“İklim acil durumu dönemindeyiz” diyen Jane Fonda: “Kendi bedenimi ortaya koymaktan başka çare kalmadı”

08 Ocak 2020

(Democracy Now'da yayınlanan bu metin Semra Somersan tarafından Açık Radyo için çevrilmiştir)

Yeni protestolar ve yangın söndürme talimleri zamanı: Bir yandan Avustralya'daki aşırı sıcaklar orman ve bozkır yangınlarını körükler, gelgitler (med-cezir) Venedik'in sular altında kalmasına neden olur, Filipinler ise tam da Noel günü büyük bir tayfuna hazırlanırken aktris Jane Fonda'nın başlattığı yeni “Yangın Söndürme Tatbikatlı Cuma Günleri” hareketi de bütün dünyayı bekleyen iklim felaketi ile yüzleşmeyi amaçlıyor. Geçen cuma, 82. yaşına bir gün kala, çok uzun süreli siyasi eylemci, feminist ve iki Oscar ödüllü Jane Fonda, 2019 Ekim ayından beri, son beş haftadır her cuma olduğu gibi, Washington DC’de yaptığı “Yangın Söndürme Tatbikatlı Cuma Günleri” nedeniyle son iki aydır beşinci kez tutuklandı. Esin kaynağı, kısmen, İsveçli aktivist Greta Thunberg idi. Fonda, Hart Senato Ofis Binası'ndan1 zorla çıkarılıp tutuklanırken beraber eylem yaptığı 140 kişi ona “Mutlu yıllar sana” şarkısını söylemeyi ihmal etmedi. Bu ay New York Times gazetesinin “Düşünenlerin Düşünceleri” sütunundaki yazısında da, Fonda, “İklim acil durumundaymış gibi hareket etmek zorundayız, çünkü durum tam da bu” diyor ve yazısını şöyle sürdürüyordu: “Protestonun gücüne inandığım kimseyi şaşırtmamalı. Washington DC ye tam da bunun için, ‘Yangın Söndürme Tatbikatlı Cuma Günleri’ni başlatmak üzere taşındım, böylelikle sonbahar aylarında siyasi önderlerimize, geleceklerini kurtarmaları için tüm dünyadan seslenen milyonlarca genç insana katılmış oluyorum.”

Şimdi Democracy Now'da Jane Fonda ile Yangın Söndürme Tatbikatlı Cuma Günleri'ni ve iklim felaketine karşı yaptığı ve yapacağı eylemleri konuşacağız.

Protestocular: Doğum günün kutlu olsun.

Jane Fonda (JF): Çok çok teşekkür ederim.

Amy Goodman (AG): Bu ay New York Times gazetesinin “Düşünenlerin Düşünceleri” sütununa yazdığı yazıda da, Fonda, “İklim acil durumundaymış gibi davranmak zorundayız, çünkü gerçekten de durum bu” diyor ve yazısını şöyle sürdürüyordu: “Protestonun gücüne inandığım kimseyi şaşırtmamalı. Washington DC' ye tam da bu nedenle, Yangın Söndürme Tatbikatlı Cuma Günleri’ni başlatmak için taşındım; böylelikle, geleceği kurtarmaları için, tüm dünyanın siyasi önderlerine geçen aylarda seslenen milyonlarca gence katılmış oluyorum.”

Jane Fonda pazartesi günü bize Washington DC’den katıldığında, ona, yeni örgütü, protestosu ve Yangın Söndürme Tatbikatlı Cuma Günleri'ni sordum.

JF: Greta'nın hepimize yolladığı mesaja cevap vermek istedim. Diyordu ki: “Rahat koltuklarınızdan kalkın. Bu bir krizdir.” Ben de çarnaçar, bedenimi buraya, ülkenin iktidar merkezine taşıyarak bu acil durum hakkında duyarlılık yaratmak, başka insanların, yaşlı insanların da bana katılması konusunda bir duyarlılık yaratmak üzere elimden geleni yapmaya karar verdim. Yangın Söndürme Tatbikatlı Cuma Günleri başlayalı beri, bana, tüm Avrupa çapında çok daha fazla yaşlının benzer eylemlere katıldığını söylüyorlar, tabii ki bu da beni mutlu ediyor.

AG: Şimdi anlat bakalım niye bu konu, bütün dünyanın karşı karşıya olduğu bu iklim felaketi 82 yaşına basarken neden seni böylesine etkiledi?

JF: Beni etkileyen bilimdi, çünkü fark ettim ki tüm iklim bilimciler bunun bir kriz olduğunu söylemekte hemfikir. Daha önce harekete geçmediğimiz için, karbon bütçemiz, yani çıkarmaya devam edebileceğimiz karbon miktarı çok çok azalmış durumda ve bunu azaltmak için sadece on yılımız var. Ve bilim bu konuda çok açık ve net: yani olayın iki farklı tarafı yok. Bilim insanları kendileri de diyor ki “Hükümetleri seferber etmek için yapabileceğimiz tek şey var: Şimdiye kadar görülmemiş sayıda insanı, kitleleri, harekete geçirmek..”

Seferberlik deyince- işte, ben bu işi iyi bilirim. Daha önce de yaptım. Çok sayıda insan bir şey talep edince neler olabileceğini gördüm. Ve karar verdim; kendi platformumu bu harekete ödünç verecektim. Bildiğiniz gibi şu anda çok yüksek reyting alan olan bir televizyon dizisinde oynuyorum, bu da tabii, eğer eylemci iseniz ve çok sayıda insanın size katılmasını istiyorsanız çok yararlı oluyor. Yani biz bir ordu oluşturuyoruz. Senato İklim Değişimi Görev Ekibi'nden görüştüğüm senatörler de, “Bir ordu oluşturuyorsun. Lütfen çok kalabalık olsun. Dışardan desteğe ihtiyacımız var” dediler.

Tarihsel olarak baktığında da, görüyorsun- eğer toplumda önemli bir değişim olduysa bu, mutlaka, milyonlarca insanın bunu talep etmesi sonucu gerçekleşmiştir. Bilirsin, 1930larda milyonlarca kişi ayaklandı, çünkü çaresizdiler, umutsuzdular, işleri yoktu, paraları yoktu ve Başkan Franklin Delano Roosevelt'in kendilerine yardım edecek programları yürürlüğe koymasını istediler. O da, “Sizlerle aynı fikirdeyim. Ama haydi, şimdi gidin ve bunu uygulamaya koymamı sağlayın” diye yanıt verdi: “İşte şimdi ben de geldim, gençlerle kol kola verdim ve hükümetlerin bunu yapmasını sağlamaya çalışıyorum.”

AG: Şimdi, kısaca, başkanlık tartışmaları bağlamında Los Angeles'de perşembe günü yapılan son oturuma dönüyorum. Moderatör Politico'nun2 muhabiri Tim Alberta.

TIM ALBERTA: Şimdi iklim konusunu ele alacağız. Senatör Klobuchar, siz, Miami ve Paradise, Kaliforniya veya belki Davenport, Iowa gibi yerlerde, Amerikalı ailelerin ve işyerlerinin taşınmasını, yani Amerikan hükümetinin bunu sübvanse etmesini onaylar mısınız, çünkü, öyle görünüyor ki iklim felaketi bu yerleri defalarca vuracak.

SENATÖR AMY KLOBUCHAR: Eh- eh umarım ki bütün bir şehrin- ee taşınması gerekmeyecek, ama bazı kentlerde, yaşayanlardan bazısını taşımamız gerekebilir.

TIM ALBERTA: Bay Steyer, siz böyle ülke çapında bir programı, yani ailelerin taşınmasını federal devletin sübvanse etmesini uygun görür müsünüz?

TOM STEYER: Bakın- umuyorum ki, şunu öneriyorum, ben iktidara geldiğimin ilk günü acil durum ilan edeceğim. Sanıyorum burada bunu söyleyebilecek tek kişi benim- bu benim bir numaralı önceliğim olacak.

TIM ALBERTA: Yaz siz, Bay Buttigieg?

BELEDİYE BAŞKANI PETE BUTTIGIEG: Neyin tehlikede olduğunun farkındayım. Bunun için de karbon vergisi ve kârdan hisse konusunda ısrar ediyorum. Aynı zamanda yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları bağlamında araştırma, enerji ve karbon depolanması öneriyorum.

TIM ALBERTA: Peki siz, Senatör Sanders?

SENATÖR BERNIE SANDERS: Tim, afedersin ama sorduğun soru, işin özü olmaktan çok, çok uzak. Sorun iklim felaketleri nedeniyle insanları bir şehirden öbürüne taşımak değil ki. Sorun çocuklarımız, torunlarımız ve onların çocukları için gezegenimizi koruyup koruyamayacağımız.

AG: İşte sana perşembe günkü başkan adayı tartışmalarından iki Demokrat Partili senatör. Önceki başkan adaylarından, halen Washington Eyaleti'nin valisi olan Jay Inslee- ki yarışmadan çıkmış durumda- sadece ve sadece iklim krizine yönelik bir tartışma yapılmasını talep etmişti; ama Demokrat Parti Ulusal Kongresi bunu reddetti. Jane Fonda, sen Demokrat Parti'nin iklim krizine yaklaşımı konusunda ne düşünüyorsun? İklim için ne düşünüyorlar ve sence bu seçim yılında bu bağlamda ne yapılmalı?

JF: İklim değişiminin aciliyetini, eğer gerekenleri yapmaz isek bunun yaratacağı korkunç felaketi, yıkımı anlamayan birini asla seçmemeliyiz. İnsanlık tarihinde doğru olanı yapmak için elimizde ufak bir fırsat penceresi var: bu da gelecek on yıl içinde karbon salımlarını (emisyonlarını) yarıya indirmek, sonra da yüzyılın ortasına doğru tamamen sıfırlamak. Bu başkanın seçildiği daha ilk gün, son derece cesur adımlar atmasını gerektiriyor. Dolayısıyla olayın karbon vergisi, veya karbonu depolamak gibi ılımlı çözümler, ya da insanları bir yerden öbürüne taşımak gerektiğini önerenlere destek vermeyeceğim.

Hiç kimse, ya da belki bazıları- şimdilik kimseyi desteklemek istemiyorum- ama adaylardan pek azı, esas problem, yani, fosil yakıtlardan bahsediyor. Yani istersen insanları bir yerden başka bir şehre taşırsın, ya da rüzgâr değirmenlerinden veya işe yarayacak yenilenebilir kaynaklardan söz edersin, ama gereken şu: Bunu bize yapanları, yani suçluları, yani fosil yakıt endüstrisini ön plana çıkarmak gerekiyor. Ki onlar, ta 1977 yılında ne yapıp ettiklerinin pek ala farkındaydı. Kendileri için çalışan bilim insanları, atmosferi zehirlediklerini ve bunun geri dönülmez olduğunu onlara açıklamıştı. Ama gel gör ki fosil yakıtçılar bizlere yalan söyledi, bizi aldattı ve toprağı kazmaya devam etti. İşte bu nedenlerle çok çok cesur olup, çok cesur adımlar atmamız gerekiyor.

Ve gelecek kasım ayında kim seçilirse seçilsin, ayaklarını ateşe tutmak zorundayız. İşte tam da bu nedenle şimdi bir orduya, büyük, daha da büyük bir orduya ihtiyacımız var; öyle ki, gerekirse gelecek kasım ayında hükümeti tamamen kapatalım. Yani kepenkleri indirelim. Çocuklarımızın geleceği için savaşıyoruz. Genç insanlar ne ile karşılaşacaklarını çok iyi biliyor ve ateş püskürüyorlar. Ve çok kızgın olmakta da son derece haklılar. Biz de onlar için elimizden geleni yapmalıyız.

Her ne olursa olsun, yavaşlamadan önce, her şey çok, çok daha kötü olacak, çünkü onlarca yıldır hiçbir şey yapmadık ve dünyayı pişirdik. Dolayısı ile şimdi topluluklara yardım etmeliyiz, bundan en çok zarar görecek topluluklara yardım etmeliyiz, özellikle de onları güçlendirmeye çalışmalı ve dayanıklı olabileceklerine ikna etmeliyiz. Dayanıklılık yaratmalıyız. İşte tam da bu nedenle bir çoğumuz ‘Yeşil Yeni Düzen’i destekliyoruz, çünkü bu, adaleti iklim hareketinde merkezileştirecek. Olabileceklerden en çok etkilenecek olanları hedefe alarak onlara yardım etmeyi, sonra da hızla fosil yakıt kullanımını azaltmaya yönelmemizi sağlayacak.

AG: Biz kısa bir süre önce Madrid'den, Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi'nin yapıldığı kentten geldik, resmî ismi Birleşmiş Milletler İklim Değişimi Konferansı idi. Şimdi kısaca, Greta Thunberg'e dönüp konferansta toplanan dünya liderlerine ve iklim müzakerecilerine ne söylediğine kulak verelim:

GRETA THUNBERG: 1,5 derece santigradın altında kalmak niye bu kadar önemli? Çünkü bir derecede bile insanlar iklim krizinden ölüyor. Çünkü birleşmiş bilim, iklimi altüst etmekten vazgeçmemiz gerektiğini söylüyor, ki ancak böylelikle geri dönülmez zincirleme reaksiyonlardan, yani buzulların, kutuplardaki buzun tamamen erimesinden, permafrost tabakasının (kutuplardaki daimî donmuş toprak tabakası) yok olmasından kaçınabiliriz. Her bir derecenin fraksiyonları bile önemli. Asgari düzeyde bile olsa, insan bu sayıları duyup da nasıl panik olmadan yaşayabilir?

AG: İşte Greta Thunberg, Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi, koskoca bir fiyasko olan COP25'teki3 büyüklerine böyle hitap etti. Hatta, salonun dışındaki binlerce ve dünyadaki tüm eylemcilerin yanı sıra, sanıyorum, konferanstaki müzakereciler bile konferansın büyük bir başarısızlıkla sonuçlandığını söyledi. Jane Fonda, bu 16 yaşındaki kız eylemlerine 15 yaşında başlamış, kendi için de “Asperger4 sendromlu 15 yaşındaki iklim eylemcisi” hashtag'ini kullanıyor. Bu kız 15 yaşında iken, her gün İsveç Parlamentosu'nun önünde oturup milletvekillerinden bu konuda bir şeyler yapmalarını talep etmiş. Ve orada seçimler yapılınca, eylemini haftada bir olarak devam ettirmiş, şimdi de dünyadaki iklim için yapılan tüm eylemlerin başını çekiyor- ki kesinlikle dünyada, iklim aktivizmi için harekete geçen tek genç insan değil. Hadi şimdi bize anlat, Greta Thunberg ile ne zaman ilk defa karşılaştın, ilk defa ne zaman karar verdin, bu karara nasıl vardın- yani Washington DC'ye gelip hareketin başına geçmeye- aslında bu tam da yaşlıların gençleri desteklemek için başlattığı bir hareket oluyor- bu Yangın Söndürme Tatbikatlı Cuma Günleri.

JF: Amy, bu çok kısa bir süre önce oldu. Emekçi Bayramı günü, yani (ABD'de her yıl eylül ayının ilk pazartesi günü kutlanıyor) birkaç arkadaşımla Big Sur'da5 idim ve Naomi Klein'ı (Yeşil Yeni Düzen’in Aciliyeti Hakkında”- “The (Burning) Case for a New Green Deal ) okuyordum. Greta Thunberg'den haberim vardı. Otistik bandında bir rahatsızlığı olduğunun farkındaydım, ama bu özelliğin, onun iletişim kurma biçimi ve iklim krizi ile bağlantıları konusunda tamamen bilgisizdim. Naomi Klein'ın kitabı, bana Greta'nın iklim hareketinin lideri olarak niye bu kadar güçlü olduğunu anlamamı sağladı.

Bu odaklanma gücü idi- eğer birinde Asperger sendromu mevcut ise, odaklanma becerileri, aynen lazer ışınlarına benzermiş. Başkaları ne derse desin ne söylerse söylesin, kendi ne kadar sevilmeyen biri olursa olsun, umurlarında değilmiş. Bir dakika kutup ayıları ile ilgilenip, onların kaderi için bağırıp çağıran, öteki dakika, “A, blucinim eskidi, yeni bir tane almalıyım” diyen biri değil. Asla. Aspergerler farklı düşünüyormuş: Tamamen odaklanıyorlar. Greta da öyle ve tam bir inek (nerd)- ya da bilim hastası diyelim.

Bilim insanlarının iklim konusunda ne söylediklerini duyduktan sonra, inanamamış, demiş ki: “Eğer iklim felaketi konusunda bu söyledikleri doğru olsaydı, insanlar başka hiçbir şeyden konuşamazdı. Bunlar doğru olamaz. Çünkü doğru olsa herkes hayatını durdurur ve sadece iklim konusuna odaklanırdı.” Ama ne zaman ki söylenenin doğru olduğunu, dünyadaki çoğu insanın, iklim konusunda bilimcilerin söylediklerini umursamadığını kavradığı anda o kadar sarsılmış ki yemek yemekten, konuşmaktan vazgeçmiş ve bu dönemi o kadar uzun sürmüş ki fiziki ve biyolojik olarak gelişme sürecini etkilemiş.

İşte bunu okur okumaz beni öyle bir çarptı ki, tren kazası geçirmiş gibi oldum. Greta'nın kavradıklarının hakikat olduğunu, bizlerin de bu hakikata uygun bir şekilde davranmadığımızı fark ettim. Kendimi yanan bir evin içinde hayal ettim ve anladım ki artık her şey normalmiş gibi davranamam, hayata devam etmem imkânsız. Şunu da fark ettim, yapabileceğim tek şey kendi bedenimi ortaya koymak, bu bağlamda düzenli olarak eylem yapmak ve tarihsel olarak son derece iyi bildiğimiz gibi, asilce, sivil itaatsizlik yapmaktı.

Sen de bilirsin; onlarca yıldır el aleme yalvarıp yakarıp, dilekçe imzalatmak, mektup yazmak, yürüyüşlere, protestolara katılmak gibi, demokrasinin tüm araçlarını kullandıktan sonra geriye tek bir adım kalıyor ve artık bu adımı atmak zorundasın: Şiddet içermeyen sivil itaatsizlik. Bu, olan bitene çok daha fazla dikkat etmeni gerektiriyor. Tarihte pek çok şeyi değiştirmiş- bunu ABD'deki sivil haklar hareketinden çok iyi biliyoruz. Hindistan'da Mahatma Gandhi çok uzun süren sivil itaatsizlik eylemleri ile ülkenin İngiltere'den bağımsızlığını elde etti. Ben de işte tam da bunu, yani sivil itaatsizlik yapmaya karar verdim. Bunun pek çok öncülü- başarılı olduğunu gösteren öncülü var.

En başta başarılı olup olmayacağını bilmiyordum, ama sanıyorum ki zaman tam da doğru zamandı; eylem de doğru eylem. Dünyanın her tarafından giderek daha çok sayıda insan sivil itaatsizlik yaparak gözaltı ve tutuklanma riskini alıyor, ki bunların çoğu daha önce hiç böyle bir şeyle karşılaşmamışlar. Ve bu insanı son derece dönüştürücü bir deneyim, çünkü benliğinizi ve bedeninizi, en derinde yatan değerlerinizle bütünleştirmiş oluyorsunuz. Sanki tamamlanmış ve güçlenmiş oluyorsunuz. Bunu görmek de çok güzel bir şey. Ve çekiş gücü müthiş; giderek daha çok insan geliyor. Ve sanıyorum ki biz de bunu artık ülke çapına yayacağız. Daha şimdiden kentlerde, kasabalarda pek çok kişi kendi Yangın Söndürme Tatbikatlı Cuma Günleri'ni başlatmak için bizden yardım istiyor, biz de bu isteği yerine getireceğiz.

AG: Çok uzun dönemli siyasi eylemci, feminist, iki Oscar ödüllü Jane Fonda, şimdi de Yangın Söndürme Tatbikatlı Cuma Günleri’ni başlatıyor. Aynı zamanda Lili Tomlin ile birlikte Netflix teki “Grace ve Frankie” dizisinde oynuyor.

İşte “Agnes of God” filminden Jane Fonda. Burası Democracy Now Radyosu! democracynow.org, savaş ve barış raporu. 82 yaşına yeni basan, Yangın Söndürme Tatbikatlı Cuma Günleri'ni başlatan Jane Fonda ile konuşmamız devam ediyor. Geçen cuma feminist ikon Gloria Steinem, Kuzey Carolina eyaletinde bazı insan haklarının kısıtlanmasına karşı İlkeli Pazartesiler (Moral Monday’s6) hareketini başlatan Rahip Dr. William Barber ve daha pek çok ünlü insanın katıldığı Yangın Söndürme Tatbikatlı Cuma Günleri. Jane'a, geçen cuma tutuklandığında Senato Hart Ofis Binası'nda ofisleri bulunan senatörlere nasıl bir mesaj yolladığını sordum.

JF: Geldiğimiz bu noktada mesajım iktidar güçlerinden çok halka. Yani harekete geçmesi gerekenlere. Herkese artık zamanın geldiğini anlatmalıyız. Bu dönemde biz hala canlı ve sağlıklı olanların sahip olduğu çok önemli bir ayrıcalık bu. Olabilecekler bize bağlı. Öyle bir dönem ki dünyanın gidişatında değişiklik yapmak bizim elimizde; önümüzdeki dönem kaç milyon insanın acı ve azap çekeceği, kaç kişinin öleceği hepsi bizim davranışlarımıza, nasıl hareket ettiğimize bağlı. Elimizde amma güç var! Ve bizler, dünyanın her bir ülkesinde hükümetlere ne yapmaları gerektiğini söyleyebilecek durumdayız ama bunun için hükümetleri zorlayacak çok çok büyük kalabalıklar gerekiyor. Her bir ülkede hükümetlere doğru adımları attırmak zorundayız. Hükümetleri bu doğru adımları atmaya zorlamalıyız. Eğer gelecek kasım ayında ABD seçimlerinde en iyi aday seçilse bile, doğru olanı adımları atması için ona baskı yapmamız şart.

Halen 500’ü aşkın çevre örgütü, gelecek hükümete bunun için bir çağrı yapmayı destekliyor. Daha ilk günden başlayarak, seçilecek kadın-erkek- her kim olursa olsun, ilk on günden itibaren on cesur adım atar, iklim krizi uyarısı yayınlar ve fosil yakıt artışını durdurur- çünkü istediğiniz kadar rüzgar değirmeni yapın durun, istediğiniz kadar güneş paneli üretin ve kurun; kaya çatlatmaya, dağları, toprağı kazıp kömür çıkarmaya, ya da petrol için kuyu açmaya devam ederseniz- yeni ve yenilenebilir enerji için yaptıklarınız yetmeyecek, hatta hiç bir faydası olmayacaktır. Diyorlar ki: “Kaya çatlatmaya devam etmek zorundayız çünkü bu, ulusal güvenliğimizi etkiliyor.” Yok yahu? Sahiden mi? O zaman niçin bu kadar çoğunu yurtdışına, dünyanın farklı ülkelerine ihraç ediyorlar? Halen doğalgaz ve petrol ihraç ediyoruz. Yeni başkan seçildiğinde bunların hepsi, daha ilk günden durdurulmalı ve fosil yakıtlardan yavaş yavaş vazgeçilmeli. Ve bir de şundan mutlaka emin olmalıyız, bundan etkilenecek tüm aileler, kişiler, topluluklar, işçiler, hepsi, hepsi, sendika istihdamı ile, eğitim ile, emeklilik ve işsizlik fonları ile korunmalı; aynen bugün, fosil yakıt endüstrilerinde çalışırken neler ile korunuyorlarsa, sürdürülebilir, yenilenebilir enerji sistemlerde de aynı şekilde korunmaları şart. Ta birinci günde ve bir başkan isterse bunu çok kolaylıkla yapabilir. Başkanlık emri ile ilk on günde neler yapılabiliyorsa, bunlar da aynı şekilde yapılabilir.

Sen, Kongre koridorlarındaki yetkililere “Ne diyorum” diye sormuştun. Hemen şimdi ne gerekiyorsa yapsınlar. Ta gelecek kasım ayına kadar beklememize gerek yok. Halen şu anda ülkenin eyaletlerinde, şehir, köy ve kasabalarında olup bitenler var, Seattle'da, Maine'de, New York'ta, Boulder'da çok şeyler oluyor. Hatta, Oakland Kaliforniya'da şimdiden yenilenebilir enerjiye geçiliyor. Yenilenebilir enerji demokratik bir kaynak, merkezi yok. İnsanlar, hayatlarında gereken değişimi şimdiden kendileri yapmaya, yavaş yavaş gerçekleştirmeye başladı bile. Olup bitenler çok, çok güzel.

Ve eğer hükümet de tüm gücü ile bu kişi ve grupların arkasında durursa, her şey gereken hızla gerçekleşebilir. Bilimciler bunun olabileceğini söylüyor. Hala azcık zamanımız var. On-on bir yılımız kalmış, ama değişim yapılabilir. Fosil yakıt endüstrisinin satın almış olduğu politikacılar bütün bunların makul olmadığını, fantezi olduğunu, hepimizi mahvedeceğini, bizi yok edeceğini söylüyorlarsa, cevabım şu: Geçmişte de 1930larda, en ağır depresyon zamanında da Franklin Delano Roosevelt'e, gerçekleştirmek istediği yeni ekonomik düzen nedeniyle önce “KOMÜNİST” sonra da “faşist” dediklerini, büyük bankaların, demiryollarının onu iktidardan atmaya çalıştıklarını hatırlayın. Ama o cesurca davrandı ve dediğini yaptı; yaptı, çünkü halkın çoğunluğunun istediği buydu. Sonra da insanlar fark etti ki yaptıkları kendilerine yararlı, işte o zaman Roosevelt başarılı oldu; çünkü başta, olup bitenlere, değişime kuşku ile bakanlar, yeni politikanın başarılı olduğunu görünce onu desteklemeye başladı. Yeni seçilen başkanın yapması gereken tam da bu işte.

Ama aynı zamanda insanların kendi yaşadıkları yerlerde, lokal olarak ve en önce de kendi karbon ayak izlerini azaltmaları için yüreklendiriyoruz, daha da önemlisi aynı şeyi kendi topluluklarında, köy, kasaba ve şehirlerinde gerçekleştirmeleri; çünkü bunu yapabiliriz. Gördüğün gibi işin ümit veren tarafı bu. Bilim insanları da bunu yapabileceğimizi söylüyor. Burada eksik olan siyasi irade; çünkü hükümetimiz, çok çok uzun zamandır, dünyanın diğer yerlerindeki pek çok hükümet gibi fosil yakıt endüstrisinin kölesi oldu.

Şu senin de katıldığın COP25, oradan hayırlı bir şey çıkmadı, maalesef ama olumlu tek bir şey vardı: İnsanlar ilk defa iklim felaketinin baş sorumlusu olarak fosil yakıt endüstrisine işaret etti. Şimdiye kadar herkes bundan kaçınıyordu. Dolayısı ile bu önemli bir adımdı.

AG: Bir de tabii olumlu olan, COP içinde değil, ama dışarıda ve konferans çevresinde gerçekleşenlerdi.

JF: Doğru, haklısın.

AG: Jane Fonda, sen Dikilen Kaya'ya da (Standing Rock7) da gittin.

Amerikan hükümeti ilk İlk Amerikalılar ile birlikte tüm ABD'den yeşil-çevreci ve insan hakları hareketinin karşı karşıya geldiği açmazda da oradaydın; durumu gördün. Daha da eskilere gidecek olursak, savaş karşıtı hareketinin bir parçası oldun, o zamanki kocan Tom Hayden ile beraber; hatta, ondan bir oğlun da var. Ekonomik Demokrasi Kampanyası’na da yardım ettin, bizzat para bile verdin. Sonra bir de Kaliforniya kampanyan var. Bunların yanı sıra vücut çalıştırma videoların pek çok insana, özellikle de toplumun tüm siyasi kesimlerinden her tür kadına, milyonlarca kadına ulaştı. Kara Panterler’e destek verdin. Kendilerini halen “İlk Amerikalılar” adını veren, geçmişte Kızılderili olarak bildiğimiz Yerli Amerikalı halklarının hak mücadelesine destek verdin. Onlarca yıl feminist hareket için çalıştın, Filistinlilerin haklarını destekledin ve hem Başkan Trump'ı, hem de Başkan Obama'yı yapmak istedikleri petrol boru hattı için eleştirdin. Ve şimdi de İsveçli 16 yaşındaki iklim aktivisti Greta Thunberg'den esinle yürüttüğün Yangın Söndürme Tatbikatı Cuma Günleri. Bunu anlatsana biraz, bu senin ilk gözaltına alınıp tutuklanışın değildi, ama bunu 140 kişi ile beraber yaptın ve beraber tutuklandınız. Son olarak geçen cuma tutuklandığında sanırım beşinci defaydı değil mi? Biraz oradaki sahneleri anlatsana.

JF: Geçen cuma iklim krizinin sağlık üzerindeki etkilerine odaklandık ama aynı zamanda benim yaş günümü bir parti ile kutladık. Bana sanki bu bir dönüm noktasıydı gibi geldi çünkü taşıdığımız kocaman “Yeşil Yeni Düzen’i Destekleyin” pankartının arkasında başka çok farklı ve genellikle iklim mücadelesi ile pek bilinmeyen taban hareketlerinden gelmiş olan insanlar da vardı- mesela Rahip William Barber8, Gloria Steinem (ABD'de feminist hareketin öncülerinden) Dolores Huerta9 (ABD'de feminist, işçi ve sivil haklar lideri. Halen 90 yaşında), Ai-jen Poo (ABD'deki emekçi önderlerden ve halen Ulusal Ev Çalışanları Birliği lideri) gibi insanlar- hepsi iklim krizine karşı için mücadelemizi desteklemek üzere bir araya gelmişti. Harika bir deneyimdi. Hep birlikte Hart Senato Ofis Binası'nın avlusunda toplanıp sivil itaatsizlik yaptık. Şarkımız için Rahip Barber öncülük yaptı. Neyse ki her bir araya gelişimizde “koromuzu” yönetecek güzel sesli birileri oluyor. Bu da çok önemli. Önceki haftalarda da oradaydı, ama o zaman sayılarımız çok çok daha azdı. Son sefer ise her türden insan ile beraberdik, genci-yaşlısı, beyazı-siyahı, Asyalısı-Latin Amerikalısı- neredeyse herkes oradaydı ve herkes hep beraber bir yandan şarkı söylüyor, ardından sohbet ediyordu. Öte yandan, Senato Ofis binasının balkonlarından kimisi sarkmış, bize destek olurken diğerleri, “Çak bir beşlik” yapıyor, kimisi de yumruklarını gösterip küfür ediyordu. Üstelik Hart Senato Ofis binasındaki ofislerden bazıları da pencerelerine Yangın Söndürme Tatbikatlı Cuma Günleri’nin afişlerini asmıştı. Çok çok güzeldi.

Ve sonra tutuklanarak bir otobüsle gözaltı merkezine götürüldük. Orası kocaman depo gibi bir yer. Önce Capitol Hill10 polis şubesinde küçük hücrelerdeydik, ama o kadar kalabalıktık ki, sonradan, bizi bahsettiğim depoya götürmek zorunda kaldılar, orada katlanabilir iskemleler vardı. Bir tarafta 20 kadar erkek, öbür tarafta bilemedim ama, çoğunluk kadın olmak üzere toplam 143 kişiydik. Ne ki yaş günüm olduğu için, ya da bir iki gün içinde Noel'i kutlayacağız diye polis bizi pek rahatsız etmedi ve depoda, ortalıkta gezinmemize izin verdi. Ve bir baktım grup grup kadınlar bir araya gelmiş, birbirleri ile konuşuyor, örgütleniyor ve paylaşımlarda bulunuyor.

Şu kadarını söyleyeyim: Şimdiye kadar bana yapılan yaş günü kutlamalarının en hoşu, en iyisi idi. O kadar çok iş yaptık ki inanılmaz... Her yerden çok çeşitli insan vardı ve nereden gelmiş olurlarsa olsunlar, hepsi, Yangın Söndürme Tatbikatlı Cuma Günleri’ni kendi yaşadıkları yerlerde devam ettirmek konusunda son derece kararlıydı. Aralarında Kern ilçesinden Dolores vardı, ki biliyorsunuz orada çok sayıda petrol kuyusu kazılıyor. Kaliforniya, aslında son derece çevreci bir eyalet ve pek çok hoş, ilerici şeyler oluyor, ama, petrol kuyusu kazmaktan ve doğalgaz için kaya çatlatmaktan vazgeçemedik, ne yazık ki. Bu sefer Kaliforniya'ya döndüğümde Yangın Söndürme Tatbikatlı Cuma Günleri'ne orada devam edeceğim ve vali, Gavin Newsom'a giderek petrol kuyusu kazmaktan ve kaya çatlatmaktan vazgeçmelerini talep edeceğim. Yani bıraksın da biz Kaliforniya'da gerçekten iklim önderleri olalım. Ama kuyulara, çatlatmaya devam eder, çıkardıklarımızı da ihraç edersek bunu gerçekleştiremeyiz. Anlayacağın şimdi ilk hedefimiz bu.

AG: Şimdi kısaca, Northwestern Üniversitesi'nde doktora adayı, 27 yaşındaki iklim aktivisti Isaac Larkin'e dönerek bir belediye sarayı toplantısında eski başkan yardımcısı, yeni başkan adayı Joe Biden'ı sorgulamasını dinletmek istiyorum.

ISAAC LARKIN: Şu meşhur “Fosil Yakıtlara Para Yok” andını imzaladığınızı biliyorum. Ama bu durumda bir soru sormam şart: Bu şirket ve tepelerindeki yöneticiler, insanlığa karşı bunca cürümden işlemiş iken ve siz, yarın, kampanyanız için bir fosil yakıt icracı yöneticisi, Andrew Goldman'ın11 misafirliğinde büyük paralar toplamayı umduğunuz bir toplantı yapacak iken, bu şirketleri ve yöneticilerini, edimlerinden dolayı nasıl sorumlu tutabileceğinizi öğrenebilir miyim?

JOE BIDEN: Bana onun fosil yakıt yöneticisi olmadığı söylendi. Hiç olmazsa karar veren bir yönetici değil. İşin özü de şu: Biz şimdi “Bu şirketlere ne yapmalıyız” diye konuşuyoruz. Geçmişte ve bugünlere gelen yolda ne yaptık. Örneğin, ben bu kirleten yöneticileri ve şirketleri yargılamamız gerektiğini söyledim hep. Ve bundan hiç geri adım atmadım.

AG: İşte Jane Fonda- bu CNN televizyon kanalının yaptığı bir iklim forumu idi- ve gençler başkan adaylarından sadece söz değil, hesap vermelerini istiyordu. Sence ümit buralarda mı?

JF: Kesinlikle evet. İşte yapılması gereken tam da bu. Ve bir de yaptığımız işlerde çok uyanık olmalıyız ve her yerde paranın nereden geldiğini öğrenmek zorundayız. Fosil yakıt paralarını- aslında şirket paralarını- mutlaka ve mutlaka siyasetten uzak tutmalıyız. Olması gereken tam da bu.

Siyaset alanında fosil yakıt endüstrisi ile ilişkisi olanlar konusunda çok endişeli olmalıyız. Bunu çok dert etmeliyiz. Demokrat Parti’nin adayı kim olursa olsun, ben öyle bir taban hareketi yaratmalıyım ki, adayı doğru olan politikaları uygulamaya mecbur etmeli. Ama aynı zamanda, o adayın her kim olması gerektiği büyük ölçüde fosil yakıt endüstrisi ile ilişkilerini tamamen kesmesine bağlı olmalı; çünkü aday, fosil yakıt endüstrisinden para, anlatı ve diğer ne tür yardım olursa olsun, kabul ettiği sürece, bağımsız olması imkânsız. Gaz endüstrisinden para alıyorsan, ister istemez onların söylemine katılacaksın- o gösterdiğin video klipinin bir başka noktasında Joe Biden şöyle diyordu: “Eh maalesef bu fosil yakıt işini hemen durduramayız”. Evet, belki hemen şu an durduramayız ama bu konuda daha fazla yatırım yapılmasına ve fosil yakıtların ihracatına son verebiliriz.

Belki Joe Biden şuna da inanıyor: Doğalgaz, fosil yakıtların en korkuncu da değil- kömür ile petrol arasında bir yerde- ondan sonra da yavaş yavaş yenilenebilir enerji kaynaklarına geçebiliriz. Ama bu yalan bir anlatı çünkü doğalgaz çevre açısından son derece zararlı. Metan örneğin, son derece tehlikeli bir gaz ve doğalgaz çıkarmak için kayaları çatlatırken çıkıyor- tabii suya, yeraltındaki su tabakalarına ne yaptığını, onları nasıl kirlettiğini hesaba katmazsak. Kayaların çatlatıldığı bölgelere yakın oturan insanlarda çok acayip yeni kanserler ortaya çıktı. Yani kaya çatlatma kötü. Kötü enerji kaynaklarından iyi enerji kaynaklarına geçişte bir köprü yok; olamaz. Bir de şöyle konuşan tipler var: “Ama ulusumuzun güvenliği için kaya çatlatmaya ihtiyacımız var, ulusal güvenlik için gerekli.” Hayır! Güvenilir enerji kaynaklarımız zaten var: Güneş ve rüzgâr enerjisi. Buradalar. Çok pahalı değiller. Çevreye zarar vermiyorlar. Ve şimdi mutlaka güneş ve rüzgâr enerjisine geçmeliyiz.

AG: İşte iki Oscar ödüllü, çok uzun zamandır siyasi eylemci ve Yangın Söndürme Tatbikatlı Cuma Günleri'nin kurucusu Jane Fonda. Halen, bahsettiği iklim felaketine karşı eylemleri ile eşzamanlı olarak, Lili Tomlin ile Netflix'teki “Grace ve Frankie” dizisinde oynuyor. Dizi sona yaklaşırken bir bakalım, iklim krizi bir yerinde ortaya çıkıverecek mi? Daha geçen hafta Jane Fonda 82. yaşına basarken Yangın Söndürme Tatbikatlı Cuma Günleri eylemi nedeniyle 140 kişi ile beraber tutuklanmıştı.

DİPNOTLAR

Hart Senato Ofis Binası - Hart Senate Office Building: Amerikan senatörlerinin ofislerinin içinde bulunduğu üç binanın en büyüğü: İnşaatı tamamlandıktan sonra Senato üyeleri buraya ilk defa 1982 de yerleşti.

2 Politico: Internette her gün yayınlanan Washington DC merkezli kendince eleştirel bir dergi.

3 COP25: Conference of The Parties (Bundan sonrakinin adı: COP26 ve Glaskow da yapılacak.) Taraflar arası konferans: İklim değişikliği ile mücadele amacıyla ülkelerin üzerinde anlaştığı Paris İklim Anlaşması'nın ne ölçüde uygulandığını denetlemek amacıyla düzenlenen uluslararası bir konferans.

4 Asperger sendromu: Sosyal etkileşim ve iletişim konusunda sorunlara yol açan gelişimsel bir rahatsızlık türü. Kısmen ebeveynlerden miras alındığı düşünülse de altında yatan genetik nedenler bilinmiyor ve çevresel faktörlerin de rahatsızlığa katkıda bulunduğu düşünülüyor

5 Big Sur: ABD' de Kaliforniya eyaletinin ortalarında, Pasifik Okyanusu'nda Santa Lucia dağlarının birden ortaya çıktığı olağanüstü bir doğa ve (maalesef) turistik alan

6 İlkeli Pazartesiler (Moral Mondays): 2013 Nisan ayında Kuzey Carolina eyaletinde, eyalet yönetimi ve valisi McCrory'nin seçilme hakları, toplumsal yardım programlarında kesintiler, vergi yasasında değişiklikler, Irksal Adalet Kanunu, Kürtaj Haklarının kısıtlanması, Ortak Alanlarda Mahremiyet Hakları ve Güvenlik bağlamında başlatılan ve tabandan örgütlenmiş halk hareketi

7 Dikilen Kaya (Standing Rock): ABD'nin Kuzey ve Güney Dakota eyaletlerinde İlk Amerikalılardan Lakota ve Dakotaların, yani büyük Sioux ulusunun yaşadığı bölge. Geçmişte ruhani liderleri Oturan Boğa (Sitting Bull) kıtaya yeni gelen Avrupalı yerleşimcilere topraklarını kiralamayı ve satmayı reddetmiş, 1877 yılındaki savaşta büyük başarı elde etmiş, ancak daha sonra yenilmiş ve 1890'da öldürülmüştü. 2016 yılından başlayarak Amerikan Hükümeti'nin bu özel topraklardan bir petrol boru hattı (#NoDAPL hashtag'i ile biliniyor) geçirmek istemesi üzerine, Missouri Nehri'ni kirleteceği gerekçesi ile Başkan Barack Obama döneminde hem Sioux hem de Amerikadaki çeşitli taban hareketleri buna karşı itiraz etti. Obama projeyi kısmen durdurdu ancak Başkan Trump 2017'de başkan olunca izinleri geri verdi..

8 Rahip William Barber: İlkeli Pazartesiler (Moral Mondays) adındaki taban hareketini başlatan Protestan kilisesi rahibi

9 Dolores Huerta: ABD'de feminist, işçi ve sivil haklar lideri. Halen 90 yaşında.

10 Capitol Hill: Washington DC deki tarihi ve önemli bir yerleşim alanı. Aynı zamanda Amerikan Kongresi'nin bulunduğu yer. Sözcük aynı zamanda Amerikan Kongresi için bir mecaz olarak da kullanılıyor.

11 Andrew Goldman: Houston (Teksas) merkezli doğal gazı sıvı hale dönüştüren Western LNG şirketinin kurucusu, Halen şirkette icracı bir görevi olmadığı belirtiliyor. Senatör olduğu dönemde Biden'a danışmanlık yapmıştı.