Nadia Struiwigh’den Tinsel Titreşimler ve IKIGAI

Login
-
Aa
+
a
a
a

Login'den Christopher Çolak, 6 Mart’ta Distorted Waves etiketiyle yayımlanan Nadia Struiwig'in beşinci stüdyo albümü "IKIGAI" üzerine bilgi veriyor.

""

Dünya üzerindeki herkes gibi Nadia Struiwigh de bir yandan hayatına tanıklık ederken, diğer yandan spiritüel ve müzikal kimliğini aramaya devam ediyor. Yeni yollara sapıyor, yeni şeyler deniyor, yeni yerlere gidiyor, yeni insanlarla tanışıyor ve sürekli üretiyor. Modern DJ, bir nevi sonik bir seyyah gibi; sürekli bir devinim, sürekli yeni insanlar ve mekânlar, yeni deneyimler. Kalan zamanlar da çoğu sanatçı için şehrin uğultusundan uzakta, kendi iç sesini dinlemek ve üretmekle geçiyor. Kendi label’ı Distorted Waves etiketiyle 6 Mart’ta yayımlanan beşinci albümü IKIGAI’de Nadia Struiwigh, Japonların mutlu, huzurlu ve uzun bir ömür geçirmek için yüzyıllardır aradığı varlık nedenini, ‘uğruna yaşadığımız şeyi’ arıyor.



Geçtiğimiz Kasım ayında bu albümden yayımlanan ilk EP olan Kokoro’da IKIGAI’nin fragmanlarını dinleyiciyle paylaşan prodüktör, babasını kaybeden bir genç kadının samimi üretimlerini ve müzikal yolculuğunu çok müstesna bir şekilde albümleştirmiş. Can, gönül, hatır gibi anlamları olan "Kokoro", Nadia Struiwigh’in ambient, bass ve techno evreninde kapladığı hacmi ve melodik koordinatlarını güzel özetleyen bir parça. 

Aynı zamanda ses mühendisi olarak da çalışan Rotterdam doğumlu Nadia Struiwigh, Denovali, Central Processing Unit, Nous’klaer Audio ve Dekmantel gibi önemli plak şirketlerinden yayımladığı albümlerle techno camiasında kendine özel bir yer edinmiş kendine has bir prodüktör. Bir süredir Berlin’de çalışmalarını sürdüren Struiwigh, Tresor’un da resident sanatçılarından. Özellikle canlı setlerindeki kendine özgü atmosferi ve hakimiyetiyle takdir toplayan Struiwigh, türler arası geçişlerle electro, techno, ambient ve hatta drum&bass arasındaki engebeli arazilerde ustalıkla ilerliyor.


Günlük hayatının bir ses kütüphanesi ve günlüğü gibi çalıştığını ve sürekli aklında melodiler dolaştığını söyleyen Nadia Struiwigh, rave kültüründe yoğrulmuş gençliği ve babasının plak arşivinde geçen çocukluğunda dinlediği Pink Floyd, Duran Duran ve Genesis gibi gruplardan fazlasıyla ilham aldığından övgüyle bahsediyor. Gerçekten de Nadia Struiwigh, 2000’lerde Warp Records’un başını çektiği elektronika, leftfield ve downtempo türlerini kendi yorumuyla techno ve ambient düzlemde yoğurarak ortaya oldukça yoğun bir müzikalite çıkarıyor. Modular synth, klasik analog klavyeler ve yazılımlarla bezenmiş üretim hattında ne zaman nerede duracağına da anlık olarak karar veriyor. Üretirken belirli bir yol izlemiyor, formüllere değil rastlantıların gizemine güveniyor. Bu doğaçlama hissiyatı bence Struiwigh’in müziğinin en güçlü yanı.  

Albüm artwork’ü de adeta minimal bir Hieronymus Bosch tablosunu andırıyor. Psikedelik degradeli kürelerin serbest düşüş yaptığı uzaysal bir mekândasınız. Burası Nadia’nın nezaket dolu müzikal evrenini temsil ediyor. Bolca melankoli, yeni keşifler, içsel dokular ve sade ritimlerle salınıyorsunuz. Albüm "Ikari" yani ışıkla açılıyor, "Kario" ve "Hito No Kaze" ile devam ediyor. Hepsi elle tutulamayan, görülemeyen ama duyulabilen ve hissedilebilen bir müzikal rüzgâr, bir esinti gibi. 16 parçalık albüm her seferinde bir çırpıda bitiveriyor.  



Özellikle yaşadığımız bu savaş dolu karamsar ve kasvetli günlerde Nadia Struiwigh’in yeni albümünün ruha iyi gelen, insanı dinlendiren bir hali var. IKIGAI, felsefesi ‘uğruna yaşadığımız şey’ ya da ‘sabah uyanma sebebimiz’ olarak da açıklanıyor bazen. Her sabah güneşli olmasa da, barış dolu, huzurlu ve IKIGAI’li bir dünyaya uyanmak dileğiyle.


Nadia Struiwigh - IKIGAI
Distorted Waves

1. Hikari
2. Phantom Frequency
3. Kairo 
4. Ouroboors Loops
5. Kintsugi Machine
6. Debugging The Soul
7. Gaian
8. Night Changer
9. Magnetic Light Magnetic Night
10. 4 4 4
11. Circle The Sun 04:47
12. Last Light Transmission
13. Kokoro 
14. IKIGAI
15. Hito No Kaze 
16. Horizon and Opulence