Aralık

Açık Alan
-
Aa
+
a
a
a

Bu hafta Açık Alan’da Esra Önel’den Aralık’ı dinliyoruz. Aralık, modern insanın hız takıntısı içinde kaçınılmaz olarak çarpıp durduğu “bekleme” anlarını odağına alan bir müzik ve anlatı programı. “Aralıkta kalma” halinin çoğu zaman bir kayıp, bir sıkıntı ya da boşa giden zaman olarak görülmesine karşılık Esra Önel; bu sıkıntıyı bastırılması gereken bir arıza olarak değil, kulak verilmesi gereken bir dürtü olarak ele alıyor.

""

İyi sabahlar. Ben Esra Önel. Apaçık Radyo’dayız. 

Günümüzün o bitmek bilmeyen hız takıntısı içinde, kaçınılmaz olarak çarpıp durduğumuz bekleme anlarını konuşacağız bugün.
Bekleme hali; içinde hem teselli bulduğumuz hem de yavaş yavaş eksildiğimiz o sinsi konfor alanı. Oysa hayatın asıl ritmi; varmaya çalıştığımız hedeflerde değil, iki nokta arasında asılı kaldığımız bu aralıklarda gizli.

Bu halin içindeki o kaçınılmaz can sıkıntısını bir arıza gibi değil, harekete geçmek için pasif bir çağrı olarak düşünelim. Kim bilir… belki de neyi bekliyorsak, beklediğimiz yerden gelmeyecektir.

Şimdi, Aralık’ın ilk sesi: Leftfield ve Toni Halliday. 1995’ten bir başlangıç: Original, remastered versiyonuyla sizlerle.


Şu an bir düşünün… Neyi bekliyorsunuz?

Birini mi, bir haberi mi, yoksa ne olduğunu bile bilmediğiniz ama hayatınızı bir anda değiştirecek o muhteşem ihtimali mi?

Zihnimizde hep aynı kurgu: Öyle bir noktaya geleceğim ki, tüm bu beklemeye değecek. 

Oysa bizi hayatta tutan, sadece gelecek olanın şimdiki halimizden daha iyi olacağı yanılsaması.

Ekranı aşağı kaydırırken bile, bir sonraki karede daha ilgi çekici bir şey görmeyi bekliyoruz. 

Hız arttıkça ihtimaller çoğalıyor, ihtimaller çoğaldıkça beklediğimiz her şey aslında önemsizleşiyor.

Arayışımızı, Terranova’nın soğuk ve plastik sokaklarında sürdürüyoruz. Nicolette Krebitz eşliğinde: Plastic Street.


Sürekli müdahale eden zihin yorulur; kontrol etme arzusu gevşediğinde ancak bir boşluk açılır. Biz genellikle tek bir kapıya kilitlenip, sadece oranın açılmasını bekleyerek hayatı ıskalıyoruz. 

Olması gereken fikrine tutunmayı bıraktığımız anda, alan genişler ve o kapı hiç beklemediğimiz yerden hafifçe aralanır.

Hani o meşhur sahnede Neo’nun gece yarısı ekran karşısında beklediği o an gibi…

Sadece bir pürüzü fark etmeye hazır olarak, belirsizliğin içindeki o küçük işareti aramak.

The Matrix soundtrack’inden, Sarah Jay vokaliyle bir Massive Attack klasiği: Dissolved Girl.


Bizi gerçekten yoran şey yaşama halinde olmak mı…
yoksa bu hali düz bir çizgiye sıkıştırma çabamız mı?
Sırf tökezlememek için, korkuyla kendimize “güvenli duraklar” inşa ediyoruz.
Bir sonraki durağa yetişmek… ilerlemek… bir an önce varmak…

Oysa doğa daireler çizer; biz çizgiler çizeriz.

Ve o çizgiden saptığımızda buna “başarısızlık” deriz.

Şimdi o düz çizginin dışına bir adım atalım.
Kasabian – Running Battle.


Bekledikçe sabırsızlanır, paniğe kapılırız. Ve bilinmezle imtihanımız başlar. Belirsizlikte asılı kalmak, en ilkel korkularımızı uyandırır.
Oysa hayat bizi durdurduğunda; o zorunlu duraklamanın içine yerleşebilmek, bu bekleyişi hayatla sürdürdüğümüz en temel pratik olarak görebilmek işte bu yüzden önemli. Dünya biz üzerinden hızla geçip gittiğimizde değil; ancak durduğumuzda, o sessizliğin içine gerçekten yerleştiğimizde bizimle konuşmaya başlar.

Underworld"ün 2002 çıkışlı A Hundred Days Off albümünden, zamanı askıya alan o hipnotik yürüyüşe bırakıyoruz kendimizi: Trim.


Bugün burada tek seferlik bir aralıkta buluştuk. 
Aralık, bir bekleme halinden istifade etmeyi seçtiğim bir sapmanın ilk adımı. 

Program hakkındaki düşüncelerinizi veya kendi "aralık" hikâyenizi Apaçık Radyo Instagram hesabındaki "Açık Alan" gönderisinin altında paylaşabilir, bana da kişisel hesabımdan ulaşabilirsiniz. 

Finalde bizi Sneaker Pimps karşılayacak; 1996 çıkışlı o kült albüm Becoming X’ten: Spin Spin Sugar

Bir sonraki aralıkta, o eşikte tekrar buluşana kadar; kendinize sadece durmak için bir hak tanıyın.