Çarşamba günü ABD'de, Irak Çalışma Grubu’nun 79 öneriden oluşan 142 sayfalık raporu yayımlandı. Dağ fare mi doğurdu? Aslında dağın doğuracağı fazla bir şey yoktu. Rapor işlevini yerine getirdi, yani malum olanı ilan etti: “Irak’ta durum kötüye gidiyor. Bölgesel savaş riski var. Irak’ın çevresindeki ülkeler müdahalede bulunabilir. Irak’ta yaşananlar sürdürülebilir değil.”
Cumhuriyetçi ve Demokrat üyelerden oluşan ve Amerikan toplumuna bir ‘konsensüs’ görüntüsü vermeye çalışan bu rapordaki saptamaların benzerini bir gün önce yeni Savunma Bakanı Robert Gates de söylemişti. Siyasetin Irak Çalışma Grubu’nun raporuna odaklandığı sırada Savunma Bakanı Robert Gates de Amerikalıların Bush yönetiminden duymaya alışık olmadığı sözler etti; “Savaşı kazanmıyoruz, ama bu ‘kaybediyoruz’ anlamına da gelmemeli. Irak’ta önümüzdeki bir veya iki yıl içinde gerçekleşecek gelişmeler bütün Ortadoğu’yu yeniden şekillendirecek. Ve bu yeni yapılanma global jeopolitiği etkileyecek. Amerika ve Irak halkı şartların iyileşmesini sağlayabilecekler mi? Bu soru hayati. Çünkü aksi halde bölgesel faciaların önünü almak mümkün olmayacak.”
Robert Gates’in bu sözleri dün açıklanan Irak Çalışma Grubu’nun, -Gates Savunma Bakanlığı’na atanmadan önce bu grubun üyesi idi- önerileriyle birleşince ortaya çıkan manzara şöyle:
ABD bölgedeki çıkmazın sorumluluğunu üstlenmemekle birlikte, durumun sürdürülemez olduğunu kabul etmek zorunda. Yakın zamana kadar Başkan Bush ısrarla “savaşı kazanıyoruz”, diyordu, artık “bölgesel savaş” riskinden söz ediliyor. Bölgesel savaştan kastedilen, Şii-Sünni çatışması, etnik çatışmalar ve Irak’ın çevresindeki ülkelerin Irak’ı işgal etme olasılığı. Bu noktada Irak’a müdahale edecek bölgesel aktörler arasında Türkiye’nin olduğu artık açıkça telaffuz ediliyor.
Raporun ve yeni Savunma Bakanı Gates’in verdiği mesaj bu ‘kritik’ durumda Amerika’nın Irak’tan çıkmasının söz konusu olmadığı yolunda. Ancak Irak’ta askeri çözümün de olmadığı aşikâr. Bu rapor, Başkan Bush’un “savaşı kazanıyoruz” şeklindeki hezeyanlarına bir yanıt aslında. Askeri çözümden medet umulmadığına göre, Irak’ta siyasi çözüm üretmek için bölgede “geniş kapsamlı diplomatik atılım” ihtiyacı ön plana çıkıyor.
Irak krizi Amerika’nın Ortadoğu’daki çıkarlarıyla doğrudan irtibatlı ve Irak krizi Ortadoğu’nun bütün krizleriyle iç içe. Irak Çalışma Grubu Raporu, “İsrail-Arap sorunu” diye sunduğu Filistin sorununun da çözüme ulaşmasını öneriyor. Bu noktada Cumhuriyetçiler’in ve Demokratlar’ın İsrail’i destekleyeceklerini de hatırlatmayı ihmal etmiyor.
Irak ve bölgeye yönelik yeni Amerikan söylemi “diplomatik atılım” üzerine odaklanınca, Suriye ve İran’a müdahale etmek isteyenlerin hevesleri de kursaklarında kalmış durumda. Savunma Bakanı Gates de bu noktada net bir pozisyon sergiledi ve bu ülkelere müdahale kapısını kapattı. Yeni muhafazakârlar hop oturup kalksalar da, İran ve Suriye ile diyalog bu “büyük diplomatik atılım”ın unsurlarından birisi. Yani Bush Doktrini’ninden iyice sapmak demek.
Evdeki hesap çarşıya uyacak mı? Amerikan halkı, Irak Savaşı’nın ABD’nin enerjisini tükettiği ve raporların Irak’ı kurtaramayacağı kanaatinde. Nedenine gelince; Irak’taki bazı Amerikalı generallerin belirttiği gibi, bölgede Amerikan askerinin kalması şiddeti artıracak. Askerin çekilmesi halinde de iç savaşın şiddetlenmesi ve bölge ülkelerini içine katması söz konusu. Bu nedenle Irak Raporu’nu hazırlayanlar “Irak’ta sihirli bir formül yok” demeyi ihmal etmemişler. Önerilerinin hayata geçmesi halinde istikrarın sağlanacağını da vaat etmiyorlar.
Yani Başkan Bush’tan başka herkes haddini biliyor. Bunun da adı yeni realizm. Ya da biraz daha süslü bir tanımla “progresif realizm”!
Her ne kadar Başkan Bush, ‘Rapor’u değerlendiririm, ama yakın çevremin görüşlerine itibar ederim” dese de, Irak Çalışma Grubu’nun raporuyla, Irak Savaşı dördüncü yılında ilk kez siyasi bir platforma çekilmiş oluyor. Irak’a siyasi çözüm getirmek için ABD’de siyaseti canlandırmak gerekmiyor mu?
Türkiye Ne Yapmalı?
Savaşın dördüncü yılında, bölgedeki kaosun Türkiye için yeni bir momentum yarattığı bir gerçek. Bu momentumu yakalamak gerekiyor. 1 Mart tezkeresinin geçmemiş olması Türkiye’nin bugün önüne açılan fırsatın önemli bir nedeni. Irak Çalışma Grubu’nun raporunda Türkiye ile ilgili şöyle deniyor: ‘Irak’ta ulusal uzlaşmanın desteklenmesinde Türkiye’nin işbirliğinden yararlanılabilir.”
Türkiye’de 1 Mart tezkeresi geçmedi diye yasa bürünenler, Türkiye’nin Irak’ta karar verici durumda olamayacağı varsayımı ile dizlerini dövüyorlardı. “Irak’ta masaya oturamayacağız” diye az köşe yazısı yazılmadı, televizyon programı yapılmadı. O zaman masa filan yoktu. Bugün bir masanın kurulması söz konusu ve Amerika’nın bölge ülkelerine ihtiyacı var. Bu noktada önemli olan, Türkiye’nin kendi halkının içine sinen, kendi halkının özlemleriyle örtüşen bir siyasi pozisyona ve Irak politikasına sahip olması. Irak Çalışma Grubu Raporu’nun Türkçe’si bu!
