bu keşif oldukça heyecan vericiydi. Kısa bir süre sonra, başka bir fosil daha bulundu. Bu fosil, bir çiftçi tarafından keşfedildi ve tıbbi bakım karşılığında bir hekimle takas edildi. Hekim, fosillere ilgi duyan bir anatomi uzmanıydı ve aldığı bu fosilin değerli olduğunu biliyordu. Bu fosili, British Museum'a 750 pound karşılığında sattı. İlerleyen yıllarda, benzer fosiller de ortaya çıktı.

a1

“Archeopteryx örneğini Werner von Siemens 20,000 Alman Markı karşılığında Berlin Üniversitesi Kraliyet Mineraloji Müzesi için satın aldı.”

1874 yılında Eichstatt yakınlarında Blumberg’de Jakop Niemeyer ismindeki çiftçi bir başka fosil buldu. Bu fosilin dikkat çekici yanı çok iyi korunmuş olması, tüyleri ve kafatasını rahatlıkla görebildiğiniz güzel bir örnek olmasıydı. Jakop Niemeyer yaklaşık 150 Alman Markı karşılığında bu örneği Johann Dörr isimli taş ocağı sahibine sattı. Johann Dörr, daha önceki fosilden haberdar olduğu için bu fosili de aynı kişiye, fosil meraklısı anatomiciye yaklaşık 2000 Alman Markı karşılığında sattı. Bu kişinin ismi ise Ernst Haberlein idi. Bu aşamadan sonra ünlü Alman iş adamı Werner von Siemens 20,000 Alman Markı karşılığında bu örneği Berlin Üniversitesi Kraliyet Mineraloji Müzesi için satın aldı. Bu fosil Archaeopteryx olarak isimlendirilecekti ve bu tarihten sonra Archaeopteryx’in Berlin örneği Berlin’de yer alan doğa tarihi müzesinde korunmaya alındı.

Berlin Doğa Tarihi Müzesi’ne girdiğinizde bu değerli fosilin sergilendiği dinozor salonu ile karşılaşırsınız. Fosilin sergilendiği bölüm güvenlik açısından oldukça ciddi bir korumaya sahip bir oda şeklinde dizayn edilmiş. Çok güzel bir ışıklandırma düzeneği hazırlanmış. Bu ışıklandırma sayesinde fosil üzerindeki tüm ayrıntıları görebiliyorsunuz. Etkilenmemek elde değil.

Archaeopteryx (Almanca ismiyle "Urvogel - orjinal kuş") dinozorlar ile modern kuşlar arasındaki geçiş formu olarak biliniyor. Kuş özellikleri yanı sıra uzun bir kuyruğunun olması ve gagada dişlerinin olması gibi bazı özellikleriyle modern kuşlarda göremediğimiz farklı özelliklere de sahip. Dünyada yedi farklı örneği olan Archaeopteryx’in en iyi örneklerinden biri Berlin’de bulunuyor.