Seçimlere giderken şahsi sorular

-
Aa
+
a
a
a

24 Mart 2007Birgün Gazetesi

Türkiye tel maşa demokrasisinin kısa tarihinde gizli kalmamış, kakmamış, artık (bu kadarı da) gizlenememiş, ortaya dökülmüş, ortalığa saçılmış ve bu halleriyle sadece uzun bir saadet zincirinin acele tarafından, hırsızlama halının altına süpürülememiş halkaları, kanlı inci taneleri olduklarını açıkça belli eden ekonomik yolsuzluk vakalarına bir bakmak yeter, iktidar olmuş ya da iktidara yaklaşmış, yüksek ya da en azından barajı geçecek oy oranlı siyasi partilerin fikir örgütlenmeleri değil çıkar grupları olduğunu saptamaya, bu ülkede.

Tamam, belli bir soyutlama düzeyine geldiğimizde bütün burjuva demokrasilerinde komünist ya da sosyalist bazı partileri tenzih edersek siyasi partiler kapitalist düzenin yeniden üretimini amaç edinmiş, işlevlerini bu amaç doğrultusunda tanımlamış yapılar olarak görünürler. Kendilerini ele verirler. Yani burjuva partileri kapitalist dünyanın genelinde, aslen ve son tahlilde egemen sınıfların çıkarını amaç edinmiş yapılardır ve bu anlamda hepsi de çıkar gruplarıdır. Yine de ama Batı demokrasilerinde sol'un, işçi ve gençlik hareketinin verdiği uzun soluklu mücadele sonucu artık iyice yerleşmiş, kök salmış olan, toplumun ortak zeminini, uzlaşım alanını oluşturan birçok fikir, değer ve kurum, ulaşılmış olan sivilleşme seviyesi; düzenin ve egemen sınıfların uzun vadeli çıkarı uğruna da olsa burjuva partilerini toplumun genel esenliği için çaba sarf etmeye, öncelikli olarak iyi kötü birer fikir örgütlenmesi gibi davranmaya, siyaset yapmaya, bir siyasi program ve çizgiyi takip etmeye zorlamaktadır. Bu da, bu burjuva partilerinin kadrolarının çoğunca ideolojik bir yanılsama olsa da kendilerini kendilerine bir fikir, bir ideal, toplumsal bir sorumluluk için yola çıkmış kişiler olarak tanımlamalarına ve kırılgan da olsa kendileri için bir ahlak disiplini geliştirmelerine yol açar.

Türkiye'de ise düzen partileri sivil siyasetin vesayet ve velayet altında olması nedeniyle bir türlü reşit olamamakta, toplumsal sorunların çözümüne ilişkin sivil önerileri uymadı mı resmi vasi ve velileri tarafından bastırıldıkça şamar oğlanlarına dönmekte, toplumsal sorumluluk alma, fikri ve ahlaki bir faaliyet gösterme zevk ve doyumunu tadamayan parti kadroları da o zaman oligarşi ile geçici bir suç ortaklığının kestirme ikbal yolunu seçmektedir.

Ama bir yandan da bu denli ideolojisiz, bu denli fikirsiz bırakılmış Türkiye düzen partilerinin tribünlere oynarken, seçmen önüne çıkarken kullandıkları söylemler (her nedense) hep büyük çözümler öneren, vaat eden, büyük tehlikeler konusunda uyarıda bulunan ideolojilere, fikirlere gönderme yapıyor, işaret ve itibar ediyor her defasında ve bu seçimler öncesinde de (yine). Tuhaf değil mi?Bunun nedeni de şu olmalı: Türkiye'de düşünce ve ifade özgürlüğü, demokratik laiklik gibi Batı toplumlarında artık evrensel değerler olarak kabul edilen kazanımlar, uzlaşımlar; sosyal güvenlik amaçlı, artık toplumun taşıyıcı payandalarından sayılan kurumlar ve devleti artık bir siluete dönüştürmüş bir sivillik seviyesi; henüz ufukta bir görünüp bir kaybolduğu için, düzen partileri spesifik konulara ilişkin programa-tik sunumlar yapmak yerine, büyük ve kapsayıcı söylemlerle nicedir tam da bu evrensel değer ve kurumların eksikliği nedeniyle kamplara bölünmüş seçmenleri yine büyük ve kapsayıcı söylemlerle kendilerine çağırmaktadırlar. Olabilir mi?

Mesela işte şu AKP ile CHP'nin haline bir bakın. Hangisi, hangi özgül, halkın yaşam kalitesini yükseltecek konu hakkında, hangi farklı, özgün öneride bulunuyor? Onları hızla birbirlerine benzeştiren, onları birbirlerinin hemen hemen aynısı kılan tek bir büyük söylemi iki ucundan çekiştirmekten başka ne yapıyorlar? Ya da bir şey yapmak istiyorlar mı? Ya da bir şey yapmaları isteniyor mu? Onlardan?

Toplum, "rejim" adı verilen bir simülasyon oyununda düzen partilerinin taraftar gruplarına ayrışırken, ülkenin gerçek muktedirleri halka kurdukları düzenin durmaksızın ve bolca tadını çıkarıyorlar. Sefasını sürüyorlar.

Seçime ilişkin kamuoyu araştırmalarının hangisi seçmenin partilerden ne beklediğini, hangi partiyi neden desteklediğini çıkarsayabileceğimiz yöntemlerle yapılıyor?

Tek merak konusu: Hangi parti ne kadar oy alacak, barajı geçebilecek mi, geçemeyecek mi? Ne kadar milletvekili çıkaracak?

Tam da bir ideolojiyi, bir fikir ya da ideali, hatta sınıf rasyonellerini bile takip edemeyecek hale gelmiş, getirilmiş, geçici çıkar gruplarına dönüşmüş Türkiye düzen partilerinin yine oyların büyük çoğunluğunu alacağı şimdiden belli bir seçim öncesinde; en şiddetlisinden bir ideolojik, fikri mücadele sürüyormuş gibi bir manzara arz ediyor siyaset ortamı bugünlerde.

"Rejim" adlı simülasyon oyununun uğultusu özellikle büyütülüyor, tribün liderleri taraftarları özellikle coşturuyor ki, toplumun asıl ihtiyacı olan alternatif söylemler, örneğin ÖDP'ninkiler, örneğin DTP'ninkiler gümbürtüye gitsin.

"Rejim tehlikede", "rejim elden gidiyor" tezahüratlarıyla şiddetlendirilen bu simülasyon oyunu toplumun hiçbir ihtiyacını karşılamayan, tam takır kuru bakır bu düzeni kalaylamanın, parlatmanın tek yoludur, tek yolu olmuştur artık. Evet.

Çünkü "rejim" bu sefil düzenin sahne adıdır. Üzerine sahne ışıkları, stadyum projektörleri düşürülmüş hali.

2005 yılının sonbaharında Almanya'da genel seçimler öncesinde Berlin şehrinin resmi internet sitesinde bir anket yapılıyordu. 30 soru hazırlanmış. Bunlara evet ya da hayır diye cevap veriyorsunuz ve sizin hangi partiye oy vermeniz gerektiği, ikinci seçeneğinizin ne olduğu, bu partilerin programlarına ve önerilerine ne oranda yakın olduğunuz bir grafikle bildiriliyor. Sorular çok geniş bir yelpazede hazırlanmış. Kadın işçilere işyerlerinde hangi ayrıcalıkların tanınması gerektiğinden esrar ve marihuana gibi hafif uyuşturucuların kullanımının serbest bırakılıp bırakıl-mamasına, işsizlik yardımının ne ölçüde yükseltilmesi gerektiğinden ilticacılara tanınacak haklara kadar birçok mikro düzeyde sayılabilecek tartışma konularından üretilen bu sorular aslında tam da bir partinin makro düzeyde ne olup olmadığını ortaya koyacak anahtarlardır. Büyük bir kapıyı ancak küçük anahtarları küçük hareketlerle çevirerek açabilirsiniz, değil mi? Omuz atarak değil. Kapının kolunu çekiştirerek değil.

Ben mesela seçimler öncesi bana şöyle sorular sorulmasını isterim ve bu sorulara verdiğim cevaplar beni bir partiye yönlendirsin isterim.

Ben benim seçeceğim partinin hangi parti olacağının şöyle sorulara verilen cevaplarla ortaya çıkmasını isterim.

Ben seçeceğim partinin şöyle sorulara verdiğim cevaplarla ortaya çıkacağı, kimin hangi partiye oy vereceğinin belirlenmesi için şöyle soruların sorulduğu bir Türkiye özlerim.

Şöyle soruların çoğuna evet denilen, evet demiş bir Türkiye:

1. TSK'nın bütün harcama ve tasarruflarının sivillerin denetimine açılmasından, MGK'nın feshedilmesinden yana mısınız?

2. Sivil itaatsizliğin bir insan hakkı olduğunu düşünüyor musunuz?

3. Kürt sorununun çözümünde barışçıl yöntemler dışında bir yöntemin kullanılmasına karşı mısınız?

4. Anayasa'nın geçici 15. maddesinin iptalinden yana mısınız?

5."Anayasal Yurttaşlık" kavramının Türkiye toplumu için uygun bir öneri olduğu kanaatinde misiniz?

6. Genel af istiyor musunuz?

7. Kürt halkının yoğun olarak yaşadığı şehirlerde çift dilli eğitimden yana mısınız?

8. Özelleştirmeler karşısında kamulaştırmanın bir alternatif olmasını ister misiniz?

9. Nükleer santrallara karşı mısınız?

10. Vergi kanununda radikal değişikliler yapılmasından, sağlanan ek gelirin işsizlik yardımı için kullanılmasından yana mısınız?

11. İstanbul'un siluetini bozacak her türlü yapılaşmanın yasaklanması taraftarı mısınız?

12. Ilısu Barajı'na karşı mısınız?

13. AB'ye tam üyelik için gerekli bütün düzenlemelerin acilen yapılmasından yana mısınız?

14. Kıbrıs'ın bütünlüğünü tanıyor musunuz?

15. Türkiye'de Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana yapılmış bütün insan hakkı ihlallerini araştıracak hakikat komisyonlarının kurulmasını acil bir ihtiyaç olarak görüyor musunuz?

16. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın feshedilip, din işlerinin cemaatlere devredilmesi, dini faaliyetler için gerekli finansmanın kendisinin Cami'ye bağlı olduğunu resmi olarak deklare eden yurttaşlardan sağlanması gerçek laikliğin tesisi için doğru bir yöntem midir?

17. Eşcinselliğin bir cinsel yönelim olarak Medeni Kanun'a girmesi ve heteroseksüel çiftlerle eşcinsel çiftlerin aynı hak ve özgürlüklere sahip olmasından yana mısınız?

18. F Tipi Cezaevleri'deki tecrit ve tretman uygulamalarına derhal son verilmesi, siyasi tutuklu ve mahkûmların uluslararası sözleşmeler doğrultusunda muamele görmesi doğru mudur?

19. Faşizm dışındaki her türden siyasi proje için yapılacak propaganda çalışmalarının önündeki engellerin kaldırılmasını destekliyor musunuz?

20. Cemaat vakıflarının mallarının derhal geri verilmesi taraftarı mısınız?

21. YÖK'ün kaldırılması talebini destekliyor musunuz?

22. Uluslararası Çalışma Örgütü'nün çalışanlar lehindeki bütün kararlarının koşulsuz olarak her işyerinde uygulanması acil bir gereklilik midir?

23. Sağlık hizmetlerinin herkese ve aynı kalitede verilmesi amacıyla radikal bir sağlık reformu yapılması için derhal harekete geçilmesi kanaatinde misiniz?

24. RTÜK'ün feshedilmesi, bunun yerine toplumun farklı kesimlerinden televizyon izleyicileri ve radyo dinleyicilerinden oluşacak özerk ve geniş bir denetim kurulunun oluşturulmasından yana mısınız?

25. Türban yasağının koşulsuz olarak kaldırılmasını destekliyor musunuz?

26. Ülkede özerk ve özgür kütüphanelerin kurulması için seferberliğe geçilmesi gerekiyor mu?

27. İşsizliğin azaltılması için iş saatlerinin kısaltılmasını doğru bir yöntem olarak görüyor musunuz?

28.301. madde derhal ve tümden kaldırılmalı mı?

29. Toplumdaki milliyetçi akımların ivmesinin düşürülmesi için eğitimden medyaya birçok alanda rehabilitasyon seminerleri düzenlenmeli mi?

30. Toplu taşımacılığın öncelikli bir hedef haline getirilmesi, lüks otomobil sahiplerinden alınan vergilerin toplu taşımacılık projelerine yönlendirilmesi acil bir gereklilik midir?

Soruların hepsine evet. O zaman artık bir partiye de evet. Özgürlükçü ve sol bir partiye elbet.