Antik Çağ Anadolu'sunun Savaşçı Kavmi: Galatlar

-
Aa
+
a
a
a

Kadim Anadolu Eserlerinden Seçmeler'de Haluk Mimaroğlu, Murat Arslan’ın "Galatlar" adlı kitabından yola çıkarak Anadolu'daki Galatları tanıtıyor.

""
Antik Çağ Anadolu'sunun Savaşçı Kavmi: Galatlar
 

Antik Çağ Anadolu'sunun Savaşçı Kavmi: Galatlar

podcast servisi: iTunes / RSS

Ben Haluk Mimaroğlu. Bu hafta kızım Gülnar ile birlikte Avrupa’dan gelip Anadolu’ya yerleşen Galatların hikayesini anlatan Murat Arslan’ın Galatlar adlı kitabını tanıtacağız.

Avrupa ve Anadolu tarihinde önemli yeri olan Galatlar hakkında doğrudan doğruya bilgi veren bir Antik Çağ yazarı yoktur. Antik yazarların çeşitli konularda yazdıkları eserlerde, Galatlarla ilgili bilgilere rastlanmaktadır. Ancak bu eserlerin çoğu henüz Türkçeye çevrilmemiştir. Bu nedenle, her ne kadar bu programda sadece Antik yazarların özgün eserlerine yer versek de Galatların Anadolu’daki inanılmaz hikayesini sadece Antik Çağ kaynaklarından yaralanarak topluca sunan bu kitabı da programımızda tanıtmayı uygun gördük.



Murat Arslan, Galatlar adlı kitabında Galatların kökenini, Anadolu’ya geliş nedenlerini, Anadolu’da İskender sonrası kurulmakta olan yeni düzendeki yerlerini ve sonunda diğer krallıklar gibi Galatia Krallığı’nın da Roma’nın Galatia eyaletine dönüşmesinin hikayesini Batılı yorumlara yer vermeden sadece antik kaynaklara dayanarak anlatmaktadır.

Murat Arslan’ın Galatlar adlı kitabı, yazarın Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne sunduğu yüksek lisans tezi tekrar gözden geçirilerek, 2000’de Arkeoloji ve Sanat Yayınları tarafından yayınlandı. Prof. Murat Arslan, halen Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde Eski Çağ Tarihi üzerinde araştırmalarına devam etmektedir. Yazarın Pontos Kralı VI. Mitradates’le ilgili bir çalışması da vardır. Murat Arslan çalışmalarında henüz Türkçeye çevrilmemiş pek çok Antik Çağ yazarının eserlerinden yararlanmıştır.

Murat Arslan, kitabın giriş bölümünde belirttiğine göre, Galatların ataları Keltlerden ilk bahseden yazar Miletos’lu tarihçi ve coğrafyacı Hekataios’tur. Hekataios’un M.Ö. 500’lerde yazdığı Yeryüzünün Tasviri adlı eserinden kalan fragmanlarda Fransa’nın Akdeniz kıyılarında bulunan Kelt ticaret merkezi Narbo’dan ve Massalia yani Marsilya yakınında oturduklarından bahsedilmektedir. Tarihin babası Bodrumlu, Halikarnaslı Herodotos’un M.Ö. 400’lerde yazdığı Historiai adlı eserinde Keltlerin Avrupa’daki yerleşim yerlerinden ve Keltlerin Hellas’ı istilasından bahsedilmektedir.

Tarihçi Polybios’un M.Ö. 200’lerde yazdığı Historiai adlı eser de Roma ve Galatlar hakkında yer alan bilgiler Murat Arslan’ın en önemli kaynaklarından birisi olmuştur. Polybios’un eserinde, Keltlerin Hellas’ı istilası, Keltlerin sosyo-kültürel yaşamları, paralı askerlikleri, Pergamon Krallığı ile Galatların ilişkileri, Galatların Magnesia Savaşı’ndaki rolü ve bu savaşın sonucunda Roma’nın Galatları cezalandırması ve Galatların Roma ile olan ilişkileri hakkında önemli bilgiler yer almaktadır.


Amasyalı coğrafyacı Strabon’un 19 kitaplık Coğrafya eserinin Anadolu ile ilgili XII, XIII ve XIV kitaplarında, bizzat gezip gördüğü Galatia Bölgesi’ne ve Galat tarihine ait bilgiler verilmektedir. Bu, Anadolulu ünlü coğrafyacının kitabın tamamı nedense henüz Türkçeye çevrilmemiştir.

Sicilyalı tarihçi Diodoros Siculus’un M.Ö. 50’lerde çeşitli kadim eserlerden yararlanarak yazdığı 40 kitaplık Dünya Tarihi eserinde Kelt soyunun kökeni ve etnik özelliklerinden, paralı askerliklerinden, Keltlerin Brennos önderliğinde Hellas’ı istilasından ve Bergama Kralı II. Eumenes ile mücadelesinden söz edilmektedir.


Romalı ünlü hatip ve konsül Cicero’nun da Roma’nın Cumhuriyet Devri’ne ait yazdığı pek çok eserde Galatlar ve özellikle yakın dostu Galat Kralı Deiotaros hakkında ve Galatların diğer Krallıklar ve Roma ile olan ilişkileri hakkında çeşitli bilgiler vermektedir.

Anadolu siyasal tarihini bizzat etkileyen ve değiştiren bir komutan olan Caesar’ın, Avrupa’da Galia valisi iken yapığı işleri anlattığı ve bir rapor olarak Roma’ya gönderdiği yedi kitaplık Galia Savaşı adlı eseri Galatialar ve Galtialıların inanç dünyası ve sosyal düzenini koruyan Drüidler hakkında çok önemli bilgiler içermektedir. Ceasar’ın Roma İç Savaş Tarihi adlı eseri Galat krallarının Roma İç Savaşı’ndaki rolleri hakkında, savaş sonrası Anadolu siyasal tarihi, Galatia Krallığı egemenliğindeki bölgeler, Galat siyasi yapısı ve Galat krallarından Deitaros ile ilişkileri hakkında birinci ağızdan değerli bilgiler vermektedir. Ancak bu kitap da henüz Türkçeye çevrilmemiştir.


M.Ö. 59 ile M.S. 17 yılları arasında yaşayan Romalı Tarihçi Livius’un Roma’nın Kurtuluşundan İtibaren adlı eserinde, Keltlerin İtalya ve Balkanlarda yaptıklarından, Galatların Anadolu'ya geçişinden, Galatların Anadolu’daki krallıklarla olan ilişkilerinden ve özellikle Romalı Manlius Vulso’nun Galatları cezalandırma seferinden bahsedilmektedir.

Yaşlı Plinius’un milattan kısa süre sonra yayınladığı, 38 kitaptan oluşan Doğa Tarihi adlı eseri, Galatlara ilişkin pek çok konu hakkında başka kaynaklardan bulunmayan bilgiler vermektedir. Tarihçi ve felsefeci Plutharkhos’un M.S. 100’lerde kaleme aldığı Paralel Yaşamlar adlı eserinde ise Anadolu’da görev almış bir çok devlet adamı ve Galatlar tarihine ilişkin değerli bilgiler verilmektedir. Neyse ki bu kitapların çoğu Türkçeye çevrilmiştir.

Lidyalı coğrafyacı Pausanias’ın M.S. 100’lerde yazdığı Helas'ın Tarihi adlı gezi rehberinde Keltlerin kökeni, yaşadıkları bölgeler ve değişik kültürler tarafından ne şekilde adlandırıldıklarından kısaca söz etmekte; Galatların Hellas’ı istilası, bunun sonuçları ve onların Anadolu’ya hangi koşullar altında geçtikleri konusunda verdiği bilgiler, Murat Arslan’ın ifadesine göre bu konularda en önemli kaynakları olmuştur.

İskenderiyeli Tarihçi Appianos’un M.S 100’lerde kadim eserlerden yararlanarak derlediği Roma Tarihi adlı yapıtında, Galatların kökeni, Galatların Anadolu krallıkları ve Roma ile ilişkileri, Roma iç savaşları sırasında Galatların rolü ve Anadolu’daki konumları yoğun bir biçimde anlatılmaktadır. İznik, Nicaealı tarihçi Cassius Dio’nun M.S. 200’lerde yazdığı Roma Tarihi adlı yapıtında da Keltlerin Roma seferi, Galatların Brennos önderliğinde Hellas’ı istilası, Galatların Anadolu’ya geçişleri, Roma’nın Anadolu Krallıkları ile olan ilişkilerinde Galatların rolleri ve Galatların Roma iç savaşlarındaki rolleri hakkında değerli belgeler tekrar tekrar yer almaktadır.

Son olarak M.S. 200’lerde tarihçi İustinus’un Philippus Tarihi kitabı özetleyerek aktardığı eserde, İskender sonrası Hellas ve Anadolu’daki gelişmeleri ve Hellas’ın istilasını, Galatların Anadolu’ya geçişleri ve yerleşmeleri anlatılmaktadır.

Yukarıda adı geçen pek çok Antik yazar ve eserleri İskender sonrası yeniden kurulmaya çalışan Anadolu’nun tarihi hakkında ilk elden çok değerli bilgiler vermektedir. Çoğu henüz Türkçeye çevrilmeyen bu eserlerin de kısa sürede çevrilmesi ve Anadolu’yla ilgili Batılı yazarların kendilerine göre çarpıtarak anlattıklarını bir kenara bırakarak, Anadolu tarihine yeniden bakma imkanı bulmamızı kolaylaştıracaktır.



Murat Arslan’ın yukarıda sıraladığı Antik yazarların eserlerinden derlediği bilgilere göre, Anadolu’da Galatlar olarak bilinen kavimler Kelt kökenlidir. Keltler, M.Ö. 2000’lerden itibaren Germania sınırından İberia'ya kadar, Britania’dan İtalya’ya kadar uzanan bölgelerde yaşamaktaydı. M.Ö. 500’lerde kuzeyden gelen Germen kavimlerinin baskıları neticesinde Kelt kavimleri Balkanlara inmeye başladı. İri yapılı, savaşçı, talancı karakterleri ile gittikleri yerlerde korku saldılar, paralı asker olarak savaşlara katıldılar, çevrelerini talan ederek geçimlerini sağladılar. Galatlar, İskender’in seferinden sonra Anadolu’da kurulan Bithynia Kralı’nın daveti üzerine, kimisi Çanakkale’den, kimisi İstanbul Boğazı’ndan geçerek M.Ö. 278’de Anadolu’ya bir daha geri dönmemek üzere ayak basmıştır. Uzun mücadelelerden sonra, Bithynia, Pontos Krallıklarının izni ile Kızılırmak ve Sakarya Nehirleri arasındaki Phrygia bölgesine yerleştiler. Zamanla Eskişehir’in yakınlarındaki Pessinus Kibele Ana Tanrıça Tapınağı’na sahip çıkıp, tapınak rahipliğini ele aldılar, Anadolu din, dil ve geleneklerini benimsediler.

Galatların Anadolu’daki hikayesinin devamına geçmeden, kısa bir müzik arası verelim. Ana tanrıça Kibele’nin betimlemelerinden günümüze kadar ulaşan Anadolu’da Bendir ya da Erbane diye adlandırılan bu kadim vurmalı çalgı aletine Selahattin Anar’ın “Dem-i Devran” adlı erbane solo eseri ile kulak verelim.

 

Açık Radyo, 95.0, Kadim Anadolu Eserlerinden Seçmeler programındayız. Kısa bir aradan sonra programımıza Murat Arslan’ın Galatlar adlı eserinin tanıtımı ile devam ediyoruz.

Murat Arslan’ın pek çok Antik yazardan derlediği bilgilere göre, Avrupa’dan Balkanlara inen Galatlar Hellas ve Makedonya’yı talan ettikten sonra Marmara kıyılarına ulaşırlar. Marmara’da Bithynia Krallığını kurmaya niyetlenen I. Nikomedes, kendisine baş kaldıran ve Suriye Kralı I. Antiokhos’dan yardım alan kardeşine karşı Galatları ülkesine davet eder.

M.Ö. 278’de Anadolu’ya geçen Galatlar, zaman içinde hem gösterdikleri başarılar sayesinde, hem de Suriye Krallığının tehditlerine karşı kendilerini güvence altına almak isteyen Bithynia ve Pontos Krallıklarının izin vermesi ile Galat kabileleri Kızılırmak ile Sakarya nehri arasındaki, eskiden Phrygia diye anılan bölgeye yerleştirildiler.



I. Nikomedes, Galatlar sayesinde Bithynia Krallığının tek sahibi olurken, Galatlar, Pontos Kralı I. Mithradates’in Karadeniz kıyılarına kadar gelen Mısır deniz kuvvetlerini yenilgiye uğratılmasına katkı sağladı. Byzantionlu Stephanos’un Ethnika adlı coğrafya sözlüğünün Ankyra yani Ankara maddesine göre, Galatlar bu savaşta elde ettikleri Mısır gemilerinin çapalarını zaferlerinin bir belgesi olarak beraberlerinde getirip, yeni yurtlarına çapa anlamına gelen Ankyra adını koydular. Böylece Anadolu’nun doğudan batıya giden ticaret yollarının da geçtiği önemli bir kavşak noktasına yerleşen Galatlar, yüzyıllarca Anadolu’da gelişen bütün olaylarda önemli rol oynamaya başladılar.

M.Ö. 263 yılında Suriye Krallığını Sardis’te yenerek bağımsızlığa kavuşan Bergama Krallığı, istemeden de olsa Galatia ile komşu oldu. Galatlarla savaşmak yerine vergi vererek aralarındaki barışı korudu. Ancak I. Attalos döneminde vergi vermeyi rededen Bergamalılar, Galatların saldırısına uğradı. M.Ö. 238’de Galatlara karşı kesin bir zafer kazanan Attalos, hem kurtarıcı, hem de kral ünvanını alarak ününe ün kattı. Anadolu’da uzun süredir yağma ve haraç alarak, komşu krallıkları kasıp kavuran Galatlar, ilk defa böylesine büyük bir yenilgiye uğradı.



Murat Arslan’ın aktardığına göre, Basileus Attalos I. Soter, zaferinin anısını ebedîleştirmek için, hem yıllık bir festival düzenledi, hem de dünyanın yedi harikasından biri sayılan Zeus Tapınağı’nı inşa etmeye başladı. Zeus Tapınağı, kendisinden sonra tahta geçen II. Eumenes döneminde, muhtemelen İskender’in hazinesinden kalan ganimetler sayesinde tamamlandı. Günümüzden yüz yıl önce bu muhteşem tapınak, 118 parça kabarmaları ile birlikte Tapınak Berlin’e taşındı.

Roma Capitol Müzesi’nde sergilenen yaralı Galyalı heykeli ve Roma’nın Terme Müzesi’nde sergilenen kılıçla intihar eden Galat ailesi heykeli

Kabartmalarda yer alan Tanrılarla devlerin savaş sahneleri, Pergamonlular ile Galatların savaşlarını simgelemektedir. Yine bu tapınaktan alınıp halen Roma Capitol Müzesi’nde sergilenen yaralı Galyalı heykeli ve Roma’nın Terme Müzesi’nde sergilenen kılıçla intihar eden Galat ailesi heykelleri, Pergamon’un kazandığı zaferi değil, yenilgiye uğramış Galatların kahramanca ölümünü ortaya koymaktadır. Ne yazık ki bu eserler ülkemizde pek tanınmamakta, sergilenen müzelerde de ait olduğu Anadolu’ya ait hiç bir bilgi yer almamaktadır.

Anadolu’da bu gelişmeler olurken, M.Ö. 200’lerde Akdeniz’de hakimiyet kurmaya çalışan Roma’nın Kartaca ile başı derttedir. Kartacalı komutan Hannibal, Roma’ya sefere çıkmış ve Roma’ya yaklaşmaktadır. Hannibal’in fillerle güçlendirilmiş ordusuna karşı çaresiz kalan Roma Senatosu, çareyi kahinlere danışarak buldu. Troia’dan Roma’ya getirildiğine inanılan Sibilla kehanet kitaplarına danışan kahinler, Anadolu’da Pessinus’ta bulunan Ana Tanrıça Kybele’nin kutsal taşı Roma’ya getirilirse tehlikenin bertaraf edileceğini söyledi. Bu kehanete inanan senato, bir karar alarak Pergamon Krallığı’na beş senatörden oluşan bir heyet gönderdi.

Ana Tanrıça Kybele’nin kutsal taşı

Galatların bölgesinde bulunan Pessinus’taki kutsal taşın, kısa zaman önce Galatları yenen I. Attalos’un aracılığı ile temin edilmesini istediler. Murat Arslan’ın aktardığına göre, Pergamon’daki büyük Kybele Tapınağı Rahipleri, Attalos adına Pessinus Tapınağı’ndaki meslektaşları ile konuştu ve Anadolu’da çok eski çağlardan beri tapınılan Ana Tanrıça’nın kutsal taşının Roma heyetine teslim edilmesini sağladı.

Heyet, Tanrıların Anası diye nitelenen kutsal taşı, Phyrigialı rahiplerle birlikte deniz yolu ile Roma’ya götürmüştü. Böylece uzun bir yolculuktan sonra, Phrygialı Ana Tanrıça Kybele’nın kutsal taşı, rahipleri, Kybele’nin yardımcısı Attis ve Corybantes diye adlandırılan koruyucuları ve mahiyeti, tüm araç, gereç ve gelenekleri ile birlikte Roma’ya getirildi.

Roma’nın şimdiye kadar görmediği ve hiç alışık olmadığı bir kült merkezi Capitol’de kuruldu. Rahip ve rahibeleri hadım edilmiş erkeklerden oluşan, kılıç kalkan kullanarak, çeşitli değişik giysilerle çılgınca dans edip coşarak ayinler yapan bu garip insanlar, Roma’ya yerleşti. Diğer tarafta Drüidlerin yönetiminde inançlarını ve toplumsal düzeni sağlayan Galatlar, zaman içinde Anadolu gelenek, inanç ve dillerini öğrenip uygulamaya başladı. Pessinus tapınağı ve çevresi, rahiplik uğruna hadım edilmiş soylu Galatların idaresine geçti. Kutsal kent Pessinus’da, Anadolu’da, Olba’da, Komana’da, Aizanoi’de olduğu gibi rahip - hükümdarların yönetiminde bir kent devleti olarak Galatlar döneminde de yönetimini sürdürdü.



Galatlar Kybele kültürünü benimsedi, zaman içinde evlilikler yolu ile Anadolu ile özdeşleştiler. Phrygia’ya özgü din, dil, gelenek ve görenekler de Galat toplumuna girmiş oldu. Ancak Anadolu artık Roma’nın hedefindedir. Galatlar da M.S. 25 yılında Bergama Krallığı’nın Roma’ya bağlanması ile kurulan Asia eyaleti ve akabinde Bithynia ve Pontos Krallıklarının bölgelerinde kurulan Bithynia - Pontos eyaletinden sonra Galatia’da Roma’nın bir eyaleti olarak Anadolu’da Roma hakimiyetine girdi.

Böylece Roma’nın Anadolu’ya girişini ve Anadolu’da kurulan üçüncü Roma eyaletinin hikayesinin de sonuna gelmiş bulunuyoruz. Önümüzdeki programda, Cappadocia valisi Arrianos’un Karadeniz adlı kitabından yola çıkarak, Cappadoccia’nın hikayesinde buluşmak üzere şimdilik hoşça kalın.