Eylül 2012

-
Aa
+
a
a
a

Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık

Eylül 2012

Dinlemek için:

İndirmek için: mp3, 19.8 Mb.

Olanca karışıklık, durdurulamayan şiddet ve çözülemeyen sorunlarla lebalep dolu bir dünyaya Eylül başında gelen bir haber, gelecek ayları ve yılları daha iyi  geçiremeyeceğimizi gösteren bir işaret gibiydi: Eylül başında, dünyanın en büyük buz ve buzul bilimcilerinden biri olan Cambridge Üniversitesi Profesörü Peter Wadhams, dünyanın en saygın yayın kurumlarından BBC’ye verdiği bir demeçte, Kuzey Kutup bölgesinde küresel ısınma yüzünden görülen buz erimesinin, insanın “küresel ısınmaya katkısını fiilen 2 katına çıkardığını” açıkladı!

 Sarı çizgi 1979'daki buz örtüsünün alanını gösteriyor.

Yani, Arktik’teki buz erimesi yüzünden güneş ışınları artık uzaya geri yansımıyor, açık denizin koyu renkli yüzeyi tarafından emiliyordu. Bu erime de atmosfere “insan tarafından 20 yıllık ilâve karbondioksit (CO2) salımına denk” idi.Profesör Wadhams, Arktik’te yaz buzlarına da 4 yıl ömür biçti! Kuzey enlemlerinde gelişen bu oluşumu “Küresel bir felaket” olarak niteleyen Profesör şöyle dedi: “Nihaî çöküş şu anda oluyor ve bu süreç muhtemelen 2015’le 2016 arasında bir yerde sona erecek.”

Kısacası, Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra tek kutuplu bir dünyaya kavuştuğumuz şeklindeki siyasi metafor, artık önümüzde somut ve maalesef ölümcül bir fizik gerçeklik olarak duruyordu.

Eylül’de Portekiz, İspanya ve Sibirya’daki orman yangınları kaldığı yerden devam etti. Sıcak, kuru ve rüzgârlı Avustralya’da alarm durumuna geçilirken, Türkiye’de de durum farklı değildi, Antalya, Mersin, Uşak, İmroz, Tunceli, Datça ve daha birçok bölgede hektarlarca orman arazisi yanıyordu. Yangınların sebebi, Orman ve Su İşleri Bakanı tarafından şöyle açıklandı: “Orman yangınlarının çoğu ihmalden kaynaklanıyor. Bunların yüzde 70'i insan kaynaklı ihmaller”. Bakan, sigara ve mangal tiryakisi vatandaşları mı kastediyordu, orası pek anlaşılamadı.

Küresel ısınmanın “korkunç ikizi” fırtına ve sel vakaları da yangınları izliyor, İngiltere, Nijerya, Malta, Cezayir, Hindistan, Pakistan, ABD ve Çin’i seller götürüyordu.                        

Yangın haberleri sadece sadece ormanlık araziden değil, Venezuela’da görüleceği üzere, patlamaya hazır bir bomba gibi duran fosil yakıt endüstrisinin içerisinden de geliyordu. Amuay petrol rafinerisinde çıkan yangınlar ancak haftalar sonra söndürülebilecekti.

Yangınların bir sonucu da kamu sağlığı ile ilgiliydi. Avrupa Çevre Ajansı'nın hazırladığı son çalışma, kentlerde yaşayan Avrupalıların çoğunun, uluslararası sağlık standartlarının üzerine çıkan miktarlarda zararlı parçacıklar soluduğunu ortaya çıkarmıştı.

Alınan nefesteki zehrin yanında sofradaki zehir de ortaya çıkıyor, gıda devi Monsanto’nun ürettiği GDO’lu mısırlar ile beslenen fareler üzerinde yapılan deneyler sonucunda denek farelerinde yoğun ölçüde beyin tümörüne ve başka hastalıklara rastlanıyordu.

En kanlı ayı geride bırakan Suriye’de ise sırada en kanlı günler vardı. Çatışmaların başladığı tarihten bu yana 27 bin kişinin silah ve bombalarla öldüğü ülkede, kentlere düzenlenen operasyonlarda ölü sayısı günde 343 kişiyi buluyordu. Her gün 343 kişi.         

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un “Suriye konusunda ABD ile aynı şeyi istiyoruz” dediği sırada Birleşmiş Milletler, çatışmalardan kaçarak ülkesini terk eden Suriyelilerin sayısının 700 bine çıkabileceğine dikkat çekiyordu.

Independent gazetesinin deneyimli Ortadoğu muhabiri Robert Fisk’in, “Türkiye Orta Doğu’nun yeni Pakistan’ı mı olacak?” sorusunu ortaya attığı sıralarda ise ülke gündemi içerisinde olanca gizemiyle duran Apaydın mülteci kampı önünde toplanan CHP’liler ve STK’lar “içeride ne var?” sorusunu soruyordu.İçeride kalmak istemeyen Suriyeler ise terk ettikleri ülkelerinin ardından, Türkiye’yi de arkalarında bırakmak istiyor ve hayatları pahasına kaçak göçmen simsarlarının eline düşüyordu. 6 Eylül günü, İzmir sahilinin sadece 50 metre açıklarında, içerisinde 100’den fazla kaçak göçmeni taşıyan tekne herkesin gözleri önünde batarken, alt bölmede kilitli tutulan, 29'u çocuk, 2'si de bebek, 61 kişi oracıkta boğuldu. Onlar, ölüm kervanın küçük bir örneklem grubuydu.

Sonbaharda savaş Türkiye toprakları içerisinde de devam ediyordu: PKK militanlarının Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde yerleşim merkezlerine düzenlediği saldırılarda 10 asker hayatını kaybediyor, 7 kişi de yaralanıyordu.

Ama asıl gündem “cephe gerisinde” oluşuyordu: Bir gece yarısı Afyonkarahisar’da askerî cephanelikte el bombalarının tasnif işlemleri yapıldığı sırada meydana gelen patlamada 25 askerin oracıkta parçalanarak şehit olması ülke genelinde yasa neden olurken, şeffaflıktan uzak bir soruşturma tartışmalara neden oluyordu. Afyon mühimmat deposu faciası da, tıpkı Uludere katliamı ve Suriye’de düşen uçak olayı gibi, bir muamma olarak kalacak gibiydi.

Eylül ayında “Yeşil üzerine Mavi” (Green on Blue) terimi, Afganistan’da son zamanların en sık duyulan sözlerinden biri haline geldi. Afgan güvenlik güçlerinin NATO kuvvetlerine içeriden saldırmasının yarattığı tedirginlik, ABD’nin Afgan polisi eğitim programını askıya almasına yol açtı. Afganistan ordusunda militanlarla bağlantısı olduğu iddiasıyla ülke genelinde yüzlerce asker tutuklandı veya görevinden alındı.

Ne ki, bu tutuklama ve azletmelere rağmen saldırılar devam ediyor, Britanya veliaht Prensi Harry’nin bulunduğu hava üssü de dahil olmak üzere birçok bölgede patlama ve çatışmalar meydana geliyordu.

 Moskova'da Putin karşıtı gösteri

Dünya genelinde Eylül, protesto gösterilerinin en yoğun yaşandığı aylardan biri oldu. Portekiz, Yunanistan ve İspanya’da on binler kemer sıkma politikalarına, Rusya’da binlerce kişi Putin’in otoriter yönetimine, Kanada’da Quebec’te öğrenciler okul harçlarına karşı sokaklara döküldü. Occupy Wall Street’in yıldönümünde ABD’de 180'i aşkın insan gözaltına alındı. 

Müslümanların masumiyeti” adlı provokatif filme karşı yapılan protesto gösterileri de devam ediyor, eylemler bu sefer İngiltere, ABD, Fransa ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ülkelerde ortaya çıkıyordu. Pakistan’da protesto gösterilerinde 21 kişi hayatını kaybederken, İran, Rusya ve bazı otoriter Arap yöneticileri çareyi Youtube’a erişimi kesmekte buluyordu.

Merkezi ABD'de bulunan düşünce kuruluşu Freedom House Türkiye'yi internet özgürlüğü konusunda "kısmen özgür" olarak değerlendirirken "Müslümanlığın Masumiyeti" filmi nedeniyle mahkemeden Youtube'a engelleme kararı çıkıyordu.

Türkiye’de KCK operasyon ve davaları devam ederken, Has Parti sahneden çekildi, başkanı Numan Kurtulmuş bir sürpriz yapıp AKP’ye iltihak etti.

Yaklaşık 3 yıldır süren Balyoz Darbe Planı davasında ceza yağdı: 250’si tutuklu 365 sanığın yargılandığı davada 3 emekli komutan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Hrant Dink ödülü sosyolog ve insan hakları savunucusu İsmail Beşikçi’ye, İsveç’te her yıl verilen Doğru Yaşam (Alternatif Nobel) ödülü TEMA Vakfı kurucusu çevreci Hayrettin Karaca’ya verildi.

İçişleri bakanı İdris Naim Şahin de, gelecek aylarda da neler olacağını kestirmemize yardımcı olan cümlesiyle Eylül ayını özetliyordu: “Yeni coplar sokakta vatandaşa sunulan güvenlik hizmetini daha kaliteli hale getirecek.”

Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık