'15 Mart iklim grevi'ne doğru: Belçikalı iklim aktivistleriyle söyleşi

13 Mart 2019
Fotoğraf: CNN

Ocak ayı sonunda CAN Europe (İklim Ağı Hareketi) kuruluşunun Belçikalı iki sorumlusu ile Açık Gazete'de gençlik iklim adaleti hareketinin geçmişi, geleceği ve özellikle de 15 Mart’taki küresel iklim eylemi hakkında konuştuk.

Açık Gazete podcast servisi: iTunes / RSS

(13 Mart 2019 tarihinde Açık Gazete'de yayınlanmıştır.)

Ömer Madra: Merhaba. Ben Açık Radyo`dan Ömer Madra ve partnerim Can Tonbil. İkinizle de telefonla konuştuğumuz için çok mutluyuz. İkinizle de 15`er dakika mülakat yapmak isteriz eğer mümkünse. Zanna Vanrenterghem ile başlamak, ikinci kısımda da Wendel Trio ile konuşmak isteriz. Özellikle Belçika’da çok radikal bir şekilde başlayan, bütün Avrupa’ya yayılan ve umarız yakın zamanda bütün dünyaya yayılacak olan gençlerin protesto yürüyüşleri hakkında konuşmak çok isteriz. Sizin için de uygun mudur?

Wendel Trio: Tabii. Sadece, benim 25 dakika sonra bir başka toplantım var.

Ömer Madra: O zaman isterseniz sizinle başlayalım, sonrasında gidersiniz.

Wendel Trio: Bana uyar.

Ömer Madra: Eski dostumuz Gökçen size konuşacağımız konularla alakalı notlar vermiş olmalı, ben de bunları takip edeceğim. Aslında Belçika iklim bakanının istifası ile alakalı da soru sormak isterim. Dinleyicilerimiz için Türkçe bir giriş yaptıktan sonra başlarız.

Merhaba Wendel Trio. Bizimle mülakat yapmayı kabul ettiniz için teşekkür ederim. Öncelikle size şunu sormak isteriz: İklim hareketi her zaman büyük kuruluşlardan ve hareketlerden daha önce iklim yürüyüşleri organize etti. Bugünlerde ise bu iklim hareketlerin sıradan gençlere ve çok küçük yaştaki okul çocuklarına yayıldığını görüyoruz, onların geleneksel aktivist olmadığını da görüyoruz. Yine de sokağa çıkıp iklim hareketi talep etme ihtiyacını duyuyorlar ve baskı artıyor. İklim biliminin yapmamızı söyledikleri ile politikacıların yaptıkları ya da yapmadıkları arasındaki büyüyen farkı nasıl yorumluyorsunuz, ki bu fark vatandaşların, birçok genç bireyin, kendilerini harekete geçirmesine yol açtı.

Wendel Trio: Söylediğiniz gibi büyük bir fark var. Daha fazla insan da bu büyüyen farkın ve olası etkilerinin farkında. Birleşmiş Milletlerin bilimsel kanadı International Panel on Climate Change (IPCC) (uluslararası iklim değişikliği paneli) 1,5 derecelik küresel ısınma ile alakalı raporunu yayınladı. Bence bütün bu meseleler, geçen yaz tanıklık ettiğimiz etkiler genç insanların farkındalıklarını arttırmak da yardımcı oldu. Yaşananların onların geleceği ile alakalı olduğunu ve şimdiki daha yaşlı jenerasyonun onların geleceğini ciddiye almadığını gösterdi. Bütün bunlar insanların hareketlenmesine ve kendilerini dışa vurmalarına yol açtı. Hepsi, İsveç parlamentosu önünde grev yapmak isteyen İsveçli bir kızdan esinleniyor. Dünyanın her yerindeki gençler buna bakıp neler yapabileceklerini gördüler. Belçika'da da her şey bir araya geldi ve güçlü bir hareketi eyleme geçirdi. Bu, medyanın inanılmaz ölçüde ilgisini gördü ve büyümeye devam etti, önümüzdeki haftalarda ve aylarda da büyümeye devam edebilir.

Ömer Madra: Bu hareket aynı zamanda küreselleşiyor. Okul kırmalar dünya çapında en azından 270 şehre sıçradı; bunlara Avustralya, Birleşik Krallık, İsviçre, Almanya, Amerika, Kanada ve Japonya da dahil. Avustralya’daki binlerce öğrencinin yaptıklarını programımızda kapsamaya çalıştık. Ama buna geçmeden önce size Belçika Flaman Bölgesi Çevre Bakanı Joke Schauvliege`nin istifasını sormak isterim. Bu gençlerin arkasındaki karanlık güçler kim diye sorması neredeyse büyük bir skandala yol açtı. Bunun hakkında da konuşabilir misiniz?

Wendel Trio: Açıkça görülüyor ki Belçika’da böylesine güçlü bir hareketlenmenin olmasının en önemli sebeplerinden biri de hükümetin sağlam iklim politikaları öne sürmekte başarısız olması. Bunun nedenlerinden biri de Belçika’daki federal yapı. Enerji politikası federal hükümetin değil, yerel hükümetlerin sorumluluğunda; Flaman bölgesi, Wallon bölgesi ve Brüksel bölgesi ayrı karar alıyorlar. Bu da Belçika’da bir bakıma dört tane çevre ve enerji bakanı olmasına yol açıyor ve ilerleme olması için hepsinin onay vermesi gerekiyor. Süregelen sorunlardan biri bu.

İkinci olarak federal seviyede ya da Flaman bölgesindeki birçok siyasi parti çok tutucular, iklim değişikliği tartışmalarına katılmıyorlar ve ileri adım atmakta isteksizler. Bayan Schauvliege'in dahil olduğu parti de bunlardan biri. İklim hareketine destek vermesi ile ünlü bir parti değil.Bir açıdan bazı gösterilerde insanlar onun politikasını ve bireysel olarak onu sertçe eleştirmeye odaklandı. Bu onu çok üzdü ve o da çok aptalca ve anlaşılmaz bir hata yaptı. Çiftçilerden oluşan dinleyicilerin önünde, gençlerin yaptıkları gösterilerin yeşiller partisi ya da solcu partiler tarafından organize edildiğini ve bu gençlerin hangi amaç için toplandıklarını farkında olmadıklarını söyledi. Ayrıca söylemlerinin federal hükümetin istihbarat teşkilatı tarafından doğrulandığını da öne sürdü. Bu apaçık bir yalandı. İstihbarat servisi bunu hemen yalanladı ve ona böyle bir bilgilendirmede bulunduğunu reddetti.

Bu komplo teorisi gençlere yapılmış büyük bir hakaret olduğu gibi ve iklim değişikliği kaygılarının doğru olmadığını söylemek de büyük saçmalık. Söylemleri bir iklim aktivisti tarafından kaydedilmiş ve açıklamaları başta Flaman basınında olmak üzere bütün Belçika basınında ve parlamentosunda da büyük hüsrana yol açtı. Aslında kendisi istifa etmek istememişti ama partisi tarafından buna zorlandı. Mayıs ayındaki seçimlerden dolayı partisi endişeliydi. Gençlerin iklim tartışmasına olan güçlü bağlılığı göz önünde bulundurulduğunda, şimdi hareketsiz kalırlarsa ileride bir jenerasyon seçmeni toptan kaybedeceklerini düşündüler.

Bir bakıma bütün bu olay, bazı siyasi partiler ve iklim eylemcileri arasındaki uçurumun ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Belçika’da bazı partiler hala iklim değişikliğinin önemli bir konu olduğunu düşünmüyorlar. Onlar için bu, ikincil hatta üçüncül derecede önem taşıyan ve herkesin kaygılanmasını gerektirmeyen, öncelik arz etmeyen bir sorun. Bir tarafta bu tutucu politik partiler varken, diğer tarafta sokağa çıkmak isteyen, okul kırmak isteyen büyük bir kalabalık var. Bu olayla iki grup arasındaki fark açıkça sergilenmiş oldu.

Ömer Madra: Son olarak çok yakın gelecekle ile ilgi soru sormak isterim. Önümüzdeki Cuma dünyanın bazı yerlerinde iklim için gençlik isyanı olacak, bunlara İsviçre, Avustralya, Amerika, Hindistan hatta Türkiye, Almanya ve Kanada da dahil. Bundan sonraki önemli tarih ise 15 Mart 2019 Cuma, evrensel bir eylem planlanıyor. Bu iki eylemin nasıl ilerleyeceğini düşünüyorsunuz?

Wendel Trio: İsviçre, Avusturalya, Belçika gibi ülkelerde inanılmaz derecede olan hareketlenmenin birçok başka ülkede de tekrarlanmasını umuyoruz, tabi sadece batı Avrupa`da değil aynı zamanda Doğu Avrupa`da ve güneydeki ülkelerde de. Gelişmekte olan ülkelerdeki öğrenciler de kuzeydeki gençler ile aynı endişelere sahipler ve onların da iklim hareketlerini, endişelerini ifade edebilecekleri bir yol olarak görmelerinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Böylelikle bu hareketler iklim için küresel bir haykırışa dönebilir ve bu çok önemli. Söylediğim gibi mayıs ortasında Avrupa Parlamentosu seçimleri var. Bu seçimler için iklimin gündemde kalması çok önemli, böylelikle seçmenler bu seçimleri iklim değişikliği ile alakalı kaygılarını ifade edebilecekleri bir yol olarak görebilsinler.

Ömer Madra: Yani umutlusunuz. Peki, son bir soru. Liberation gazetesine verdiğiniz mülakatta bu eyleme katılan vatandaş gruplarının bütün sorunları çözmek zorunda ve niyetinde olmadığını, onların karınca yuvasına tekme atıp güç dengesini değiştirdiğini söylemişsiniz. Sonrasında ise şunu eklemişsiniz: Bundan sonra tepki verme ve harekete geçme sırası kuruluşlarda. Bu sözlerle ne demeye çalıştınız? Bunu nasıl yorumlamalıyız?

Wendel Trio: Doğrusu ben röportajı daha okumadım, nasıl yayınlandı bilmiyorum. Sonuç olarak değişimin yaşanması için karar verici makamların, siyasetçilerin kurallar koymaları; politikalar ve hedefler belirlemeleri gerektiği açık. Sokağa çıkan insanların kendilerinin ne yaptığı, nasıl bir katkıda bulundukları konusunda çok tartışma oluyor.

Bence inanışlarını kendi yaşam biçimlerine nasıl yansıtıyorlar diye sormak adil olurdu.

Sonunda ise iklim değişikliği sorunu ile nasıl başa çıkılacağı üstünde anlaşması gereken, siyasetçiler dünyası. Onlar uygun kurallar koymak zorundalar ki, değişim sağlanabilsin ve olması gereken hızda yaşansın. Ayrıca bu değişim adil bir şekilde yaşansın ki bütün insanlar bu değişimin bir parçası olsunlar ve kimse arkada kalmasın. Benim için bu çok kritik. İnsanlar tabii ki seslerini duyurmalılar ve baskı yapmalılar ama onlardan bu sorunu çözmelerini bekleyemeyiz. Şimdiki gibi bir siyasi düzene sahip oluşumuz da bu sebepten dolayı aslında!

Ömer Madra: Wendel Trio röportaj için çok teşekkür ederiz. Türkiye gençliği için özel bir mesajınız var mı?

Wendel Trio: Türkiye’nin gençleri için mesajım, dünyadaki diğer gençlerin yaptıklarını yapmaları, herkesin çıkarı ve geleceği için. Türk gençlerinin de bu harekete katılmasını ve iklim adaleti için yapılan genel çağrıya destek vermelerini umuyoruz.

Ömer Madra: Çok teşekkür ederiz.

Wendel Trio: Benim için bir zevkti.

***

Fotoğraf: Teen Vogue

Ömer Madra: Merhaba Zanna.

Zanna Vanrenterghem: Merhaba Ömer.

Ömer Madra: Yayınımıza katıldığın için çok teşekkür ederiz. Eylül ayında 'İklim için ayaklan' hareketi ile başlayan iklim yürüyüşleri hakkında soru sormak isteriz. Bu yürüyüşler Katowice`deki COP-24 zirvesine kadar devam etti ve Aralık’ın 2’sinde Belçika, tarihindeki en büyük iklim yürüyüşüne tanıklık etti. Bu yürüyüşler ivme kazanıp devam etti ve çok küçük okul çocukları ve liseliler tarafından devralındı ve geliştirildi. Ocak ayında okul kırmalar 3 bin 500 kişi ile başlamıştı, sonrasında 12 bin ve 35 bin oldu ve 70 bin kadar çıktı. Bu, Belçika’daki siyaseti nasıl etkiledi?

Zanna Vanrenterghem: Belçika`da çok ilginç bir zamandan geçiyoruz, bu kesin. Halkın örgütlenmesi siyasi tartışmaları birkaç açıdan etkiledi. Öncelikle iklim hareketi hakkındaki tartışmanın, medyanın her alanında çok kapsamlı bir şekilde ele alındığını görebiliriz hem yenilikçi hem de daha tutucu medya tarafından. Ne zaman bir şey olsa, medya bunu hemen yakalıyor. İklim hareketinin gazete manşetlerinde olmadığı bir gün dahi geçmedi, ki bunu görmek çok enteresan. Bu da tabi siyaseti etkiliyor. Siyasetçilerin sorumlu tutulduğunu görüyoruz. Çok ilginç bir örnek olarak, aralıktaki (claim the climate) iklim yürüyüşünden sadece iki gün sonra Belçika Avrupa Birliğinin enerji verimliliği ile ilgili olan mevzuatına karşı oy kullandı. Bu genellikle medyada hiç ilgi görmeyen bir olaydır ve çok az sayıda insan bununla alakalı bir şeyler okur. Bu sefer ise Belçika’nın iklim ve enerji ile ilgili tedbirlere karşı oy kullanması halk protestosuna sebep oldu. Birçok kişi, benim annem de dahil, çok sinirlendi ve bu durum öfkeye yol açtı. Böylelikle 25 000 kişilik halk hareketlenmesinin sürdürülebilir olduğunu gördük çünkü politikacıların hatalarını düzeltmek için hiçbir şey yapmadıklarını veya doğru olanı yapmaya çalışmadıklarını gördük. Şu anda şubatın başındayız ve ilk büyük yürüyüşün üstünden 2 ay geçti. Artık politikacıların hesap vermesi isteniyor ve yaptıkları her şey alenen detaylı inceleniyor. Bu da zaten bakanlarımızdan birinin kuyruklu yalan söylemesi yüzünden istifa etmek zorunda kalmasından belli oluyor.

Ayrıca Belçika’daki seçimlere beş ay var ama politikacılar iklimle ilgili bir duruş sergilemek durumundalar. Bu çok ilginç çünkü bizim politikacılarımız ve birçok siyasi partimiz iklim konusunu hiçbir zaman gündemlerinde tutmamışlardı. Şimdiyse bir anda bir duruş sergilemeliler ve duracakları köşeyi seçmeliler. Daha fazla nükleer enerji mi yoksa yenilenebilir enerji mi tercih edeceğiz seçmeliler. Bu tartışma onları bir anda harekete geçirdi ve bir tutum sergilemeye zorlanıyor, ki bu gerçekten çok ama çok enteresan. Bazı siyasetçiler çoktan seçim gündemlerini belirlediler ve iklimi en başa koydular, örneğin Flaman liberaller. Daha önce hiç yaşanmamış bir şey bu, tabi ki halk hareketlenmesine borçluyuz.

Aynı zamanda sivil toplum kuruluşları ve yürüyüşün örgütleyicileri olarak bizler artık politikacılarla direkt temasa geçebiliyoruz. Başbakan tarafından çok uzun bir konuşmaya ve takiben bir görüşmeye davet edildik. Genellikle sivil toplum kuruluşlarının siyasetçilere ulaşması zordur. Biz ise başbakan aracılığı ile direkt geçiş hakkı aldık, ki bu başbakanın kendisinin bizzat kaygılı olduğunu gösteriyor.

Ömer Madra: Yakın gelecekteki yeni yürüyüşler hakkında ne düşünüyorsun, özellikle 15 Şubat ve 15 Marttaki? Büyük olay olacaklarını düşünüyor musun?

Zanna Vanrenterghem: Büyük olay derken neyi kastediyorsun?

Ömer Madra: Dünyanın her yerinden birçok kişi katılır mı ve bütün ülkelerin hükümetlerini etkiler mi? Bu konuları merak ediyoruz.

Zanna Vanrenterghem: Aslında Belçika’da süreç başladı. 2. büyük yürüyüşümüz 2 hafta önce 27 ocaktaydı. Yürüyüş çok az kişi tarafından düzenlenmişti ve yürüyüşün çok az reklamı yapılmıştı ama bir anda bir sürü insan geldi ve 25 000 kişi sokaklardaydı. Bu kayda değer bir durum çünkü çok az organizasyon ve reklam yapılmıştı, ki Aralıktaki ilk yürüyüşün tersi bir durum. Bu hareketlerin sürdürülebilir olduğunu gösteriyor ve insanlar sokaklara çıkmaya devam edecekler. Fazlasıyla açığa çıkmamış potansiyel var. Belçika’da 10 milyon kişi var ve sadece 70 000 sokağa çıktı. Ben gençlerin ve öğrencilerin büyük bir rol oynadığına inanıyorum çünkü çok kısıtlı bir sürede hareketlenebildiler ve yüksek katılım sergilediler.

Şu anda Belçika’da yaklaşık 1 milyon çocuk okulda ve hepsi 15 martta öğretmenleri ile okul kırmayı planlıyorlar. Öğretmenler ve öğrenciler güçlerini birleştirdiler ve hep birlikte 15 martta okul kıracaklar. Bu da birçok insanın ortaya koyduğu başka bir önemli beyan olacak. Önümüzdeki haftalarda da pek çok hareketler olacak. 15 Mart ise büyük bir ivmelenme yaratacak. Bu iklim değişikliğini gündeme almaya katkı sağlayacak hem her ülke için hem de evrensel olarak. Şimdi gördüğümüz, Avrupalı politikacılar bile bu hareketlere bakıp, arkasında kimin olduğunu ve bütün bunların nerden geldiğini sorguluyorlar.

Ömer Madra: Karanlık bir komplo gibi!

Zanna Vanrenterghem: Bence fazlasıyla açığa çıkmamış potansiyel var ve harekete geçirilecek daha çok insan var. Bu zaman alacak ama bence bu hareket güçlenecek ve büyüyecek.

Ömer Madra: Yürüyüşlerde çok yaratıcı pankartlar vardı. Ben “Siz ödevinizi yaparsanız, ben de ödevimi yaparım” diye bir pankart gördüğümü hatırlıyorum. Harikaydı. Bir de “Dede, kardan adam neydi?” İkisi de üzücü ama bir o kadar yaratıcı. Böyle afişler her yerdeydi. Orada umut yeşermeye başlıyor. Sence de öyle değil mi?

Zanna Vanrenterghem: Kesinlikle katılıyorum. Aslında imkânı olanlara, gidip yürüyenleri izlemeyi öneririm, eğer istemiyorlarsa onlarla beraber yürümeleri gerekmez, sadece izlesinler yeter! Coşkuları sizi çok etkileyecek. Yaratıcılıkları hayal gücünün ötesinde.

Fotoğraf: Independent

25 bin genç ile birlikte iki hafta önceki büyük yürüyüşe katıldığımda çok duygulandım. Genelde kafamızda gençleri hep telefonlarıyla ilgilenen ve birbirleriyle konuşmayan, aktivizm sayılabilecek en ufak bir şey yapmayan bireyler olarak hayal ediyoruz ama çok kalabalık gruplar halinde dışarı çıkıyorlar ve inanılmaz yaratıcılıkta pankartlar taşıyorlar. Ertesi gün ise okula geri dönmeleri ve sonrasında daha uzun kalmaları gerekiyor çünkü her hafta saatlerce ders asmış oluyorlar. Bunu yapıyor olmaları, ki bazıları bunu ailelerinin ya da okullarının onayı olmadan yapıyor, gerçekten inanılmaz. Bu yürüyüşlerde telefonları ile oynamadıklarını ya da selfie filan çekmediklerini sadece kendileri olarak kaldıklarını görüyorsunuz. Bu inanılmaz! Bize umut, coşku ve bunu başarabilme inancı veriyorlar. Eğer güçlerimizi birleştirirsek ve politikacılara baskı uygularsak, yapabileceğimiz bu ve yapmamız gereken de bu.

Ömer Madra: Şunu da sormak isterim, 3 binden fazla Belçikalı bilim insanı, hareketi desteklemek amaçlı açık bir mektup imzaladılar. Okul çocuklarının haklı olduklarını söylediler “Bilim insanları olarak ve bilimsel kanıtlara dayanarak iklim aktivistlerinin haklı olduğunu bildiriyoruz” dediler! Bu çok önemli bir şey. Bildiğim kadarı ile böyle birşey daha önce hiç yaşanmamıştı.

Zanna Vanrenterghem: Burada gördüğümüz inanılmaz şeylerden biri de gençlerin coşkusu ile bilimin somut kanıtlarının güçlerini birleştirmiş olması. Bu başlıbaşına çok güçlü bir şey: Bir gencin sokağa çıkması, daha fazla iklim eylemi talep etmesi ve bunu destekleyenlerin de konuyu en iyi bilen, bu sorunu ortaya koyan insanlar olması.

İlginç olan başka bir şey ise şu: Politikacılar ve genel olarak insanlar, çocuklar okul kırmaya ilk başladıklarındaki şöyle tepkiler vermişlerdi: “Okulda kalıp kimya, fizik öğrenseniz; ödevlerinizi yapsanız ve profesör olsanız ve bilimle ilgilenmiş bireyler olsanız daha iyi olmaz mıydı?”

Gençlerin bazıları ise buna şöyle cevap verdiler: “Zaten fazlasıyla bilim insanı var, sorunun ne olduğunu anlamamız ve çözümler bulmamız için ayrıca bizim de bilim insanı olmamıza gerek yok. Bunu daha önce yapmış olan insanlar var zaten. Ne var ki, onların söyledikleri dinlenmiyor. İşte o yüzden biz bunu sokağa taşıyoruz ve okula gitmeyerek bir tavır ortaya koyuyoruz.” Bu son derece ilham verici bir tavır!

Ömer Madra: Evet, kesinlikle. Bu çok ilham verici röportaj için biz de sana çok teşekkür ederiz Zanna. Biz de dünyada neler olup bittiğini yakinen takip etmeye çalışıyoruz özellikle gençler arasında.

Zanna Vanrenterghem: Teşekkürler. Birçok Türkiyeli çocuğun da bu trene atlayacağını ve sokağa çıkmaya başlayacağını umuyorum. Bunun ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini de merakla bekliyorum.

Ömer Madra: Çok teşekkürler, hoşçakalın.

 

Çeviri: Zeynep Güzel