Gelecek için yeşil belediye karnesi 

Sudan Gelen
-
Aa
+
a
a
a

Sudan Gelen’de konumuz yeşil belediyelerdi. “Bir belediyenin yeşil olduğunu nasıl anlarız?” ve “Yeşil belediye karnesi nasıl oluşturulur ve neden önemlidir?” gibi soruları ele aldık.

Sudan Gelen
 

Sudan Gelen

podcast servisi: iTunes / RSS

Yeşil Belediye Karnesi’ni Yeşil Gelecek Derneği’nden Emine Tarhan ile konuştuk.

Akgün İlhan: Yeşil Gelecek Derneği’ni ne zaman kuruldu? Ne gibi çalışmalar yapıyor? 

Emine Tarhan: Derneğimiz 2018 Haziran ayında kuruldu. Daha önce de aynı veya farklı platformlarda çevre, iklim, gençlik ve kadın konularında aktif olarak çalışan arkadaşlar olarak birlikte çalışmaya ve bu çalışmaları dernek çatısı altında yapmaya karar verdik. Kuruluş aşamasında ve sonrasında da daha çok genç kadınların katılması önceliğimiz olmamasına rağmen bizi çok mutlu ve motive etti. Kuruluş aşamasında ne yapmak istediğimizi ve birlikte neler yapabilirizi konuştuğumuzda hepimizin çalışmak istediği ortak alanın çevre, doğa, çocuk ve kadın olduğu ve bu konularda yapabileceğimiz en iyi çalışmanın kendi yerelinden başlaması gerektiği konularında ortaklaştık. Yeşil politikalar üretmeyi, yerel yönetimlerde çevre ve iklim krizi konularında izleme yapmayı amaçladık.

Öğrenmeye açık ve meraklı bir ekip olmanın avantajlarını her çalışmamızda görüyor ve yenileniyoruz. Gönüllü, amatör ruhlu ama disiplinli çalışıyoruz. Sanırım en önemli avantajlarımızdan biri de bu. Ortak karar almak bizim için çok önemli ama her projenin kendi özerkliği var. Yeşil Belediye Karnesi dışında Topluluk Bahçesi ve iklim kriziyle ilgili çalışmalarımız var. İstanbul’da Maltepe, Kartal ve Şişli belediyeleriyle görüşmelerimiz sürüyor ve onlarla ortak projeler üretmeye çalışıyoruz. Pandemi nedeniyle çalışmalar biraz aksamış olsa da yola devam ediyoruz. 

Aİ: Heinrich Böll Derneği tarafından finanse edilen bir yeşil belediye karnesi projesi yürütüyorsunuz.  Belediyelerin ne kadar yeşil olduğunu saptamak için hazırlanan yüzlerce soru hazırladınız. Sorular Çevre Yönetimi, Biyoçeşitlilik, İklim Krizi, Enerji, Ulaşım, Arazi Kullanımı, Hava, Su, Atık ve Gürültü-Görüntü-Elektromanyetik-Işık Kirliliği başlıkları altında kümelenmiş durumda. Bu başlıklar ve sorular nasıl hazırlandı? Kimler bu çalışmaya katıldı ve nasıl katkılar sundu?

ET: Öncelikle Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’ne projemize verdiği destek için çok teşekkür ederiz. Yerel Yönetimlerde Yeşil Çalışmalar konulu bir workshop yaptık. 100 kişi civarında katılım vardı. Türkiye’nin farklı bölgelerinden ulaştığımız veriler çok önemliydi. Yeşil belediyenin kavramının geniş anlamından ziyade yeşil alana indirgenmiş olarak algılanıyor olması bizi bu konuda çalışmaya yöneltti. Yeşil Belediye Karnesi projesinde, yerel yönetimlerin mevcut durumlarını analiz ederek sonrasında neler yapılabileceğini ortaya koymayı hedefledik. Yerel ekolojik mücadelenin en önemli taraflarından biri yerel yönetimler. İklim krizi yerel nüfusun sağlığını ve refahını etkiliyor, çevreyi değiştiriyor, canlı cansız varlıklara ve altyapıya zarar veriyor. Argüden Yönetişim Akademisi Vakfı’nın Belediyelerde Yönetişim Karnesi çalışmasından esinlenerek Yeşil Belediye Karnesi’ni yapmaya karar verdik. 

Alanında uzman kişilerle danışma kurulu oluşturduk. Amaçlarımız doğrultusunda proje adımları, yöntemleri, uygulamaları danışma kurulu ve proje ekibi olarak birlikte hazırladık. Başlangıçta öncelikli olarak hem ulusal hem de uluslararası alanda yeşil belediye, yeşil kentler ve çevre yönetimi ile ilgili literatür araştırması yaptık. Yerel yönetimlerin mevcut durumlarını ölçebilmek için öncelikli olarak gösterge seti oluşturulmak üzere Yeşil Kentler Göstergesini (Green Cities Indicators) ele aldık. Yerel ve mevzuat göz önüne alınarak değerlendirildi. Kentsel karar organları olan yerel yönetimlerin faaliyet ve planlarında; enerji tüketiminin azaltılması, mevcut sistemlerin yenilenebilir enerjiyle ikame edilmesi, su kalitesinin ve tasarrufunun arttırılması, biyoçeşitliliğin korunması, kentsel yeşil alanların genişletilmesi, tabiat varlıklarının korunması, atık oluşumunun önlenmesi, yerelde ekolojik tarım üretiminin desteklenmesi, karbon salımını azaltmaya yönelik toplu taşımayla entegre ulaşım sistemlerinin teşvik edilmesi ve iklim adaleti ilkesinin benimsenmesi ön plana çıkan konular oldu.

2019 yılında İstanbul’un stratejik plan hazırlama zorunluluğu olan ilçe belediyelerinin durumlarını incelerken, bu yıl karnenin devamı niteliğinde olan Büyükşehirlerin Yeşil Belediye Karnesi ve Gösterge Seti’ni oluşturduk. Gösterge setini belediyelere uygulama noktasında Sayıştay tarafından denetlenen ve yayınlamak zorunda oldukları Stratejik Plan, performans programları, faaliyet raporları ile belediyenin internet sitesi ve genel internet taramasıyla yanıtları aradık. 

Bu çalışmanın ortaya çıkmasında; akademik çalışmalar, mevzuatlar, farklı ölçüm çalışmaları ve uygulamalar açısından yol gösteren Danışma Kurulu üyelerimiz çok değerli hocalarımızdan Prof. Dr. Semra Cerit Mazlum, Prof. Dr. Fikret Adaman, Prof. Dr. Nurhan Yentürk, Argüden Yönetişim Akademisi’nden Dr. Fatma Öğücü Şen ve İnan İzci, Dr. Baran Alp Uncu, Kent-Lab Kentsel Stratejiler ve Yerel Uygulamalar Derneği’nden Gökçen Kunter Karaduman ve İkbal Polat, EKOIQ ve İklim Haber Yayın Yönetmeni Barış Doğru, SHURA Enerji Dönüşüm Merkezi’nden Enerji Analisti Ahmet Acar, 350.org Türkiye Kampanyalar Sorumlusu Efe Baysal ve tabii siz Akgün İlhan’a da katkılarından dolayı buradan hem kendim hem de derneğimiz adına çok teşekkür ederim. 

Aİ: Peki, neden Yeşil Belediye Karnesi üzerine bir projeyi gerekli gördünüz?

ET: Belediyelerin idari ve karar organlarının halk tarafından seçilmesi ve yurttaşlara en yakın yönetim birimi olması nedeniyle, yaşadığımız yerlerdeki sorunlarla ilgili ilk ulaştığımız ve çözüm beklediğimiz birim oluyor. Ancak gösterge seti hazırlığı aşamasında kaynaklara ek olarak mevzuatları da inceledik. Yeşil Belediye ile ilgili yapılması gerekenler konusunda yetkili ve sorumlu mercilerin sadece belediyeler olmadığını ve belediyelerin savunuculuk konusunda genellikle sorumluluk almadıklarını gördük. Yetki ve sorumluluğu dâhilinde olmasa bile yerel nüfusu, sorumlu olduğu bölgeyi etkilediği için bizim söz hakkımız olduğu gibi elbette belediyelerinde söz hakkı olmalıydı. Ve bizim sözümüz ve taleplerimiz konusunda savunuculuk yapması gerektiğini düşündük. Ayrıca yetki ve sorumluluklar konusunda uyumlu şekilde çalışılması gerekiyor ve bu konuda bütün birimler sorumluluk almalı. Tabii bütün bunların yanında yaptığımız çalışmanın yeşil belediye olmak isteyen tüm yerel yönetimlere referans olmasını ve yerelin ilçelerinde savunuculuk yaparken başvuracağı bir kaynak olarak kullanılmasını umuyoruz. Ayrıca bu çalışmanın yerelde vatandaşların da neleri talep edebilecekleri konusunda onlara bir rehber olmasını umuyoruz. 

Aİ: Gösterge sorular içeresinde su başlığı altında 50 adet soru var. Bu kısmını özellikle çok faydalı buluyorum. Çünkü su konusu kentlerde barajlardaki su seviyelerine ve su kesintilerinden ibaret basit bir meseleymiş gibi kabul görüyor. Suyun tasarruflu kullanımı konusu hep arka planda kalıyor. Su başlığıyla ilgili ne gibi görüşmeler ve çalışmalar yapıldı da bu sorular ortaya çıktı? 

ET: Su ana başlığını kalite, atık su ve tasarruf alt başlıklarına göre ayırarak inceledik. Kalite başlığında yeraltı ve yerüstü suları ve yağmur suyu yönetimi ile ilgili sorular sorduk. Yağmur suyu toplamasının karşılığının su baskınları olmaması için tahliye çalışmalarının olması çok üzücü. Cadde ve sokaklarda temiz suya erişimin sağlanıp sağlanmadığını sorduk. Bu sorunun hem suya erişim açısından hem atık üretiminin (PET şişeler) azaltması açısından çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Tabii buna genel olarak “evet” cevabını alıyoruz ancak yeterli mi sorusu ölçülebilir olmadığı için bu sorular arasında soramıyoruz. Bu çalışmanın yerel olarak yapılması durumunda ise sorulabilir elbette. 

Atık su ile sorularımız toplanması, arıtılması ve deşarjı, gri su kullanımı ile ilgili çalışmalar ve teşvikler var mı diye de sorduk. Tasarruf konusunda ise su taşınması sırasında yaşanan kayıplarını azaltma çalışmalarını, kentin su ayak izi hesaplamasını ve kentin suyunun kente yeterliliğini sorduk. Tasarruf çalışmalarının yani su tüketimini azaltmaya yönelik çalışmaların her konuda önemli olduğunu düşünüyoruz. 

Aİ: Geçen sene İstanbul’un ilçe belediyelerine bu gösterge soruları soruldu ve bir rapor yayınlandı derneğiniz tarafından. Sonra bu çalışma daha geliştirilerek yenilendi ve daha kapsamlı bir hale geldi. Sahadan neler öğrendiniz? Çalışma nasıl bir noktaya geldi?

ET: İstanbul ilçeleri çalışmamız sonrasında belediyelerle görüşmelerimizde de gördük ki belediyelerin de bu konuda kaynak sıkıntısı var. Belediyeler bu çalışmanın iyi örnekler ve soruların çözülmesi için yapılabilecekler konusunda yol açıcı olduğunu ifade ettiler. Bir belediye stratejik plan hazırlarken çalışmamızı rehber niteliğinde kullandıklarını söyledi ki bu ele alınan konuların nihayetinde yapılacağına dair verilen bir taahhüt olarak kabul edilebilir. Yeşil belediyeyi yaşanılan alandaki uygulamaların bir bütünü olarak değerlendirmek gerekiyor. Bunun için de sadece ilçe belediyeleri değil büyükşehirler için de gösterge seti hazırlamak bizim için artık bir gereklilik oldu.

Tabii çalışmamızın sahadaki etkisini görmemiz bizi daha ayrıntılı çalışmaya zorladı. Bu çalışmayı yerellerinde yapmak isteyen Adana, Ankara ve İzmir’den dernekler bizimle iletişime geçti. Bütün zorlukları bu sayede unuttuk.  

Aİ: Bu önemli projenin nihai çıktılarına ve derneğinizin diğer çalışmalarına nereden erişebiliriz? 

ET: Derneğimizin websitesinden (yesilgelecekdernegi.org) ve sosyal medya hesaplarından hem projeye hem de diğer çalışmalarımıza ulaşılabilirsiniz.  Eposta adresimiz [email protected] mail adresimiz. Sosyal medya hesaplamız da şöyle:

Facebook: https://www.facebook.com/yesilgelecekdernegi/

Twitter: https://twitter.com/Yesilgelecekde1

Instagram: https://www.instagram.com/gelecekyesil/