AralıkDinlemek için:
İndirmek için: mp3, Mb.Ayın Sözü: “Ortak bağlayıcı anlaşma sağlanması, 192 ülkeyle birlikte tembel bir çocuğa zorla ev ödevi yaptırmaya benziyor.” Avrupa Birliği Komisyonu’nda ilk İklim Bakanı olan Connie Hedegaard Kopenhag Zirvesini anlatıyor. (AA)
Ergenekon savcıları 2004 yılının Hava, Kara ve Deniz Kuvvetleri komutanlarına tebligat göndererek darbeler konusunda onları sorguladı. Kafes eylem planı sorgulaması sonucunda tutuklanan subay ve askerlerin sayısı 10’a çıktı. Taş atan çocukların “yetişkin terorist değil, çocuk olarak yargılanmasını” öngören yasa görüşmeleri rafa kaldırıldı.
Tokat-Reşadiye’de yoğun sis altında karakola dönen bir askerî araca çapraz ateş açıldı, 7 asker öldürüldü, üç asker yaralandı. Bazı gazeteler haberi “sisli-puslu saldırı” başlığıyla verdi. Hükümet ve Demokratik Toplum Partisi, 7 askerin öldüğü saldırıyı açık bir provokasyon olarak değerlendirdi. 1993 Bingöl saldırısıyla bağlantı kuruldu. Derken saldırıyı PKK üstlendi. Barış, ona en çok yaklaştığımız anda bizden gene hızla uzaklaşmaya başlamıştı.
DTP’nin açıklaması, bu partinin muhtemelen son değerlendirmelerinde biri olacaktı. Zira, bir gün sonra, Anayasa Mahkemesi, iki yıllık bir davanın sonucu olarak Demokratik Toplum Partisi'nin ''temelli'' kapatılmasına oy birliği ile karar verdi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, DTP Genel Başkanı ve Mardin Milletvekili Ahmet Türk ile Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk’un milletvekilliklerinin düşürülmesini kararlaştırırken, onlar dahil 37 kişiye 5 yıl siyaset yasağı getirildiğini de açıkladı. Türk, düzenlediği basın toplantısında kararın siyasi olduğunu vurguladı ve sine-i millet’e dönme kararı alındı.
DTP'nin kapatılmasını protesto gösterilerinde ölenlerin haberleri huzursuzluğu bir kat daha arttırıyordu. Muş’un Bulanık ilçesinde gösteri yapan bir gruba bir esnafın ateş açması sonucu 2 kişi öldü, 6 kişi de yaralandı. Dolapdere’de hemen öncesinde patlayan nereden geldiği meçhul silahlar, “Git, sık dediler. Ben de kuru sıkı attım” diyen tetikçiler, havanın gitgide puslandığının habercileri gibi endişeyle karşılandı.
Öcalan’ın cezaevi koşullarını protesto için hemen her yerde gösteri yapılıyor, İçişleri Bakanı, demokratik açılımda oldukları kadar, asayişi korumada da aynı ölçüde kararlı olduklarını söylüyordu.
Bu sırada, sine-i millete dönme kararından vazgeçildi ve Türkiye siyaset sahnesinde yeni bir parti yerini aldı. Kapatılan DTP'nin Genel Başkanı Türk, siyaseti Barış ve Demokrasi Partisi'nde (BDP) sürdürme kararı aldıklarını söyledi. ''Türkiye'deki demokrasi güçleri, aydınlar, yazarlar, akademik çevreler bu süreçte parlamentoda bulunmanın önemini ortaya koydular. Çarşamba günü İmralı'da sayın Öcalan ile avukatları bir görüşme yaptılar. Bu görüşme sonucunda, sayın Öcalan da parlamento zemininin terk edilmesinin doğru olmadığını ve bu mücadelenin devam edilmesi gerektiği şeklinde, avukatlarıyla bunu paylaştı.''
Aralık ayının başında BM İklim Konferansı Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da yapıldı. 7 -18 Aralık arasında 12 gün süren zirveye 193 ülkenin temsilcileri, binlerce sivil kuruluş mensubu ve gazeteci ile dünyanın dört bir yanından yüzbine varan aktivist katıldı. Varılması istenen uluslararası antlaşma bize, yazar ve aktivist Bill McKibben’ın deyişiyle, “siyasi sistemlerimizin iklim değişikliği denen olgunun önümüze getirdiği eşi menendi görülmemiş meydan okuma karşısında çaresiz kalıp kalmayacağını gösterecek” idi. Antlaşma yapılamadı. Tuvalu, Maldivler gibi düşük irtifalı ada devletlerinin, ALBA gibi demokratik ve dönüşümcü Latin Amerika ülkelerinin, kuraklıktan kırılan Afrika ülkelerinin cesur ve kararlı tutumlarının yanı sıra, sivil toplumun güçlü, yaratıcı, öfkeli ve pasifist doğrudan eylemlerine rağmen, adil-güçlü-bağlayıcı bir uluslararası sözleşmeye varılamadı.
Bununla birlikte, bunu büyük bir yenilgi olarak görmeyen, tersine, eski sahteci tavrın hakim olduğu sulandırılmış bir metin yerine “beyaz bir sayfa” ile yola çıkılmasını “dürüst, etkili bir anlaşmaya giden yol için büyük bir fırsat” olarak değerlendiren öncü iklimbilimci Hansen gibi düşünen birçok kişi ortaya çıktı. Kopenhag oyunun sonu değildi yani. Aksine, yılın son günlerinde yapılan bütün değerlendirmelerde hem görüşmelerin, hem de örgütlü sivil toplum hareketinin güçlenerek süreceği anlaşılıyordu. İlk önemli yeni tarih 1 Şubat 2010. Ülkelerin ssera gazı salım azaltım rakamlarını açıklayacakları son gün. Bütün kavga ve mücadelenin, o noktadan itibaren olanca gücüyle canlanacağı söylenebilir.
ABD Başkanı Barack Obama, yeni Afganistan stratejisini nihayet açıkladı. Yeni stratejiden kastedilen yeni askerdi. Obama, ülkesinin Taliban'a karşı Afganistan'a 30 bin takviye asker göndereceğini ve 2011 yılından itibaren de bu ülkeden çekilmeye başlayacaklarını duyurdu. ABD, Afganistan için Türkiye'den asker isteğini Ankara'ya iletti. Erdoğan ABD’ye gitti. Obama Afganistan kararının ardından Oslo’ya giderek Nobel Barış Ödülü’nü aldı. Orwell’in klasiği 1984 romanını kuvvetle çağrıştıran konuşmasında, savaşın gerekliliğine işaret etti, barış için savaşmak gerektiğini anlattı, haklı savaştan bahsetti; kısacası, “Savaş, barıştır!” dedi.
Yılın sonunda Türkiye’de Ergenekon Davası’nda dananın kuyruğunun koptuğu noktaya gelindi Emekli kuvvet komutanlarının sorgusu yaklaşık 9 saat sürdü. Aytaç Yalman, İbrahim Fırtına, Özden Örnek, haklarında hukuki işlem yapılmaksızın serbest bırakıldılar. ''Darbeye Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu'' kuvvet komutanlarının ifade verdiği İstanbul Adliyesi önünde toplanarak darbe girişimlerini protesto etti ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un da yargılanmasını istedi. Ergenekon kapsamında Erzincan’da MİT Müdürü Ş.D. ile birlikte 3 MİT mensubu tutuklandı.
Gene yılın son günlerinde Türkiye Cumhuriyet tarihinde ilk kez görülen olaylar yaşandı: Özel yetkili sivil savcı ve hakimler, özel yetkili özel askeri kuvvetlerin karargâhında arama yaptılar. Seferberlik Tetkik Kurulu’nun gizli odalarına üç kez inceleme, arama ve baskın yapıldı, 8 subay gözaltına alındı. Gazete ve Televizyonlar, gerçeküstü boyutlara varan bu olağanüstü süreci “Kozmik Odanın Sırrı”, “Kozmik Binada Gladyo Takibi,” “Darbenin Merkezine Seyahat”, “… Ve Mühür Açıldı!...” gibi esrarengiz ve muammalı, polisiye ifadelerle sunmayı tercih ettiler.
Bir yandan da PKK’nın sivil kolu olduğu iddia edilen KCK/TM adlı oluşuma yönelik operasyonlarda çok sayıda belediye başkanının da aralarında bulunduğu 35 kişinin otobüslerden indirilip elleri plastik kelepçelerle bağlandıktan sonra tek sıra halinde adliyeye götürülmeleri, ayrıca polis kameralarıyla çekilen görüntülerin daha sonra basına servis edilmesi birçok kesimde infial yarattı. Neyse ki, kelepçe ile tutuklamaya soruşturma başlatıldı, göz yumanlara da suç duyurusu yapıldı…
Kısacası, ülkeye yeni yıla birkaç gün kala, gerçeküstücü bir sinema ustasının kamerasından çıkma görüntüler hakimdi. Gözlerimizi ovuşturuyorduk durmadan, gördüklerimize ve duyduklarımıza inanamadan. Bir dönemin gerçekten bitişine mi tanık oluyorduk acaba? Nihayet?
Ocak; Şubat; Mart; Nisan; Mayıs; Haziran; Temmuz; Ağustos; Eylül; Ekim; Kasım
