"Ya hepimiz varız, ya hiçbirimiz yok"

-
Aa
+
a
a
a

Atlas Sarrafoğlu, İklim Kuşağı Konuşuyor'da bugün gerçekleştirilecek ve 17 Eylül'e kadar devam edecek Uluslararası İklim Grevi hakkında bilgi verirken, aynı zamanda tüm dünyadaki iklim krizi haberlerini de derliyor.

""
"Ya hepimiz varız, ya hiçbirimiz yok"
 

"Ya hepimiz varız, ya hiçbirimiz yok"

podcast servisi: iTunes / RSS

Merhaba sayın Açık Radyo dinleyicileri. İklim Kuşağı Konuşuyor programına hoş geldiniz.

Küresel İklim Grevi günü bugün. Ben de bugün saat 17:00’de Kadıköy İskelesi’nde olacağım. Küresel çapta iklim aktivistleri, bu kez fosil yakıtlara son verilmesi talepleri ile sokaklara çıkıyorlar. İstanbul’da bugün fosil yakıtlardan kaynaklı insanlar dahil yok olmakta olan türler için bir cenaze töreni ve basın açıklaması yapılacak.

Her sene Mart ve Eylül aylarında iki kez yapılan küresel grevler, 2019 yılından bu yana sürüyor. Pandemi döneminde bile tüm dünya kapanmışken, aktivistler çevirimiçi olarak grevlerini gerçekleştirmişti.

Aktivistler çağrılarında, “Fosil Yakıtlar Çağını sadece gezegenimiz ve hayatta kalabilmemiz için değil, aynı zamanda ‘yeni sömürgeciliğin’ zincirlerinden kurtulmak için de sonlandırmalıyız. Fosil yakıt çıkarma, bir sömürü hakimiyet döngüsünü sürdürüyor. Shell, BP, ExxonMobil, Total Energies, Chevron gibi çok uluslu ve ulusal şirketler, yozlaşmış siyasi elitlerin çıkarları için insanları ve çevreyi sömürerek çevreci ve savunmasız topluluklara saldırıyor. Sesini yükseltenlerin, ekosistemlerin, toplulukların ve gezegenimizin yaşam hatlarının feci yıkımına tanık olanların sesini susturmak, yalnızca küçük bir azınlığın ‘ekonomik kazancı’ pahasına devam ediyor. Ortaya çıkan çevresel bozulma, bir sömürgecilik sistemini yoğunlaştırarak ve sürdürerek ve doğayı savunmak için mücadele edenleri suçlu durumuna düşürerek, iklim değişikliğine karşı savunmasızlığı şiddetlendiriyor,” diyorlar.

Çağrıyı yapan Youth For Climate ekibinden Maya Özbayoğlu, grevlerini yapma sebepleri üzerine, “Bu yaz boyunca dünya çapında yine yeni sıcaklık rekorları kırıldı. Milyonlarca insan, iklim felaketlerine maruz kalırken, kendi ülkemizde doğa savunucuları gözaltına alınırken, Akbelen’deki gibi 780 dönümlük ormanlık alanda ekokırım suçu işlenirken nasıl kollarımız bağlı olabilir? Topluca harekete geçmemek bir seçenek değil artık. Ya hepimiz varız, ya hiçbirimiz yok. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin dediği gibi, artık global ısınma çağı bitti, global kaynama çağı başladı,” demiş.

Peki bu haftaki haberlere bakalım ve küresel iklim grevlerinin haklı sebeplerini anlayalım.

Geçtiğimiz hafta içinde bir çok yerde seller yaşandı. Özellikle Libya’nın Derne bölgesinde uluslararası bir kuruluşun tahminlerine göre, Daniel Fırtınası'ndan kaynaklanan sel nedeniyle Libya'da yaşanan ağır sel nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı altı bin 500'ü geçti ve bu sayının 20 bini bulabileceği söyleniyor. Ayrıca aşırı yağışların tetiklediği sel felaketi Yunanistan, Türkiye ve Bulgaristan'da da toplam 22 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Türkiye'nin kuzeybatısında dün akşam başlayan şiddetli yağışın neden olduğu sellerde İstanbul'da iki, Kırklareli'nde ise dört kişi hayatını kaybetti.

Diğer bir taraftan Güney Nevada'da yaşanan fırtınalar, bölgede ani su baskınlarına neden oldu, Las Vegas Strip'i sular altında bıraktı ve Black Rock Desert'teki Burning Man Festivali’nde 70 binden fazla insan mahsur kaldı. İspanya ve okyanusun diğer tarafı Brezilya’da da ağır kayıplı seller yaşandı.

Güçlenen El Niño ve son zamanlardaki rekor sıcaklıklar arasında, 2023'ün küresel ortalaması şimdiye kadar doğrudan ölçülen en sıcak yıl olma yolunda ilerliyor. Artık 2023'teki sıcaklıkların 1,5 °C eşiğini aşma ihtimali %55 civarında. Berkeley Earth'ün Ağustos 2023 analizindeki küresel sıcaklık koşullarının bir özetine yer vermek istiyorum;

  • Geçtiğimiz Ağustos ayı küresel olarak kayıtların başladığı 1850'den bu yana en sıcak Ağustos oldu.
  • Bugüne kadar yaşanan en sıcak Ağustos ayının bir önceki rekoru büyük bir farkla kırıldı.
  • El Niño güçlenmeye devam ediyor ve önümüzdeki yıl da bunun devam etmesi bekleniyor.
  • Hem kara hem de okyanus ayrı ayrı en sıcak Ağustos ayı için yeni rekorlar kırdı. Küresel ısınmanın ve El Niño'nun güçlenmesinin birleşik etkisi öncelikle bu rekorun oluşmasına yardımcı oldu. Ancak muhtemelen tartışılan diğer faktörlerden kaynaklanan ek sıcaklıklar da buna yardımcı oldu.
  • Kuzey Atlantik, Doğu Ekvador Pasifik, Kuzey-Güney Amerika, Orta Amerika, Afrika ve Orta Doğu'nun bazı kısımları, Japonya ve Hindistan'ın bazı kısımlarında özellikle aşırı sıcak koşullar meydana geldi.
  • Antarktika'nın bazı kısımlarında alışılmadık derecede soğuk koşullar mevcuttu.
  • Kuzey Atlantik büyük bir farkla tüm zamanların rekor sıcaklıklarını yaşıyor.

2023'ün yeni bir rekor sıcak yıl olacağı %99 ihtimal ile neredeyse kesin. Yani ‘Fosil Yakıtlara Son Verme’ zamanı gelmiş zaten. Öyle değil mi?



Küresel iklim grevlerine dönecek olursak, iklim eylemleri üzerine yapılan bir araştırma, ‘Kolektif eylemin toplum üzerinde doğrudan etkisi olabileceğini’ gösteriyor bize. Bu çalışmaya göre, Greta Thunberg‘in 2018 Mayıs ayında başlattığı ve bu yıl Haziran ayında mezun olana dek sürdürdüğü Fridays for Future (Gelecek için Cumalar) iklim grevleri sonucunda İsviçre halkının neredeyse üçte birinin günlük alışkanlıklarını değiştirdi.

Geçen ay, okul çocuklarının iklim değişikliği konusunda eylem talebiyle grev yaptığı küresel gençlik hareketi, beşinci yıldönümünü kutlamıştı. Buna odaklanan İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü Lozan (EPFL) tarafından yapılan bir araştırma, bu grevlerin insanların çevresel tercihleri üzerindeki daha geniş etkisini inceledi.

Ankete katılan İsviçrelilerin yaklaşık %30’u protestoların ardından ulaşım, satın alma ve geri dönüşüm alışkanlıklarında değişiklik yaptıklarını söyledi. Ekim ve Kasım 2019’daki protestoların ardından İsviçre sakinleriyle yapılan ankette, grevlere katılmayan, yaşları 18 ile 74 arasında değişen bin 200’ü aşkın kişi, protesto öncesi ve sonrasında çevre alışkanlıklarına ilişkin soruları yanıtladı. Bu hafta yayınlanan sonuçlar, katılımcıların çoğunluğunun hem Thunberg’e hem de Fridays for Future hareketine olumlu baktığını gösteriyor ve %30’u için bu, somut eyleme dönüştü.

Euronews’dan aldığım habere göre, araştırmacı ve çalışmanın başyazarı Livia Fritz, “Bulgularımız, insanların davranışlarının çevreyi nasıl etkilediğinin daha fazla farkına vardığını ve bireysel düzeyde önemli değişimlerin yolda olduğunu gösterdi,” diyor. Livia Fritz, katılımcılar en büyük değişiklikleri üç alanda yaptıklarını söyledi; ulaşım, satın alma alışkanlıkları ve geri dönüşüm.

Katılımcıların üçte biri ulaşım alışkanlıklarındaki değişiklikler arasında işe arabayla gitmek yerine yürüdüklerini veya bisiklete binmek gibi alternatifler aradıklarını; eve daha yakın tatil yerleri seçerek uçmaktan kaçındıklarını söyledi. Anket katılımcıları ayrıca yerel, organik ürünler aradıklarını, daha fazla vejetaryen yemek yediklerini ve iklim protestolarının ardından plastik atıkların azaltılması için daha fazla çaba sarf ettiklerini bildirdi.

Livia çalışmalarıyla ilgili şunları söylemiş; “Çalışmamız, kolektif eylem yoluyla bu tür sivil katılımın toplum üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olabileceğini buldu ve bu tür bir eylemin gerekli olduğunu doğruladı. Bireysel düzeyde yapılan değişikliklerin, aynı zamanda siyasi eylemle desteklenmesi koşuluyla daha geniş toplumsal değişime yol açabileceğini de gördük.”

Alman iklim aktivistleri de protestolara yönelik baskıların ‘büyük bir dayanışma çığlığına’ yol açtığını iddia ediyor.



Fridays For Future yani Gelecek Cumalar hareketini hatırlayalım. Greta Thunberg 2018’de, henüz 15 yaşındayken, iklim kriziyle ilgili yöneticilerin siyasi eyleme geçmesini talep etmek için her cuma okulu asarak ‘iklim için okul grevi’ne başladı. Ertesi yıl, kartopu gibi büyüyen eylem, 150 ülkede yaklaşık dört milyon öğrenciyi kapsayan küresel bir harekete dönüştü. Greta, geçtiğimiz Haziran ayında liseden mezun olduğu için okul grev günleri sona erdi ancak her Cuma ve belirli günlerde dünya çapında yapılan yüzlerce grev bu Cuma günü yapılanlar gibi sürüyor.

Peki genç iklim aktivistleri küresel olarak bir araya gelerek bugün sokaklarda taleplerini duyururken ‘Fosil Yakıtlara Son Verilmesi’ konusunda haklı değiller mi?

Bakın, rekor kıran yaz mevsiminin sona ermesiyle birlikte seller yaşanırken Birleşmiş Milletler (BM) 'iklim çöküşü' duyurusunu yaptı. Bilim insanları, giderek artan ısınmanın insan kaynaklı iklim değişikliğini kömür, petrol ve doğal gaz yakımından kaynaklandığını söylüyor. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), dünyanın kuzey yarımküresinde tarihteki en sıcak yazı yaşadığını bildirirken, BM şefi, ‘İklim çöküşü başladı’ diye uyardı.

WMO, Avrupa Birliği'nin (AB) Copernicus İklim Değişikliği Servisi'nden (C3S) elde edilen verilere dayanarak Çarşamba günü yaptığı açıklamada, geçen ayın ‘büyük bir farkla’ kaydedilen en sıcak Ağustos ayı olduğunu ve Temmuz 2023'ten sonra şimdiye kadar ki en sıcak ikinci ay olduğunu söyledi. Ağustos ayının sanayi öncesi ortalamaya göre yaklaşık 1,5 °C daha sıcak olduğu tahmin ediliyor. Aynı zamanda yaklaşık 21 °C ile kaydedilen en yüksek küresel aylık ortalama, deniz yüzeyi sıcaklığına da tanık oldu.



BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, raporun yayınlanmasının ardından yaptığı açıklamada, "Yazın köpek günleri sadece havlamakla kalmıyor, aynı zamanda ısırıyor," dedi. 2023, şu ana kadar 2016'nın ardından kaydedilen en sıcak ikinci yıl oldu. Bilim insanları, sürekli ısınan insan kaynaklı iklim değişikliğini, Pasifik Okyanusu'nun bazı kısımlarının dünya çapında havayı değiştiren geçici ısınması olarak bilinen doğal fenomen El Niño'nun ekstra itici gücüyle kömür, petrol ve doğal gazın yakılmasına bağlıyor. El Niño, küresel sıcaklıklara ekstra ısı katıyor, ancak bu ikinci yılında daha da fazla oluyor. Bilim insanları, sıcaklıkların şu anda yaklaşık 120 bin yıl öncesine göre daha yüksek olduğunu tahmin etmek için ağaç halkalarını, buz çekirdeklerini ve diğer temsili verileri kullanıyor. Dünya daha önce de daha sıcaktı ama bu insan uygarlığından önceydi. Denizler çok daha yüksekti ve kutuplarda buz yoktu. Maine Üniversitesi’ne göre şu ana kadar Eylül ayı günlük sıcaklıkları, yılın bu zamanında daha önce kaydedilenlerden daha yüksek. WMO, dünya havası ve okyanusları ısı rekorları kırarken, Antarktika'nın düşük miktarda deniz buzu rekorları kırmaya devam ettiğini söyledi.

Yine BM’den bir rapor yayınlandı ve gerçek bir alarm niteliğinde. Rapor, “Dünya, sera gazı emisyonlarını azaltma ve Paris Anlaşması hedeflerine ulaşma yarışında ne yazık ki yetersiz kalıyor,” diyor. Rapora göre, bu hedeflere bağlı kalma yöntemlerimiz, artık gözden geçirilmeyi ve ciddi bir şekilde uygulanmayı gerektiriyor. Rapor, yaygın bir ‘sistem dönüşümü’ çağrısı yapıyor. Bu, yükselen sıcaklıkları kontrol altına almak için toplumlarımızın her yönünün değişmesi gerektiği anlamına geliyor. Bu korkunç bir gerçek değilse, başka ne olabilir?

Sıcaklık artışlarını sanayi öncesi seviyelerin 1,5 °C üzerinde sınırlamak için benzeri görülmemiş önlemler almalıyız. Hızla daralan bir penceremiz var ve emisyonların en geç 2025’e kadar zirveye ulaşması gerekiyor. Ancak emisyonlar hala artıyor ve 2030’a kadar ihtiyaç duyulanlar ile mevcut gidişatımız arasında devasa bir uçurumla karşı karşıyayız. Kaçınılmaz olan gerçek ise BM raporu, ‘Tüm azalmayan fosil yakıtların aşamalı olarak ortadan kaldırılması’nın acil ihtiyacını vurguluyor. Bu net duruş, iklim müzakerelerinde oyunun kurallarını değiştiriyor ve geleceğimizin temiz enerji geçişine bağlı olduğunu kabul ediyor.

İlerlememiz gereken yol ise net. Rapor, belirli ülkeleri öne çıkarmasa da küresel durumun net bir resmini çiziyor. Yenilenebilir enerjiye yönelmeli, ormansızlaşmaya son vermeli ve metan emisyonlarıyla mücadele etmeliyiz. Bu çok büyük bir görev ama tek seçenek bu.



Peki sırada ne var? Küresel durum değerlendirmesi, yaklaşan BM İklim Zirvesi COP28'deki tartışmaları şekillendirecek. Bu rapordaki tavsiyeler, küresel ölçekte dönüşümsel değişimin katalizörü olmalıdır. Bu raporun zamanın hızla ilerlediğinin kesin bir hatırlatıcısı olmasına izin verilmeli. Bugün vereceğimiz kararlar gelecek nesillere bırakacağımız dünyayı belirleyecek. Cesurca, hızlı ve birlikte hareket etme zamanı diyorum ve hemen Uluslararası Enerji Ajansı’ndan gelen haberi sizinle paylaşmak istiyorum.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı, temiz enerji teknolojileri ve elektrikli otomobillerin ‘muazzam’ büyümesi nedeniyle dünyada petrol, gaz ve kömüre olan talebin ilk kez bu on yılda zirve yapmasının beklendiğini söyledi. İcra Direktörü Fatih Birol’un Financial Times’ta kaleme aldığı yazısında, IEA’nın önümüzdeki ay yayımlanacak olan Yıllık Küresel Enerji Görünümü raporunun ‘dünyanın tarihi bir dönüm noktasının zirvesinde olduğunu’ gözler önüne sereceğini belirtti. Birol, bu değişimin sera gazı emisyonlarında görülecek zirveyi daha erken bir zamana çekeceği için iklim değişikliğiyle mücadelede önemli etkileri olacağını söyledi. IEA tarafından ayrıca yayınlanan yorumlarda Birol, şunları kaydetti, “Fosil yakıtlar önümüzdeki uzun yıllar boyunca bizimle olacak. Ancak rakamlarımıza bakacak olursak, fosil yakıt çağının sonunun başlangıcına tanıklık ediyor olabiliriz.” Birol, bu değişimin büyük ölçüde temiz enerji teknolojileri ve elektrikli araçlardaki ‘muazzam büyümenin’ yanı sıra Çin ekonomisindeki yapısal değişiklikler ve enerji krizinin etkilerinden kaynaklandığını ifade etti.

Yine bugünkü küresel iklim grevinin talebine baktığımızda Fatih Birol’un bahsettiği ‘fosil yakıt çağının sonunun başlangıcına tanıklık ediyor olabiliriz’ söylemi ile tam da örtüşmüyor mu?

Ancak tüm bu uyarılara, raporlara ve açıklamalara rağmen, felakete giden yolda kapitalizmin etkilerinin hızlandığını görmemek de yüzünü başka yöne çevirmek olur. Dünyanın fosil yakıtları yerin altında tutarak, enerji dönüşümünü sağlamak için fosil yakıtlara para akışının hızlıca sonlandırılması gerekiyor. Ancak yeni bir araştırma, Dünya Bankası’nın düşük karbonlu bir ekonomiye geçişe yeniden odaklanılacağı yönünde defalarca verdiği sözlere rağmen geçen yıl fosil yakıtlara milyarlarca dolar akıttığını ileri sürdü.

Küresel fosil yakıt finansmanını izleyen bir kampanya grubu olan Urgewald, Dünya Bankası’nın 2022’de yaklaşık 3,7 milyar dolar ticaret finansmanı sağladığını ve bunun da muhtemelen petrol ve doğalgaz geliştirmelerine fon sağladığını tespit etti. Araştırmanın yazarı Heike Mainhardt, Dünya Bankası’nın ve onun özel finans kolu Uluslararası Finans Kurumu IFC’nin bu tür işlemleri daha şeffaf hale getirmesi ve fosil yakıtlara yönelik finansmanın kredi kapsamı dışında tutulması yönünde reform yapılması çağrısında bulundu. Maindhardt, “Paris Anlaşması’yla uyumlu olduklarını söyleyemezler çünkü bunu iddia edecek yeterli şeffaflık yok,” dedi. Fosil yakıt şirketlerinin bundan yararlanacağını da sözlerine ekleyen araştırmacı, “Dikkat çekmeden kamu parasına bu şekilde erişebileceklerini görebiliyorlar ve çok akıllılar, bu yüzden bunu yapmaya devam edecekler,” diye konuştu.



Kapitalizmin bir başka yüzü ise ülkemizde Akbelen’de yaşanan yaşam mücadelesinde görülüyor. Muğla’nın Milas ilçesi Akbelen Ormanı’nda Yeniköy-Kemerköy Enerji’nin kömür madenine karşı başlatılan nöbet alanına geçtiğimiz Salı günü yine askerler girdi. Nöbet alanı askerler tarafından bariyerler ile kapatılırken, köylüler nöbet alanında kalan son ağaçların da kesileceğini belirtti. İkizköylüler sosyal medya platformu X üzerinden yaptıkları açıklamada, nöbete kalan bir kişinin gözaltına alındığını da duyurdu.

Alanda bulunan çadırları ve pankartları söken askerler, yurttaşları alandan dışarı çıkardı. Alana yerleştirilen sinyal kesiciler ile de yurttaşların iletişim kurmaları engelleniyor. İkizköy Çevre Komitesi’nden Necla Işık, “Henüz ağaç kesimi yok. Ancak oradaki çadırlar ve tüm eşyalar boşaltılıyor. Muhtemelen kesime de orayı boşalttıktan sonra başlarlar. Kaymakamlığa gidiyoruz. Bu emri kimin verdiğini öğrenmeye çalışacağız. Gerekli hukuki girişimlerde bulunacağız. Tüm yaşam savunucularını buraya davet ediyoruz. Artık sondayız,” ifadelerini kullandı.

BM’den küresel ısınmayı durdurmak için kökten değişiklik çağrısı ile küresel iklim grevinin çağrısının aslında birbirinden hiç bir farkı yok ama iklim aktivistleri bugün hala radikalleştirilmeye devam ediyor.

2018’de okul grevleri ile başlayan Greta Thunberg, benim ilham aldığım aktivist olmuştu. Bugün hareket küresel hale gelen iklim grevlerine devam ediyor. Bugün dünyanın birçok yerinde talepleri, ‘Fosil Yakıtlara Son Verilmesi’. Ben de sizin için Greta’nın 1975 grubu ile birlikte kaydını gerçekleştirdiği “It’s Time to Rebel” şarkısını seçtim.

Gelecek hafta İklim Kuşağı Konuşuyor programında buluşana kadar kendinize, sevdiklerinize ve gezegenimize iyi bakın.

Şimdi isyan etme zamanı!