Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, AğustosEylül, Ekim, Kasım, Aralık
Ağustos 2012
Dinlemek için:
İndirmek için: mp3, 15 Mb.
Ağustos ayında görülen aşırı hava olayları, iklim değişikliğinin sadece bilim insanlarınca gözlemlenen bir durum olmadığını, şimdi ve burada hissedilen bir gündelik gerçeklik haline geldiğini kanıtlar nitelikteydi:

New Orleans, Ağustos 2012
ABD’nin doğu kıyılarını vuran Isaac fırtınası kasırgaya dönüşüyor, tam 7 yıl önce Katrina’nın yerle bir ettiği New Orleanslıların bölgeyi bir kez daha terk etmesine neden oluyordu.
Kuzey Kore’de sellerden ötürü, devlet televizyonu 119 kişinin hayatını kaybettiğini açıklıyor, ülke gene büyük bir gıda krizinin eşiğine geliyordu.
Güney Kore, Çin, Japonya ve Filipinler’i vuran Bolaven tayfunu, ardında 88 ölü, 56 kayıp ve yarım milyar dolarlık zararla yerini bir sonraki fırtınaya bırakıyordu.
Dünyanın bir kısmında da büyük orman yangınları görülüyordu. Doğusunda fırtınalar görülen ABD’nin batısında da muazzam orman yangınları çıktı, halk evlerini terketti.
Avrupa’da Portekiz ve İspanya başa çıkamadıkları yangınlarla yüz yüzeydi. İspanya’da Kanarya adalarında binlerce yıllık kültürel birikim, Yunanistan’da Sakız adasının eşsiz sakız ağaçları kül oldu. 24 bin hektar orman gitti, 11 bin kişi evini terketti. Balkanlar’da kuraklık, Ortodoks kilisesi ruhban takımını topyekûn yağmur duasına çıkardı.
Bu arada, Türkiye’de ülke tarihinde ilk kez sap, saman ve ot ithalatına geçileceği haberi etrafta yankılandı. Şaşılacak bir şey yoktu aslında: Baharda Orta ve Doğu Anadolu’da kuraklık olmuş, yem üretimi düşmüş, fiyatlar yüzde 400 yükselmiş, sapla saman da birbirine karışıvermişti!
Türkiye’de de Ağustos ayı, orman yangınları açısından dünyanın geri kalanını aratmadı. Muğla, Bartın, İstanbul, İzmir, Bodrum, Kastamonu, Kütahya, Maraş, Ankara ve Osmaniye’de hektarlarca ormanlık alan ve sayısız orman canlısı yeryüzünden silindi. Sınırın Suriye tarafında çıkan ve söndürülemeyen yangınlar da, alevlerin ulusal sınır tanımadığını gösteriyordu.
Bütün bunların iklim değişikliğinden başka bir izahı olamayacağı, iklim bilimcilerin, yazarların, gazetecilerin ve –nihayet!– meteorologların yeni araştırma, yazı ve açıklamalarıyla iyice netleşmiş bulunuyordu.
Örneğin, önde gelen iklim bilimci James Hansen, Ağustos başlarında Washington Post’ta yazdığı “İklim değişikliği burada ve düşündüğümüzden daha kötü” başlıklı makalesini şu iki basit cümlecikle bitiriyordu: “Gelecek, artık şimdi. Ve sıcak.”
Ünlü yazar ve aktivist Bill McKibben, fosil yakıt endüstrisinin “gezegenin fizik sistemlerini sistemli bir şekilde berhava ettiğini” söylüyordu: Ilımlı iklimiyle insan medeniyetlerinin yükselişine tanıklık eden 10 bin küsur yıllık Holocene çağını geride bıraktık, başka bir çağa geçtik...: Şimdi Arktik bölgede yüzde 40 daha az buz var, okyanuslar yüzde 30 oranında daha asitli, atmosfer de sadece 40 yıldır yüzde 4 gibi inanılmaz bir miktarda daha fazla su buharı barındırıyor.”
Büyük felaketi önlemek için yapılması gereken şeylerin çoğunu da biliyoruz” diyordu McKibben ve soruyordu: Niye yapmıyoruz peki? Yapmıyoruz, çünkü, bu rota üzerinde gitmemizde, küçücük bir insan grubunun çok büyük maddi çıkarı var.”
O zaman da, medeniyeti yaratıp sonra da küresel ısınma karşısında apışıp kalan, felç olan o “kocaman beyin”imizin aslında evrim sürecinde tam adaptasyon geçirip geçirmediğini sorgulamak gerekliydi. Yani o büyük beyin tam adapte olamamış olabilirdi pekâlâ. Dolayısıyla, ona uygun bir “kocaman yürek” eklenmesi ve türün adaptasyonunun ancak o zaman tamamlanması şart gibi görünüyordu!
Ve aslına bakarsanız, o kocaman yüreklerin dünyanın her yerinde gittikçe artan bir sıklıkla, “heyecanla küt küt attığını” da görmekteydik. İnsanlar, dünyanın dört bir yanında çoluk çocuk, konu komşu sokağa dökülüp “eyleme çıkmaktaydılar.
Ağustos ayında Suriye, çatışmaların belki de en kanlı dönemini yaşıyordu. Halep’te çatışmalarda iki taraf arasında sıkışan halk kaçma şansı bulmakta zorluk çekiyor, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Ağustos’ta Suriye'deki şiddet olaylarından 100 binden fazla kişinin kaçarak komşu ülkelere sığındığını açıklıyordu.
Çatışmalar ülkenin Kuzeyine ve Lübnan’a yayılırken, ajanslar ramazanı da içinde alan Ağustos ayında 6 bin 808 kişinin öldüğünü duyuruyordu. Günde 227 ölü. Her gün.
BM arabulucusu Kofi Annan görevi bıraktığını açıkladı. Ondan boşalan göreve, Cezayir’in eski Dışişleri Bakanı Lakhdar Brahimi getirildi.
Şiddet sarmalının sonu gelecek gibi görünmüyordu. Durumu 17 yaşındaki Suriye vatandaşı Muhammet şu şekilde açıklıyordu: “Babam emlakçılık yapıyordu, ben de ona yardım ediyordum. Ama son altı aydır bana karşı çok değişti. Ben ve annem muhaliflerden yana tavır sergiliyorduk. Bu sabah haberlerde Özgür Suriye Ordusu’nun Halep’in yarısını ele geçirdiğini duyunca deliye döndü ve eline geçirdiği demir çubukla bana vurmaya başladı. Annem araya girmese beni öldürecekti. Evimizin üst katında silah vardı. O silahı almaya gidince annem beni apar topar kaçırdı. Tedavimden sonra Özgür Suriye Ordusu’na müracaat edeceğim ve kabul edilirsem ülkemin özgürlüğü için savaşacağım.”
Muhammet, “Peki ya babanla karşılaşırsan?” sorusuna, “Gözümü kırpmadan vururum!” diye yanıt veriyordu.
Sadece Suriye’de değil Türkiye’de de insanlar savaştan kaçıyordu.
Ramazan bayramının ikinci gününde Gaziantep kent merkezinde düzenlenen bir bombalı saldırıda 8 kişi ölüyor, 66 kişi yaralanıyordu. Saldırıyı üstelenen çıkmadı.
Ağustos ayında Türkiye tarihinde bir ilk yaşanıyor, bir milletvekili silahlı militanlar tarafından kaçırılıyordu. PKK’lı militanlar CHP'li Hüseyin Aygün'ü Dersim’de yolunu keserek kaçırıyor, 2 gün sonra serbest bırakıyordu. Aygün serbest bırakıldıktan sonra yaptığı açıklamada ”Bu eylemi yapan genç arkadaşlar bu ülkenin çocukları; bu eylem aracılığıyla Türk kamuoyuna barış ve ateşkes mesajı vermek istediklerini söylediler. Benden parlamentoda Kürt sorununun çözümü, ateşkesin sağlanması için daha fazla rol üstlenmem konusunda ricacı oldular,” diyerek eylemin amacını açıklıyordu.
Öte yandan, Afganistan’da çatışmalar ve bombalı saldırılarda onlarca sivil ve asker çatışmalarda hayatını kaybederken, ülkenin yeniden inşası projelerinde harcanması için ayrılan yüz milyonlarca doların heba olduğu da açıklanıyordu.
Ağustos ayına denk gelen ramazan dünya genelinde oldukça gergin geçti. Çin’de Şinciang Uygur Özerk Bölgesinde devlet memurları ve öğrencilerin Ramazan’da oruç tutmasının yasaklanmasına karşı protesto gösterileri yapılıyor, Fransa'nın güneyinde bir caminin önüne asılı halde 2 domuz kellesi bırakılıyor, Myanmar’da Arakan bölgesinde yaşanan huzursuzluk, Müslüman azınlık ve Budist kesim arasında şiddetli bir etnik çatışmaya dönüşmeye başlıyordu.Polislerin kalabalığa ateş açmaya başladığı, tecavüz ve yağma olaylarının görülmeye başladığından söz ediliyordu. Olayların ertesinde de Arakanlı Müslüman azınlığın zorla göç ettirilmesi durumu ortaya çıktı.
Göçmenlerin durumu Yunanistan’da da feciydi. Başkentte bir göçmen bıçaklanarak öldürüldü, polis operasyonlarında 6 bin göçmene kimlik ve belge soruldu, 1,600 göçmen için sınır dışı etme kararı alındı. Dünyanın bir başka köşesinde, Avustralya'ya giden sığınmacıları taşıyan bir tekne Endonezya'nın Cava adası açıklarında battı, 140 kişi kayboldu.
Göçmenlerden polisiye dizilerine geçersek: İzmir’de bir polis memuru, ekip otomobiline çarpan araçta bulunanlara kurşun yağdırdı. Dehşet anları amatör kamera tarafından saniye saniye kaydedildi, ama polis memuru yaptığı açıklamasında “arkamdan biri sandalyeyle kafama vurdu, bu yüzden silah 4 kez ateş aldı” açıklamasını yaptı.

12 Ağustos 2012, NewYork, Times Meydanı
New York kentinin ünlü Times Meydanı'nda da yüzlerce turistin önünde polisler, elinde bıçak bulunan “meczup görünüşlü” bir kişiyi 15 kez ateş ederek bertaraf etti.
Adı işkence olayları ile anılan polis Sedat Selim Ay’ın İstanbul terörle mücadeleden sorumlu yeni emniyet müdür yardımcısı olarak atanmasının ardından, çeşitli parti ve sivil toplum örgütlerine üye bir grup kadın, Sedat Selim Ay hakkında suç duyurusunda bulundu. Atanmayı eleştirdiği için Taraf gazetesini şikâyet eden Ay'ın tekzip talebine mahkemeden ret yanıtı geldi.
14 yaşındaki Lise öğrencisi Ö.C.’ye, aralarında iki polis müdürünün de bulunduğu 34 kişinin cinsel istismarda bulunmasıyla ilgili davada tutuklu sanık kalmadı ve herkes rahat bir nefes aldı.
Ağustos’un karmaşık gündeminin diğer bazı konuları ise özetle şöyleydi:

Britanya polisi, Wikileaks kurucusu Julian Assange’ı siyasi sığınmacı olarak bulunduğu Ekvador büyükelçiliğinden zorla almak için bir hamlede bulunuyor, büyükelçiliği kuşatıyor, ama Britanya hükümeti muhtemelen elçilik önündeki yüzlerce destekçi ve aktivistin yüzü suyu hürmetine, uluslararası hukukun en temel kurallarından birini alenen çiğnemekten vazgeçiyordu.
Norveç'te 22 Temmuz 2011’de, hükümet binalarına bombayla, sosyal demokratların gençlik kampına da silahlı saldırıda bulunarak 77 kişiyi öldüren Breivik'in cezası açıklandı. En az 21 yıl hapis yatacaktı.

Güney Afrika'da polisin, platin madeninde grev yapan silahsız protestoculara yaylım ateş açması sonucu 34 madenci ölüyordu. Soruşturma açıldı. Ama polislere değil, ölen madencilerin protestocu arkadaşlarına.
Tüm bu kaotik gündemin eşliğinde olimpiyatlar da sona eriyordu. Toplamda 104 madalya kazanan ABD’yi, 87 madalya ile Çin izledi.
Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık
