Gezegenin Geleceği: 29 Temmuz 2019

31 Temmuz 2019
Fotoğraf: DHA

Kirazlı-Balaban’da 26 Temmuz’da başlayan nöbet Kazdağları’ndaki maden faaliyetlerine son verilinceye kadar devam edecek.

29 Temmuz 2019 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Gezegenin Geleceği podcast servisi: iTunes / RSS

Bozcaada’da bu sene 6’ncısı düzenlenecek olan Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nin finalistleri belli oldu. Festival bu yıl 9-13 Ekim 2019 tarihlerinde düzenlenecek. Kurulduğu 2014 yılında International Green Film Network’e kabul edilen ve bu kuruluşun Türkiye’deki tek üyesi olan BIFED’de seçimler tamamlandı ve finale 17 film kaldı. Dünyanın dört bir yanından doğanın ve insanlığın ortak soru ve sorunlarını kendi dillerinde, kendi üsluplarıyla anlatan veya çözüm arayan her biri birbirinden etkileyici filmler 2019 yılında da Fethi Kayaalp büyük ödülü için Bozcaada’da yarışacak. Bu yılki filmlerin ana temaları her kıtada başta altın madeni olmak üzere maden ve taş ocaklarına direnen yerel halkın mücadeleleri, asbest ve petrolün yarattığı geri dönüşsüz sağlık problemleri ve kirlilik, mülteciler ve iklim göçü, suların absürd HES projelerine kurban ediliş öyküleri, gençlerin isyanı, iyi ve doğru tarımsal üretimin sürdürülemezliği ve kapitalizm karşısındaki onurlu yenilgisi, Mayorka ve Samotraki adalarının turizme taban tabana zıt yaklaşımları ve bunların sonuçları olarak dikkat çekiyor.

Muğla Çevre Platformu, Çevre Mühendisleri Odası, Avrupa Çevre ve Sağlık Birliği’nin desteğiyle Avrupa İklim Ağı, Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla raporunu yayımladı. Rapor, emeklilik yaşına yaklaştığı halde önce özelleştirilme süreçlerinden geçen, şimdi de kapasite artışı planlanan Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallarının yalnızca 2017 yılında, ABD doları üzerinden sabit fiyatlı elektrik alım garantisi kapsamında toplamda 1 milyar 105 milyon TL fayda sağladığını ortaya koydu. Bu üç santral Ocak 2018’de yürürlüğe giren kapasite mekanizmalarından ise yalnızca bir yıl içinde 187 milyon TL ödenek aldı. Üstelik bu yüklü destekler, santralların “öncelikli yatırımlar” kapsamında yararlandığı KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, yatırım yeri tahsisi, vergi indirimi ve faiz desteği gibi bölgesel teşvik kalemlerinin üstüne eklendi. Dahası, 2019 sonuna kadar çevre yatırımlarını tamamlayamazlarsa kapanma riskiyle karşı karşıya kalacak. Çalışmada, Yatağan ve Milas’ta linyit işletme ruhsatı alanlarının sınırları içinde kalan orman ekosistemlerinin tamamının maden ocakları açılarak tahrip edilmesi durumunda, biyokütle, toprak, ölü örtü ve ölü odun kaybına bağlı olarak 9 milyon ton karbondioksit eşdeğeri karbon yutak alanı kaybı oluşacağı belirtildi. Ayrıca “Yitirilecek karbon yutak potansiyeli sonucunda oluşacak toplam karbon kaybı, yılda 66 bin ton. 30 yıl boyunca madenciliğin devam etmesi durumunda toplamda 20 bin hektardan fazla orman alanı tahrip edilecek; bu da ilave olarak yaklaşık 2 milyon ton CO2 eşdeğeri kayba neden olacak” deniyor. Yenilenebilir enerji ve güneş elektriği çağında artık kömürün hiç yeri yok.

Kirazlı-Balaban’da 26 Temmuz’da başlayan nöbet Kazdağları’ndaki maden faaliyetlerine son verilinceye kadar devam edecek. ÇED olumlu kararına karşı açılan dava henüz sonuçlanmadan Çanakkale Valiliği İl Özel İdaresi tarafından verilen izinle sahada fiilen çalışmalarına başlayan madencilik şirketi, bölgede 195 binden fazla ağacı katletmişti. Ege ve Marmara Çevre Belediyeler Birliği temsilcilerinin ağaç katliamının yapıldığı, madencilik faaliyetinin yürütüldüğü alanda yapılan incelemenin ardından gerçekleştirilen basın açıklamasıyla firmanın yaşam alanlarına dönük bu saldırısına karşı alanı terk etmesi için üç gün süre vermişti. Süre sonunda firmanın alandan çekilmemesi üzerine Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi tarafından ‘su ve vicdan nöbeti’ kararı alındı. Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi’nden Pınar Bilir, bölgenin kendine ait bir ekosistemi olduğunu vurgulayarak, “Burayı korumak için herhangi bir evraka veya belgeye gerek yok. Burası doğal yaşamında zengin bir coğrafya, böyle bir coğrafyada böyle bir yatırım olamaz. Bu kabul edilebilir değil. Biz de hem burayı hem de hayatımızı korumak için nöbete başladık” ifadelerini kullandı. 

İklim krizi için bir an önce harekete geçmemiz gerektiğini ifade eden bir haberle devam ediyoruz. Bu hafta Avrupa’da hızla yayılan ve rekor üstüne rekor kıran sıcak hava dalgası pek çok ülkede 40 dereceyi aşan sıcaklıklara neden oldu. Diğer yandan Güney Asya ve Basra Körfezi gibi bölgelerde yaşayanlar şimdiden 54 dereceye varan sıcaklıklara katlanmak zorunda. Loughborough Üniversitesi’nden iklim bilimci Dr. Tom Matthews’ın The Conversation’daki haberine göre, vücudun tüm ısıl kabiliyetlerine göre bu bölgeler çok yakında yaşanamaz hale gelebilir. Hava sıcaklığı 35 dereceyi aştığında vücut, sıcaklığını güvenli bir seviyede tutmak için terlemeyi kullanıyor. Ancak “ıslak termometre” sıcaklığı 35 dereceye ulaştığında bu sistem artık işe yaramıyor. Bu, insan vücudunun kendisini birkaç saatten daha fazla hayatta kalmaya yetecek kadar soğutamayacağı anlamına geliyor. Dr. Matthews, “Isı dağıtımı olmazsa ne kadar su içtiğimizden, ne kadar gölge kovaladığımızdan ya da ne kadar dinlendiğimizden bağımsız olarak vücut sıcaklığımız yükselir” diye açıklıyor.  Dr. Matthews’a göre Dünya üzerindeki en yoğun nüfusa sahip alanlardan bazıları bu eşiği yüzyılın sonuna kadar geçebilir. Cehenneme hoşgeldiniz? Cehennemden çıkışın tek yolu ise tüketim ekonomisinin yerine türetim ekonomisini koymak.