Açık Gazete: 29 Mayıs 2018: “Kurtar Çocuğu, Kap Vatandaşlığı”

29 Mayıs 2018

Çağın en önemli ve canyakıcı sorunu insan kaynaklı iklim yıkımı ise, ikincisi de –önemli ölçüde birincisine bağlı olan ve çözülmek şöyle dursun, gittikçe alevlenen– göçmen/mülteci meselesi. Fransa’nın başkenti Paris’te, cep telefonuyla yapılmış birkaç saniyelik bir amatör video çekimi medyada ve sosyal medyada. Modern insanın içinde yaşadığı sistemin çürümeye ve çözülmeye yüz tutmuşluğuna dair çok şey söylüyor.

29 Mayıs 2018 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Açık Gazete podcast servisi: iTunes / RSS

Çağın en önemli ve canyakıcı sorunu insan kaynaklı iklim yıkımı ise, ikincisi de –önemli ölçüde birincisine bağlı olan ve çözülmek şöyle dursun, gittikçe alevlenen– göçmen/mülteci meselesi.

Buna, aynı zamanda, modern insan toplumlarının topluca düşünüş, davranış tarzlarına, modern insanın içinde yaşadığı sistemin çürümeye ve çözülmeye yüz tutmuşluğuna ve bir de – belki  de en önemlisi olarak– , çöküşün eşiğindeki medeniyetin önündeki nadir çıkış yollarına, yani insanlığın karanlık geleceğini hafifçe yırtıp ona ışık tutacak bir ayna olarak da bakmak mümkün.

Fransa’nın başkenti Paris’te, cep telefonuyla yapılmış birkaç saniyelik bir amatör video çekimi yukarıda söylenenlerin hepsini aynı anda içeren bir kayıt var medyada ve sosyal medyada.

Buradan izleyebilirsiniz: https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-44277507

Kayıt, Fransa'nın başkenti Paris’in 18. bölgesinde toplu konut gibi kasvetli bir bir binanın 4. katındaki evinin balkonunun korkuluklarına tutunmuş sarkan ve saniyeler içinde düşüp ölmek üzere olduğu anlaşılan 4 yaşındaki bir çocuğu, saniyeler içinde binaya tırmanarak kurtaran siyah bir genç adamı gösteriyor. Malili göçmen Mamoudou Gassama, sosyal medyada kahraman ilan edilmiş.  Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Elysée Sarayı'nda bizzat tebrik ettiği Gassama'yı “fahri vatandaş” ilan etmiş.

 

22 yaşındaki göçmenin saniyeler içinde balkondan balkona atlayarak düşmek üzere olan çocuğu kurtardığı video, sosyal medyada binlerce kez paylaşılmış. Genç adamın lakabı da "Malili örümcek adam" oldu. Gösteri toplumu işte. Kendisine sinemada korku ve macera filmlerinde, TV dizilerinde ve reklamlarda gösterilen beyaz kahraman filmlerinde etkilenerek “örümcek adam” imajını layık görmüş. Daha doğrusu, bu lakabı yakıştıran, Paris’in ilk kadın Belediye Başkanı olan beyaz bir kadın, Anne Hidalgo. İşin ilginç yanı, Hidalgo’nun kendisi de bir göçmen –hem de önce siyasi, sonra ekonomik olarak iki kere göçmen- Endülüs kökenli bir İspanyol ailenin ferdi. Göçmenlik yetmemiş, daha doğrusu sonradan Batı medeniyetinin merkezlerinden birinde unutulmuş olacak ki, bayan Hidalgo, Malili 22 yaşındaki yeni göç etmiş delikanlıyı beyaz çizgi roman ve sonra da uzun metrajlı film kahramanı “örümcek adam”ı yakıştırıvermiş.

 

Ne bilsin? Afrikalı’nın, yüzbin yıl önce insanlığın iki ayağı üzerinde doğrulup ağaçlara tırmandığı ve oradan bütün dünyaya yayıldığı Savanlardan gelenlerin torunu olduğunu nereden bilsin genç ve başarılı liberal kadın politikacı? Afrika’daki dağ gorilleri gibi çevik ve güçlü diğer maymunlarla yarışan, daldan dala şimşek hızıyla seken ataları gibi birkaç saniye içinde dört katın balkonlarına tırmanıvermesini, ancak çizgi film kahramanı ile kıyaslıyabiliyor dünla.

 

Fransa Cumhurbaşkanı Macron da lacilerini çekip şık şıkırdım bir şekilde XIV. Louis’nin şaşaalı mekânı Elysée Sarayı'nın XV. Louis stili altın yaldızlı koltuklarında ağırladığı Gassama'ya cesaret madalyası verirken, eprimiş taşlanmış blucini, kenarları sarkan yarı buruşuk desenli gömleği içinde olanca doğallığı ile karşısında oturan genç adama “fahri vatandaşlık” yanı sıra Paris itfaiyesinde iş imkânı da sunmuş. Peki ama neden “fahri”? Neden ânında gerçek vatandaşlık değil? Kapı gibi Fransa vatandaşlığı? Bir mani mi var?

Koskoca Fransa Cumhurbaşkanı’nın bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile bir kahramana resmî vatandaşlık vermesi imkânsız mı? Bürokrasi mi engel? Yoksa, kötü örnek olmaktan mı korkuyor Fransa Cumhurbaşkanlık makamı? Sonra başka beyaz Fransız çocuklarının hayatını kurtaran başka kara derili eski sömürge insanları çıkarsa, onlara da hemen, bekletmeden vatandaşlık vermek zorunda kalır diye mi çekiniyor nedir?

 

Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo da 22 yaşındaki Gassama'yı arayıp cesaretinden ötürü tebrik ettiğini belirtmiş ve telefon görüşmesinde Gassama'nın kendisine nasıl Fransa'ya geldiğini anlattığını da aktarmış:

 

"Birkaç ay önce Mali'den Fransa'ya yeni bir hayat kurma umuduyla gelmiş. Ona, bu cesur davranışının tüm Paris halkına örnek teşkil edecek bir şey olduğunu söyledim. Fransa'ya yerleşme çabalarını sonuna kadar destekliyoruz."

 

Bayan Hidalgo, da bütün Paris –hatta bütün Fransa– halkına örnek olacak bu genç siyah adamın “çabalarına destek” olacağını vaad etmiş. Ne âlicenaplık!

 

Gassama’nın kendisi ise, savanlardaki dedelerinin ve nenelerinin alçakgönüllü sükûneti içinde şöyle özetleyivermiş olayı Le Parisien gazetesi muhabirlerine. Cumartesi günü yaşanan olay esnasında yoldan geçiyormuş. Bir binanın önünde birikmiş bir kalabalık görmüş. (Yoldan geçen öteki kalabalığın orada durup olayın seyrine baktığını, epey bir çığrıştığını, ama başka hiçbir şey yapmadığını, parmağını bile kıpırdat(a)madığını anlatmamış tabii. Bunları biz o kısa video filminden rahatça anlayabiliyoruz ama.)

 

"Çocuk olduğu için yardıma koştum. Tırmanıverdim. Çocuğu kurtarabildiğim için mutluyum" diyor. Hepsi bu kadar. Hepsi bu kadar basit işte.

 

Paris itfaiyesi olay yerine geldiğinde çocuk Malili delikanlı tarafından güvenli bir şekilde ailesine teslim edilmiş bile.

 

İtfaiye sözcüsü ise olayı bir şans-kader-kısmet hadisesi olarak yorumlamayı uygun görmüş: AFP'ye yaptığı açıklamada, "Fiziksel olarak bu şekilde binaya tırmanabilecek güçte birisinin orda olması büyük şans" demiş. Oradaki onca kalabalığın içinden bir kişinin bile o güçte ve –belki ondan çok daha önemlisi– o cesaret ve kararlılık ve empati gösterisine kalkışamamasındaki tuhaflık, itfaiye sözcüsünün aklına bile gelmemiş.

 

Balkondan sarkan 4 yaşındaki çocuğun anne ve babasının olay esnasında evde olmadığı da belirtiliyormuş. Polis, çocuğun babasının ifadesini almış. Annenin ise Cumartesi günü Paris dışında olduğu “tahmin ediliyor”muş!  4 yaşındaki çocuğun annesi Cumartesi tatili için şehir dışında. Baba şehir içinde, ama o da evde değil! O da kendine göre kısa-tatilde herhalde.

 

Kısa amatör videoda, 4. kat balkonundan ölümcül şekilde sarkan 4 yaşındaki veledin hemen yanıbaşında, anlamsız ve endişeli yüzlerle durmaktan başka hiçbir şey yapmayan genç sakallı adamla, genç kadının neden çocuğu tutup çekivermedikleri de anlaşılmıyor. Belki onlar ancak ekranlarla yaşayan bir neslin çocukları oldukları içindir, ve mouse ya da joystick olmadan bağımsız hareket etme yeteneğine sahip değillerdir, kim bilir?

 

Türkiye’de medyanın olaya yaklaşımı da hayranlık verici sayılabilirdi. Hürriyet gazetesi birinci ve son sayfasından haberi “fotoğraflı” olarak görmüş ve olayı hem “evde tek başına” filmi edasında, hem de “amiral gemisi”ne yakışır bir şekilde jeopolitik/jeostratejik bir  yorumla bir “fırsat penceresi” olyarak değerlendirmiş: “Çocuğu Kurtardı, vatandaşlığı Kaptı” diyor haber başlığında.  “Bul karayı al parayı” der gibi.

 

Öte yandan, diğer bazı Türkiye gazeteleri ve ajanslar da haberi kaçak göçmen, “yasa dışı göçmen” gibi nezih terimleri kullanarak vermekten kendilerini alamamışlar tabii, her zamanki gibi.

 

Malili olağanüstü gencin olağanüstü olağan hikâyesi şimdilik bu kadar. Yanı sıra, şu başlıklar da var: Avusturya göçmenlere yardım ödemelerini kesiyormuş. Macaristan, göçmenlerin AB ülkeleri arasında paylaştırılması teklifine tepki göstermiş. (Göçmen düşmanlığı aksı/ekseni üzerinde yeni bir Avusturya-Macaristan İmparatorluğu kurulması fikrine “sıcak bakan”lar var mıdır acaba?) İngiltere vizesini yenilemekte sorun yaşayan, Chelsea'nin Rus Yahudisi milyarder sahibi Roman Abramoviç'in İsrail vatandaşı olabilecek özellikleri taşıdığı açıklanmış. 51 yaşındaki Abramoviç, İsrail'e yerleşirse, 11,5 milyar dolarlık servetiyle bu ülkenin en zengin vatandaşı olacakmış. Sığınmacı krizinden en çok etkilenen Ege adalarından biri olan Midilli’de, Kürt ve Arap sığınmacılar arasında çıkan çatışma sonrasında yüzlerce sığınmacı ana kamp Moria’yı terk etmiş. Kürt medyasında 4 kişinin hayatını kaybettiği bilgisine yer verilirken; daha sonra adadaki kaynaklar ölen kimse olmadığını, 10 kişinin yaralandığını duyurmuş.

 

Ne diyelim? Bizi de Allah mı kurtarsın!

 

 

Vakanüvis ÖM