Balık çiftlikleriyle kararan denizlerimiz

Balık çiftlikleriyle kararan denizlerimiz

08 Ağustos 2017

Günümüzde yediğimiz balıkların yaklaşık yarısı entansif (yoğun) üretim yapan balık çiftliklerinden geliyor. Geleneksel olarak binlerce yıldır yapılan balık yetiştiriciliğinin endüstriyel biçimde yapılması1980’lerden itibaren ivme kazandı. Su Hakkı’na konuk olan Dr. Irmak Ertör, balık çiftliklerinin nasıl hem Türkiye’de hem de tüm dünyada denizlerimizi kirleterek yerel türlerin yok olmasına neden olduğunu ve geleneksel balıkçılığı ve buna ekonomik faaliyetle yaşayan yerel kültürleri ortadan nasıl kaldırdığını anlatıyor.

08 Ağustos 2017 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Su Hakkı podcast servisi: iTunes / RSS

Zira bu sektörün ek balık stoğu yaratarak gıda krizine çözüm olacağı iddia ediliyordu. Ancak gerçekte entansif balık üretimde kullanılan yemler, aşılar, kimyasallar ve antibiyotikler büyük kirliliğe neden olup, balık stokları üzerindeki baskıları daha da artırıyor. Türkiye’de denizlerdeki balık çiftlikleri dünyadaki öncü ülkelere hem de çoğu Avrupa ülkesine göre nispeten geç başlamışta olsa 2001’deki ekonomik kriz sonrası devlet teşviklerinin de yardımıyla alabalık, çipura ve levrek üretiminde muazzam bir büyüme yaşandı. Son 15 sene içinde su ürünleri üretiminde balık çiftliklerinin payı yüzde 6'dan yüzde 20,6'ya çıktı. Balık çiftliklerinin pıtrak gibi çoğalması ve özellikle geleneksel balıkçılık ve turizm ile geçinen kasaba ve kentlerde ciddi boyutlarda su gaspı ve su hakkı ihlallerine neden olaraka çevre ihtilafları yaramaya başladı. Sadece Türkiye'ye has olmayan bu durumun dünyadaki örneklerini el almak ve dersler çıkarmak denizlerimizin geleceği için büyük önem taşıyor. Akgün İlhan ve Nuran Yüce’nin hazırlayıp sunduğu Su Hakkı’na konuk olan Dr. Irmak Ertör, balık çiftliklerinin nasıl hem Türkiye’de hem de tüm dünyada denizlerimizi kirleterek yerel türlerin yok olmasına neden olduğunu ve geleneksel balıkçılığı ve buna ekonomik faaliyetle yaşayan yerel kültürleri ortadan nasıl kaldırdığını anlatıyor. Ertör sadece Türkiye'de değil dünyanın denizlerindeki bu tehlikeli gelişmelerden ve bunlara karşı oluşan toplumsal muhalefetten çıkarılması gereken dersleri de paylaşıyor.