Bildiğimiz Ekonominin Sonuna Bir Örnek: İntegral Kooperatifi

-
Aa
+
a
a
a

Bengi Akbulut, "Çağımızın Robin Hood'u" diye bilinen, anti-kapitalist ve aktivist Enric Duran ile Katalan İntegral Kooperatifi, alternatif para birimi, gıda alanında özyönetim gibi konularda sohbet etti. 

Bildiğimiz Ekonominin Sonu: 24 Ağustos 2017
 

Bildiğimiz Ekonominin Sonu: 24 Ağustos 2017

podcast servisi: iTunes / RSS

 

BA: Merhaba Enric, nasılsın?

ED: İyiyim, merhaba

BA: Bize katılmayı ve bizimle bu sohbeti, bu röportajı yapmayı kabul ettiğin için teşekkür ederiz. Bugün seninle, senin de bir parçası olduğun Katalunya İntegral Kooperatifi deneyimini konuşmak istiyoruz. Bu bağlamda özellikle bu kooperatif ağında kullanılan alternatif para birimine de değinmek istiyoruz.

Önce Katalan İntegral Kooperatifi'nin hikâyesiyle, tarihiyle başlamak istiyorum. Nasıl başladı ve senin ilişkilenmen nasıl oldu?

ED: Katalan İntegral Kooperatifi 2010’da başlatılan bir süreç. Aslında yıllar süren bir sürecin üzerine, 2006-2007 yıllarında Büyümeme hareketiyle başladı. Bu esnada Katalunya Büyümeme Hareketi Ağını kuruyorduk. Bu bağlamda yapılan birçok eylemin sonrasında oluştu, örneğin 2008’de Katalunya’da üç aydan fazla bir süre boyunca yerel gruplarla buluştuk tanıştık, deneyim ve fikirlerimizi paylaştık; aynı zamanda bu esnada ses getiren yayınlar yaptık örneğin eylül 2008 ve mart 2009’da. Katalunya İntegral Kooperatifinin modeli de bu süreçte ortaya çıktı, çünkü daha geniş çaplı bir dönüşümü hedefliyorduk. Böyle bir dönüşüm süreci için nasıl bir modelde örgütlenmek gerektiğini düşünüyorduk.

Nihayetinde 2009’da integral kooperatif fikri somutlaştı ve yine birçok deneyim paylaşımı ve tartışmalar sonucunda 2010’da oluşturuldu. Başlarken Katalunya genelinde varolan birçok farklı yerel inisiyatif yanyana geldi; bunların bir kısmı kendi alternatif ekonomi ağlarını yerel ölçekte kurmuş ve kendi alternatif yerel para birimlerini kullanmaktaydı—bu alternatif para birimleri özellikle 2009’dan itibaren ortaya çıkmaya başlamıştı. Yani baştan beri ortaklaşılan noktalardan birisi bir yandan alternatif yerel para birimlerini kullanmaya devam etmek, bir yandan da oluşan bu daha geniş ağın Katalunya çapında bir alternatif para birimi olmasıydı—ki işte bu da ECO oldu.

Öte yandan bu girişim gıda alanında özyönetim hareketiyle çok ilişkiliydi. Katalunya’nın farklı bölgelerindeki üketici kooperatifleri, üretici ağları da katıldı.

Daha sonra 2010’da farklı ölçeklerde kooperatif biçimlerinin birleştirilmesi gündeme geldi. Buradaki fikir ağın ortak kooperatif formunun daha küçük girişimler ve bağımsız küçük üreticilerin işine yarayacak şekilde kullanılmasıydı. Çünkü kooperatif ağının parçası olarak küçük üreticiler fatura kesmeyle ilgili yasal sıkıntılarının üstesinden gelebiliyor, hem de ağ içerisindeki ortak iç pazara erişebiliyor, yani ağın üyesi diğer kooperatif ve girişimlerle ürün değiş tokuş edebiliyor, hem yerel hem bölgesel düzeyde.

Küçük üreticiler, adına fatura kesilebilecek bir tüzel kişiliğin parçası olmaları karşılığında bir ücret ödüyorlar. Biriken bu ücretler de ağın genişlemesi ve başka kooperatifler oluşturulması için kullanılıyor. Bu hem de başka küçük üreticilerin de ağa katılması için bir motivasyon yaratıyor.

Bundan sonraki yıllar, yani 2010-2015 arası bir genişleme dönemi oldu. 700’den fazla oluşum ve 2000’den fazla insan bağımsız veya bir kolektifin parçası olarak ağa katıldı, yaklaşık 15-20 tane de yerel-bölgesel ağ İntegral Kooperatif içinde yeraldı.

Bu noktada Kooperatif için çalışan bir ekip oluşturmak da mümkün oldu, kooperatif ağı içinde arzedilen ortak bazı hizmetler ve kaynakların üretimi için. Bu ekip de süreç içinde yaklaşık 50 kişiye ulaştı.

BA: Yani 50 kişi aslında İntegral Kooperatif için çalışıyor. Peki bu insanlar gönüllü mü çalışıyor yoksa bir ücret karşılığında mı, tam olarak nasıl işliyor bu?

ED: Bunun için geliştirdiğimiz yöntem çalışanlara ücret verilmesi, yani bu emek karşılığında gelir elde ediyorlar. Ancak aldıkları ücret ihtiyaç temelli ayarlanıyor. Kararlaştırdığımız azami bir ücret var, bunun dışında örneğin bakmakla yükümlü oldukları başkaları varsa, ya da yüksek kiraları veya diğer harcamalar yapmak zorundalarsa buna göre ayarlama yapılıyor ücretlerinde.

BA: Anladım, evet. Yani şu an yaklaşık 50 kişi var kooperatif ağı için bu gibi işleri yapan?

ED: Belki bugün itibariyle sayı azalmış olabilir ama 2013-2016 arası sayı böyleydi.

BA: Anladım. Özetlemek gerekirse, bu ağ demin senin de söylediğin gibi öncelikle bir dönüşüm stratejisi—ki bununla ilgili birazdan daha fazla soru sorucam, çünkü bildiğim kadarıyla ağın içinde barınma, eğitim ve sağlıkla ilgili çalışan oluşumlar da var, ama önce daha basit birkaç bilgilendirme sorusu daha sormak istiyorum— Bunun yanısıra anlattığına göre bu ağ kooperatiflerin ve bağımsız küçük üreticilerin gündelik karşılaştıkları pratik sorunlarını çözen bir yapı. Mesela az önce anlattığın fatura kesme meselesindeki gibi.

İlk sorum, İntegral Kooperatifin parçası olan 700 oluşumla ilgili. Bu oluşumların hepsi kooperatif mi yoksa kooperatif olmayan küçük üreticiler de var mı?

ED: kooperatif olmak için zaten en az 3 kişi gerekiyor, ama bu 700 oluşumun içindeki birçoğu sadece bir ya da iki kişilik birimler; yani formel olarak kooperatif değiller. Ama yine de özyönetime dayalı girişimler.

BA: Peki, örneğin üretici olmayanlar ne yapıyor? Mesela ben üniversitede çalışıyorum ama yine de ağın bir üyesi olabiliyor muyum?

ED: Üretici olmayan ama yerel ölçekte ağın işleyişine farklı şekillerde katkı yapan birçok insan var. Bu insanlar tüketici grubunun üyesi oluyorlar.

BA: Yani ayrı bir tüketici grubu mevcut, tamam.

ED: Evet

BA: Şimdi biraz geri dönüp ağ yapısının kooperatif ve küçük üreticilere sunduğu avantajlardan bahsetmek istiyorum yine. Fatura kesme gibi yasal meselelerin dışında, okuduğum ve bildiğim kadarıyla bir de üretim girdilerine kolektif olarak erişim ve yine kolektif satış kanalları gibi oluşumlar da var. Ağ üyelerinin sahip olduğu bunlara benzer diğer ekonomik avantajları nedir sence?

ED: İntegral kooperatif aynı zamanda üyelerin birbirini besledikleri ve ortak başka girişimler yaratabildikleri bir alan. Örneğin kooperatifin içinden doğan barınma kooperatifleri girişimleri oldu, ya da kırsal alanda eko-köy girişimleri oldu. Yani insanların fikir alışverişinde bulunup sonunda uygulanabilir somut bir proje geliştirdikleri, sonra bunu hayata geçirebilmek için yasal destek alabildikleri bir alan. Yine bulundukları bölge veya şehire göre kültürel merkezler, yada biraraya gelip sokak pazarları kurmak gibi aktiviteler yapıldı. Veya örneğin basımevleri veya video gibi görsel üretim süreçlerinin altyapıları kuruldu bazı yerlerde. Yani farklı seviyelerde kaynakların ortaklaşa kullanıldığı bir alan oluştu.

BA: Peki bu ağda yeralan 700 oluşum? Bunların çoğunluğu gıda alanında mı çalışıyor, yoksa başka sektörlerde faal olan yapılar da var mı? Başka sektörleri de kapsıyor mu İntegral Kooperatifi?

ED: Gıda sektöründe faal olan yapılar en konsolide olan yapılar. Gıda üretiminin dışında aynı zamanda gıdanın farklı bölgeler arasında nasıl dağıtılacağı, değiş tokuş edileceği konusunda modeller deniyorlar. Örneğin ayda bir veya iki kere belli bir bölgede üretilen gıdanın başka bölgelere iletildiği, dışarıdan gelen gıdanın da toplanarak o bölge içinde dağıtıldığı,  kooperatifler arasında bir tür dairesel dağıtımın yapıldığı gıda nakliyeleri organize ediliyor.

BA: Peki gıda dışında ne tür kooperatifler var. Gıda üretim ve dağıtımı üzerine çalışan çok sayıda oluşum olduğunu biliyoruz, ama örneğin tekstil vs. gibi başka sektörlerden kooperatifler de var mı?

ED: Küçük zanaat üretimi yapılan oluşumlar var. Ahşap işlemeciliği ve marangozluk gibi; ahşaptan veya metalden mobilya üreten kooperatifler var. Örneğin bir tane Barcelona’da var, yine bir tane post-endüstriyel işgal alanı olan Ca l’Afou’da var, küçük bir şehirde aktif bir başka grup var.

Bu gruplar beraber projeler de geliştirebiliyor. Örneğin teknoloji seviyesi açısından ortak hareket ediyorlar; bilgi paylaşımı ve ortak bir yol haritası çıkarmak için kooperatifin teknoloji ofisinde biraraya geliyorlar ortak projelerini geliştirmek için.  

BA: Madem teknoloji ofisinden bahsettin, ben de bu konuya gireyim. Kooperatifin organizasyon ve işleyişte bu teknoloji ofisi gibi farklı organları olduğunu biliyorum. Farklı alanlarda çalışan komisyonlarınız var örneğin. Bu yapılar ağın işleyişi için oldukça elzem görünüyor. Belki biraz bunlardan bahsedebilirsin. Hem bu organlar üzerinden işleyişte kararlar nasıl veriliyor, ki yine karar verme süreçlerinde İntegral’in bir dizi ilkeye bağlı hareket ettiğini ve üyelerinin de bu ilkelere bağlı hareket etmesini beklediğini biliyorum.

Yani belki biraz hem işleyişin üzerine kurulu olduğu ilkelerden, hem de gündelik aktivitelerin nasıl organize edildiğinden, bunların hedefiniz olan dönüşüm ve özyeterliliğe nasıl bağlandığından bahsedebilirsin..

ED: Politik seviyede baktığımızda şöyle: bir genel (küresel) meclisimiz var. Aslında bu yıllar içinde iki meclis modeli ortaya çıktı. Bir tanesi bir haftasonu boyunca bile sürebilen, Barcelona’nın dışında erişimin kolay olduğu bir yerde yaptığımız ve herkesin geldiği, genellikle tek bir ana konuya odaklandığımız meclis; ama ana konunun yanında daha belirli ve aciliyeti olan konuları konuşuyoruz. Bunun dışında bir de kalıcı meclisler dediğimiz meclisler var; bunlar da yine erişimin kolay olduğu yerlerde yapılıyor, örneğin Barcelona’da ya da başka yerlerde, bir gün boyunca sürüyor. Bu meclislerin belli bir gündemi ve konusu oluyor. Herhangi bir katılımcı gündem için konu önerebiliyor ve o tartışılıyor.

Daha bölgesel düzeyde yıllar içinde başka meclisler de oluştu. Oldukça yerel, yaklaşık 20 tane böyle meclis var. Daha da yerel, örneğin kent seviyesinde olan kent meclisi -nükli- dediğimiz meclisler de var.

Son dönemde özellikle son bir sene içinde büyük kooperatif yapısını desantralize etmeye başladık. Kendi aralarında konfedere üç tane bölgesel integral kooperatif oluşturduk. Bu süreç halen devam ediyor, henüz tamamlanmadı. Ama farklı bölgelerde desantralizasyon süreci başladı. Bu bölgesel kooperatiflerden yine bir genel meclis biraraya geliyor, üyeler kendi başlarına bağımsız olarak ya da bölgesel kooperatifin sesini temsilen genel meclise katılabiliyorlar, ve belli başlı konular tartışılıyor. Yani aslında bir tür demokratik konfederalizmin kooperatif hareketine uygulanmış hali denebilir.

BA: Bir de çalışma grupları ve komisyonlar var, bildiğim kadarıyla.

ED: Evet komisyonlar var, bunlar önceden beridir genel (global) seviyede mevcutlardır. Şu an komisyonları da desantralize etme sürecindeyiz, genel seviyede mevcut olan komisyonların hepsini her bölgede bölgesel seviyede olacak ve birbirleriyle koordineli çalışacak şekilde örgütlüyoruz.

İntegral’deki ana vizyonumuz hayatın farklı farklı alanlarının hepsinde daha özerk olabilmek. Bu açıdan önemli olan eğitim ve sağlık gibi alanlarda elbette bir sürü şey denendi, ama bu denemelerin hepsi de başarılı olmadı, kapsamlı bir örgütlenme yaratabilme açısından. Örneğin şu anda özerk bir sosyal politika üretmenin motor örgütünü yaratma sürecindeyiz, ki bu çok önemli bir konu. Sosyal güvenlik meselesini nasıl çözeceğiz? Hastalanan, ya da kaza geçiren biri devletle bir ilişki kurmaya dayanmaksızın ne yapabilir?

Burada geldiğimiz nokta bu gibi durumlarda ekonomik destek sağlamak için ortak bir fon oluşturmak, bir yandan da sağlık alanında faal özyönetimci yapılarla bağlantı kurmak hem hizmet almak hem eğitim almak için. Bu deneyim bir süredir devam ediyor da olsa hala erken aşamalarındayız. Bir de uluslararası seviyede işleyen daha da geniş bir kooperatif ekosistemimiz var, Faircoop, o da Integral’le aynı vizyonda ilerliyor. Faircoop üzerinden uluslararası bağlantılar yoluyla bu konuda ilerleme sağlamak mümkün ve daha kolay olabilir.

BA: O zaman şöyle diyebiliriz, sağlık, sosyal güvenlik gibi alanlarda atılan adımlar var, bir yandan da İntegral ile ilişkili sağlık üzerine özyönetimci oluşumlar var. Buradan hareketle özerkleşme hedefinize ve İntegral Kooperatifi’nin bu yolda bir dönüşüm, bir geçiş aracı olmasına dönmek istiyorum. Yanılıyorsam düzelt, anladığım kadarıyla İntegral’in altında yatan amaç günlük temel ihtiyaçları, toplumsal yeniden üretimin gereklerini, mesela barınma, eğitim ve sağlık gibi ihtiyaçları mümkün olduğunca devletten ve piyasadan bağımsız karşılayabilmek. Bu yüzden ağın yanyana getirdiği kâr etmeye çalışan, yada birikim için üretim yapan kooperatiflerden ziyade bu vizyonu paylaşan ve hayatın her alanında devlet veya piyasaya dayanmaktan aşama aşama özerkleşmek için üreten yapılar. Sence bu şekilde ifade etmek doğru mu?  

ED: Evet. Ağdaki bazı kooperatifler tamamen özerk diyebiliriz. Hangi sektörde faaliyet göstereceklerini kendileri seçiyorlar, ve kârlarının bir kısmını kendi ortak fonlarına aktarıyorlar, ağdaki diğer yapılarla ortak girişimler geliştiriyorlar vs. Bunun dışında bir de ağ içinde stratejik projelerimiz var, hareketin siyasi hedeflerine göre geliştirdiğimiz. Bunlara İntegral’deki tüm oluşumlar destek veriyor. Bu projeler ortak bir altyapı gibi herkesin işine yarıyor, o yüzden ortak projeler, yani bu bağlamda tamamen özerk davranmak diye birşey yok, ortak kararla herkesin katkısıyla oluyor. Bir tür kamusal proje gibi.

BA: Barınma konusunda yapılanları merak ediyorum bir de. Bunlardan biraz bahsedebilir misin? Barcelona’da bir tane olduğunu biliyorum ama diğerlerini bilmiyorum…

ED: Evet Barcelona’da barınmayla ilgili bir proje var. Beş yıl önce kurulan bir konut kooperatifinin girişimi. Kira kontrolü altında, düşük kiralı bir bina vardı. İntegral ağında yeralan insanlardan bir grup bir araya gelip buraya talip oldu ve hak kazandılar, sonrasında da özörgütlenmeci bir konut kooperatifi haline geldi bu grup.

Bunun dışında mesela Ca l’Afou (Kalafo) var. Buradaki süreçte herşey, tüm binalar falan inşa ediliyor. Çok büyük bir arsa ve üzerinde halihazırda birtakım binalar var, hem işyeri hem konut olarak, ama bakımsız. Bu oluşuma katılan herkes depozitonun, yaklaşık 60 bin avroydu, kendi paylarına düşen kısmını ödedi ve sonrasında adım adım bu alanın bir kısmını kullanım hakkını elde ettiler, yani o kısımda yaşama hakkını. Hem orada ikamet edenler, hem de ortak sahiplerinden oldular.

Bunlardan başka daha küçük girişimler var, mesela evsahibiyle anlaşılarak falan hayata geçirilen. Katalunya’da başka dillere çevrilmesi zor bir olay var: Mazoparia. Bu bir tür mübadele, ama kirayla değil; binanın bakımını üstlenmen karşılığında. Senin konuta erişimin olması karşılığında binanın bakımını üstleniyorsun. Bu birçok yerde daha çok yerel seviyede kullanılıyor. Tabii bir de terkedilmiş binaların işgaliyle başlayan projeler var. Yani birkaç yöntem mevcut barınma konusunda.

BA: Peki bu binaya bakım karşılığında barınma hakkı verilmesi olayı—bu yasal mı? Yani formel olarak yasada yazan ve tanınan birşey mi? Örneğin bir gün gelip de binadan atılma tehlikesi yaşarlarsa kullanılabilecek yasal bir dayanak var mı?

ED: Evet evet, hatta buna bir yapı da verilmiş durumda. Kira sözleşmesinde kiranın parasal miktarı değil karşılıklılık içeren belli şeyler yazılıyor, örneğin binanın yapısının iyileştirilmesi, binadaki belli bir aksaklığın tamir edilmesi falan gibi.

BA: Vay be, güzelmiş. Son bir sorum var bu konuda: konut kooperatifleri bağımsız olarak mı kuruluyor yoksa genellikle mevcut üyeler arasından mı çıkıyor? Işte gıda kooperatifinin, mobilya kooperatifinin üyeleri bir süre sonra barınma konusunda birşeyler yapalım mı dedi bugüne kadar, yoksa kendisi ayrıca zaten konut kooperatifi olarak işleyen yapılar sonradan size mi katıldı?

ED: Üyeler farklı seviyelerde özerk birimler. Bu birçok şeye bağlı, proje nasıl başlamış, projeye kimler üye olmuş, proje nasıl bir karar süreciyle oluşmuş vs. Mesela Integral’in kolektif kararıyla başlanmış bir ortak proje mi yoksa üyelerden herangi birinin bağımsız girişimi mi? Bunların hepsi o projenin özerklik seviyesini etkiler. Bu aynı zamanda şu demek: Integral Kooperatif’in parçası olarak başlamış bir proje sonradan Integral’den ayrılıp tamamen bağımsız bir birim de olmayı da seçebilir, tabii üyeler bu kararları vermekte tamamen özgür. Bazen de tam tersi oluyor, bağımsız başlayan bir girişim daha sonra Integral’in parçası olmak isteyebiliyor.

BA: Şimdi biraz daha para ve finans kısmına gelicem. Hem Integral’in kendi para birimi ve bu para birimini neye yaradığıyla ilgili, hem de ağın kendi bankası, banka demeyelim de borç verme mekanizması olduğu biliyorum, onunla ilgili sorular soracağım.

ECO ile başlayalım. ECO nasıl işliyor anlatır mısın? ECO ne zaman kullanılmaya başlandı, Avro ile değiş tokuşu nasıl yapılıyor, kullanım kuralları neler? Ben arada yine sorular soracağım sen anlattıkça. Neden ECO diye birşey var ve ne işe yarıyor? Integral’in hangi sorunlarını çözmesine yarıyor?

ED: ECO karşılıklı alacaklılık ilkesine dayanan bir sistem. Yani sıfır bakiyeyle başlıyorsun, eğer birşey ürettiysen artıya geçiyorsun, eğer tüketiciysen de eksi bakiyeye geçiyorsun. İnsanlar yerel ağlardan birinin veya geniş Integral ağının parçasıysa ECO’ya katılabiliyorlar. Böylece ürünlerini ECO ağında yayabiliyorlar, ya da birbirlerinin ürettikleri ürünleri ECO bazında değiş tokuş edebiliyorlar veya ihtiyaçlarını talep edebiliyorlar.

Bunun dışında Integral Kooperatifi’nin altyapısında ECO’nun kullanımını yaygınlaştırmaya dönük bir takım karar ve uygulamalar var. Mesela bir süre önce ağdan elde edilen kişisel gelirlerin en az %50’sinin ECO cinsinden ödenmesi kararı verilmişti, bu daha sonra 30%’a çekildi. Böylece kooperatif için çalışanların ECO’yu kullanmasını sağlamış oluyoruz. Ya da mesela ağ içindeki bir gıda kooperatifi tüm ürünlerinin ECO ile satın alınabilmesine yönelik bir pratik uyguluyor. Ama bu uygulama aynı zamanda şu anlama geliyor: eğer bu gıda üreticileri girdileri için ECO bozdurup Avro’ya geçmeye ihtiyaç duyarsa bunu ağdaki kooperatifler Avro bazlı bir fonu ortaklaşa oluşturarak sağlamak durumundalar.

Bu tür pratikleri senelerdir uyguladık ve hâlâ da uyguluyoruz, işe yarıyorlar. ECO’ya erişimi olan herangi biri bunu en azından gıda satın almak için kullanabiliyor. Ya da ağ üyelerinin ağa ödemesi gereken ücret ECO ile ödenebiliyor.

Alternatif paranın kullanımın yaygınlaşması açısından önemli bir faktör daha önce de bahsettiğim sokak pazarları oldu. Sokak pazarlarında yeni katılanları ya da ağın üyesi olmayanları alternatif paraya çekmek de daha kolay oluyor. Pazarın olduğu gün alışveriş yapabilmek için insanlar avro bozdurup ECO alıyorlar. Normalde ECO alındığı gün harcanması gereken, yoksa değerini kaybeden bir para, ama sokak pazarlarında alınan ECO ile ağdan daha sonra da alışveriş yapmaya devam edilebiliyor. Bu da ECO’nun daha yaygın kullanılmasına yardım etti.

BA: Bildiğim kadarıyla ECO tek yöne değişimi olan bir para. Yani Avro’yu ECO’ya çevirebiliyorsun ama ECO’yu Avro’ya çeviremiyorsun.

ED: Evet, doğru. Bunun tek istisnası var, yani ECO’yu Avro’ya çevirme hakkı olan tek grup az önce bahsettiğim gıda üreticileri. Bu üreticilerinin giderlerinin sadece bir kısmı ECO cinsinden, ama tüketiciler bu ürünlerin karşılığında tamamen ECO verebilir. Aradaki farkı da kooperatifler ağı karşılıyor, az önce anlattığım gibi.

BA: Bildiğim kadarıyla hedeflerinizden biri de ağ içinde yeralan oluşum ve kooperatiflerin kendi içlerinde mal ve hizmet değiş tokuş etmesi, ihtiyaçlarını mümkün olduğunda kendi aralarında karşılayabilmesi; böylece de bu dayanışma ekonomisi cephesinin daha kuvvetli ve kendine yeter hale gelebilmesi, piyasa ve devlete karşı daha dirençli olabilmesi. Bu olabiliyor mu, ne derece olabiliyor? Ve burada ECO’nun rolü nedir? Örneğin ağ üyeleri kendi aralarında ürün alışverişi yaparken ECO kullanmak zorundalar mı? Kullanıyorlarsa da ne kadar kullanıyorlar?

ED: Ağ içindeki ekonomik mübadelenin dayandığı temel mefhum, komünal bir ekonominin geliştirilmesi ve desteklenmesi. Yani parasal değiş tokuşun ihtiyaçlara dayalı olması, bunları karşılamak için yapılması.  Bu da en kolay yerel topluluklar ölçeğinde yapılabilir, insanların birbirine güvenmesinin ve birşeyler paylaşmasının daha kolay olduğu bir ölçek.

İkinci adım, yada seviye mübadele ise senin de bahsettiğin ağ içindeki oluşumlar arasındaki alışveriş. Ağ üyeleri birbirlerinden bir takım ürün ve hizmetleri alıyorlar. Bu bazen bir sokak pazarında ya da buna benzer bir yerde de olabiliyor.

Bir sonraki adım ise ECO, alternatif bir para birimi, ve toplumsal bir para birimi. ECO aracılığıyla mübadele yapmak ağda yaratılan değer ağ içinde kalmasını sağlıyor.

Tabi ki üyeler mübadelelerinin ne kadarını ECO üzerinden yapacaklarına karar vermekte özgürler. Ama bazen ağa arzedilen ürünlerin ne kadar ECO ne kadar Avro ile alınabileceğine bir düzenleme getiriyoruz, en az yüzde şu kadarı ECO ile ödenmeli gibi. Çünkü bazen insanlar ödemelerin çok çok küçük bir kısmını ECO ile ödemeye meyledebiliyorlar, bizse ECO kullanımını artırmayı istiyoruz bu şekilde.

Daha yakınlarda ise yine aynı bakış açısıyla küresel ve dijital bir alternatif para birimi olan Fair Coin geliştirildi. Avro kullanımını mümkün olduğunca azaltmak ve kooperatifler ve farklı kooperatif ağları arasında, hatta bu ağların üyesi olmayan insanlarla da daha çok değiş tokuş yapılmasını desteklemek için.

Son olarak tabi Avro bazlı mübadele de var, ama bu ne kadar bireysel değil ortaklaşa yapılırsa o kadar iyi. Yani ortak karar verdiğimiz projeler ve hedefler için kullanılacak, ortaklaşa oluşturulmuş bir Avro fonu gibi. Böyle bir fon politik olarak da kullanılabilir bazı eylem ve stratejilerimiz için.

Yani burada bir öncelik sıralamamız var ekonomik mübadele biçimleri arasında.

BA: Farklı oluşumlar ürünlerini kendi aralarında mübadele ederken, doğrudan takas olarak değiş tokuşları değil ECO ile fiyatlandırılmış olan ürünlerin satışa çıkarılmasından bahsediyorum, ve örneğin başka bir kooperatif tarafından girdi olarak alındığı durumlardan. Burada bir fiyatlandırma mekanizması var herhade, ama bu kapitalist piyasada fiyat oluşturulması gibi işlemiyor. Peki nasıl buradaki fiyat mekanizması? Birbirlerine bir ürünü ne kadardan vereceklerine nasıl karar veriyorlar? Burada gözetilen ilkeler ya da önemsenen değerler nedir?

ED: Gıda kooperatifleri bağlamında tüm katılımcılara sunulan fiyatların belirlendiği bir mekanizma mevcut. Fiyatlara gıda koordinasyon grubuyla gıda üreticileri beraber karar veriyor. Üreticilerin kendi aralarında vardıkları kararlarla belirlenen fiyatlar da oluyor. Bu işin daha kamusal olan tarafı. Daha bireysel alışverişlerde herkes istediği fiyatı belirleme konusunda özgür. Ama herkesin sunduğu ürünlerin ilanı ağda yaygınlaştırıldığından ister istemez birbirinden etkileniyor insanlar ve fiyatlar birbirine yaklaşıyor. İnsanlar diğerlerinden daha pahalıya satmak istemiyor mesela aynı ürünü. Yani bu ürün-fiyat ilanının fiyatları herkes için saydamlaştırması, fiyatları birbirine yaklaştırıyor.

Bunun dışında emek-zaman referanslı fiyatlama yapanlar da var, belli bir hizmete giden emek miktarını zaman üzerinden belirliyorlar, bir birim zamanın maliyeti aynı kabul ederek. Ama bu daha ziyade spesifik projeler için kullanıldı, sistematik olarak kullanılan bir yöntem olmadı.

BA: ECO ve parasal sistem üzerine sormak istediğim son birşey var. Ağın bir bankası var değil mi, bildiğimiz banka değil ama ağın kredi sistemi diyebileceğimiz bir yapı var. Belki bununla ilgili biraz bilgi verebilirsin, nasıl işliyor? Bir kredi kurumu ama tam da değil, faizsiz kredi sağlıyor ve üyeler tarafından paylaşılan bir altyapı ve destek sistemi gibi... Değil mi?

ED: Evet. Bu da bir kooperatif olarak oluşturuldu. Ağ üyelerinin bir kısmı ve ağın dışardan destekçileri birikimlerinin bir kısmını mevduat olarak buraya yatırdı. Bu mevduat da faizsiz kredi olarak yerel girişimleri ve projeleri desteklemek için kullanılıyor. Ama bu kredi girişimi çok gelişmedi. Şu an Katalunya’da mevcut daha yaygın ve gelişmiş kredi kooperatifleriyle işbirliğine girme sürecindeyiz. Bir yandan da küresel düzeyde kurulacak ve kooperatifleri destekleyecek bir Müşterekler Bankası fikri tartışılmakta, bunun da süreci devam ediyor. Belki bu girişimlerin gelişmesi ve kapsamlı hale gelmesi daha olasıdır.  

BA: Evet epeyce birşeyden bahsettik. Son olarak en başta söylediğin birşeye geri dönmek istiyorum. Integral Kooperatifi’nin ortaya çıkış sürecini 2010 öncesinde Büyümeme Hareketi’nin örgütlendiği döneme bağlamıştın. Bir kısmımız için Büyümeme hareketi ve dayanışma ekonomileri yada kooperatif hareketi arasındaki bağ bariz olabilir, ama eminim çoğumuz için ne alakaları olduğu o kadar da aşikâr değil. Büyümeme hareketi neden özerk özyönetimci bir ekonomiye, bir kooperatif ağına ihtiyaç duysun?

ED: Büyümeme hareketinin amacı yerel ve pratik bir alternatif yaratmaktı, ekonominin yerelleşmesi bu bağlamda önemli bir hedefti. Ekonomi ne kadar yerelleşirse, ekonomik değiş tokuşlar ne kadar yerelleşirse ekonominin ekolojiye ve gezegene etkisi o kadar azalacak. İkinci olarak büyümeme hareketindeki komünitelerimiz yaratma meselesi, ki benim için temel bir ilke bu. Bir topluluk olmak ve bunun için kendi aramızda nasıl ilişkiler kurduğumuza bakmak. Bir komünite olmak hem gezegene daha az zarar vermek hem de daha mutlu insanlar demek, insanlar yalnız olmuyor birbirlerini destekliyor ve kapitalizme içkin bireycilikle savaşmanın en etkin yolu. Bu prensipler ve özerkleşmeye dair vizyonumuz –ki belki tüm büyümeme hareketince paylaşılan bir vizyon değildi ama o noktada Katalunya’da bizim için bu konudaki duruşumuz netti. Bu çözümlerin devlet tarafından, hükümet tarafından bize verilmeyeceğini biliyorduk ve bunları kendimiz inşaa etmek istiyorduk.

Yereli ve komüniteyi inşaa ettiğimiz bir süreçle, ekonomik özerkliği hayata geçirebileceğimiz merkezlerle--ancak bu şekilde devletten ve kapitalizmden bağımsız alternatif bir sistemi kurabiliriz. Integral’den iki sene önce Katalunya Büyümeme Ağı’nı kuran da işte bu vizyondu. Büyümeme hareketinin rolü bu bağlamda özerk bir siyasi alanı üretmek oldu—az önce bahsettiğim paylaşım ve komünote inşaası yerel ve bölgesel ölçeklerde bu sayede gelişti. Yani Büyümeme Hareketi’nin arkasındaki görüş –daha genel olmakla beraber—Integral’inkiyle aynı.

BA: Anladım, gerçekten çok iyi açıkladın. Son son sorum: biraz önce ağ üyelerinin oldukça bağımsız davranabildiğini ama tüm ağın katkı yaptığı ve üyelerin ortak kararıyla başlatılan projeler de olduğunu anlatmıştın. Bu gibi ortak projelere dair bir iki somut örnek verebilir misin? Aklınızda somutlaşmış böyle ortak projeler var mı, yakın veya uzak gelecekte hayata geçirilecek? Mesela bir ara bahsetmiştin, Katalunya’yı dolaşacak bir karavan projeniz vardı, hayata geçti mi bilmiyorum ama karavan da böyle bir ortak proje mi?

ED: Evet. Şimdi şöyle bir mesele var: ben son dört senedir Katalunya’da yaşamadığım için kooperatifteki bütün gelişmelere katkı sunamıyorum ve takip edemiyorum, bu nedenle ben daha çok Fair Coop üzerinden uluslararası seviyeye yoğunlaşır oldum. Uluslararası ölçekteki faaliyetlerimizle de yerel odak noktalarının yaratılmasını destekliyoruz, yerel odaklar ekonomik ve bütüncül bir özerkleşmenin ilk tohumları diyebiliriz; küresel hareketin yerel noktaları. Yaklaşık 20 tane böyle yerel odak nokta var, farklı farklı bağlamlarda ve zamanlarda yaratılmış olan. Ben de şu an göçebe bir odak nokta kurma sürecindeyim, farklı yerel odakları birbiriyle bağlantılandıracak, pratik ve deneyimleri birbirleri arasında aktaracak, odak noktalar arasında ürünlerin dolaşımını sağlayacak vs. bir grup insan olacak. Yani bağlantıları kuracak ve dağıtımı yapacak bir gezici odak.

Bu girişim henüz çok da işlevselleşemedi, ama bir yandan da bir grup insan var ki artık dünyanın dijitalleştiği bu çağda daha göçebe hayat biçimlerini tercih ediyorlar. Biz de bu göçebelik seçimini aslında aktivizmin beslenebileceği bir kaynak olarak görüyoruz ve Avrupa çapında ve hatta dünya çapında bağlantılar kurmaya yönelik kullanabiliriz diyoruz.

BA: Çok teşekkürler vaktin için ve tüm sorularımı cevapladığın için…