Faiz Neden, Enflasyon Sonuç mudur?

29 Mayıs 2018

Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Ünal Zenginobuz ile, iktisatta temel kavramlar, faiz-enflasyon-döviz kuru ilişkisi ve Türkiye'nin ekonomik panoraması hakkında konuştuk.

 

29 Mayıs 2018 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Açık Bilinç podcast servisi: iTunes / RSS

Cumhuriyet tarihimizin belki en önemli seçimlerine yaklaşırken, Açık Bilinç'te seçmen davranışının psikolojisi ve siyasi aidiyetin sosyolojisi gibi konuları ele alacağız.

Bu hafta seçim serisine, ülkemizin makro-ekonomik dengelerini inceleyerek giriş yapıyoruz.

"Dün açıklanan FED tutanaklarının ardından doların ateşi yakmaya devam ediyor. Dolar 2 TL oldu. Doların 2 lirayı da aşabileceği söyleniyor."  (Ağustos 2013) 

Bu haberin yayımlandığı tarihin üzerinden 5 yıl bile geçmemiş.

Bugünlerde dolar 4.5 liranın üzerinde seyrediyor. 

Ekonomide dengeler, hangi unsurlar arasındaki nedensel ilişkiler sonucu belirleniyor?

Faiz oranı, enflasyon, döviz kuru ... hangisi hangisinin nedeni, hangisi diğerlerinin belirlediği sonuç?

Marmara Üniversitesi öğretim üyeleri Işıl Akgül ve Selin Özdemir, "

Bugünlerde dolar 4.5 liranın üzerinde seyrediyor. 

Ekonomide dengeler, hangi unsurlar arasındaki nedensel ilişkiler sonucu belirleniyor?

Faiz oranı, enflasyon, döviz kuru ... hangisi hangisinin nedeni, hangisi diğerlerinin belirlediği sonuç?

 

— / —

Marmara Ü. öğretim üyeleri Işıl Akgül ve Selin Özdemir, "Enflasyon-Faiz Oranı ve Enflasyon-Döviz Kuru İkilemi" başlıklı makalede, şu 3 tezi inceliyorlar:

1. “Faiz, enflasyonun nedenidir.” 

2. “Enflasyon, faizin nedenidir.”

3. "Döviz kuru, enflasyonun nedenidir."

Hangisi doğru?

" başlıklı makalede, şu 3 tezi inceliyorlar:

1. “Faiz, enflasyonun nedenidir.” 

2. “Enflasyon, faizin nedenidir.”

3. "Döviz kuru, enflasyonun nedenidir."

Hangisi doğru?

Akgül ve Özdemir'in makalesinden anlıyoruz ki, Cumhurbaşkanı'nın ve iktidar yanlısı medyanın ısrarına karşın, doğru cevap [1. “Faiz, enflasyonun nedenidir.”] değil.

Türkiye'nin makro-ekonomik dengelerini anlamak için, çok daha derinlikli bir analize ihtiyaç var.

Akgül ve Özdemir, 2003-11 döneminde enflasyon ile faiz oranı arasında iki yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğunu, 2011 sonrası bu ilişkinin ortadan kalktığını öne sürüyorlar.

2008 sonrasındaysa, döviz kurundan enflasyona giden bir nedenselliğin ortaya çıktığını iddia ediyorlar.

Konuğumuz Prof. Zenginobuz'un altını çizdiği bir başka noktaysa, Türkiye gibi yurtdışı yatırımcı ve döviz girişine ihtiyaç duyan ekonomilerin, Kuzey Kore gibi kapalı ekonomilerde belki etkili olabilecek faiz-enflasyon belirlemesi yapma imkanı olmadığı.

Bu sebeplerle, özellikle yurtdışı medyasında, Türkiye'de Merkez Bankası'nın bağımsızlığı hakkındaki kuşkular ve yürütmenin ekonomik dengeleri faiz-enflasyon ilişkisine endekslenmiş sanması üzerinden, peş peşe pek çok olumsuz yazı çıkmakta.

Bir örnek: Geçen hafta Financial Times gazetesi, "Erdoğan'ın muhasara zihniyeti Türk lirasını uçurumun kenarına itiyor" cümlesini manşet yapmış: "Erdogan’s siege mentality pushes Turkish lira to the brink."

"Faiz-enflasyon ilişkisine inanmayan ülkeye neden yatırım yapayım."

York Üniversitesi'nden iktisatçı Gülçin Özkan, T24 haber sitesindeki yazısında bir yabancı yatırımcının böyle söylediğini aktarmış.

Faiz-enflasyon ilişkisinin yapısı ve genel olarak Türkiye'deki makro-ekonomik dengeler hakkında iktisatçı Mahfi Eğilmez'in de pek çok faydalı incelemesi var.

Türkiye gibi ülkelerde, makro-ekonomik dengeleri anlamak için faiz-enflasyon-döviz kuru üçlüsünün ötesine bakmak gerektiği, büyüme hızı, işsizlik oranı, rezervlerdeki değer tutarı, bütçe açığı ve borç oranı gibi pek çok faktörü bir arada göz önüne almak gerektiği, açık görünüyor.

Son olarak, ekonomik gidişatı yalnızca faiz-enflasyon ekseninde anlamaya çalışmak, katma değer üretemeyen ekonomileri borçlanma-faiz-enflasyon-borç yapılandırma-faiz sarmalına mahkum eden yapısal ve sistemik başka sorunların da ikinci planda kalmasına neden olduğunu unutmamak lazım.

 

 

Kategori: