Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri

-
Aa
+
a
a
a

Kadim Anadolu Eserlerinden Seçmeler'de Haluk Mimaroğlu, Diogenes Laertios'un ünlü filozoflar hakkında yazdığı "Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri" adlı eserini tanıtıyor.

""
Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri
 

Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri

podcast servisi: iTunes / RSS

Ben, Haluk Mimaroğlu, bu hafta Diogenes Laertios’un Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri adlı eserini tanıtacağız.

Diogenes Laertios

Diogenes Laertios hakkında çok az şey bilinmektedir ancak adından yola çıkarak Laertioslu olduğu düşünülmektedir. Laertes adında Roma’nın Cilicia ya da Caria eyaletlerinin birinde, Toros dağlarının yamaçlarında bulunan bir yerleşim vardır.

Diogenes Laertios, İonca yazdığı eserini Roma İmparatorluk döneminde, M.S. 200’lerde yazdığı düşünülmektedir. Eserinde, İon felsefesinin kurucusu olarak tanımladığı Thales’ten, İtalyan felsefesinin son örneklerinden Epikuros’a kadar 84 filozofun yaşamı, yapıtları, doktrinleri ve felsefe okullarıyla ilgili bilgiler vardır. Açık kaynaklarda verilen bilgilere göre, Diogenes Laertios, pek çok yazarın eserlerinden alıntılar yapar, eserleri günümüze ulaşamamış kimi filozofların düşüncelerinden, şiirlerinden, sözlerinden ve mektuplarından bahseder. Her filozofun soyunu, nereli olduğunu, kişiliğini, özelliklerini, yapıtlarını, olgunluk dönemini, görüşlerini, ölüm biçimini, hakkında anlatılan anekdotları, var ise vasiyetini ve mektuplarına yer verir. Hatta her filozof hakkında kendisi de bir şiir ilave eder.

Eserin yazıldığı dönem, Roma’nın İmparatorluk dönemidir. Roma’nın İmparatorluk döneminde, Helen medeniyetine özenen Hadrianus, Marcus Aurelius gibi İmparatorların teşviki ile kadim kaynaklara dayanan pek çok eser yayınlanır. Diogenes Laertios’un Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri adlı eseri de bu dönemde kaleme alınmıştır.

Diogenes Laertios’un antik çağın filozoflarını ele alan bu eseri, İonca aslından Candan Şentuna tarafından çevrilerek ilk olarak 2003 yılında Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlandı. 2023 yılında ise 12. baskısı yapıldı.

Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri'nin 1611'deki İtalyanca baskısı

Diogenes Laertios’un eseri 10 kitaptan oluşur. 10 kitapta, 84 düşünürün yaşamı, yapıtları, doktrinleri ve felsefe okullarıyla ilgili bilgilerin yanı sıra kaynak olarak aldığı pek çok yazarın adı ve eserlerinden alıntılar bulunmaktadır. Diogenes Laertios, filozofların öğretilerini ve yaşamlarını yorumlamadan birincil kaynaklara dayanarak olduğu gibi aktarır. Bu eser, felsefe tarihine ait en önemli kaynaktır. Eserin önsözünde Saffet Babür’ün dediği gibi, ‘Felsefeye Türkçe hangi yapıtla başlayabilirim sorusuna en açık yanıt, Diogenes Laetius’un Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri adlı yapıtıdır’.

Diogenes Laertios, filozofları İonialı ve İtalialı olarak tanımladığı iki ‘okula’ ayırır. İlk yedi kitapta İonya felsefesine ait filozoflar tanıtılır. Thales ile başlayan tanıtım, yedi bilgelerden Solon, Khilon, Pittakos, Bias, Kleobulos, Periandros, Anakharsis, Myson, Epimenides ve Pherekydes ile devam eder.

İkinci kitapta, Sokrates’in öncüleri, Sokrates’in kendisi ve Sokrates ekolünün takipçileri yer alır. Bunlar sırasıyla, M.Ö. 500’lerde yaşamış, Anaksimandros, Anaksimenes, Anaksagoras, Arkhelaus, Sokrates, Ksenophon, Aiskhines, Aristippus, Phaidon, Euklides, Stilpon, Kriton, Simon, Glaukon, Simmias, Kebes ve Menedemus gibi filozoflardır.

Üçüncü kitabın tamamı Platon’a aittir. Dördüncü kitapta akademinin filozofları tanıtılırken, Aristotles ve çağdaşları beşinci kitapta yer almaktadır. Altıncı kitapta, Antisthenes, Sinoplu Diogenes ve diğer kinik filozoflar yer alır. Yedinci kitapta Zenon başta olmak üzere Stoacı filozoflar, İon ekolünün filozofları olarak tanıtılmaktadır. Sekizinci kitapta, Pithagoras ile başlayan İtalya ekolu, 10. kitapta Epikuros ile tamamlanır.

Diogenes Laertios’un bu kapsamlı eserinde pek çok felsefecinin özel yaşamlarına ve yaşadıkları çağlardaki hayata değinilirken, filozofların arasındaki rekabet ortamından, kopyalanan, kaçırılan, sahiplenilen eserlere kadar pek çok konuda ezber bozan konuya da bakılır.

Bu filozofların bugün örnek alınan görüşleri ile gerçek yaşamları arasındaki farka şaşırmamak elde değildir. Diogenes Laertios’un eserinin daha ilk sayfalarından itibaren günümüzde Yunan felsefesi diye sunulan öğretinin çok daha eskilere ve çok daha farklı topluluklara ait olduğu anlatılır.

Şimdi sözü Diogenes Laertios’a bırakalım ve 1. kitabın 1. bölümünden ezber bozan nitelikteki bilgileri paylaşalım:

1. kitap - 1. bölüm

Bazıları felsefe araştırmalarının barbarlarda başladığını söylerler. Nitekim, Aristoteles'in Magikon adlı eserinde ve Sotion'un Filozoflar Zinciri adlı eserinde belirttiğine göre, Perslerde Maglar, Babillilerde ve Asurlularda Khaldaialılar, Hintlilerde ‘Çıplak Bilgeler’, Keltlerde ve Galatlarda da Dryidler ilk felsefeciler olmuş. Ayrıca Fenike’de Okhos, Trakya'da Zamolksis, Libya'da da Atlas varmış. Mısırlılar da felsefeyi başlatanın Hephaistos olduğunu söylerler.

1. kitap - 2. bölüm

Platoncu Hermodoros Bilimler Üzerine adlı eserinde Maglardan ve Magların başı Zoroastres’ten bahsederken Troya'dan 5 bin yıl öncesine kadar gittiğinden söz eder. Lidyalı Ksanthos da Zoroastres’ten Ksekses’in Hellas seferine kadar 6 bin yıl geçtiğini söyler.

Diogenes Laertios’un yukarıdaki satırlarda yazdıklarına göre, Yunan felsefesi diye adlandırdığımız felsefe ortaya çıkmadan binlerce yıl önce de Anadolu’dan Asya’ya, Mısır’dan Hindistan’a kadar pek çok bölgede felsefe yapan pek çok farklı bilge vardı. Bu bilgeler Yunan diye adlandırılan yazarların eserlerinde de yer almaktaydı ve bu bilgiler felsefenin kurucusu saydığımız bilgeler tarafından da gayet iyi biliniyordu. Ancak, ne yazık ki bunlardan günümüzde pek bahsedilmez, tüm felsefi çalışmalar bizlerde Yunan felsefesi adı altında, Batı’da ne olduğu belirsiz Grek Felsefesi adı altında tanıtılmaya devam edilmektedir.

Elbette günümüze kadar uzanan bu tutarsız görüşün de bir temeli vardır. Acaba bu tutarsız temel sonradan Roma vatandaşı olan, Roma’nın ayrıcalıklarından yararlanmak için Anadolu’da yetişip Roma’da eserlerini veren Laertioslu Diogenes, İzmitli Arrianos gibi ülkemizin yetiştirdiği bilgelerin eserlerinden mi ileri gelmekteydi?

Hatırlarsanız, önceki programlarımızda İzmitli Arrianos’un da eserlerini Hellen hayranı Roma İmparatoru Hadrianus’un için yazdığından bahsetmiş, İskender’i Büyük İskender yapanın da Arrianos’un kitabı olduğunu belirtmiştik. Diogenes Laertios’un eserinde de buna benzer bir yaklaşım sezinlenmektedir. Diogenes, felsefenin kurucusu olarak kadim bilgeleri sıralayan tüm yazarların dediklerini bir cümle ile bir kenara itercesine, ‘Ama bunlar, Yunanlıların başarılarını barbarlara mal ettiklerinin farkında değiller; Oysa yalnız felsefe değil, aynı zamanda insan soyu da onlarla başlamıştır’ demekten kendini alamamıştır. Ancak bu söylemin Roma İmparatoruna hoş görünmek için Diogenes Laertios tarfından mı yazıldığı, yoksa sonradan mı ilave edildiği nedense bugüne kadar hiç tartışılmamıştır.

Diogenes Laertios, bu söylemine rağmen birinci kitabın ilerleyen bölümlerinde felsefenin barbarlarda başladığını söyleyen yazarların eserlerinden alıntılar yaparak, bu kadim öğretilere ait bilinenleri açıklamaktan kendini alamaz.

Diogenes laertios’un aktardığına göre; Çıplak Bilgiler’le Dryidler bilmece gibi konuşarak felsefe yaparlarmış, tanrılara saygı gösterir, hiç kötülük yapmaz ve yiğitliğe önem verirlermiş. Khaldaialılar gök bilim ve falcılıkla ilgilenirlermiş. Maglar ise sanki tanrılar onlara kulak veriyormuş gibi sunak, kurban ve dualarla uğraşırlarmış. Tanrıların özü ve yaratılışı ile ilgili açıklamalar yapar, ateşi, toprağı ve suyu da tanrı sayarlarmış. Tahta tanrı heykellerini, özellikle de tanrıların erkek ve dişi olduğunu söyleyenleri kınarlarmış. Adalet üzerine tartışır ve ölüleri yakmayı dine aykırı bulurlarmış. Bilicilik ve falcılığa önem verir, tanrıların kendilerini onlara gösterdiğini ileri sürerlermiş. Altın ve gösterişli süsler kullanmaz, giysileri beyaz, yatakları samandanmış. Yeşillik, peynir ve ucuz ekmek yerlermiş. Onlarda iyi cin ve kötü cin olmak üzere iki ilke varmış; birinin adı Zeus, öbürünün adı ise Hades’miş. Ayrıca Maglara göre, insanlar öldükten sonra dirilip ölümsüz olacaklarmış ve evren onların yakarışları sayesinde ayakta kalacakmış. Tanrıların yaratılmış olduğuna inanırlarmış.

Diogenes Laertios, sözlerine Mısırların tanrı ve adaletle ilgili olarak aktardıklarıya devam eder; onlara göre evrenin başlangıcında madde varmış, sonra bundan dört öge ayrılmış ve kimi canlılar oluşmuş. Güneş ve Ay birer tanrıymış; birinin adı Osiris, öbürünün ise İsis’miş. Bunlar, hamam böceği, ejderha, atmaca ve başka hayvanlar aracılığı ile tanınırmış. Tanrının biçimini bilmedikleri için onlara heykeller ve tapınak yaparlarmış. Onlara göre evren oluşmuş bir şeymiş, bir gün yok olacakmış ve küre biçimindeymiş. Yıldızlar ateşmiş ve yeryüzündeki her şey bunların sayesinde oluşmuş. Ay tutulması, aynı dünyanın gölgesi üzerine düşmesiyle oluşuyormuş. Ruh ölümden sonra da yaşar ve başka bedene geçermiş. Yağmur havanın değişmesiyle oluşurmuş. Geometriyi, astrolojiyi ve aritmetiği onların bulduğunu söylerler.

Diogenes Laertios, ‘felsefenin bulunuşuyla ilgili olarak söyleyecekler bu kadar’ diyerek adeta her şeyin Yunandan çıktığı söylemini geri alarak sözlerine son verir. Diogenes’in kadim bilgelere dayanarak anlattıkları nedense bugün bile Yunan felsefesi ve buluşları olarak sunulmaktadır.

Şimdi kısa bir müzik arası verelim ve Farya Faraji’nin Anadolu’ya has Lidya, Doria, Frigia makamlarını kullanarak besteleyip Roma İmparatorluk dönemi çalgıları ile Latince seslendirdiği Epik Roma müziğine kulak verelim.

Açık Radyo, 95.0, Kadim Anadolu Eserlerinden Seçmeler programındayız. Programımıza Diogenes Laertios’un Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri adlı eserinin tanıtımı ile devam ediyoruz.

Diogenes Laertios, eserinin giriş bölümünde günümüzde Yunan felsefecileri diye adlandırılan felsefenin kaynaklarına değinir, Perslerin Maglarından, Mısırlıların Osiris ve İris öğretilerine, Hindistan’dan gelen Çıplak Bilgelerden, Trakialı Orpheus’a kadar zamanın yazarlarından alıntılar yaparak pek çok bilgenin öğretilerinden örnekler verir.

Her ne kadar bir cümle ile bunları bir kenara itip her şeyin Yunanlılardan başladığını satır arasında ifade etse de bunun yazar tarafından ya da başkaları tarafından belki de Hellen hayranı Roma İmparatorlarının gözüne girmek için ilave edildiği düşünülebilir.

Şimdi kaldığımız yerden devam ederek birinci kitabın birinci bölümünde Thales ile eserimizin tanıtımına devam edelim.

Diogenes Laertios’un Herodotos, Duris ve Demokritos gibi yazarlardan aktardığına göre, Thales’in babası Eksamyas ve annesi Fenikeli soylu bir aileden gelmekteydi. Fenike’den sürülmüş, Miletos vatandaşlığına alınmıştı ya da başkalarının dediğine göre, Miletos doğumluydu. Bazılarına göre yazılı eser bırakmadı, ona yakıştırılan Denizcilik Astronomisi adlı eserin başkasına ait olduğu söylenir. Bazıların göre de iki eser yazmıştır; astronomiyle uğraşan, güneş tutulmalarını ve gün dönümlerini önceden hesaplayan ilk kişidir. Ruhun ölümsüz olduğunu söyleyen de ilk kişidir.

Bazıları onun Mısırlılardan geometriyi öğrenip çember içine bir dik üçgen çizen ilk kişi olduğunu söyler. Mısır’a gidip rahiplerle ilişki kurmuştur. Piramitlerin gölgelerine bakarak yüksekliğinin ölçümünü yapmıştır.

Bu satırlarda Diogenes Laertios’un eski kaynaklardaki bilgilerden yararlanarak aktardıkları, bugün Thales’i Yunanlı diye tanıtan, öğretilerini Yunan keşfi diye anlatan tüm akademik çalışmaları yalanlar niteliktedir. Diogenes’in diğer filozoflar hakkında anlattıkları da en az Thales hakkında anlattıkları kadar şaşırtıcıdır, ezber bozar niteliktedir.

Atina’da yayınladığı kanunlar nedeniyle zamanımız tarihçilerinin göklere çıkardığı Solon’dan da bahsederken, yaptığı hizmetler beğenilmeyen Solon’un yurt dışına sürüldüğü, yollara düşüp Mısır’a, Kıbrıs’a ve Lidya’ya, Kilikia’ya gidip yandaşları ile birlikte orada yerleştiği, yerel haklarla kaynaştığı anlatır.

Lidya kralı Kroisos’a yazdığı mektupta, ‘Atina’nın zorba tiranının altında yaşamaktansa senin krallığında yaşamayı yeğlerim, senin konuğun olmayı çok istiyorum, onun için yanına geleceğim’ dediğini aktarır.

Diogenes Laertios, Midillili Pittakos’tan bahsederken de babasının Trakyalı olduğunu belirtir. Midillilerin sevgisini kazanan Pittakos da Lidya Kralı Kroisos’a yazdığı mektupta, Kroisos’un altınlarına gereği olmadığını belirtirken, senin gibi ev sahibiyle bir arada olmak için yanına geleceğini belirtir.

Yedi bilgelerden sayılan Bias da Prienelidir. Kimilerine göre Bias bir yabancıdır. İonia üzerine iki bin dize yazmıştır. Kleobulos kimilerine göre Rodosludur, kimilerine göre Karialıdır. Her ne ise ikisi de aynı bölgede bulunmaktadır ve Akdeniz’e açıktır. Mısır felsefesiyle ilgilenmiştir. Periandros’un hikayesinde de Lydia konusu sık sık geçmektedir. Bilgelerin Lidya kralının sarayında Sardeis’de toplandığından bahsedilmektedir. Anakharsis ise İskit Kralı’nın kardeşidir. Anasi Yunanlıdır, iki dili de konuşur, her iki yaşam ve töreler üzerine eser yazmıştır. Ancak fazla Yunanlaştığı için ağabeyi tarafından öldürülmüştür. Anakharsis de Sardeis’e gidip, ‘Lidya Kralı Kroisos’un sevgisini kazanmak benim için çok önemlidir’ deniştir.

Epimenides Giritlidir. Çok uzun yaşadığı söylenir. 5 bin dizelik Kuretlerle Korybantların Yaratılışı ve Theogonia adlı eserleri vardır. 6 bin dizelik gemi yapımı ve seferleri hakkında eseri ve kurbanlar üzerine, devlet düzeni üzerine de 4 bin satırlık başka bir eseri daha vardır.

Böylece Dioneges Laertios, birinci kitabında İonya felsefesinin kurucularını sayarken bu felsefecilerin Lidya, Mısır, Ege ve Akdeniz ile olan sıkı işbirliğini gözler önüne serer, burada gelişen medeniyetin binlerce yıllık geçmişinin ipuçlarını verir.

Diogenes Laetius, ikinci kitabında Thales’in başlattığını söylediği, aslında Pers’e, Mısır’a kadar uzanan kadim medeniyetlerin eseri olan İon felsefesinin öğrencileri Anaksimandros, Anaksimenes, Anaksagoras, Arkhelaos’tan ve Anaksogoras’ın öğrencisi Sokrates’ten bahseder.

Pers Kralı Kuruş’un kardeşi ile krala karşı sefere çıkan Ksenophon’dan bahsederken, yazdığı onlarca kitabın bazılarının Ksenophon’a ait olmadığından, Platon ile arasında kıskançlık olduğundan, Ksenophon’un da Sokrates’in diyaloglarını yazdığına değinir.

Sokrates’in yanından hiç ayrılmayan Aiskhines’in de, Astisthenes’in de, kuşkulu bulunsa da Phaidon ve Eukleides’in de Sokrates’in diyaloglarını yazdıklarından, hatta daha başka yazarın da Sokrates’in diyalogları diye eserleri de olsa bunları gerçek olmadığını ima eder.

Kyreneli yani Libyalı Aristippos’tan bahsederken, Libya üzerine yazdığı üç kitapta çeşitli kişilere, sürgünlere, dilencilere, içki dağıtanlara, akıl vermeye çalışan kişilere yazdığı 25 diyalog vardır. Kimileri bu kitaplardan sadece altısının Aristippos’a ait olduğunu söylerken, kimileri de Aristippos’un hiç kitap yazmadığını belirtir.

Bu sözler, kadim yazarlara ait olduğunu düşündüğümüz eserler hakkında şüphelerin ortaya çıkmasına sebep olur. Diogenes Laertios, kitabın ilerleyen bölümlerinde o kadar çok yazarın o kadar çok kitabından, kimilerinin yazdığı 100 binlerce satırdan söz eder ki tüm yazarlar ve eserler hakkında şüphelenmemek elde değildir.

Nedense bu kadar çok eserin nasıl bir çırpıda yazıldığı, bu eserlerin aslında kime ait olduğu, bu yazarların kağıdı kalemi, tomarı, sayfayı nereden buldukları, okuma yazmayı nereden öğrendikleri, kaynak aldıkları eserleri nasıl elde ettikleri hiç sorgulanmaz. Günümüzde de bu konulara girilmeden, yüzlerce senedir aynı şeyler tekrar tekrar anlatılmaktadır.

Umarız, Diogenes Laertios’un eserini inceleyen edebiyat ve tarihçilerimiz, yazar ve felsefecilerimiz bu konularda da araştırmalar yapıp bizleri bu konularda aydınlatırlar.

Dinleyicilerimize ilginç konularla dolu Diogenes Laertios’un ünlü filozoflar hakkında yazdığı bu eseri tavsiye ederken, haftaya hocaların hocası ve İmparator Marcus Aurelius’un hocası Kütahyalı felsefeci İskender’de buluşmak üzere hoşça kalın dileklerimizi iletiriz.