Doğumgünü Çeşitlemeleri

23 Ocak 2018

Bu hafta Açık Bilinç'te doğumgününden yola çıkarak biraz olasılık kuramı, biraz astroloji, biraz da sosyal psikoloji konuştuk. Doğumgünü paradoksu nedir? Doğumgünümüz kişiliğimizle ilgili bir şey söylüyor mu? Aile içi doğum sıramızın hayatımızda belirleyici rolü var mı?  
 

23 Ocak 2018 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Açık Bilinç podcast servisi: iTunes / RSS

Geçen hafta, Stanford Hapishane Deneyi'nden, otorite, itaat, iktidar yapıları ve bireysel sorumluluk konularından söz etmiştik: Kötülük İçimizde mi? 

Bu vesileyle, yakında benzer konuları yeniden ele alacağımız ve nörobilimle hukuk alanlarının kesiştiği, çokdisiplinli yeni bir alan olan "nöro-hukuk" üzerine bir program yapacağımızı duyurmuş olalım. Detaylarını buradan paylaşacağız.

***

Bu hafta, doğumgünü teması üzerinden, biraz daha hafif konulardan söz edeceğiz. İlk bölümde, olasılık hesabında şaşırtıcı cevabı dolayısıyla paradoks olarak nitelenen "doğumgünü paradoksu"var. Paradoksun sorusu şu: Yaklaşık iki düzine insandan oluşan küçük bir grup içinde, iki kişinin aynı günde doğmuş olma olasılığı nedir?

Doğumgünü paradoksu üzerinde düşünmeye, önce daha büyük gruplarla başlayalım. Binlerce kişinin olduğu bir stadyumda, aynı günde doğmuş insanlar bulma olasılığı, %100'dür. Peki, doğumgünü aynı olan iki kişi bulmanın kesin olduğu en küçük, minimal grup kaç kişiden oluşur?

Bir yılda 365 gün var. 29 Şubat'ı da sayarsak, 366 gün. Bu demektir ki, küçük bir olasılık da olsa, 366 kişilik bir grupta her kişi ayrı bir günde doğmuş olabilir. Yani, 366 kişilik bir grup, doğumgünü aynı olan iki kişi içermeyi garantilemez.

Ama 366 kişilik bir gruba bir kişi daha eklediğinizde, bu kişinin doğumgününün gruptaki insanlardan biriyle zorunlu olarak aynı olacağı açık. Yani, 367 kişilik bir grupta mutlaka aynı doğumgününü paylaşan iki kişi olacaktır.
Şimdi, doğumgünü paradoksu sorusuna geliyoruz: En az kaç kişilik bir grupta, aynı doğumgününü paylaşan iki kişi olması olasılığı yarı yarıya, yani %50 olur?

Doğumgünü paradoksunun cevabı, ilk bakışta akla gelecek sayılardan çok daha küçük: Yalnızca 23 kişiden oluşan küçük bir grupta, aynı günde doğmuş iki kişi bulunma olasılığı, %50!

Gruptaki insan sayısı 23'ü geçtiğinde, grup içinde aynı gün doğmuş iki kişi bulunma ihtimali hızla artıyor ve insan sayısı 70'i bulduğunda, olasılık %100'e çok yaklaşıyor.

Olasılık kuramı, doğumgünü paradoksu gibi pek çok ilk bakışta akla yakın gelmeyen, ancak kanıtlandığında insanı ikna eden şaşırtıcı sonuç barındırıyor.

16. yüzyılda şans oyunlarının matematiksel formülasyonuyla ortaya çıkan ve daha sonraları Fermat ve Pascal gibi büyük matematikçiler tarafından geliştirilen Olasılık Kuramı üzerine, Matematik Serisi içinde özel bir program yapacağız.

Doğumgünü Paradoksu'nun ve benzer bir kaç şaşırtıcı sorunun açıklamasını, Olasılık Kuramı programına bırakarak, ikinci bölüme geçelim: Doğum günümüz (ya da yılımız, hatta saatimiz), kişiliğimiz ve geleceğimiz hakkında bir bilgi kaynağı olabilir mi?

Doğduğumuz andaki gök cisimlerinin birbirleriyle ilişkileri, bizim nasıl bir yaşam süreceğimizi, kişilik özelliklerimizi belirleyebilir mi? Gazetelerin astroloji köşeleri her gün bize sağlığımız, finansal durumumuz, aşk hayatımız konusunda gerçek bilgiler sunuyor olabilir mi?

Daha önce bir programımızda, Açık Bilim sitesi editörü ve "Astrolojinin Bilimle İmtihanı" kitabının yazarı Tevfik Uyar’la iki programlık bir seride, yıldızların bizlere ne söylemediğini ve söyleyemeyeceğini detaylıca ele almıştık.

Öte yandan, gök cisimleri arasındaki ilişkilerin, insanların kişilikleri veya gelecekleri konusunda gerçek bir bilgi kaynağı olmamaları, astrolojiyi göz ardı edilmesi gereken bir alan yapmıyor. Buradaki asıl ilginç sorular, astrolojinin iddialarından ziyade bizim astrolojiyle ilgili inançlarımız hakkında.

A.B.D.'de sirkleri büyük bir eğlence sektörüne dönüştüren 19. yüzyıl girişimcisi P. T. Barnum'un (Psikoloji literatüründe 'Barnum Etkisi' olarak bilinen) sloganında dediği gibi, astroloji metinlerinde "herkese uyacak bir şeyler" bulmak mümkün.

“Tipik bir X burcu" olduğumuza dair çok kuvvetli inançlarımızla ilgili detayları programa bırakıp, duyurunun üçüncü kısmındaki soruya geçeyim: Yıldızlar bir yana, aile içi sıralamasındaki yerimizin hayatımız üzerinde belirleyici bir etkisi var mı?

Ailenin tek çocuğu olmak, en büyük, ortanca, ya da en küçük çocuğu olmak, geleceğimiz üzerinde bir rol oynuyor mu?  Aile içi sıralamasında aynı yerdeki kişiler arasında ortaklıklar var mı?

Örneğin, 'tek çocuklar daha bağımsız kişiler olur', ya da 'ailenin en küçükleri maceraya daha düşkün olurlar' tarzı genellemelerin bilimsel bir yanı var mı?

Yüz yılı aşkındır pek çok bilimsel araştırmaya konu olmuş ve 60 binin üzerinde yayına dönüşmüş "aile içi sırasının hayatımıza etkisi" sorusunun, çok ilginçtir, genel kabul gören tezleri ya da kuramları yok.

Genel kabul gören tezler yok, fakat ortaya atılan pek çok iddia var. Örneğin, "Bireysel Psikoloji"nin öncülerinden Avusturya'lı psikoterapist Alfred Adler, aile içi sırasının bireyin hayatı üzerindeki etkilerini en çok araştırmış kuramcılardan.

Adler'ın "tahttan indirme" adını verdiği kuramına göre, ailenin ilk çocuğu, anne babasının birincil ilgi odağı olarak kimi avantajlarla büyür. Fakat kardeşlerin gelmesiyle "tahtından indirilir". 

Öte yandan, en küçük kardeşler, bir yandan abla ya da ağabeylerinin gölgelerinde kalsalar da,  öte yandan hayatlarında hiç "tahttan indirilmek" durumunda kalmadıklarından, bu da onlara özgü bir avantaj sağlar.

Aile içi sıralamasıyla ilgili nispeten yeni ve ilginç sonuçlardan birisi şu: Sıralamada aynı yerde bulunan kişiler, birbirleriyle daha iyi anlaşıyorlar ve daha uzun ömürlü arkadaşlık veya evlilik ilişkileri kuruyorlar.

Büyük ve çeşitlilik içeren gruplarla yapılan bu araştırmaya göre, en büyük çocuklar en büyük çocuklarla, ortancalar ortancalarla, en küçükler en küçüklerle, birbirlerini daha iyi anladıkları, daha uzun ömürlü romantik ilişkiler kurabiliyorlar. Bu konuda yapılmış bir araştırma okumak isterseniz tıklayın.

Bu haftanın "doğumgünü çeşitlemeleri" böyle. Gelecek hafta, 1 Aralık 2017'de A.B.D.'de hayata veda eden tarihçi Arif Dirlik'i anacağız ve eserlerinden söz edeceğiz.