14 Aralık 2001 - Cihannümâ

-
Aa
+
a
a
a

Merhaba kâinat!

2001 senesi Aralık’ının ondördüncü günü tatile çıktık. Vaziyet ve manzarai umumiye:

Televizyon ekranlarında Usame bin Laden’in, terörist misafirleriyle beraber beşuş çehresi ve ‘tadına doyulmaz’ terör muhabbeti. Ekran karşısındaki koltuklarda ise şöyle bir muhabbet: O adam Bin Laden mi, dublörü mü? Bant hakiki mi, kalp mı? Filistin, İsrail uçak, tank ve roketlerinin altında darmaduman olurken Arap dünyası mütenebbih olabildi mi?..

Tora Bora’da ağır ağır ilerleyen Amerikan ve Taliban karşıtı güçler, bombalanan dağ etekleri ve mağaralar, Bin Laden’in kıstırıldığı haberleri, özel kuvvetlere tuttuğunu öldürme yetkisi, tutulan kaçış yolları, Bin Laden’in 10 gün önce tüydüğü ve yerine mahdum Selahaddin’i bıraktığı haberleri, ABD özel timlerinin “hassas bir görev” için Filipinler’e gönderilmesi, Batı başkentlerinde Noel telaşına eklenen terör telaşı...

Hindistan’da büyük millet meclisine yönelik intihar saldırılarının ardından cümle kapısının önünde meclis bahçevanının kanlı cesedinin yanıbaşına kurulmuş ve ciddiyetle çalışan kriz masası.

Ekran karşısındakilerin göremediği, Amerikan uçak ve füzelerinin yol açtığı muazzam sayıdaki (yaklaşık 3500) sivil ölümlerine ilişkin Amerikan kaynaklı bilimsel araştırma raporları. Acele tarafından Afganistan’a indirilen Amerikalı kontr-terör ajanlarının, 20 yaşındaki Amerikalı ‘Talib’ John Walker Lindh’i, tutulduğu özel konteynırda sigaya çekmeleri.

Filistin’de Ramallah’ta göz/ev hapsinde tutulan Arafat’ın bürosunun pencereleri önünde namlularını doğrultmuş İsrail tankları.

Kemal Alemdaroğlu ile ilgili intihal bulutları arasında İstanbul Üniversitesi rektörlük meydan muharebesinin pata kalması...

Bush’un, birinci önceliğinin Amerikan halkının emniyeti olduğuna bir defa daha kati surette karar vererek, bu amaç önünde mani teşkil edebilecek her şeyi ortadan kaldırmak üzere, demode bulduğu, 1972 tarihli, Anti-balistik Füze Antlaşması’nı cart diye yırtması ve ekran başındakilerin gözlerini uzaydaki namlulara çevirmesi.

Ve üstüne üstlük Mikdat Bey’in, Ramazan Bayramı’nın soğuk ve yağışlı geçeceğini açık açık dile getirmesi...

Yukarıdaki hülasa, henüz mazi olmamış bir devrin kısmî hikayesidir.

Devamı öbür haftaya...

Bilvesile, okurlarımızın Ramazan Bayramı’nı hararetle tebrik eder, sıhhat ve iç huzuru temenni ederiz.

Ömer Madra – Şerif Erol