Amazon Ormanları hepimiz için hayat memat meselesidir, korumak için mücadele etmek şart

10 Ocak 2020

(Britanya'nın saygın gazetelerinden The Guardian'da Jonathan Watts imzasıyla yayınlanan bu yazı Semra Somersan tarafından Açık Radyo için çevrilmiştir.)

Yağmur mevsiminin gelmesiyle yağmur ormanlarındaki yangın nihayet söndürülebildi; ama ormanı korumaya çabalayanlara karşı tehdit ve şiddet ara vermedi. Amazonların iklim mücadelesinin merkezinde yer alması gerekiyorsa, koruyucularının doğa savaşımında sadece ön cephede olmaları yetmez, uluslararası desteğe ihtiyaç var.

Bunun gerçekleşmesi için Amazonları yok etmenin ne anlama geldiğine bütün dünya uyanmalı ve buradaki yerli, geleneksel halklarla, toprak aktivistlerinin hakları ve Brezilya'daki çevre STK'ları ile dayanışmalı. Aşırı sağcı –militarist Jair Bolsonaro geçen yılın başında iktidara geldikten sonra tüm bu eylemciler yavaş yavaş baskı altına alındı. Bolsonaro hükümeti ormanları korumayı zayıflattı, madencileri maden çıkarmaya, çiftçi ve arazi meraklılarını da fırsattan yararlanmaya teşvik etti.

Halen Amazon Ormanları savaş alanlarını andırıyor. Bir yanda etnik açıdan çok çeşitli, ekolojik olarak son derece zengin ve karışık yerli cemaatler, diğer tarafta nehir kıyısı toplumları ve yanısıra bir de iç bölgelerde, yani quilombolas'larda yaşayanlar var. Öte yanda ise, toprağı doğayı-çevreyi esas olarak istismar etmek isteyen çoğunluk, beyaz kapitalist elitler. Şu veya bu şekilde mücadele, Avrupalı sömürgecilerin buralara geldiği beş yüzyıl öncesine kadar gidiyor; ancak sömürünün iklim üzerindeki etkisi ortaya çıkınca sonuçlarının çok daha önemli ve vahim olduğu anlaşılabildi. Yurttaşlık hakları için mücadele edenler burada bir terör ortamının varlığından söz ediyor. Son üç hafta içinde cinayete kurban edilen Katolik papaz ve toprak aktivisti Amaro Lopes'in yansıra, ondan önce de aynı eylem için uğraşan rahibe, Dorothy Stang'in öldürülmesi bağlamında tanıklık edecek üç yerli lider de benzer cinayetlerin kurbanı oldu. Geçen ay Alter de Achao'nun, Santarem'deki eski bir STK, Sağlık ve Mutluluk Projesini (Health and Happiness Project) basan polis, dört gönüllü yangın söndürücüsünü tutukladı. Hükümetin yanlarında olduğunu hisseden toprak hırsızları da tüm bunlardan cesaret alıyor.

İnsan hakları savunucuları polisin, toprak hırsızlarının tarafını tuttuğunu söyleyerek eyaletinin valisi ile görüşüp, kanunlara uyulacağını, korunma altındaki ormanların korunacağını ve eylemcilerin hedef alınmayacağını garanti etmek istiyor. Bu konuda bu kadar ısrarlı olmaları bile durumun ne kadar vahim olduğunu ortaya koyuyor. Ve bu küresel bir kaygı. İklim acil durumu döneminde, Amazonlar toprak ananın en büyük karbon lağımı. Doğal hayat destek sistemlerinin çökmesi ile birlikte, okyanuslar dışında, dünyada en çok canlı türünün yaşadığı yer. Yağmur ormanları aynı zamanda, dünyadaki su döngüsü bağlamında da yağmur sularını, rüzgârları ve hava sistemlerini Güney Amerika çapında iletmek açısından da büyük önem taşıyor. Bu devasa yağmur ormanları sistemi olmaksızın, istediğiniz kadar, “ağaç ekelim” çağrısı yapın veya iklim felaketi sorununa doğal çözümler bulmaya çalışın.

Gel gör ki, Amazonlar söz konusu olduğunda uluslararası destek son derece yetersiz. Geçen ay, Brezilya'nın kuzeyindeki- ki Amazonlar: Dünyanın merkezi gibi son derece yerinde bir ismi var- “Altamira”da bu açıkça belli oldu. Toplantıdan günler önce, sağ kanat ajitatörler, toprak ve sığır çiftçilerine, polis ve diğer “vatanseverlere” çağrı yaparak toplantıya katılan geleneksel cemaatlere, çevreci ve insan hakları gruplarına karşı harekete geçmelerine talep ederken, bu grupların, uluslararası menfaatler, Brezilya'nın egemenliği ve ekonomik kalkınmaya karşı çalışan eko-sosyalistler olduğunu iddia ettiler. Bu mesajlar toplantıya katılmak için gelmiş olan en büyük iki yabancı STK'yı, biri büyük bir STK, diğer ünlü bir vakıfı korkutmaya yetti; gergin ortamda kalmaktansa toplantıdan tamamen çekilmeyi tercih ettiler. Buna karşılık diğer yabancı grupların kılı kıpırdamadı. Ülke-içi eylemciler için tehditler hayatın bir parçası ve her biri kendine göre bunlarla baş edecek yöntemler buluyor. Toplantının açılışında, bir kısmı Brezilya bayrağına sarınmış toprak hırsızları herkesi ittirip kaktırarak ön tarafa geçti; konuşmacıları ürkütmek ve toplantıyı durdurmak için çabaladı. Kayapo savaşçıları, ki kendilerini savaş renklerine boyamıştı, oluşturdukları insan-zinciri-engeli ile konuşmaların devam etmesini sağladı. Çok sembolik bir eylemdi; konferansı devralmak isteyen beyaz çiftçiler bir yanda, diğer tarafta kendi alanlarını korumaya çalışan Amazon yerlileri ve nihayet kaçışan ünlü uluslararası konuşmacılar...

Kuşağımız açısından utanç verici bir durum. Amazonlar (Kongo ve Papua-Yeni Gine, okyanuslar ve doğanın diğer başkentleri ile birlikte) en az 1930lardaki İspanya İç Savaşı kadar küresel eylem tartışmaların merkezi olmalı. O zamanlar işçi-sınıfı idealistleri uluslararası entelektüellerle birleşerek faşizme karşı savaşmıştı. Aralarında 1984 romanının yazarı George Orwell, Martha Gellhorn1, İngiltere doğumlu-Amerikalı şair WH Auden, Şilili şair ve yazar Pablo Neruda, Rusya'da doğup ABD'ye göç eden, sonra ABD'den de tekrar -zorla SSCB'ye gönderilen sosyalist-anarşist yazar Emma Goldman ve yazar Ernest Hemingway gibi on binlerce kişi faşizme karşı savaşmak ve/veya İspanya İç Savaşı'nda olup biteni dünyaya anlatmak üzere ve uluslararası tugayın üyeleri olarak İspanya'ya gelmişlerdi. Bazıları bunu, uygarlığı tanımlayan bir an olarak algılarken, diğerleri “uğruna savaşılacak son amaç” olarak görüyordu. Çatışmada vurulan Orwell ise uluslararası tugayın varlığını “asgari bir incelik” olarak nitelendirmişti.

O dönemden farklı olarak bugün, uygarlığa ve asgari nezakete tehdit, yeni bir ideoloji değil, eskisinin birikmiş sonuçları. Bolsonaro, Trump, Rusya Başkanı Vladimir Putin, Filipinler Başkanı Rodrigo Duterte ve Türkiye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, diğer popülistler, genel olarak faşistlere benzer, ama işin aslına bakacak olursanız, önde gelen büyük kapitalistlerdir. Seçmenler açısından en büyük cazibeleri, gelecek için kavruk bir vizyon sahibi olmalarından değil, saatleri durdurarak, daha durağan bir geçmişe dönüşü vaat etmelerinden ileri geliyor. Bu imkânsız çünkü insan yapımı iklim kaosu giderek daha çok insanın hayatını ve iktisadi faaliyetini bozuyor. Hükümetler bununla başa çıkmadıkça, bütün diğer irili ufaklı savaşımlar boşuna olacak.

İşte tam da bu nedenle Amazon ormanlarının savunması- ve doğanın eski haline dönüştürülmesi bugünün “son büyük davasıdır”. Bu davayı halen bulunduğu kenardan merkeze getirin ve her şey- küresel siyaset, ekonomi, bireysel düşünce- hepsi, hepsi değişecektir. Ekoloji ekonomiden çok daha temel bir konu olarak algılanabilecek, uzun vadeli üretkenlik, mahvedici GSMH'nin (Gayri Safi Milli Hasıla -gelir) büyümesinin önüne geçecek, doğayı katletmek ceza mahkemelerinde yargılanacak, gelecek kuşaklar ve insandan farklı türlere demokratik temsil verilirken, okul müfredatı, çocuklara evlerimizi ve Dünya gezegenini korumayı öğretecektir.

Bu çok uzun vadeli bir amaç olarak görülebilir. Çünkü sözü edilen mutlaka gerekli radikal dönüşüme karşı savaşmaya hazır olanların siyasi gücü ve silahları çok daha fazla. İspanya İç Savaşı'nda da durum böyle idi. O dönem anti-faşistler savaşı kaybetti ama büyük tarihçi Eric Hobsbawm'ın dikkat çektiği gibi, fikir savaşını kazandılar. Taraflarında bu kadar çok tarihçi, şair, gazeteci olunca, tarihi yazanlar da ilk defa, kaybedenler oldu- ve bu da, İkinci Dünya Savaşı için ortaya çıkacak çok daha büyük çatışmanın tartışmasını biçimlendirdi.

Benzer şekilde Amazon Ormanları için savaşı yerinde belirleyecek olan silahlar ve bombalar değil; fikirler, para, tüketicinin seçimleri, sokak protestoları ve uluslararası baskı. Artık dünya entelektüellerinin, ünlülerin ve diğer fikir önderlerinin sosyal medyada, internette yağmur ormanlarını desteklediklerini belirtmeleri yetmiyor. Çok daha fazla insanın sığındıkları kovuklardan çıkıp doğanın, neyi, nasıl sağladığını ve bunların nasıl yok edilmekte olduğunu hissetmesi gerekiyor. Bu da ününüzü, bedeninizi, paranızı ortaya koyup, parasızların, güçsüzlerin cesur savaşımına destek vermenizi gerektiriyor. Uluslararası örgütler ve yabancı hükümetler öne saflara çıkıp Brezilya'nın, yağmur ormanlarının değerini anlamasına yardım etmeli. Bütün karar mekanizmalarında doğayı eski haline dönüştürmek en temel, en merkezi amaç olmalı.

Bu sadece asgari insaniyet değil, aynı zamanda Amazonları bir ölüm-kalım meselesi olarak görmektir- ve sadece orada yaşayanlar için de değil.

 

Dipnotlar

1 Martha Ellis Gellhorn: (1908-1998) Amerikalı romancı, gazeteci, kadın hakları savunucusu ve 20. yüzyılın en iyi savaş muhabirlerinden. 1940-1945 yılları arasında yazar Ernest Hemingway ile evliydi.