İstanbul seçiminin ardından

06 Temmuz 2019
Fotoğraf: Reuters

Seçimde fark niye bu kadar büyüdü? Sonuçlar ne gösteriyor? Bugün neredeyiz, yarın nerede olabiliriz?  Açık Bilinç’te, tekrarlanan İstanbul BB seçiminin ardından Prof. Ersin Kalaycıoğlu ile bir değerlendirme.
 

Açık Bilinç podcast servisi: iTunes / RSS

(25 Haziran tarihinde Açık Gazete'de yayınlanmıştır.)

20 Mart'tan bu yana, yerel seçimler çerçevesinde, siyaset felsefesi ve seçmen psikolojisi konularında bir dizi program yaptık. 

Bu hafta, kesin sonuca ulaşan İstanbul BB seçiminin ardından son bir genel değerlendirmeyle, bu diziyi sonlandırıyoruz.

Önceki referanduma ve başkanlık seçimine oranla "yükte hafif" görülen, ama "pahada ağır" olduğunu kanıtlayan bu seçimin ardından sorulabilecek pek çok soru var: 

31 Mart'taki oy farkı, 23 Haziran'da neden bu kadar büyüdü? 

İktidarın bu açık yenilgisinin başka sonuçları olur mu?

Programda Prof. Ersin Kalaycıoğlu'nun yanıtlayacağı bu soruları, serinin önceki programları ve diğer konukların yorumları ışığında kısaca ele alalım.

— / —

İstanbul'a hakim olmanın tarih boyunca pek çok iktidar tarafından ekonomik ve siyasi ağırlığının yanı sıra, şehrin sınırlarını aşan (ve bugün için ulusal bir önem kazanan) bir hakimiyet sembolü olduğunu, geçen hafta Dr. Pınar Erkan’dan dinlemiştik.

— / —

Seçimin, meşruiyeti sorgulanacak şekilde tekrarlanması, şimdi iktidarın ciddi bir stratejik yanlışı olarak görülüyor. Bu adım niye atıldı?

İstanbul'a atfedilen büyük önemin yarattığı "Batık Bedel Sendromu" psikolojisi, bu soruyu cevaplayabilir.

— / —

Serinin önceki bir programında Anayasa hukukçusu ve tarihçisi Dr. Murat Sevinç, Türkiye seçmeninin, sandık başında fark yaratabilmeye verdiği önemin altını çizmişti: 

Tekrarlanan seçimde açılan büyük farkı açıklayacak olan unsurlardan birisi, bu olabilir.

Not. Murat Sevinç'in aynı konuda Diken haber sitesinde yazdığı ve geçen hafta yayımlanan yazısı, "Tarih bir kez daha tekerrür eder mi? Muhtemelen!": 

— / —

Bir başka önemli gelişme, 31 Mart'ta yaşanan ve 23 Haziran'da daha da gerçeklik kazanan, "iktidarın kazanamayacağı seçime zaten girmeyeceği"ne dair yanlış inancın kırılması oldu.

Bu konuyu gazeteci ve siyasi analist Kemal Can ile konuşmuştuk.

Not. Kemal Can aynı konuyu bu haftaki “5 Soru 10 Cevap: 23 Haziran’da ne oldu?” yayınında da ele almış.

— / —

"İktidarın kazanamayacağı seçime zaten girmeyeceği", kısmen geçmiş tecrübelerden kaynaklanan bir düşünce, ama kısmen de bir tür kadercilik, olağanüstü güç atfetme, ve öğrenilmiş çaresizlik psikolojisinden beslenen bir inanç. 

23 Haziran sonuçlarını, bu yaygın inancı boşa çıkartmış olması açısından da önemli buluyorum.

— / —

Bunların ötesinde cevap bekleyen başka önemli sorular da var. Örneğin, seçim "oyların çalınması" veya yolsuzluk nedeniyle tekrarlandıysa, aradaki fark nasıl 14 bin'den 800 bin'e çıkabildi?

23 Haziran, YSK'nın kararının halk nezdinde inandırıcı bulunmadığının açık bir göstergesi.

YSK gibi demokrasinin olmazsa olmazı kurumların meşruiyetinin sorgulanır hale geldiği bu süreçte, bugün neredeyiz?

Parlamenter demokrasinin bir restorasyon çabasıyla yeniden kurulması mümkün mü? Ülkemizi nasıl bir siyasi süreç bekliyor?

Bütün bunları Ersin Kalaycıoğlu hoca ile konuşacağız.

— / —

Bu haftaki programla, 2023'de ya da daha öncesinde yaşayacağımız bir sonraki seçim dönemine kadar, siyaset felsefesi ve psikolojisi serisini tamamlıyor ve güncel siyasete ara veriyoruz.

Haftaya, IstanbuLab ekibinin "Bilim, Teknoloji, Toplum" çalışmalarından söz edeceğiz.

Açık Bilinç'i Salı sabahları 9:30'da dinleyebilir, podcast arşivine ulaşabilirsiniz.