İstanbul'da Punk Buluşması

-
Aa
+
a
a
a

Punk Efanesi Sex Pistols'ın basçısı Glen Matlock, yeni grubu The Philistines ile geldiği İstanbul'da, 3 Kasım Çarşamba akşamı Roxy'de bir konser verdi. Türkiye'nin hatırı sayılır punk grubu Rashit'in üyelerinden Oğuz Taktak ve Tolga Özbey, Açık Dergi için Matlock'la söyleşti.

 

Sex Pistols gibi bir grupta çalmak nasıldı?

 

Blues Brothers filmini seyrettiniz mi? Hani hapisten çıkınca grubu tekrar toplamaya çalışırlar ve, tanrı tarafından görevlendirildik derler. Tanrı tarafından mı bilmiyorum ama biz dünyaya Punk Rock'ı tanıtmakla görevlendirilmiş hissediyorduk. Yapmamız gereken bir iş vardı. Fakat çok eğlenceliydi. Başlangıcında orada olabilmek güzeldi. Başlangıçta ve bütün proje sürecinde. Çünkü o sıralarda Londra'da bize göre pek fazla bir şey olmuyordu. Tabi bizim yaşımızda olan tipler için büyük gruplar vardı. Yes, Genesis, sonra çok da iyi olmayan Pub-Rock grupları vardı. Biz de bunun doldurabileceğimiz bir boşluk olduğunu düşündük.

 

Çok mu korkunçtu?

 

Korkunç olmasa da pek iyi değildi. Bütün Glam Rock olayının arkasından gelmişti. Aslında o biraz hoşumuza da gitmişti. Ama Spiders From Mars, Slade, T-Rex ya da Roxy Music'in ilk halleri mesela... ve Velvet Underground gibi gruplardan etkilendik. Fakat onlar zaten bitmiş gibiydi o dönemde, dolayısıyla doldurabileceğimiz büyük bir boşluk olduğunu hissediyorduk.

 

Biraz New York Dolls gibiydiniz aslında.

 

Evet onları da seviyorduk. Gruptaki farklı üyelerin etkilendikleri farklı kaynaklar vardı. Steve Jones , Johnny Thunders tarzı gitarlı müziklerden çok hoşlanırdı ama onun gibi giyinmek istemezdi. Bana göre hava hoştu. Benim etkilendiklerime gelince, 60'larda İngiltere'de pop müzik çalmayan bir tane radyo istasyonu vardı.  Adı The Light Program'di. Radio One'dan önce tabi. 60'larda Radio One yoktu. İnsanlar denizdeki teknelerden, korsan radyo teknelerinden yayın yapmaya başladılar. Onlar Kinks, Stones'un ilk halleri, Yardbirds, The Small Faces gibi grupları çalıyorlardı. Beni etkileyenler daha çok bu gibi şeylerdi. Dolayısıyla müzik yapmaya başladığımda, gitar çalmayı daha iyi öğrendiğimde biraz gerilere gittim. O tarz üç dakikalık şarkılara döndüm. Bu yüzden birçok Sex Pistols şarkısının yapısı buna dayanır. Ama sinir sisteminin asıl merkezi John'du.

 

Johnny Rotten'la beraber olmak nasıldı? O bir pop ikonu muydu?

 

Benim için mi, hayır benim için o bir şakaydı. Bir komedyen.

 

Sid'in gruba katılması sizce Sex Pistols'ın sonunun başlangıcı mıydı?

 

Evet, başlangıcın sonu ve sonun başlangıcı.

 

Peki Julian Temple'ın ilk Sex Pistols filmi The Great Rock'n Roll Swindle hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Malcom McLaren* de vardı. Malcolm McLaren sanki biz onun oyuncaklarıymışız ve herşeyi o yapıyormuş gibi davranıyordu. Ama bu doğru değil. Malcolm basın konusunda iyiydi ama malzemeye hiçbir katkısı yoktu. Fakat Sid gruba katıldığında Malcolm'a tamamen uyum sağladı. Çizgi film gibi bir hale geldi. O zaman onlar artık Malcolm'un kuklaları oldular.

 

Peki tekrar Sex Pistols'a katılana kadar neler yaptınız?

 

Pistols'dan sonra birkaç sene Rich Kids diye bir grubum vardı. Sona bir iki yıl da Iggy Pop'la çaldım. Sonra Johnny Thunders'la.  Her zaman şarkı yazmaya devam ettim, ve Spectres diye bir grubum vardı. Sonra bir süre çalmaya ara verdim. Kafamı tuğla bir duvara vuruyormuşum gibi gelmeye başlamıştı. Bana göre seksenler rock müzik için çok iyi bir zaman değildi. Bütün o romantik parçalar falan. Fırfırlı gömlekler... Sonra tekrar albüm yapmaya başladım. Glen Matlock and the Philistines olarak üç albüm yaptık.

 

Grubun diğer üyeleriyle de hala görüşüyor musunuz?

 

Evet, geçen yıl Amerika'da beraber bir turneye çıktık.

 

Peki tekrar biraraya gelecek misiniz?

 

Belki. Bunu şu anda bilemiyorum. Böyle şeylerden en son grubun haberi olur. Ama bu her zaman konuşulur. Aslında Sex Pistols iyi bir grup olsa da, yaptıklarımızdan gurur duysam da bunun olacağını pek zannetmiyorum. Belki birkaç yıl önce yeni parçalar yazma fırsatımız vardı fakat üstünden çok zaman geçti. Bana artık olmaz gibi geliyor. Ama ben sürekli olarak şarkı yazıyorum ve Philistines'la daha çok ilgileniyorum, çünkü bu yeni bir malzeme.

 

Johnny Rotten Irak'ta demokrasi olursa orada bir Sex Pistols konseri olur demişti, siz ne diyorsunuz bu konuda?

 

 Rashit 

Evet bunu John bir gazete için söyledi, bir espriydi bu aslında. Eğer gidersek demokrasinin karanlık yüzünü göstermek için gideriz demişti. Bu zekice bir dil oyunu aslında. Gerçekten bunu kastettiğini zannetmiyorum. Ama çalarsak gelin. Irak'ta çalarsak sizi de davetli listesine ekleriz, gelirsiniz.

 

 

 

Biz de sizle çalarız.

 

Johnny Rotten Irak'ta demokrasi olursa orada bir Sex Pistols konseri olur demişti, siz ne diyorsunuz bu konuda?

 

Evet bunu John bir gazete için söyledi, bir espriydi bu aslında. Eğer gidersek demokrasinin karanlık yüzünü göstermek için gideriz demişti. Bu zekice bir dil oyunu aslında. Gerçekten bunu kastettiğini zannetmiyorum. Ama çalarsak gelin. Irak'ta çalarsak sizi de davetli listesine ekleriz, gelirsiniz.

 

Biz de sizle çalarız.

 

Irak'ta mı?

 

Evet, onlar bizim komşumuz, onları seviyoruz.

 

Siz bizim için önemlisiniz çünkü biz eskiden beri Sex Pistols hayranıydık. Size göre Sex Pistols'dan sonra müzik dünyasında neler değişti?

 

Grupların plak yapmasını kolaylaştırması anlamında bir değişim yaşandı. Fakat aynı zamanda da zorlaştırdı, çünkü kısa bir süre için çıkacak müzikler grupların kontrolüne geçti.

 

Kendi işini kendin yap (do-it-yourself) etiğinin başlangıcı mıydı bu?

 

Evet bunun başlangıcıydı ama daha sonra plak şirketleri bunu bırakıp işleri daha da zorlaştırdılar. Yani sonuçta Sex Pistols istemeden de olsa, bir kaza sonucunda yeni grupların çıkmasını zorlaştırmış oldu.

 

Clash gibi, Ramones gibi grupların üyeleri artık hayatta değiller, bir araya gelmeleri mümkün değil.  Ve punk–rock'çılar sizi tekrar Sex Pistols'ın içinde, sahnede görmek istiyorlar.

 

Evet insanların istediği bu, insanlar anılarını tekrar yaşamak istiyorlar. Filthy Lucre turnesini yapmamızın bir sebebi de buydu. Sizin gibi ilk dönemimizi kaçıran genç insanlara da gelip bizi dinleme fırsatı verdi. İnsanlar da buna değer veriyorlar ve bu çok güzel. Zaten iyi çalıyoruz, eskisinden kötü çalmıyoruz. Öyle şişko falan da değiliz. Belki Steve Jones biraz aldı ama, bilirsiniz işte, hala sağlamız. Bazı insanlar yaşlanıp, para kazanıp şişmanlıyorlar. Bu konuda çok kaygısızlar ama biz öyle değiliz.

 

The Filth and The Fury filmi hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Aslında ilk film Malcolm'un filmiydi, Filth and Fury de Johnny Rotten'ın filmiydi. Bir üçüncüsü de Never Mind The Bollocks'un yapım hikayesi. Onda eşit bir dağılım var. Son yaptığım ropörtjada söylediğim gibi, gerçeğin ne olduğuna dair herkesin kendine göre bir fikri var. Ama bir grupta tek bir gerçek yoktur. Birçok gerçek vardır.

 

Punk Efanesi Sex Pistols'ın basçısı Glen Matlock, yeni grubu The Philistines ile geldiği İstanbul'da, 3 Kasım Çarşamba akşamı Roxy'de bir konser verdi. Türkiye'nin hatırı sayılır punk grubu Rashit'in üyelerinden Oğuz Taktak ve Tolga Özbey, Açık Dergi için Matlock'la söyleşti.

 

Anarchy in the UK'in sözleriyle ilgili Johnny Rotten'la bir tartışma yaşadığınız söyleniyor.

 

Bu doğru değil. O böyle söylüyor ama bu doğru değil. O kadar da sinirlenmemiştim. Şarkının başında "I am an antichrist, I am an anarchist (anarkayst)" diyor. Bu çok kötü bir kafiye. Bende öğğ dedim. Çünkü anarchist (anarkist) deriz. Yani kafiye tutmuyor. Aynı zamanda şarkının sözleri de biraz ... "Anarchy In The UK", İngiltere'de Anarşi... Yani İngiltere öyle bir ülke değil, İngiltere'de asla anarşi yaşanmayacak. Gerçek anlamda İngiltere'deki kitlelerin kendi iradeleriyle hareket etmesi söz konusu olamaz. Fazlasıyla tutucuyuz. Bu asla olamayacak.

 

Neredeyse sebep oluyordunuz ama.

 

Nerdeyse. Ama pek de değil aslında. Ateşe karşılık birkaç çizgili pantolon sattık işte. Yani bence John pek gerçekçi değildi. Ama birkaç yıl önce okuduğum bir roportajda John bütün bu size söylediklerimi anlatıyordu. Ama şimdi Glen'i haklı çıkardım. Yani haksız. Aslında ben John'u haklı çıkardım. Yok yok, John beni haklı çıkardı. Yani o da bunu kabul ediyor. Ama şarkı güzel. Tabi politik olarak biraz safça olduğunu  düşünüyorum. Yaşını başını almış bir insan olarak bunu söyleyebilirim. Diğer yandan bu tür şeyleri söylemememiz gerektiği anlamına da gelmiyor. Çünkü bunları söylemek insanı ayakta tutuyor.

 

Yeni punk ve garaj gruplarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Beğendiğiniz gruplar var mı?

 

Beğeniyorum. Yani techno ve house ya da country ve western yerine onları dinlemeyi tercih ediyorum. Mesela Blink 182 dinlemeyi yeğlerim. Greenday de fena değil. İlk çıktıklarında biraz dandik gelmişti ama şimdi iyiler. Sözleri falan güzel. Akımlar tuhaf şeyler. Her akımda lider olan, farklı olan, söyleyecek sözü olan bir iki grup olur. Sonra arkalarından gelen gruplar onları taklit ederler. Çoğunluğu da böyledir. Ben her zaman ilk grupları tercih ederim.

 

The Clash hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Arkadan gelen gruplardan biri olduklarını. Bunu söylemek zorundayım. Tabi onlar arkadaşlarımız. Hala görüşüyoruz, maça falan gidiyoruz.

 

Ankara'da doğduğunu biliyorsunuz değil mi?

 

Joe Strummer mı? Evet. Doğmuştu diyelim. Artık bizimle beraber değil biliyorsunuz. Üzücü tabii.

 

 

 

*Malcolm McLaren Sex Pistols'ın menajeriydi.