
Daniel Levy ile söyleşi: Kendimize soruyoruz, "Neyi feda ediyoruz?" Ve bence cevap, "Kesinlikle hiçbir şey feda etmiyoruz"
Londra'dan İsrailli barış müzakerecisi Daniel Levy ile bir röportaj yapma fırsatı bulduk.
Daniel Levy, Orta Doğu ve İsrail-Filistin çatışması konusunda uzmanlığa sahip İngiliz-İsrailli bir analist, yorumcu, yazar ve İsrail hükümetinin eski danışmanı. Kendisi daha önce Taba zirvesi ve Oslo 2 barış sürecinin bir parçası olarak İsrailli müzakereciydi.
Daniel'in The Guardian’da yayınladığı son makalesinin başlığı: “Benyamin Netanyahu ‘Büyük İsrail’den Bahsederken Aslında Neyi Kastediyor?”
Burada sizlerle sadece Daniel Levy’ye sorduğum son sorunun yanıtını paylaşmak istiyorum:
Daniel Levy, röportaj sırasında Daniel Levy’ye yönelttiğim son soru şuydu: “İçinde bulunduğumuz bu dünyada kendimizi nasıl yeniden konumlandırabiliriz? …Eşi benzeri görülmemiş bir vahşet ve saygısızlığı dünyanın bugüne kadar tanık olduğu en aşağılayıcı söylemlerin eşlik ettiği korkunç bir savaş döneminden geçiyoruz—bu sözler büyük güçlerin, cumhurbaşkanlarının ve üst düzey kabine üyelerinin ağzından çıkıyor. Bu, hepimiz için son derece aşağılayıcı bir an. Bunu nasıl aşabiliriz?”
Soruma Daniel şöyle cevap verdi: “Bu son derece önemli bir soru ve bence çoğumuzun aklında olan bir soru; burada ‘biz’ dediğimde kendimi de dahil ediyorum. Biz—Batı’dan gelen, beyaz, Yahudi olan ve bu eylemlerin atfedildiği kişiler. Çünkü aramızda söylenenlere, yapılanlara ve bunların kimin adına yapıldığına bakan birçok kişi olduğuna inanıyorum. Bu, günlük hayatımızda farkında olduğumuz bir şeyin en çirkin, en korkutucu tezahürüdür; yani, böylesine adaletsiz, eşitsiz bir dünyada yaşadığımız gerçeğinin tezahürüdür,” diyor. Ancak ekliyor: “Farklı bir gelecek hayal etmeye başlamalıyız.”
