Mark Rylance: BP ile bağlarından ötürü Royal Shakespeare Company'den istifa ediyorum

18 Temmuz 2019
Fotoğraf: Tristram Kenton/The Guardian

Dine inancını yitirmiş bir gençken, ahlaki yol gösterici olarak yüzümü Shakespeare’e döndüm. Royal Shakespeare Company’nin (RSC) çalışmaları bana ilham vermişti. RSC, Shakespeare’i mizah ve içgörüyle oynayan bilinçli sanatçıların oluşturduğu en esaslı kumpanyaydı. 

Topluluğa 20’li yaşlarımda katılacak, Hamlet ve Romeo’yu oynayacak ve eğitmenlerinden biri olacak kadar şanslıydım. RSC’yi RSC yapan binlerce sanatçı ve seyirciyle o zamandan beri bir ilişkimin olması bana mutluluk veriyor. Buna karşın bugün RSC’yle bağlarımı koparmam gerektiğini hissediyorum. Bu, RSC geçmişe kıyasla daha kötü bir tiyatro topluluğu olduğundan değil, kumpanyanın ilişkisini kesmek istemediği bir şirket yüzünden.

RSC’nin BP’yle ilk defa ortaklık kurduğu 2012’de, “BP aktivitelerinin yıkıcı gerçekliğini gizlesin diye RSC kendinin kullanılmasına izin veriyor” endişesini pek çok kişi gibi ben de dile getirdim. BP’nin, Shakespeare ve RSC’deki sanatçıların vicdanına sahip olduğu izlenimi vermek istediğini hissediyorduk.  Aynı zamanda “BP or not BP” isimli aktivist tiyatro topluluğu, sponsor firmayı protesto etmek amacıyla birçok Shakespeare sahnesini işgal etmeye başladı.

Bu eleştirinin ardından, RSC BP logolarını daha fazla oyuna koymaktan vazgeçti. Yine de ertesi yıl, BP 16-25 yaş grubu için beş sterlinlik biletlere sponsor olmaya başladı ve 2016`da RSC bu birlikteliğin 2022`ye kadar devam etmesi için bir kontrat imzaladı.

Sanat sponsorluğu ince bir iş. Birleşik Krallık`ta bilim, atletizm ve yaratıcı sanatlara desteğin artmasından başka bir şey istemem. Bu yüzden BP ile ilgili şüphelerim haksız mı diye anlamak için çevreci Jonathon Porritt ile buluştum. “BP’nin tuttuğu yolu radikal bir şekilde değiştirmesini sağlamak amacıyla on yıldan uzun süre firmanın üst düzey yöneticileriyle çalıştım,” dedi. “İnkâr edilemez şu kanıya vardığımda benim için iş bitti: BP iklim kriziyle mücadelede ne samimi ne de ciddi.” 

Sözlerini şöyle sürdürdü: “Diğer büyük petrol şirketleri ile beraber BP de iklim değişikliğinin doğasını 1980’lerin başlarından beri tamamen kavramak, buna karşın hissedarlarının kısa dönemli kârı için bu gerçeği küçümsemek ya da üzerini örtmekle suçlanıyor. Ne yazık ki mevcut yönetim de aynı döngüde saplanmış durumda - geçmişteki ve şimdiki kabahatlerini gizlemek için hayırseverliği kullanıyorlar."

Bu, 1980´lerin başlarındaydı! Şimdi ise 2019`dayız. Gezegenimizi şu anda ısıtan atmosferdeki sera gazlarının yarısı son 30 yılda salındı. BP iklim değişikliğine en çok katkısı olan gelmiş geçmiş tüm özel şirketler arasında üçüncü sırada. Görünen o ki gezegenimizi pişireceğimizi 30 yıl önceden biliyordu ve ardından ateşi yaktı.

Ayrıca bu sadece geçmişle değil, gelecekle de alakalı. İklim krizi şimdiden daha acil olamazdı ve bu durumla mücadele için iklim bilimciler bilinen fosil yakıt rezervlerinin büyük bölümünü yerin altında bırakmayı öneriyor. Lakin BP önümüzdeki 10 yılda yeni petrol çıkarımlarına 41 milyar sterlin yatırım yapmaya kararlı. Şimdiki reklam kampanyası şirketin ağırlıkla yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yaptığını öne sürüyor, lakin aslında sermaye yatırımlarının yüzde 97'si petrol ve gazda kalacak. 

BP aynı zamanda güçlü bir lobici. Yakın zamanda dünyada iklim değişikliğiyle mücadeleyi engelleyen şirketler listesinde başa geçti ve Arktik petrolüne erişim için Başkan Trump`a da başarılı şekilde lobi yaptı.

Ayrıca BP`nin RSC`ye aslında ne kadar verdiğini de merak ediyorum. Kuzey Denizi’nde faaliyet gösteren petrol şirketleri, ki BP bunların en büyüklerinden, milyarlarca sterlinlik vergi indirimi ve sübvansiyonlardan yararlanıyorlar, yani gerçek hayatta sponsorluklarla “geri verdiklerinden” çok daha fazlasını toplumun cüzdanından alıyorlar.

Bir eğitmen sanatçı olarak rolümün bu konuları kurumun içinde makul bir şekilde gündeme getirmek olduğunu düşündüğümden 2017`de RSC`nin senelik genel toplantısına bir soru önergesi sundum. Aylar sonra, BP`nin desteğinin değerlendirildiği söylendi ve şu açıklama yapıldı: “Biz olası bağışları üç prensibe göre değerlendiririz – RSC`nin hayırseverlik amaçlarını desteklemeliler, RSC`nin ahlakını yansıtmalılar ve RSC`nin sanatsal kararlarını etkilememeliler.” 

Açıklama şöyle devam etti: “RSC`nin değerli eğitmen sanatçılarını sürece nasıl daha fazla dahil edebileceğimiz konusundaki çalışmalar sürüyor, özel istişarelerle onların desteğine açığız.” O istişareyi iki yıl bekledim. Tek kelime duymadığım için, geçtiğimiz günlerde RSC`yi istifa etmem gerektiğini hissettiğim konusunda bilgilendirdim. Çünkü nasıl bir silah tüccarı, bir tütün satıcısı ya da yaşayanların veya daha doğmamışların hayatlarını isteyerek yok eden herhangi bir kişiyle ilişkilendirilmek istemiyorsam, BP ile de bir o kadar ilişkilendirilmek istemiyorum. Bence bunu William Shakespeare de istemezdi.

RSC`nin yanıtı ne mi oldu? “Planlı ve pragmatik” olmalıymışız. Gerçekte bu, RSC’nin BP markasını bir kuşak genç insana dayatmaya devam edeceği anlamına geliyor. Halbuki bu kuşak kalabalık okul boykotlarıyla yetişkinlere iklim kriziyle mücadeleyi artırmaları gerektiğini söylemişti. Herhalde RSC dünyayı öldüren şirketlerin değil, dünyayı değiştiren çocukların tarafında olmak istiyordur, değil mi?

Bunu öfkeyle ya da haklılığımı kanıtlamak amacıyla kaleme almıyorum. Bu krizde hepimiz beraberiz ve hepimiz değişmeliyiz. RSC`deki yenilikçi olmak isteyen seslere güç vermek ve değerli iş arkadaşlarımı da kendilerini ifade etmeye yüreklendirmek için istifa ediyorum.

RSC kültürel kurumların iklim krizi için eyleme geçme sorumluluğuyla alakalı olumlu bir duruş sergilemek açısından iyi bir konuma sahip. Bu durumu tamamen tersine çevirebilir ve gençlere beş sterlinlik ucuz biletlerden çok daha fazla değer verebilir. Kısa günün karı için bizi memnuniyetle yok edecek enerji tüccarlarına olan bağımlılığımız karşısında durabilmeleri için onlara Shakespeare`in desteğini verebilir.

Gerçeği çocuklar biliyorlar: amansız sevgi. Bağımlılık karşısında, amansız sevgi tek yol. Sanatsal bir müdahalenin zamanı geldi.

 

Çeviri: Zeynep Güzel

Çeviri Editörü: Selin Girit